Netanyahu, hükümetin kurulmasını engellemek için Kudüs’te olayların fitilini ateşlemekle suçlanıyor

ABD uyarılarda bulunurken İsrail'de bazı çevreler yerleşimcilerin yürüyüşünün iptal edilmesini talep ediyor.

Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)
Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)
TT

Netanyahu, hükümetin kurulmasını engellemek için Kudüs’te olayların fitilini ateşlemekle suçlanıyor

Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)
Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)

Filistin Yönetimi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu yeni bir İsrail hükümetinin kurulmasını engellemek için Kudüs'teki olayların fitilini ateşlemekle ve bölgede kaos yaratmaya çalışmakla suçladı. Filistin Yönetimi’nin Netanyahu’ya yönelik bu suçlaması, İsrailli bazı çevrelerin yaptığı ve Netanyahu’nun, yerleşimcilerin Perşembe günü Kudüs'te yapmayı planladıkları provokatif ‘bayrak yürüyüşünü’ muhalefet lideri Yair Lapid'in yeni bir koalisyon hükümeti kurarak Netanyahu dönemini sona erdirmesi sonrası yeni olayların fitilini ateşlemek istediği için kışkırttığına dair başka bir suçlama ile aynı zamana denk geldi.
Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Azzam el-Ahmed, Netanyahu hükümetinin, uluslararası arabulucuların durumu sakinleştirme konusundaki çabaları karşısında Kudüs’teki olayları karmaşıklaştırmaya ve gerilimin atırmaya çalıştığını söyledi. Ahmed, yerleşimcilerin Perşembe günü Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde bayrak yürüyüşü düzenlemeleri halinde yeni bir gerilimin patlak verebileceği konusunda uyardı.
Yerleşimciler, geçtiğimiz ayın 10’unda yapılan, İsrail'in Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’ne yönelik saldırıları ve Hamas’ın bu saldırılara karşılık olarak Gazze’den roketlerle İsrail bölgelerini bombalamasının ardından 11 gün süren bir savaşa yol açan provokatif yürüyüşü, Perşembe günü gerçekleştirmeyi planlıyorlar.
Filistinli yetkililer, bu yürüyüşün yansımaları konusunda uyararak son gerilimin patlak vermesinden önceki koşulları hatırlatan bir atmosferde Perşembe günü düzenlenmesi planlanan yürüyüşü engelleyebilecek herkesi harekete geçmeye çağırdı. Fetih Hareketi Merkez Komitesi, Kudüs’teki ve tüm Filistin topraklarındaki gerginlikten İsrail hükümetini sorumlu tuttu ve uluslararası toplumu, Netanyahu ve İsrail’in aşırı sağcı kanadını, tüm bölgede bir gerilimi yol açabilecek olan Kudüs'teki hamlelerini durdurmak için bir an önce müdahale etmeye çağırdı.
Filistin Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu İsrail'de bir değişim hükümetinin kurulmasını doğrudan engellemeye çalışmakla suçladı. Bakanlık açıklamasında “(Netanyahu) Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıları artarak sürdürmesinin yanı sıra Knessett’teki (İsrail parlamentosu) aşırı sağcı milletvekilleri (Itamar) Ben-Gvir ve (Bezalel) Smotrich’i provokasyon amaçlı bayrak yürüyüşünü düzenlemeye kışkırtarak, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki kuşatmayı sıkılaştırmaya devam ederek, çatışmanın son turunda edindiği deneyimi tekrarlayarak, Kudüs’teki olayların fitilini ateşleyerek ve son olarak aktivist Muna el-Kurd’un gözaltına alınması olmak üzere Şeyh Cerrah Mahallesindeki vatandaşlara, onlarla dayanışma içerisindeki eylemcilere ve gazetecilere yönelik baskıyı sürdürerek bölgeyi askeri kışlaya çevirdi” ifadeleri yer aldı.
Netanyahu’ya yönelik suçlamalar ve yeni gerilimlerin patlak vermesine ilişkin uyarılar sadece Filistin tarafından değil İsrail tarafından da yapılıyor. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz yürüyüşün düzenlenmesini kesin bir dille reddederken, İsrail güvenlik servislerindeki kaynaklar Pazar günü, İsrail polisinin izin vermesi halinde bayrak yürüyüşünün Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yeni bir gerilime yol açabileceği konusunda uyardı. Bu arada İsrail polisinin dün İç Güvenlik Servisini (Şin Bet), İsrail ordusu, Savunma Bakanlığı ve diğer güvenlik yetkililerinin katılımıyla yürüyüşün yapılıp yapılmamasına karar vermek için bir toplantı yaptığı tahmin ediliyor.
