Netanyahu, hükümetin kurulmasını engellemek için Kudüs’te olayların fitilini ateşlemekle suçlanıyor

ABD uyarılarda bulunurken İsrail'de bazı çevreler yerleşimcilerin yürüyüşünün iptal edilmesini talep ediyor.

Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)
Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)
TT

Netanyahu, hükümetin kurulmasını engellemek için Kudüs’te olayların fitilini ateşlemekle suçlanıyor

Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)
Şeyh Cerrah Mahallesi'nde evlerinin boşaltılması beklenenlerden bir olan Muhammed Sabbagh, İsrail güvenlik güçlerinin önünde dururken (AFP)

Filistin Yönetimi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu yeni bir İsrail hükümetinin kurulmasını engellemek için Kudüs'teki olayların fitilini ateşlemekle ve bölgede kaos yaratmaya çalışmakla suçladı. Filistin Yönetimi’nin Netanyahu’ya yönelik bu suçlaması, İsrailli bazı çevrelerin yaptığı ve Netanyahu’nun, yerleşimcilerin Perşembe günü Kudüs'te yapmayı planladıkları provokatif ‘bayrak yürüyüşünü’ muhalefet lideri Yair Lapid'in yeni bir koalisyon hükümeti kurarak Netanyahu dönemini sona erdirmesi sonrası yeni olayların fitilini ateşlemek istediği için kışkırttığına dair başka bir suçlama ile aynı zamana denk geldi.
Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Azzam el-Ahmed, Netanyahu hükümetinin, uluslararası arabulucuların durumu sakinleştirme konusundaki çabaları karşısında Kudüs’teki olayları karmaşıklaştırmaya ve gerilimin atırmaya çalıştığını söyledi. Ahmed, yerleşimcilerin Perşembe günü Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde bayrak yürüyüşü düzenlemeleri halinde yeni bir gerilimin patlak verebileceği konusunda uyardı.
Yerleşimciler, geçtiğimiz ayın 10’unda yapılan, İsrail'in Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah Mahallesi’ne yönelik saldırıları ve Hamas’ın bu saldırılara karşılık olarak Gazze’den roketlerle İsrail bölgelerini bombalamasının ardından 11 gün süren bir savaşa yol açan provokatif yürüyüşü, Perşembe günü gerçekleştirmeyi planlıyorlar.
Filistinli yetkililer, bu yürüyüşün yansımaları konusunda uyararak son gerilimin patlak vermesinden önceki koşulları hatırlatan bir atmosferde Perşembe günü düzenlenmesi planlanan yürüyüşü engelleyebilecek herkesi harekete geçmeye çağırdı. Fetih Hareketi Merkez Komitesi, Kudüs’teki ve tüm Filistin topraklarındaki gerginlikten İsrail hükümetini sorumlu tuttu ve uluslararası toplumu, Netanyahu ve İsrail’in aşırı sağcı kanadını, tüm bölgede bir gerilimi yol açabilecek olan Kudüs'teki hamlelerini durdurmak için bir an önce müdahale etmeye çağırdı.
Filistin Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu İsrail'de bir değişim hükümetinin kurulmasını doğrudan engellemeye çalışmakla suçladı. Bakanlık açıklamasında “(Netanyahu) Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıları artarak sürdürmesinin yanı sıra Knessett’teki (İsrail parlamentosu) aşırı sağcı milletvekilleri (Itamar) Ben-Gvir ve (Bezalel) Smotrich’i provokasyon amaçlı bayrak yürüyüşünü düzenlemeye kışkırtarak, Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki kuşatmayı sıkılaştırmaya devam ederek, çatışmanın son turunda edindiği deneyimi tekrarlayarak, Kudüs’teki olayların fitilini ateşleyerek ve son olarak aktivist Muna el-Kurd’un gözaltına alınması olmak üzere Şeyh Cerrah Mahallesindeki vatandaşlara, onlarla dayanışma içerisindeki eylemcilere ve gazetecilere yönelik baskıyı sürdürerek bölgeyi askeri kışlaya çevirdi” ifadeleri yer aldı.
Netanyahu’ya yönelik suçlamalar ve yeni gerilimlerin patlak vermesine ilişkin uyarılar sadece Filistin tarafından değil İsrail tarafından da yapılıyor. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz yürüyüşün düzenlenmesini kesin bir dille reddederken, İsrail güvenlik servislerindeki kaynaklar Pazar günü, İsrail polisinin izin vermesi halinde bayrak yürüyüşünün Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yeni bir gerilime yol açabileceği konusunda uyardı. Bu arada İsrail polisinin dün İç Güvenlik Servisini (Şin Bet), İsrail ordusu, Savunma Bakanlığı ve diğer güvenlik yetkililerinin katılımıyla yürüyüşün yapılıp yapılmamasına karar vermek için bir toplantı yaptığı tahmin ediliyor.
