Hamas, anlaşmayı hızlandırmak için İsrailli mahkuma ait bir ses kaydı yayınladı

Mahkum değişim anlaşmasının hızlı bir şekilde yürürlüğe koyulmasının uzun bir ateşkesin anahtarı olacağı düşünülüyor.

Gazze’deki bir patlayıcı uzmanı, patlamamış İsrail mermilerini izole ediyor. (AFP)
Gazze’deki bir patlayıcı uzmanı, patlamamış İsrail mermilerini izole ediyor. (AFP)
TT

Hamas, anlaşmayı hızlandırmak için İsrailli mahkuma ait bir ses kaydı yayınladı

Gazze’deki bir patlayıcı uzmanı, patlamamış İsrail mermilerini izole ediyor. (AFP)
Gazze’deki bir patlayıcı uzmanı, patlamamış İsrail mermilerini izole ediyor. (AFP)

Hamas Hareketi, mahkum değişim anlaşmasını tamamlamak için İsrail’e gittikçe artan bir baskı uyguluyor. Bu bağlamda Hamas geçen gün, ellerindeki bir mahkûmun, İsrail hükümetine, kendisinin özgür kalması için çalıp çalışmadıklarını sorduğu bir ses kaydı yayınladı.
Hamas’ın 2014 savaşı sırasında ve sonrasında tutukladığı mahkumlar hakkında ilk defa bilgi alınmasını sağlayan kayıtta mahkumlardan birinin şu ifadeleri yer alıyor: “Ben, el-Kassam Tugayları esaretindeki bir İsrail askeriyim. İsrail’in bizi geri almak için çalışacağını umuyoruz. Acaba devlet büyükleri mahkumlar arasında ayrım mı yapıyor. Onları dikkate alıp serbest kalması için çalışıyorlar mı? Her yeni gün tekrar ölüyorum. Umarım yakında ailemle birlikte olurum.”
Hamas, iki askerin öldüğünü belirten resmi İsrail açıklamasını itibarsızlaştırmak amacıyla tutuklunun kimliğiyle ilgili başka bir ayrıntı vermedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Hamas’ın bu hareketini sert bir dille eleştirerek bunun İsrailli mahkumların ve kayıp kişilerin ailelerinin duygularını ucuz bir şekilde manipüle etmek olduğunu söyledi. Hamas’ın elindeki dört İsrailli mahkuma atıfta bulunarak “Hadar Godlin, Shaul Aron, Abram Mengistu ve Hişam el-Sayed’in durumlarının gayet iyi farkındayız. İsrail, askeri ve sivil vatandaşlarını kurtarmak için kararlılıkla ve sorumlulukla çalışacaktır” dedi.
Hamas’ın elinde dört İsrailli mahkum bulunuyor. Bunlardan ikisi, Shaul Aron ve Hadar Goldin ordu mensubu mahkumlar. İsrail, bu iki mahkumun öldürüldüğünü iddia ediyor. Hamas ise iki mahkumun durumu hakkında bilgi vermiyor. Diğer iki mahkumdan ilki, Abraham Mengistu, İsrail asıllı bir Etiyopya vatandaşı. İkincisi, Haşim Bedevi el-Sayed ise Arap asıllı bir İsrail vatandaşı. Bu iki isim Gazze savaşından sonra farklı zamanlarda kendi istekleriyle Gazze’ye geldiler.
Hamas’ın ses kaydını yayınlamasıyla birlikte İsrailliler, konuşanın kimliğini belirlemek için çalışmaya başladılar. Sesin tanınması için mahkumların ailelerinin teşhisi de dahil olmak üzere birçok yönteme başvuruldu. İsrail televizyon kanalı “Kan”, kaydın net olmadığını ve konuşanın kimliğinin belirlenemediğini aktardı. Kanal 13 ise güvenlik teşkilatının sesi teşhis etmek için çalıştığını belirtti.