Ofisinden yapılan açıklamaya göre Gantz, yürüyüşün iptal edilmesi çağrısında bulundu. Gantz bu çağrıyı, Genelkurmay Başkanı, Emniyet Genel Müdürü, İsrail Hükümeti Hukuk Danışmanı ve diğer güvenlik teşkilatlarının  yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen görüşmelerin ardından yaptı. Açıklamada, “Bakan görüşmeler sırasındaki sözlerinin, bayrak yürüyüşünün özel bir güvenlik çabasına ihtiyaç duyduğundan ve kamu düzenine ve devam eden siyasi süreçlere zarar verebileceğinden ötürü Kudüs'te yapılmamasını talep ederek tamamladı” denildi.
Toplantılarda yer alan diğer isimler de Gantz’a katıldı. Sol eğilimli Meretz Partisi Milletvekili Esawi Frej, İsrail Emniyet Genel Müdürü Kobi Shabtai’ye yürüyüşün engellenmesi talebinde bulundu. Frej yaptığı açıklamada, Netanyahu ve müttefiklerine üstü kapalı olarak işaret ederek “Bu yürüyüş, belki de belirli partilerin siyasi çıkarlarının hizmet eden, bölgedeki şiddet ateşini yeniden alevlendirmeye çalışan bir provokasyondur” ifadelerini kullandı. Yesh Atid (Gelecek var) Partisi milletvekili Ram Ben-Barak ise Perşembe günü Kudüs'te yapılması planlanan bayrak yürüyüşünün, ‘bölgeyi yeniden alevlendirme ve hükümetin kurulmasını sabote etme girişimi’ olarak değerlendirdi. İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak da bayrak yürüyüşünün, bu hassas dönemde yapılmasının güvenliği bozma girişimi olduğunu söyledi.
İsrailliler, yürüyüşün Gazze ile yeni bir çatışmaya yol açabilecek büyük bir gerilime neden olmasından korkuyorlar.  Güvenlik servislerinden kaynaklar, İsrail ordusunun Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar'ın tehditlerini ‘ciddiye’ aldığını söylediler. Sinvar, eğer İsrail, Kudüs'ü, Kudüslüleri ve Mescid-i Aksa’yı yeniden hedef alırsa Hamas'ın yeni roketler göndermekten çekinmeyeceğini söyledi. Bu açıklama, İsrail güvenlik birimlerinde alarm durumuna geçilmesine neden oldu.
Öte yandan sadece Filistinli ve İsrailli yetkililer uyarılarda bulunmadılar. ABD de yürüyüşün yeni bir tırmanışa yol açacağı konusunda uyardı. İsrail basını, ABD’li yetkililerin Bakan Gantz ile yaptıkları görüşmelerde bu yöndeki endişelerini dile getirdiklerini aktardı. ABD tarafından İsrailli yetkililere gönderilen mesajlarda, Kudüs'teki olayların yeniden kışkırtılmasına karşı uyarıların yer aldığı ve arabuluculuk çabalarına kapsamlı ve uzun süreli bir ateşkese ulaşılması için bir şans verilmesinin istendiği belirtildi. İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesinin güvenlik servislerindeki kaynakların, yürüyüşe katılanların Kudüs'ün Eski Kent bölgesinde Müslümanların yaşadığı mahalleden çıkarılmasının doğru bir karar olacağını ve bugün (dün) bir rota değişikliğinin duyurulması gerektiğini söylediklerini aktardı.
Kaynaklara göre Gazze Şeridi'ndeki mevcut durum halen oldukça kırılgan. İsrailli bir güvenlik kaynağı, İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’na (KAN) verdiği demeçte, durumun halen son derece kırılgan olduğunu, tüm tarafların sahada her an bir gerilimin patlak vermesi olasılığının farkında olduğunu söyledi. Kaynak, “Konu Kudüs olduğunda, olağandışı herhangi bir olay bölgeyi yeniden alevlendirebilir, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde gerilimi tırmandırabilir. Bu nedenle siyasi müdahale olmaksızın sorumluluk ve gerekli kararlar alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İsrail ordusu ve Savunma Bakanı Gantz'ın tarafını tutuyor gibi görünen Şin Bet, Mısır’ın arabuluculuğun bir ateşkes anlaşmasına varmadan önce beklenen şiddet olayları konusunda uyarıda bulunuyor. Şin Bet’ten üst düzey yetkililer, Hamas Hareketi yönetiminin, Mısır'dan aldığı destek nedeniyle Gazze Şeridi çevresinde ortaya çıkan bölgesel bir değişime karşı dikkatli olmaları gerektiğini söylediler. Diğer yandan yürüyüşün yapılmasını destekleyen aşırı sağcılar, Gantz ve diğer yetkilileri korkmakla suçladı. Dini Siyonizm Partisi Başkanı ve Netanyahu’nun müttefiki Bezalel Smotrich, Gantz'ın ‘korkak’ olduğunu ve Hamas'tan korktuğunu söyledi.



