Husilerin Marib'i hedef alması sonucu 17 kişi hayatını kaybederken, hükümet saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirdi

Saldırı, yerel ve uluslararası çevrelerde kınandı. İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Husi grubunu saldırıları durdurmaya çağırdı.

Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri (EPA)
Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri (EPA)
TT

Husilerin Marib'i hedef alması sonucu 17 kişi hayatını kaybederken, hükümet saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirdi

Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri (EPA)
Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri (EPA)

Yemen hükümeti, Cumartesi akşamı ülkenin doğusundaki Marib şehrinde bir akaryakıt istasyonunu balistik füze ile hedef alan Husilerin saldırısını savaş suçu olarak nitelendirerek, darbe grubunun projesini kökünden kazıma sözü verdi. Resmi kaynaklara göre saldırıda çocukların da bulunduğu 17 kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda yaralı kaydedildi.
İran destekli grup, hükümetin ülkenin kuzeyindeki en önemli kalesi olan petrol bölgesi Marib’i kontrol etmek için barış çabalarına ve savaşı durdurma girişimlerine aldırmadan aralıksız saldırılarını sürdürürken, grubun balistik füze ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) kullandığı saldırı, yerel ve uluslararası kınamaların yanı sıra hukuk camiasında da tepkilere neden oldu.
İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Michael Aron konuya ilişkin Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Husiler Marib'deki saldırılarını durdurmalı ve Birleşmiş Milletler (BM) ile ciddi şekilde ilişki kurmalı" dedi.
Aron açıklamasında, "Ülke çapında bir ateşkesi kabul etmek, bu tür trajik kayıpları önleyecek ve insani eyleme izin verecek" ifadesini kullandı.
 
Husiler, savaş alanında kazanımlar elde etmekte ısrar ediyor
Yemen hükümeti ve hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu tarafından savaş çabalarına getirilen kısıtlamaların kaldırılmasını şart koşan Husiler, ABD ve uluslararası destekli BM’nin planını reddederek savaş alanında kazanımlar elde etmekte ısrar ediyor.Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, son Husi saldırısını "terör suçu" olarak nitelendirdi. Husi milislerin işlediği önceki tüm savaş suçlarıyla birlikte bu suçların faillerinin cezasız kalmayacağını vurgulayarak, “Bu masumların kanı grubun yıkıcı projeleri kökünden kazılana kadar onlara musallat olacak" dedi.
Resmi kaynaklara göre Başbakan Abdülmelik, Marib Valisi Sultan el-Arade ile yaptığı telefon görüşmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Husi milisler her zamanki gibi Marib'i kontrol altına almak için sürdürdüğü askeri tırmanışının ve İran destekli planının başarısız olmasıyla birlikte sivilleri hedef almaya devam ediyor. Grubun uğradığı büyük insani ve maddi kayıplar, barışa yönelik her türlü eğilimi engellemeye çalışan bu suç çetelerinin kanlı yaklaşımını yansıtıyor.”
Yemen Başbakanı söz konusu Husi saldırısını ‘kanlı bir katliam’ olarak nitelendirdi. Ayrıca açıklamasında, “İran'ın gündemini ve dünyaya şantaj projesini uygulaması çerçevesinde terörist milisler tarafından barışı sağlamaya yönelik uluslararası çabalara karşı beklenen yanıt buydu” dedi. 
Abdulmelik ayrıca, BM’yi ve uluslararası toplumu, Husi milislerinin bu sessizlik ve uluslararası hoşgörüden yararlanarak sivillere ve yerinden edilmiş kişilere karşı günlük olarak işlemeye devam ettiği terör katliamları ve suçlarına karşı net bir pozisyon almaya çağırdı.
Yemen resmi ajansı SABA’ya göre Başbakan Abdulmelik, hükümetinin birinci önceliğinin darbecileri ortadan kaldırarak devleti yeniden kurana kadar, belirleyici olacak bu kader savaşında Ulusal Ordu’ya, direniş güçleri ve aşiret üyelerine, savaşın sonuna kadar tam destek sağlamak olduğunu vurguladı. 
Husiler Marib’in kuzeyindeki er-Ravda bölgesinde, onlarca aracın benzin almak için sırada beklediği akaryakıt istasyonuna balistik füze ile saldırdı. Resmi kaynaklar, çok sayıda aracın yandığı büyük bir yangına neden olan saldırıda ölenlerin cesetlerinin kömürleştiğini aktardı.
Milislerin Marib'e yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasından bu yana şehir yüzlerce kez balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alındı. ​​Yüzlerce sivilin ölümüne neden olan saldırılar, özellikle grubun kontrol alanlarından kaçan ve meşru hükümete göre sayıları iki milyonu geçen yüzlerce sığınmacıyı etkiledi.
 