Ofisinden yapılan açıklamaya göre Gantz, yürüyüşün iptal edilmesi çağrısında bulundu. Gantz bu çağrıyı, Genelkurmay Başkanı, Emniyet Genel Müdürü, İsrail Hükümeti Hukuk Danışmanı ve diğer güvenlik teşkilatlarının  yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen görüşmelerin ardından yaptı. Açıklamada, “Bakan görüşmeler sırasındaki sözlerinin, bayrak yürüyüşünün özel bir güvenlik çabasına ihtiyaç duyduğundan ve kamu düzenine ve devam eden siyasi süreçlere zarar verebileceğinden ötürü Kudüs'te yapılmamasını talep ederek tamamladı” denildi.
Toplantılarda yer alan diğer isimler de Gantz’a katıldı. Sol eğilimli Meretz Partisi Milletvekili Esawi Frej, İsrail Emniyet Genel Müdürü Kobi Shabtai’ye yürüyüşün engellenmesi talebinde bulundu. Frej yaptığı açıklamada, Netanyahu ve müttefiklerine üstü kapalı olarak işaret ederek “Bu yürüyüş, belki de belirli partilerin siyasi çıkarlarının hizmet eden, bölgedeki şiddet ateşini yeniden alevlendirmeye çalışan bir provokasyondur” ifadelerini kullandı. Yesh Atid (Gelecek var) Partisi milletvekili Ram Ben-Barak ise Perşembe günü Kudüs'te yapılması planlanan bayrak yürüyüşünün, ‘bölgeyi yeniden alevlendirme ve hükümetin kurulmasını sabote etme girişimi’ olarak değerlendirdi. İsrail’in eski Başbakanı Ehud Barak da bayrak yürüyüşünün, bu hassas dönemde yapılmasının güvenliği bozma girişimi olduğunu söyledi.
İsrailliler, yürüyüşün Gazze ile yeni bir çatışmaya yol açabilecek büyük bir gerilime neden olmasından korkuyorlar.  Güvenlik servislerinden kaynaklar, İsrail ordusunun Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar'ın tehditlerini ‘ciddiye’ aldığını söylediler. Sinvar, eğer İsrail, Kudüs'ü, Kudüslüleri ve Mescid-i Aksa’yı yeniden hedef alırsa Hamas'ın yeni roketler göndermekten çekinmeyeceğini söyledi. Bu açıklama, İsrail güvenlik birimlerinde alarm durumuna geçilmesine neden oldu.
Öte yandan sadece Filistinli ve İsrailli yetkililer uyarılarda bulunmadılar. ABD de yürüyüşün yeni bir tırmanışa yol açacağı konusunda uyardı. İsrail basını, ABD’li yetkililerin Bakan Gantz ile yaptıkları görüşmelerde bu yöndeki endişelerini dile getirdiklerini aktardı. ABD tarafından İsrailli yetkililere gönderilen mesajlarda, Kudüs'teki olayların yeniden kışkırtılmasına karşı uyarıların yer aldığı ve arabuluculuk çabalarına kapsamlı ve uzun süreli bir ateşkese ulaşılması için bir şans verilmesinin istendiği belirtildi. İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesinin güvenlik servislerindeki kaynakların, yürüyüşe katılanların Kudüs'ün Eski Kent bölgesinde Müslümanların yaşadığı mahalleden çıkarılmasının doğru bir karar olacağını ve bugün (dün) bir rota değişikliğinin duyurulması gerektiğini söylediklerini aktardı.
Kaynaklara göre Gazze Şeridi'ndeki mevcut durum halen oldukça kırılgan. İsrailli bir güvenlik kaynağı, İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’na (KAN) verdiği demeçte, durumun halen son derece kırılgan olduğunu, tüm tarafların sahada her an bir gerilimin patlak vermesi olasılığının farkında olduğunu söyledi. Kaynak, “Konu Kudüs olduğunda, olağandışı herhangi bir olay bölgeyi yeniden alevlendirebilir, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde gerilimi tırmandırabilir. Bu nedenle siyasi müdahale olmaksızın sorumluluk ve gerekli kararlar alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İsrail ordusu ve Savunma Bakanı Gantz'ın tarafını tutuyor gibi görünen Şin Bet, Mısır’ın arabuluculuğun bir ateşkes anlaşmasına varmadan önce beklenen şiddet olayları konusunda uyarıda bulunuyor. Şin Bet’ten üst düzey yetkililer, Hamas Hareketi yönetiminin, Mısır'dan aldığı destek nedeniyle Gazze Şeridi çevresinde ortaya çıkan bölgesel bir değişime karşı dikkatli olmaları gerektiğini söylediler. Diğer yandan yürüyüşün yapılmasını destekleyen aşırı sağcılar, Gantz ve diğer yetkilileri korkmakla suçladı. Dini Siyonizm Partisi Başkanı ve Netanyahu’nun müttefiki Bezalel Smotrich, Gantz'ın ‘korkak’ olduğunu ve Hamas'tan korktuğunu söyledi.