ABD'de Cumhuriyetçiler ara seçimler öncesinde "triaj" modunda

2026 ara seçimlerine sadece haftalar kala Başkan Donald Trump'ın şimdiye kadarki en düşük onay oranını gören Cumhuriyetçilerin "triaj" modunda olduğu ve Demokratların Kongre'deki kazanımlarını sınırlamayı umdukları bildiriliyor (AFP)
2026 ara seçimlerine sadece haftalar kala Başkan Donald Trump'ın şimdiye kadarki en düşük onay oranını gören Cumhuriyetçilerin "triaj" modunda olduğu ve Demokratların Kongre'deki kazanımlarını sınırlamayı umdukları bildiriliyor (AFP)
TT

ABD'de Cumhuriyetçiler ara seçimler öncesinde "triaj" modunda

2026 ara seçimlerine sadece haftalar kala Başkan Donald Trump'ın şimdiye kadarki en düşük onay oranını gören Cumhuriyetçilerin "triaj" modunda olduğu ve Demokratların Kongre'deki kazanımlarını sınırlamayı umdukları bildiriliyor (AFP)
2026 ara seçimlerine sadece haftalar kala Başkan Donald Trump'ın şimdiye kadarki en düşük onay oranını gören Cumhuriyetçilerin "triaj" modunda olduğu ve Demokratların Kongre'deki kazanımlarını sınırlamayı umdukları bildiriliyor (AFP)

2026 ara seçimleri yaklaşırken Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçilerin "triaj moduna" geçtiği bildirildi.

CNN'in haberine göre, seçim dönemi yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump'ın onaylanma oranının istikrarlı olarak tarihin en düşük seviyelerinde seyretmesi, Cumhuriyetçilerde ara seçimlerdeki şanslarına dair endişe yarattı. Associated Press'in yaptığı son anketler, Trump'ın onaylanmama oranının yüzde 69 olduğunu gösteriyor.

Bunun sonucunda bazı Cumhuriyetçiler dikkatlerini Kongre'de güç kazanmaktan ziyade, kasımda görmeyi bekledikleri zararı en aza indirmeye çevirdi.

Habere göre sözkonusu "triaj modu" stratejisinin bir parçası olarak Cumhuriyetçiler, kazanılması zor görülen seçim yarışlarından maddi desteği çekiyor.