Marib’deki yerel otorite, uluslararası tavır alınması çağrısında bulundu
Marib'deki yerel otorite, terörist Husi milislerinin sivillere ve yerinden edilmişlere karşı gerçekleştirdiği terörist katliamlara karşı uluslararası bir tavır alınması çağrısında bulundu. Ayrıca, bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ile aktif örgütlerin terör katliamını kınaması ve etkin önlem alarak üç milyon sakinin güvenliğini garanti altına alması talebinde bulundu.
Husilerin son saldırısı, Yemen Parlamentosu Başkanlık Komitesi ve Hukuk İşleri Bakanlığı tarafından ve birçok insan hakları örgütü tarafından kınanarak terörist saldırısı olarak nitelendirildi.
Yemen Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Husi milisler bu füzeyi, Ravda semtindeki bir benzin istasyonunu kasten hedef alarak sivillere en büyük zararı verecek şekilde fırlattı. Bu olay, dört Cenevre Sözleşmesi ve uluslararası insani hukuk tarafından öngörülen savaş suçlarından biri olduğu için cezasız bırakılmaması gereken ciddi bir suçtur" dedi.
Yemen Parlamentosu Başkanlık Komitesi ise saldırıyı kınayarak şunları kaydetti:
"Dünya bu çeteyi sorumlu tutmakta ve caydırmakta kararlı durmadıkça, bugün grubun Umman heyetinin barış çağrılarını kabul ettiğini belirterek Marib'e balistik füze ile saldırıp bu korkunç katliama yol açması gibi grubun saldırıları ve suçları artmaya devam edecek.”
Yemen Parlamentosu ayrıca, “Saldırı Husilerin barışı ve çözüm seçeneklerini reddettiği ve gösterilen tüm iyi çabaları ve savaşı durdurma çağrılarını göz ardı ettiklerini gösteriyor. Ayrıca saldırı, başta ABD olmak üzere uluslararası toplumun tüm uluslararası çabalarını baltalamaya yönelik ciddi bir tehdidi ifade ediyor” dedi.
Açıklamada, Umman’ın darbe grubunu BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in planına ikna etme çabalarının bir parçası olarak Cumartesi günü Sana'ya gelen Umman heyetine atıfta bulunularak, Husilerin Umman’ın aracılık ettiği görüşmelere karşı aldırmazlığına işaret edildi. 
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani de  Husilerin İran yapımı balistik füzeyle gerçekleştirdiği terör saldırısını en sert şekilde kınadı. Bakan İryani, Husi milislerin bir akaryakıt istasyonunu balistik füzeyle hedef aldığını, dakikalar sonra ise kurbanlara yardım etmek için yola çıkan 2 ambulansı SİHA ile vurduğunu söyledi.
İryani yaptığı resmi açıklamada, uluslararası toplumu, BM ve ABD elçilerini sessizliği bırakarak, savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil eden bu menfur suçu kınamaya, Husi milisleri uluslararası terör listelerine alma ve liderlerini savaş suçlusu olarak yargılamak için çalışmaya çağırdı.
 