12 bin nükleer başlık, insanlığı yok etmeye yeter

6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)
6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)
TT

12 bin nükleer başlık, insanlığı yok etmeye yeter

6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)
6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının ardından kentten bir görünüm (Reuters)

Antoine el-Hac

Büyük güçler arasındaki jeopolitik gerilimlerin giderek arttığı bir dönemde, nükleer savaş tehdidi uzun yılların ardından yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşınıyor. Bir dönem bu riskin geçmişte kaldığı yönünde yaygın bir kanaat oluşmuş olsa da, son gelişmeler küresel ölçekte endişelerin yeniden yükselmesine yol açıyor. Devletlerin askeri kapasitelerini geliştirmek ve nükleer sistemlerini modernize etmek için yürüttüğü rekabet sürerken, uzmanlar dünyanın sonuçları kontrol altına alınamayacak ölçekte bir felaketle karşı karşıya kalma ihtimaline her zamankinden daha fazla yaklaştığı uyarısında bulunuyor.

Dünya bir gün ‘nükleer kış’ yaşayacak mı? (Reuters)Dünya bir gün ‘nükleer kış’ yaşayacak mı? (Reuters)

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, dünya genelinde halen yaklaşık 12 bin 187 nükleer savaş başlığı bulunuyor. Bu rakam, zaman zaman siyasi ve medya söylemlerinde dile getirilen ‘dünyayı defalarca yok edebilecek bir güç’ iddiasını akıllara getirse de, bilimsel değerlendirmeler bu yaygın algıdan farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Fiziksel açıdan bakıldığında, günümüzde mevcut hiçbir nükleer cephanelik dünya gezegenini tamamen yok etme kapasitesine sahip değil. Çünkü bir gezegeni parçalamak veya ortadan kaldırmak için gereken enerji miktarı, insanlığın elindeki toplam yıkıcı gücün çok ötesinde bulunuyor. Ancak uzmanlara göre asıl tehlike gezegenin yok olması değil, insan uygarlığının bugünkü haliyle varlığını sürdüremeyecek ölçüde bir yıkıma uğraması ihtimali.