Vazgeçilmesi muhtemel görülen koltuklar arasında Iowa'da Temsilciler Meclisi Üyesi Mariannette Miller-Meeks ve New Jersey'de Tom Kean'in yarıştığı seçimlerin yanı sıra Nebraska'daki boş bir koltuğun da yer aldığı bildirildi.

CNN'in haberinden bir gün önce Semafor, Cumhuriyetçileri destekleyen Senato Liderlik Fonu'nun Kuzey Karolina'daki Cumhuriyetçi Senato adayı Michael Whatley için yürüttüğü 30 milyon dolarlık reklam kampanyasını durdurduğunu bildirdi. Habere göre kuruluş, bu parayı Kansas Senatörü Roger Marshall'ın yeniden seçilme kampanyasına aktarıyor.

CNN'e adını vermeden konuşan Cumhuriyetçi Parti liderlik danışmanına göre Cumhuriyetçiler ayrıca diğer kayıpları telafi etmeye yardımcı olabilecek şekilde hem Teksas hem de Florida'da sınırları yeniden çizilen seçim bölgelerine önemli miktarda fon aktarıyor.

Danışmanın, "Sonuçta, seçim bölgelerinin yeniden düzenlenmesi her iki durumda da kurtarıcı olabilir. Ya kayıpları en aza indirir ya da çoğunluğu elimizde tutmamızı sağlayan neden olur" dediği aktarıldı.

Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'deki liderlik kadrosunda hakim olan karamsar havaya rağmen, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Cumhuriyetçilerin Meclis'in kontrolünü koruyacağına "kesinlikle inanmaya devam ettiğini" söyledi.

CNN'e konuşan Cumhuriyetçiler ise aynı güveni sergilemedi. Kanalın muhabirleri Sarah Ferris ve David Wright'a, Demokratların olası çoğunluğunu en aza indirmeye odaklandığını belirtti. Birden fazla kaynak CNN'e, Demokratların üstünlüğünü 10 sandalye veya daha azıyla sınırlamayı umduklarını söyledi.

Habere göre, "Stratejilerinin artık Demokratları mümkün olan en küçük çoğunlukla sınırlamaya odaklandığını" belirttiler.

Trump bile ara seçimler öncesinde endişelerini dile getiriyor. Cumhuriyetçilerin ara seçimlerden zaferle çıkması halinde Amerikalılara 5 bin dolarlık çekler gönderme sözünü iki kez tekrarladı. Ancak Cumhuriyetçiler de dahil pek çok kişi, onun bu rüşvet vaadini gerçekten yerine getireceği konusunda şüpheci.

Perşembe günü Oklahoma'da düzenlenen mitingde Trump, kalabalığa Michigan, Teksas ve diğer yerlerdeki seçim yarışlarıyla ilgili endişe duyduğunu söyledi.

Trump konuşmasında, "Michigan için endişeliyiz. Teksas için endişeliyiz. Birkaç eyalet için endişeliyiz" dedi.

Endişesinin yaklaşık 35 veya 40 seçim yarışını kapsadığını ifade etti.

Trump, "Ancak bunu herkese duyurmalıyız çünkü o 35 yerde kazanmak zorundayız, belki de 40 yer, 40 yarış diyebilirsiniz" dedi.

Ortada çok sayıda, yüzlerce yarış var ama asıl mesele o 40 yarışta düğümleniyor.

Independent Türkçe


Beyaz Saray'ın "kamu spotları" tartışma yarattı: Tanrı Trump'ı yarattı

Trump'ın, askeri görüntülerin ve övgü dolu ifadelerin yer aldığı, vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen reklamlar ara seçimler öncesinde ülke genelinde yayımlanıyor. Reklamlar arasında "Tanrı Trump'ı yarattı" iddiasını taşıyanlar da var (Beyaz Saray)
Trump'ın, askeri görüntülerin ve övgü dolu ifadelerin yer aldığı, vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen reklamlar ara seçimler öncesinde ülke genelinde yayımlanıyor. Reklamlar arasında "Tanrı Trump'ı yarattı" iddiasını taşıyanlar da var (Beyaz Saray)
TT