Mısır hükümeti füze saldırısını “haince” diye nitelendirdi
Mısır hükümeti ise "haince" olarak nitelendirdiği füze saldırısını en sert ifadelerle kınadı. Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Mısır hükümetinin Yemen hükümetine, halkına ve bu menfur suçun kurbanlarının ailelerine en içten taziyelerini ve yaralılara acil şifalar dilediği aktarıldı.
Açıklamada Mısır hükümeti Yemen hükümetine desteğini yineleyerek, kapsamlı bir anlaşmaya varmak amacıyla Yemen'in ve halkının çıkarlarına öncelik vermeye çalışılırken bu menfur saldırıların durdurulması çağrısında bulundu. Ayrıca, masum Yemenlilerin kanını korumak ve Yemen'de uzun süredir devam eden insani krize son vermek için üzerinde anlaşmaya varılan uluslararası referanslara uygun bir siyasi çözüm çağrısı yaptı.
Arap Parlamentosu da Marib vilayetinde Husi milisleri tarafından işlenen “kanlı bir katliam” olarak nitelendirdiği olayı kınayarak, savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları temsil eden bu terör suçlarının zamanaşımına uğramadığını ve failleri için acilen uluslararası yargılanma gerektiren suçlar olduğunu vurguladı.
Bu saldırının Husi darbe milislerin Yemen halkının masum sivillerine yönelik özellikle Marib’de gerçekleştirdiği suçların ve terör saldırılarının bir uzantısı olduğunu vurgulayan Arap Parlamentosu, bunun sivillerin korunmasını garanti eden uluslararası insani hukuk başta olmak üzere tüm normların ve uluslararası yasaların ihlali olduğunu belirtti.
Arap Parlamentosu, uluslararası toplumu bu terör suçlarını durdurmak için acilen müdahale etmeye ve kararlı pozisyonlar almaya çağırarak, grubun saldırılarının krizi siyasi olarak çözmeye yönelik tüm bölgesel ve uluslararası çabaları baltalama konusundaki ısrarını ve bariz meydan okumasını yansıttığını ifade etti. Parlamento ayrıca, söz konusu suçlara ve terör eylemlerine karşı aldığı tüm önlemlerde Yemen hükümeti ile tam dayanışma ve desteğini vurguladı.
Öte yandan, Arap Parlamentosu Başkanı Adil bin Abdurrahman el-Usumi yaptığı açıklamada, Husi terörist milislerinin Suudi Arabistan'ın güneyindeki Hamis Muşayt bölgesini patlayıcı yüklü SİHA’larla hedef almaya yönelik şiddetli girişimlerini kınayarak, istikrarını, ulusal güvenliğini ve vatandaşlarının güvenliğini korumak için alacağı tüm önlemlerde Krallık’ın yanında durduğunu vurguladı.



Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
TT

Yemenli güvenlik güçleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakaladı

Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)
Taiz’deki güvenlik hizmetleri, WFP çalışanını öldürmekle suçlananları yakalamayı başardı (Twitter)

Yemen’de Taiz şehrindeki güvenlik güçleri, Dünya Gıda Programı (WFP) çalışanı Moayad Hamidi’ye yönelik suikastla doğrudan suçlananların yanı sıra saldırıdan sorumlu bir çetenin üyesi olan 10 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Motosikletli ve silahlı kimliği belirsiz iki kişi, dün öğle saatlerinde Turba bölgesindeki bir lokantada Hamidi’ye ateş açtı.

Hastaneye kaldırılan Hamidi tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Saldırıda, Yemenli bir başka vatandaş da yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, hükümet yetkilileriyle birlikte, saldırıyla ilgili uluslararası kuruluşlarla kapsamlı temaslar yürüttü.

Resmi kaynaklara göre, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Alimi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu olayın BM’nin çeşitli alanlardaki müdahalelerini ve Yemen halkına sağladığı yardım programlarını etkilemeyeceğini bildirdi.

Guterres ayrıca, BM’nin Yemen’de barış, güvenlik ve istikrarın tesisi için iyi niyetlerini sürdürme taahhüdünü teyit etti.

Radikal gruplar ve suç unsurlarının fidye için insani yardım çalışanlarını hedef aldığı veya bölgede faaliyet gösteren kuruluşlara baskı uyguladığı Yemen’de, yardım çalışanlarının kaçırılması büyük bir endişe kaynağı oldu.

Ülkedeki çatışma, ayrıca altyapıda ciddi hasara ve birçok alana erişimin kısıtlanmasına neden olarak, yardım çalışanlarının savunmasız nüfuslara ulaşmasını, temel malzeme ve hizmetleri sağlamasını zorlaştırdı.


Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
TT

Sana'da eğitim maliyeti dört katına çıktı

Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)
Yemenli öğretmenler Suudi Arabistan desteğiyle eğitim kursu veriyor. (UNICEF)

Yemenliler, Sana ve Husiler tarafından kontrol edilen diğer bölgelerde yeni eğitim yılını, okul ücretlerinin dört katına çıkması sonucu şokla karşıladı. Bu, aynı zamanda okullara vergi ve harçlar konulmasıyla aynı zamana denk geldi. Geçtiğimiz yıl dört milyondan fazla çocuk okula gidemezken bu sayının artmasından endişe ediliyor.