İsrail kaynakları, “Ynet” web sitesine yaptığı açıklamalarda kayıttaki konuşmacının İbranice dilindeki fonetik aksanının, dilde bir bozukluk olduğunu gösterdiğine dikkat çektiler. İsrailli Tutsaklar ve Kayıp Kişilerle İlişkiler Koordinatörü Yaron Blum, Hamas’ı manipülasyon yapmakla suçladı. Blum, “Hamas’ın son operasyonda aldığı ağır darbeden sonra başı belada. Yayınlananlar Hamas’ın ucuz bir manipülasyonu. Hamas, askerlerimizin akıbetini çok iyi biliyor” açıklamasında bulundu.
İsrail, iki askerin hayatta değil ölmüş olduklarını ispatlamaya çalışıyor. Hamas’tan bir heyetin bugün veya yarın, İsrailli heyetin ise İsrail’deki siyasi koşullar sebebiyle daha ileri bir tarihte katılacağı Kahire müzakerelerinde masaya yatırılacak ilk konulardan biri bu olması bekleniyor.
Hamas Siyasi Bürosu Başkanı İsmail Haniyeh başkanlığındaki Hamas heyeti, Mısırlı yetkililerin daveti üzerine, Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamil’in geçen hafta İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi ziyareti sırasında ortaya koyduğu dosyaları görüşmek üzere her an Kahire’ye gelebilir.
Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamil, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını da içeren kapsamlı bir ateşkes öneriyor. İsrail ise ateşkes için mahkum değişimi anlaşmasını şart koşuyor. Ayrıca İsrail, bir iç uzlaşı teklifinde bulunarak barış sürecini ileriye taşıyor. Hamas’ın ise ses kaydını yayınlamak için bu zamanlamayı seçmesi, mahkûm değişimi anlaşmasını tamamlamak için gerçekten istekli olduğunu gösteriyor.
İsrailli yetkililerin görüşlerini aktaran İsrail Hayom gazetesi, Hamas’ın bu adımının olumlu bir işaret olduğunu, zira mahkumlar ve kayıp kişiler sorunu çözülmeden müzakerelerde bir ilerleme olamayacağını Hamas’ın da anladığını aktardı. Ancak Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “İsraillilerin hayal ettiği şey buysa bundan hiçbir şey kazanamayacaklar. Eninde sonunda Hamas’ın talepleri yerine getirilecek, İsrail’in değil. İsrail’in ne düşündüğü ya da ne yaptığı çok da önemli değil” değerlendirmesinde bulundu.
Nitekim İsrail, Hamas’a baskı yapabilmek için Gazze’de yeni bir politika uygulamaya başladı. İsrail resmi yayın kuruluşu Kan, İsrail’in, Katar’dan Gazze’ye daha önce olduğu gibi mali yardım göndermeye devam etmesini reddettiğini, fonların Filistin Yönetimi veya uluslararası kuruluşlar aracılığıyla transfer edilmesini, nakit olarak ödenmemesini ve doğrudan devlet kurumlarının banka hesaplarına yatırılmasını talep ettiğini belirtti.
Katar’ın bu hafta Gazze Şeridi’ne yeni bir fon aktarması planlanmıştı. Ancak İsrail’in almış olduğu yeni karar sebebiyle bu aktarım iptal edildi.
Gerginliğin sonra ermesinden sonra, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Gazze’ye para transfer edilme şeklinin iyileştirilmesini ve Gazze Şeridi’nde paranın harcandığı kalemler üzerindeki kontrolün sıkılaştırılmasını tavsiye etti. İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi de, Katar fonlarının Gazze Şeridi’deki Hamas’a aktarılmasını engelleyen bir mekanizma dayatılmasını, Filistin Yönetimi aracılığıyla fonların doğrudan vatandaşa aktarılmasını sağlayan özel bir sisteme geçilmesini tavsiye etti.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.