Beyaz Saray'ın "kamu spotları" tartışma yarattı: Tanrı Trump'ı yarattı

Trump'ın, askeri görüntülerin ve övgü dolu ifadelerin yer aldığı, vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen reklamlar ara seçimler öncesinde ülke genelinde yayımlanıyor. Reklamlar arasında "Tanrı Trump'ı yarattı" iddiasını taşıyanlar da var (Beyaz Saray)
Trump'ın, askeri görüntülerin ve övgü dolu ifadelerin yer aldığı, vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen reklamlar ara seçimler öncesinde ülke genelinde yayımlanıyor. Reklamlar arasında "Tanrı Trump'ı yarattı" iddiasını taşıyanlar da var (Beyaz Saray)

ABD'de vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen, Başkan Donald Trump, savaş uçakları, askeri görüntüler ve övgü dolu ifadelerin yanı sıra "Tanrı Trump'ı yarattı" diye çarpıcı bir iddia içeren reklamlar yayımlanmaya başladı.

CNN, cuma günkü haberinde Trump yönetiminin "kamu spotu" diye nitelediği 13 reklamdan 12'sine ulaştığını bildirdi. Bu reklamlar, ağırlıklı olarak Trump'a ve icraatlarına odaklanan, devlet tarafından finanse edilen kampanyanın içeriğini ortaya koyuyor.

Sözkonusu tanıtım filmlerinde Trump, savaş uçakları ve başkanlık helikopteri Marine One'la birlikte görülüyor; İran'daki askeri hamleleri ve Venezuela lideri Nicolás Maduro'yu tutuklama girişimleri övülüyor; hatta Beyaz Saray bahçesinde ev sahipliği yaptığı UFC etkinliğine de yer veriliyor.

Süreleri 15 saniyeyle 3 dakika arasında değişen reklamlar, "ABD Hükümeti tarafından finanse edilmiştir" ibaresiyle sona eriyor. "Tanrı Trump'ı Yarattı" başlıklı reklam, geçen ay Dallas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi ara seçim kongresinde gösterilmişti.

Reklamda bir dış ses, "Derin devleti sarsacak kadar güçlü kollara sahip birine ihtiyacım var. İşte bu yüzden Tanrı Trump'ı yarattı" diyor.

CNN'in ulaştığı reklamlar arasında yer almayan ancak yönetimin kasımdaki ara seçimler öncesinde kampanyayı genişletmesiyle birlikte yayımlanan bir diğer tanıtım filminin başlığı ise "Son Savaş".

Kampanya, vergi mükelleflerinin parasının kullanımı ve Trump'ın reklamlardaki baskın rolü nedeniyle eleştirilerin odağında. Eleştirenler, reklamların devlet kaynaklarının kullanımına ilişkin federal yasaları ihlal edip etmediğini sorgularken, ara seçimlere sadece haftalar kala yayımlanmaları da zamanlamaya dair endişe yaratıyor.

Bildirildiğine göre Beyaz Saray, kampanya için İç Güvenlik Bakanlığı bütçesinden 20 milyon dolar ayırdı ve yayın süresi için şimdiden en az 2,5 milyon dolar harcandı. Gelecek haftalarda daha fazla reklamın yayımlanması bekleniyor.

Trump'ın kampanyada bizzat rol aldığı ve yayımlanacak devlet destekli reklamların bazılarını şahsen seçtiği belirtiliyor. Trump'ın Beyaz Saray'daki eski iletişim direktörü Mike Dubke de yönetimin, kanalın bu görüntüleri yayımlayacağını bilerek reklamları CNN'in erişimine açmış olabileceğini, böylece Trump'a fazladan televizyon görünürlüğü sağladığını öne sürdü.

Vergi mükelleflerinin parasının kullanılması, iki partiden de yasa yapıcıların eleştirilerine yol açtı.