Husilerin kontrolündeki bölgelerde, dokuz yıldır maaşlarını alamayan 170 binden fazla öğretmen var. Eğitim sektörü çalışanları ve veliler, darbe hükümetinin Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi'nin kardeşi Yahya el-Husi tarafından yönetilen Eğitim Bakanlığı’nın, geçtiğimiz yıl öğrenci başına 4 dolar olan okul ücretlerini, ‘toplumsal katkı’ adı altında öğrenci başına 16 dolara çıkardığını söyledi.

Kaynaklara göre bu karar, eğitime erişemeyen ve okula gidemeyen çocukların sayısını artıracak. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre aileler bu koşullar altında söz konusu ücretleri, ders kitaplarını ve günlük masrafları karşılayamaz durumda.

Anayasa ihlali

Yemen anayasası, tüm eğitim aşamalarında ücretsiz eğitimi öngörüyor. Ancak, darbeci Husiler, 8 yıldır 170 binden fazla öğretmenin maaşını gasp etmesine rağmen, her öğrenci için öğrenim ücreti talep etmeye başladı. Ücretler öğretmenleri desteklemek bahanesiyle iki dolardan dört dolara ve ardından 16 dolara çıkarıldı.

XSCdwfvg
Yemen’de öğrenciler büyk zorluklarla mücadele ediyor. (UNICEF)

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklara göre bu paranın okullardaki Husi temsilcileri ve maaşlarına el konulmasını protesto etmek için çalışmaktan kaçınan öğretmenlerin yerine atanan kişilere harcanıyor.

Kaynaklar, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Husilerin öğrencilerin okul kitaplarını piyasalardan satın almasını zorunlu kıldığını aktardı. Husiler, okul kitaplarını basmak için kullanılan matbaaları, mezhepsel posterlerini, liderlerinin ve şehitlerinin resimlerini ve Eğitim Bakanlığı'nın liderliği için kâr amaçlı faaliyetler için tahsis etti. Ayrıca yaz aylarında düzenlenen mezhepsel kampları finanse ediyor.

Kaynaklara göre bu adım, her çocuğun ihtiyaç duyduğu miktarı ikiye katlayarak yaklaşık 32 dolara çıkarıyor. Bu da on binlerce çocuğun okula gitmeyen dört milyona katılacağı anlamına geliyor.

Vergiler ikiye katlandı

Husi liderliğinin tüm özel okullara mezhep müfettişleri atama ve onlara bu okulların gelirlerinden aylık maaş verme emriyle aynı zamana denk geldi. Sana'daki bu okullardan bazılarındaki personel, Şarku'l-Avsat'a milislerin bu okullardan topladıkları harçları her yıl iki katına çıkardıklarını söylediler. Bu, okul yönetimlerini milislerin ve delegelerinin artan taleplerini karşılamak için okul ücretlerini geçen yıla göre yüzde 36'ya kadar artırmaya sevk etti.

csdfveg
Husiler okullar aracılığıyla mezhep değişikliği için yoğun çaba harcıyor. (Twitter)

Eğitim kaynaklarına göre bu artış, mezhep seferberliğinden kurtulmak için çocuklarını özel okullara nakletmek zorunda kalan ailelerin sırtına ağır bir yük bindirecek.

Diğer yandan darbe hükümetinin Eğitim Bakanı, yardımcılarıyla bir araya geldi ve yeni eğitim yılının başlaması için hazırlıkları görüştü. Ancak tüm toplantı boyunca öğretmenlere ödenmeyen maaşları hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Ayrıca, Husiler tarafından üç yıl önce kurulan ve öğretmenlere her ay 50 dolarlık destek sağlamak için kurulan Eğitim Destek Fonunun finansmanının açıklanmasını da reddetti.