Yaklaşık hesaplamalara göre modern nükleer savaş başlıklarının gücü 100 ila 800 kiloton TNT eşdeğeri arasında değişiyor. Karşılaştırma amacıyla her bir savaş başlığının ortalama 300 kiloton güce sahip olduğu varsayıldığında, küresel nükleer cephaneliğin toplam yıkıcı kapasitesi yaklaşık 3,7 milyar ton TNT eşdeğerine ulaşıyor. Bu miktar, 1945 yılında Japonya’nın Hiroşima kentini yerle bir eden atom bombasının yaklaşık 250 bin katına karşılık geliyor.

Rusya ile Belarus arasında düzenlenen ortak nükleer tatbikatlar sırasında gerçekleştirilen İskender füzesi fırlatma denemesine ait bir fotoğraf (AP)Rusya ile Belarus arasında düzenlenen ortak nükleer tatbikatlar sırasında gerçekleştirilen İskender füzesi fırlatma denemesine ait bir fotoğraf (AP)

Bununla birlikte uzmanlar, ‘dünyayı 10 kez ya da 100 kez yok etme kapasitesi’ yönündeki ifadelerin büyük ölçüde mecazi bir anlatım olduğunu belirtiyor. Zira geniş çaplı bir nükleer savaşın, mevcut cephaneliğin tamamının kullanılmasına gerek kalmadan bile küresel ölçekte bir çöküşe yol açabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre nükleer patlamaların doğrudan neden olacağı yıkımın yanı sıra, ortaya çıkacak devasa yangınlar, altyapının çökmesi, radyoaktif kirlilik, ekonomik krizler, gıda kıtlığı ve sağlık sistemlerinde yaşanacak ağır tahribat, dünyayı benzeri görülmemiş bir kaos ve çöküş sürecine sürükleyebilir.

Aynı kapsamda, Uluslararası Nükleer Silahları Kaldırma Girişimi (ICAN), nükleer silahların insanlığın geliştirdiği en yıkıcı ve ayrım gözetmeyen silahlar olmaya devam ettiği uyarısında bulunuyor. Kuruluşa göre nükleer silahlar yalnızca patlama anında can kaybına yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda insanlar, çevre ve gelecek nesiller üzerinde uzun yıllar sürebilecek radyasyon etkileri bırakıyor.

ICAN, büyük bir kentin üzerinde tek bir nükleer silahın patlatılmasının kısa süre içinde yüz binlerce, hatta milyonlarca kişinin ölümüne neden olabileceğini belirtirken, büyük güçler arasında yaşanabilecek kapsamlı bir nükleer savaşın ise yüz milyonlarca insanın hayatına mal olabileceği konusunda uyarıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un bir nükleer tesisi inceliyor. (Reuters)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un bir nükleer tesisi inceliyor. (Reuters)

Araştırmalar, bir nükleer patlamanın saniyeler içinde şok dalgaları, yoğun ısı ve radyasyon şeklinde muazzam miktarda enerji açığa çıkardığını ortaya koyuyor. Ses hızını aşan bir süratle yayılan patlama dalgası, binaları ve altyapıyı yerle bir ederken, patlama merkezine yakın bölgelerde bulunan insanların büyük bölümünün hayatını kaybetmesine neden oluyor. Ortaya çıkan aşırı yüksek sıcaklık ise geniş çaplı yangınları tetikleyerek, zamanla tüm şehirleri yutabilecek devasa ateş fırtınalarına dönüşebiliyor.

Uzmanlara göre daha da endişe verici olan husus ise iklim üzerindeki olası etkiler. Bazı bilimsel çalışmalar, günümüzde mevcut nükleer silahların yüzde 1’inden daha azının kullanılması halinde bile küresel iklim sisteminde ciddi bozulmalar yaşanabileceğini ve bunun yaklaşık 2 milyar insanı kıtlık riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini öne sürüyor. Antoine el Hac Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre binlerce nükleer savaş başlığının kullanıldığı bir senaryonun ise tarımsal üretimi ve ekosistemleri dünya genelinde olumsuz etkileyecek kapsamlı bir ‘nükleer kışa’ yol açabileceği belirtiliyor.