Cumhuriyetçi Louisiana Senatörü John Kennedy, pazar günü CBS'in "Face the Nation with Margaret Brennan" programında şunları söyledi:

Başkan Trump, Kristi Noem veya John Kennedy dahil hiçbir kamu görevlisinin, kendi reklamını yapmak için kamu parasını harcaması gerektiğini düşünmüyorum.

Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi'nin kıdemli üyesi Demokrat Temsilci Jamie Raskin, sözkonusu reklamların "ağır suç teşkil eden bir hırsızlık ve devlet malının siyasi kampanya amacıyla kendi çıkarına kullanılması" olabileceğini ifade etti. Raskin'in iddia niteliğindeki bu açıklaması, kesinleşmiş bir hukuki tespiti yansıtmıyor.

Beyaz Saray kampanyayı savundu ve bu hafta The Independent'a yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Bu kamu spotları Amerikalılara ülkelerini sevmeyi ve onu yurtiçinde, sınırlarımızda ve yurtdışında savunmaya değer kılan şeylerin neler olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor.

Beyaz Saray ayrıca, "Reklam eğitici nitelikte ve açıkça vatansever bir duruş sergiliyor. Ülkemizle gurur duymalıyız" açıklamasında bulundu.

Independent Türkçe


Etiyopya hükümet güçleri Tigray'ın başkenti Mekele'nin kontrolünü yeniden ele geçirdi

Etiyopya hükümetine bağlı Tigray Barış Gücü (TPF) mensupları, federal Etiyopya güçleri ve müttefiklerinin Tigray bölgesinin başkenti Mekele'ye girmesiyle eş zamanlı olarak sokaklarda devriye gezerken bir kamyonetin yanında toplanıyor (AFP)
Etiyopya hükümetine bağlı Tigray Barış Gücü (TPF) mensupları, federal Etiyopya güçleri ve müttefiklerinin Tigray bölgesinin başkenti Mekele'ye girmesiyle eş zamanlı olarak sokaklarda devriye gezerken bir kamyonetin yanında toplanıyor (AFP)
TT

Etiyopya hükümet güçleri Tigray'ın başkenti Mekele'nin kontrolünü yeniden ele geçirdi

Etiyopya hükümetine bağlı Tigray Barış Gücü (TPF) mensupları, federal Etiyopya güçleri ve müttefiklerinin Tigray bölgesinin başkenti Mekele'ye girmesiyle eş zamanlı olarak sokaklarda devriye gezerken bir kamyonetin yanında toplanıyor (AFP)
Etiyopya hükümetine bağlı Tigray Barış Gücü (TPF) mensupları, federal Etiyopya güçleri ve müttefiklerinin Tigray bölgesinin başkenti Mekele'ye girmesiyle eş zamanlı olarak sokaklarda devriye gezerken bir kamyonetin yanında toplanıyor (AFP)

Reuters'a konuşan kaynaklar, bugün (pazar) Etiyopya hükümet güçleri ile hükümet yanlısı müttefik milislerin, kuzeydeki Tigray bölgesinin başkenti Mekele'nin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini bildirdi. Bu gelişme, kuzey bölgesini yöneten muhalif ittifak açısından büyük bir gerileme olarak değerlendiriliyor.

Muhalif ittifaka liderlik eden Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada başkentten çekildiğini duyurdu. Açıklamada, bölgesel hükümetin "geçici olarak Mekele'den taşınacağı ve başka bir yerden faaliyet göstereceği" belirtildi.

Hükümet yanlısı Tigray Barış Güçleri adlı milis grubuna yakın bir kaynak, milis güçlerinin dün (cumartesi) öğleden sonra Mekele kent merkezine girdiğini ve ardından Etiyopya ordusunun kente ulaştığını söyledi.

Bir yardım kuruluşu yetkilisi ile Mekele'de yaşayan bir kişi de kimliklerinin açıklanmaması koşuluyla kentin hükümet güçlerinin kontrolüne geçtiğini doğruladı. Etiyopya Başbakanlık Ofisi, Reuters'ın konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.