Eğitim sektöründe çalışan kaynaklar, Husilerin, tüm yerel ve ithal mallardan toplanan büyük miktarda parayı, darbe hükümetinin bakanlığın liderleri ve Husilerin mezhepsel eğitim ofisi olarak bilinen örgütün faaliyetlerini ve savaş cephelerine katılmak için gençleri ve çocukları askere alma sürecini finanse etmek için fon olarak ayırdığını doğruluyor.

xhyej6u
Eğitim Destek Fonu'nun fonları Husi grubunun üyelerine harcanıyor. (Husi Medyası)

Yemen'de eğitim ve öğretim sektöründe çalışan iki kaynak, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, bu fona toplanan paranın, Husilerin mezhepsel eğitim ofisini yöneten Ahmed Hamad tarafından kontrol edildiğini aktardı. Hamad, parayı öğrencilerin ve öğretmenlerin performansını izlemek ve okullarda mezhepsel faaliyetler yürütmek için kullanıyor. Husiler, genç yaştaki çocuklara mezhepsel fikirleri aşılayarak, kontrol ettikleri bölgelerde mezhepsel bir değişim yaratmaya çalışıyor.

Kaynaklar, bu fonun bir kısmının çocukların askere alınması, kamplarını ve mezhepsel içerikli kursları finanse etmek için kullanıldığını bildirdi. Söz konusu kurslar, Husilerin kontrolündeki bölgelerdeki tüm çalışanlar, öğretmenler ve üniversite profesörleri için zorunlu. Çalışanların işlerini sürdürmeleri için bu kurslara katılmaları gerekiyor ve bu kurslar, Husilere olan sadakatlerini değerlendirmek için bir standart olarak kullanılıyor.


Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen: Husiler arasında yolsuzluk iddiaları gündemde

BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)
BM, Husilerin Hudeyde limanına müdahalesini engelleyemedi (Şarku’l Avsat)

Yemen’de Husi liderler arasındaki mülk çekişmesi, bir grup yetkilinin 2019’da bir yakıt sevkiyatı yapılması planı çerçevesinde yaklaşık 58 milyon dolarlık bir yolsuzluk olayına karıştığını ortaya çıkardı. Ancak anlaşmadan doğrudan sorumlu olan Sana’daki petrol şirketinin müdürü başta olmak üzere, şu ana kadar olaya karışanlardan hesap sorulmadı.

Mesele, sükunetten önceki yıllara, petrol türevleri krizinin uydurulduğu ve Husi liderlerin petrol şirketi ve şubelerine atanan yetkililer, Hudeyde Limanı yönetimi ve Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde olduğu yıllara dayanıyor.

O dönemde akaryakıt sevkiyatı yapılarak sevkiyat, Hudeyde limanına getirildi ve bedeli ödendi. Ancak sevkiyat ortadan kayboldu ve akıbeti bilinmiyor. Bu suçlamanın sorumluları, karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Öyle ki içlerinden biri, petrol şirketinin Hudeyde’deki şubesini ve liman yönetimini, yükü boşaltmadan geminin hareket etmesine izin vermekle suçluyor. Diğerleri ise şirket yönetimini, sevkiyatın şirketin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan önce ödemeyi peşin yapmakla suçluyor.

Petrol sektöründe faaliyet gösteren kaynaklara göre o dönemde Husiler tarafından Sana’daki Yemen Petrol Şirketi’nin yönetici müdürü olarak atanan Ali et-Taifi, özel bir şirkete petrol sevkiyatı ithal etmesi için onay verdi. Şirket, sevkiyatı ithal etti ve gemi, boşaltılmak üzere Hudeyde limanına girdi.

Kaynaklar, ‘Ebu Mahfuz’ olarak bilinen, darbe yönetim kurulu ofisi müdürü Ahmed Hamed’in yardımcısı olarak kabul edilen bir kişinin, petrol şirketinin limandaki şubesinin tanklarına boşaltıldığından emin olmadan miktarı şirketin hesabına iade ettiğine dikkat çekti.

Anlatılan bu hikâyeye göre gemi yükünü boşaltmak yerine malları başka bir ülkeye satmak üzere limandan ayrıldı. Şirket ise ödemeyi gerçekleştirdi. Ancak kaynaklar, geminin yükünü boşaltmadan liman rıhtımından ayrılmasına nasıl izin verildiğine, petrol şirketinin şube müdürünün oynadığı role, akaryakıt depolarının sorumlularının ve sanık şirketin ödemeyi nasıl yaptığını açıklamadı.