Bu endişeler, özellikle ABD, Rusya, Çin ve Kuzey Kore gibi büyük nükleer cephaneliklere sahip ülkeler arasındaki gerilimlerin arttığı bir dönemde daha da güçleniyor. Uzmanlar, geleneksel çatışmaların nükleer bir boyut kazanması riskinin artık yalnızca teorik bir ihtimal olmadığını, önlenmesi ve hazırlık yapılması gereken gerçekçi bir senaryo haline geldiğini vurguluyor.

Teksas eyaletindeki bir ABD askeri üssünde iki teknisyen bir nükleer bombayı inceliyor. (Reuters)Teksas eyaletindeki bir ABD askeri üssünde iki teknisyen bir nükleer bombayı inceliyor. (Reuters)

Bu çerçevede, Atlantik Konseyi tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre, katılımcı uzmanların yüzde 40’ı 2035 yılına kadar yeni bir dünya savaşının çıkma ihtimalini mümkün görüyor. Daha da dikkat çekici olan ise ankete katılanların yaklaşık yarısının, böyle bir savaşta en az bir tarafın nükleer silah kullanacağı öngörüsünde bulunması.

Öte yandan küresel nükleer silah harcamalarındaki artış da sürüyor. Son raporlara göre nükleer silaha sahip dokuz ülke, 2025 yılı boyunca nükleer cephaneliklerini güçlendirmek ve modernize etmek amacıyla yaklaşık 119 milyar dolar harcadı. Bu rakamın, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 19’luk bir artışa işaret ettiği belirtiliyor.

Harcama sıralamasında, listenin başında 69 milyar doların üzerinde bütçe ayıran ABD yer alırken, onu Çin, Birleşik Krallık ve Rusya takip etti.

Söz konusu veriler, dünyanın nükleer silahlara olan bağımlılığını azaltmak yerine bu kapasiteyi geliştirme ve yenileme yönünde ilerlediğine işaret ediyor. Nükleer silahlanma programları genişlerken, silahsızlanma girişimleri ile büyük güçler arasında güven inşa etmeyi amaçlayan diplomatik çabaların ise giderek zayıfladığına dikkat çekiliyor.

Moskova’da Sovyet döneminden kalma bir nükleer füze maketi (Reuters)Moskova’da Sovyet döneminden kalma bir nükleer füze maketi (Reuters)

Sonuç olarak nükleer silahlar, gezegeni fiziksel olarak yok etme kapasitesine sahip olmasalar da, insanlığı ortadan kaldırabilecek ve dünyayı benzeri görülmemiş bir kaos ve yıkım dönemine sürükleyebilecek güçte görülüyor. Bu nedenle birçok uzman, olası bir felaketin önlenmesinin yalnızca nükleer risklerin yönetilmesine değil, aynı zamanda nükleer cephaneliklerin azaltılması ve bu silahların kullanımının engellenmesine yönelik ciddi uluslararası çabalara bağlı olduğunu vurguluyor.

Ünlü fizikçi Albert Einstein da bu tehlikeye dikkat çekerek, “Üçüncü Dünya Savaşı’nın hangi silahlarla yapılacağını bilmiyorum; ancak Dördüncü Dünya Savaşı’nın sopa ve taşlarla yapılacağını biliyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Nükleer silahsızlanma savunucularının sıkça dile getirdiği görüş ise şu sözlerle özetleniyor: “Nükleer rulet oyununu kazanmanın tek yolu, oynamayı bırakmaktır.”


Kiev’de en çok bombalanan bölge, “Çernobil’e döndü”

Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)
Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)
TT

Kiev’de en çok bombalanan bölge, “Çernobil’e döndü”

Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)
Rusya'nın mayıstaki saldırısında, Lukiyanivska metrosunun yanındaki otoparkta her şey küle dönmüştü (Reuters)

Rus ordusunun Kiev'de en çok bombaladığı Lukiyanivska’da yaşayanlar, durumun her geçen gün kötüleştiğini söylüyor.

Guardian’ın aktardığına göre Lukiyanivska’nın yer aldığı Şevçenkivski bölgesi, Rus ordusunun savaşın başından beri başkentte en sık hava saldırısı düzenlediği yer.