Washington'dan itidal çağrısı

Bu gelişmelerin ardından ABD, Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesindeki isyan nedeniyle komşu ülkeleri isyancıları desteklemekle suçladığı Afrika Boynuzu'nda itidal ve diyalog çağrısında bulundu. Eritre, Mısır, Somali liderleri ile Sudan ordusu komutanının gelişmelerin gölgesinde pazar günü Mısır'da bir araya gelmesi bekleniyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "Etiyopya ile Eritre arasındaki artan sınır gerilimleri tüm bölgeyi etkileyebilir. Afrika Boynuzu yeni bir askeri çatışmayı ve insani krizi kaldıramaz" ifadelerini kullandı.

Bakanlık açıklamasında ayrıca "Etiyopya ve Eritre'yi komşularının egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye, azami itidal sergilemeye ve diyaloğa dönmeye güçlü biçimde çağırıyoruz" denildi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ise bugün yaptığı açıklamada ülkesinin Afrika ülkelerinin iç işlerine yönelik her türlü dış müdahaleyi reddeden ve devletlerin egemenliğine, birlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini savunan tutumunu yineledi. Sisi, bu ilkelerin kıtanın istikrarı açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Sisi, Mısır'ın New Alamein kentinde düzenlenen Afrika Birliği ile bölgesel ekonomik toplulukların 8. Yıl Ortası Koordinasyon Toplantısı'nın açılış oturumunda yaptığı konuşmada, "Mısır, devletlerimiz arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı ve iyi komşuluk, diyalog ve istişare temelinde yürütülmesi gerektiğini; tek taraflı politikalar veya dar çıkarlar temelinde hareket edilmemesi gerektiğini teyit ediyor" dedi.

Etiyopya, Eritre, Mısır ve Sudan ordusunu Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ni desteklemekle suçluyor.

Buna karşılık Etiyopya da 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) desteklemekle suçlanıyor.

Etiyopya ile Mısır arasındaki ilişkiler, Addis Ababa'nın Nil Nehri üzerinde Nahda Barajı'nı inşa etmesi nedeniyle zaten gergin. Kahire ayrıca son aylarda Eritre ile ilişkilerini güçlendirdi.

Somali ise 1991'de bağımsızlığını ilan eden Somaliland ile Addis Ababa arasındaki yakınlaşmadan endişe duyuyor.

"Düşmanca eylemler ve şiddet" suçlaması

Etiyopya cuma günü Eritre'yi "düşmanca eylemler ve şiddet" gerçekleştirmekle suçladı. Addis Ababa, perşembe günü 10 Eritreli diplomatı sınır dışı etmiş ve Asmara'daki büyükelçiliğini kapatmıştı. Eritre ise buna karşılık "tüm diplomatik ilişkileri keseceğini" açıkladı.

Etiyopya ayrıca Mısırlı diplomat Ahmed Mahrem Ahmed'i istenmeyen kişi ilan ederek Addis Ababa'daki Mısır Büyükelçiliğine diplomata ülkeyi 48 saat içinde terk etmesi gerektiğini bildirdi. Etiyopya yönetimi bu kararın gerekçesini açıklamadı. Mısır da karşılıklılık ilkesi uyarınca Kahire'deki Etiyopyalı bir diplomatı istenmeyen kişi ilan ederek ülkeyi terk etmesi için 48 saat süre verdi.

Birkaç saat önce ise gözlemcilere göre insansız hava araçları tarafından gerçekleştirilen saldırılarda Addis Ababa'daki iki askeri tesis hedef alındı. Saldırılar, uzun bir aradan sonra başkentteki askeri hedeflere yönelik ilk saldırı oldu.

Etiyopya'nın kuzeyinde 23 Eylül'den bu yana Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin Afar ve Amhara bölgelerine yönelik saldırılarının ardından şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Gelişmeler, 2020-2022 yılları arasında ülkenin kuzeyinde yaşanan ve yaklaşık 600 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yıkıcı iç savaşın yeniden başlamasına ilişkin endişeleri artırdı.