Husiler olayın üstünü örtmeye çalışıyor

Kaynaklar, skandaldan bir yıl sonra milis liderliğinin, söz konusu mezhepçi kişiyi ‘kendisi veya Hudeyde şubesindeki yetkililer hakkında herhangi bir işlem yapmadan’ petrol şirketinin yönetiminden uzaklaştırdığını bildirdi.

Husi liderliğinde Muhammed el-Husi tarafından yönetilen diğer kanadının, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne olayı soruşturma talimatı verdiği ve otoritenin de davayı olaydan bir yıldan fazla bir süre sonra savcılığa havale ettiği ortaya çıktı. Savcılık ise dosyayı Ticaret Mahkemesi’ne havale etti. Ancak kaynaklara göre olaya karışanlar, darbeci hükümetteki Hukuk İşleri Bakanlığı yetkilileri de dahil olmak üzere üst düzey yetkililer olduğu için dava takip edilmedi.

Sendikacı Muhammed el-Hamzi, yaptığı açıklamada Abdullah ed-Dayaa, Abdulkerim eş-Şarabi ve Arif el-Masabi ile birlikte Yemen Petrol Şirketi Sendikası ve Birlikler Koordinasyon Konseyi adına bu davanın takipçilerinden biri olduğunu dile getirdi. Hamzi, özellikle bu dava olmak üzere yolsuzluk davalarını ve petrol türevleri ve ihale yolsuzluğu konusunu ifşa ettiği için hapse atıldı.

Hamzi, davada henüz ilerleme kaydedilmediğini, tüm faillerin parmaklıkların dışında olduğunu, davayı hareket ettirecek, miktarı devlet hazinesine iade edecek ve kasıtlı olarak takip etmeyi ihmal edenler de dahil olmak üzere suç ortaklarını cezalandıracak kimsenin olmadığını vurguladı.

Tanınmayan darbeci hükümette Hukuk İşleri Bakanı’nın gönderdiği bir belge, bu konunun en son iki yıl üç ay önce tartışıldığını gösteriyor. Öyle ki 21 Mart 2021’de milisler tarafından petrol şirketinin müdürü olarak atanan Ammar ed-Adrai’ye bir mektup göndererek, şirketin bu davayı Ticaret Mahkemesi’nde takip etmemesini eleştirdi.

Belgeye göre petrol şirketiyle ilgili önemli bir sorunun varlığına ilişkin olarak daha önce 31 Mayıs 2021’de de petrol şirketine hitap edilmişti. Sorun, sözde Genel Fonlar Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi’ne sevk edilen 57.8735 milyon doların yağmalandığı en büyük yolsuzluk davalarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak o tarihten bu yana petrol şirketi, davayı takip etmedi ve kararı temyize götürmedi. Bu durum ise halkın parasının yağmalanmasını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Ama konu hala gündeme gelmedi.

Şüpheli gelişmeler

Husilerin petrol sektöründeki yolsuzluğuyla bağlantılı olarak, şirketin Hudeyde vilayetindeki şubesinde çalışan kaynaklar, yolsuzluk nedeniyle görevden alınan müdür Yaser el-Vahidi’nin Ras İsa Petrol Limanı’ndaki yeni gelişmelerin uygulanmasını denetlemekle görevlendirildiğini ve milyonlar harcandığını ortaya koydu. Limandaki işçi ve çalışanların ise alacaklarını alamadıklarını belirten kaynaklar, Ebu Mahfuz ile olan ilişkisinden ve nüfuzundan yararlanarak yaptığı yolsuzluklara itiraz ettikten sonra yardımcısının tüm yetkilerinin elinden alındığını ifade etti.

Kaynaklar, milislerin birkaç hafta önce Ras Isa limanında demirlemiş olan harap Safer petrol tankeri kurtarma operasyonunun başlamasıyla bağlantılı olarak limanda geliştirmeler yaşanmaya başladığını belirtti. Ancak gelişmeler hakkında ayrıntıya yer vermedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, “Vahidi, oradaki işçilere Ras Isa limanının yanında ek bir petrol limanı inşa etme sürecinde olduğunu bildirdi. Amacın, örneğin hükümetin darbeden önce harap durumdaki Safer tankerine alternatif olarak üzerinde çalışmaya başladığı kara tanklarının yerine özel tankların yapılması gibi, limanda petrol türevleri ticaretini tekelleştiren bazı milis tüccarlara ayrıcalıklar vermek olacağından korkuluyor” ifadelerini kullandı.