Özellikle Lukiyanivska metrosuyla çevredeki dükkanlar ve iş merkezlerinin hedef alındığı aktarılıyor.

Bölge sakinleri arasında, üç kez vurulmasına rağmen hâlâ faaliyet gösteren McDonald’s şubesinin "direniş sembolüne döndüğü" yazılıyor.

Nisanda düzenlenen hava saldırılarında oturduğu binanın yanındaki apartmana bombaların isabet ettiğini söyleyen Anastasya Primak, bölgenin cephe hattından farkı kalmadığını belirtiyor.

23 yaşındaki Ukraynalı, "Bana şiddetli anksiyete bozukluğu teşhisi kondu. Hiçbir neden yokken bile sürekli endişeleniyorum, panik atak geçiriyorum" diyor ve ekliyor:

Arkadaşlarıma buranın Çernobil’e benzediğini söylüyorum. Giderek daha tehlikeli hale geliyor. Bir drone ya da roketin isabet etmesinden korktuğum için embriyo gibi kıvrılmış halde uyuyorum. Tek seferde ölmek istiyorum. Bir uzvumu kaybetmek istemiyorum.

Çiçek satıcısı Fayna Polişçuk da müşteri kalmadığını söylüyor:

Mayıstaki son büyük saldırının ardından birçok kişi ağlayarak burayı terk etti.

Haberde, Rusya’nın özellikle İran savaşı nedeniyle Patriot savunma füzesi stoklarının azalmasından faydalanarak hava saldırılarını artırdığı belirtiliyor.

Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’dan oluşan E3 ülkelerinin liderleriyle pazar günü Londra’da düzenlenen zirvede bir araya gelen Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, önleyici füze tedarikinin artırılması çağrısı yapmıştı.

Diğer yandan Kiev, Avrupalı müttefikleriyle ABD menşeli Patriot’a alternatif yeni bir hava savunma sistemi geliştiriyor.

"Freyja" savunma sisteminde Ukrayna’nın geliştirdiği FP-7.x füzeleri, Avrupa’da tasarlanan özel radar ve uydularla çalışacak.  

Balistik füze ve drone’ları imha etmek üzere tasarlanan sistemde tek bir füzenin maliyeti yaklaşık 700 bin dolar, Patriot içinse bu rakam 3,8 milyon doları buluyor.

Independent Türkçe, Guardian, Meduza


İran, eski dini lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninin 4 Temmuz'da başlayacağını açıkladı

Tahran'da, üzerinde eski rehber Ali Hamaney'in resmi bulunan pankartın önünden geçen bir kadın, (Reuters)
Tahran'da, üzerinde eski rehber Ali Hamaney'in resmi bulunan pankartın önünden geçen bir kadın, (Reuters)
TT

İran, eski dini lideri Ali Hamaney’in cenaze töreninin 4 Temmuz'da başlayacağını açıkladı

Tahran'da, üzerinde eski rehber Ali Hamaney'in resmi bulunan pankartın önünden geçen bir kadın, (Reuters)
Tahran'da, üzerinde eski rehber Ali Hamaney'in resmi bulunan pankartın önünden geçen bir kadın, (Reuters)

İran devlet medyasında bugün yer alan ve Reuters haber ajansına dayandırılan bilgilere göre, İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney için düzenlenecek cenaze törenlerinin detayları belli oldu.

Resmî açıklamaya göre Hamaney için ilk tören 4 Temmuz'da başkent Tahran'da gerçekleştirilecek. Yaklaşık beş gün sürmesi planlanan anma ve cenaze merasimleri, 9 Temmuz'da ülkenin kuzeydoğusunda yer alan kutsal Meşhed şehrinde düzenlenecek defin işlemleriyle sona erecek.

Ali Hamaney, geçtiğimiz şubat ayında ABD ve İsrail tarafından İran topraklarına düzenlenen hava saldırılarında hayatını kaybetmişti. Hamaney'in ölümü, İran'ın en tepe yönetiminde geçirdiği otuz yılı aşkın dönemin de sonu anlamına geliyor.