Irak'ta Şii örgütler Uluslararası Koalisyon’a saldırmaya devam ediyor

Irak Başbakanı Kazimi, dün Bağdat'ta Danimarka Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Irak Hükümet Başkanlığı)
Irak Başbakanı Kazimi, dün Bağdat'ta Danimarka Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Irak Hükümet Başkanlığı)
TT

Irak'ta Şii örgütler Uluslararası Koalisyon’a saldırmaya devam ediyor

Irak Başbakanı Kazimi, dün Bağdat'ta Danimarka Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Irak Hükümet Başkanlığı)
Irak Başbakanı Kazimi, dün Bağdat'ta Danimarka Dışişleri Bakanı'nı ağırladı (Irak Hükümet Başkanlığı)

Irak ve ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon güçlerinin yeniden konuşlandırılması yönünde teknik komite toplantılarının başladığını duyurmasından saatler sonra, iki silahlı insansız hava aracı (SİHA) ve bir füze ile Bağdat Havaalanı ve Ayn el-Esed Üssü hedef alındı.
Irak hükümetine bağlı Güvenlik Medya Birimi, Irak'ın batısındaki Anbar’da bulunan Ayn el-Esed Üssü’nü hedef almaya çalışan iki SİHA’nın düşürüldüğünü duyurdu. Söz konusu açıklamada, “Ayn el-Esed Üssü'ndeki hava savunma sistemi, karşılaştığı iki SİHA’yı vurmayı başardı” ifadelerine başvuruldu.
ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon Sözcüsü Albay Wayne Marotto ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Koalisyon’un Bağdat'taki diplomatik destek merkezi, tek bir füzeyle saldırıya uğradı. Herhangi bir yaralanma veya hasar kaydedilmedi” ifadelerine başvurdu. Saldırıya dair soruşturmanın sürdüğünü de ekledi.
Görgü tanıkları, Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında bulunan ve ABD askerlerini barındıran Victoria Üssü’nde dün akşam sirenlerin çaldığını bildirdi.
Söz konusu iki saldırı, Ayn el-Esed Üssü'ne yapılan, (Şii) İslami Direniş Koordinasyon Komitesi tarafından üstlenilen son saldırıdan yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti.
Irak’taki ABD varlığına karşı yıl başından bu yana 39 füze saldırısı düzenlendi. Bağdat'ın merkezindeki Yeşil Bölge'deki ABD Büyükelçiliği ise hedef çemberi dışında olmaya devam ediyor. İran yanlısı milisler, ABD güçlerini Irak'tan çekilmeye zorlamak amacıyla füze saldırılarını artırma sözü vermişti.
Irak'ın ABD ile ilişkisi, iki tarafın 2009 yılında imzaladığı Stratejik Çerçeve Anlaşması’na, Uluslararası Koalisyon ile ilişkiler ise DEAŞ’a karşı mücadeleye dayanıyor. ABD ordusu 2011 yılı sonlarında Irak'tan çekilmişti. Irak eski Başbakanı Haydar el-İbadi döneminde ise Irak hükümeti, Musul ve diğer üç ilin 2014 yılında DEAŞ örgütünün eline düşmesi üzerine ABD kuvvetlerinin Irak’a gönderilmesi talebinde bulunmuştu. O dönemde ABD liderliğinde 60 ülkeden oluşan Uluslararası Koalisyon kurulmuştu.
Uluslararası Koalisyon, DEAŞ’ı kovuşturan Irak güçlerine, örgütün bölgelerine hava saldırıları düzenlemenin yanı sıra tavsiye, eğitim ve lojistik destek sağlamaya devam ediyor.
Irak Başbakanı Mustafa Kazımi, Irak'ı ziyaret eden Danimarka Dışişleri Bakanı Jeppe Kofod’u ağırladığı sırada Danimarka'nın terörle mücadeledeki rolüne övgüde bulundu. Kazimi’nin ofisi tarafından yapılan açıklamada, “İkili, Bağdat ile Kopenhag arasında çeşitli ekonomik alanlarda, (DEAŞ’a karşı savaş), eğitim ve kurumsal güvenlik inşası alanında ortak işbirliği geliştirme üzerine durdu” ifadelerine yer verildi.
Hükümetinin Irak'ı destekleme ve ‘terörizme karşı mücadelede Irak ile birlikte çalışma’ kararlılığını teyit eden Danimarka Dışişleri Bakanı, “Irak'ta NATO kapsamında yer almaktan gurur duyan Danimarka, Irak güvenlik güçlerini eğitim, tavsiye ve kurumsal kapasite geliştirme alanlarında destekleyecek mekanizmaların geliştirilmesine yatırım yapma yönünde rol oynamayı dört gözle bekliyor” açıklamalarında bulundu.
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Bağdat’ın bölgedeki güvenlik ve istikrarı pekiştirme yönünde gerilimleri azaltmak, bölgesel ve uluslararası güvenliği desteklemek, krizleri etkisiz hale getirmek için uluslararası toplumdaki kardeş ve dostlarıyla birlikte çalışmayı dört gözle beklediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre dün Danimarka Dışişleri Bakanı ile görüşen Salih, herkes ile dengeli ve açık ilişkileri olan güvenli ve istikrarlı bir Irak’ın bölgenin güvenlik ve istikrarı için önemli bir unsur olduğunu belirtti.
DEAŞ unsurlarının takibine ilişkin ise Güvenlik Medya Hücresi tarafından yapılan açıklamada Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı Federal İstihbarat ve Soruşturma Teşkilatı’nın Kerkük’te 4 teröristten oluşan uyuyan bir DEAŞ hücresinin tutuklandığı, bu kişilerin DEAŞ üyelerine lojistik destek sağladığı bildirildi.
Açıklamada, tutukluların güvenlik güçlerine yönelik ‘terörist sis operasyonuna’ katıldığı, Kerkük’e bağlı Dakuk ve er-Reşad bölgelerinde sahte kontrol noktaları kurduğu belirtildi.
Terörle Mücadele Servisi ile Peşmerge güçleri arasında Tuzhurmatu'nun doğusunda geniş çaplı bir ortak güvenlik operasyonun başlatıldığını duyuran Güvenlik Medya Hücresi, “Operasyon öncesinde F-16 uçakları ile 5 farklı hava saldırısı düzenlendi, ardından Terörle Mücadele Teşkilatı Ortak Kuvvetleri havadan çıkarma yaparken bu alanları denetleme yönünde Peşmerge tarafından kara birimleri sağlandı” ifadelerine başvurdu.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.