Rejim güçleri İdlib'de tarım ürünlerini hedef alıyor

İdlib'in güneyinde rejim güçlerinin bombaladığı bölgenin yakınlarındaki bir kadın (Şarku’l Avsat)
İdlib'in güneyinde rejim güçlerinin bombaladığı bölgenin yakınlarındaki bir kadın (Şarku’l Avsat)
TT

Rejim güçleri İdlib'de tarım ürünlerini hedef alıyor

İdlib'in güneyinde rejim güçlerinin bombaladığı bölgenin yakınlarındaki bir kadın (Şarku’l Avsat)
İdlib'in güneyinde rejim güçlerinin bombaladığı bölgenin yakınlarındaki bir kadın (Şarku’l Avsat)

Suriye’de rejim güçleri ve rejim yanlısı milisler, ülkenin kuzeybatısındaki İdlib'in güneyinde yer alan Cebel ez-Zaviye’de muhaliflerin kontrolündeki yerleşim bölgelerine yoğun bir şekilde top ve roket atışlarına devam ediyor. Rejim güçleri tarım ürünleri hedef alınırken siviller arasında ölümler ve yaralanmalar olduğu tahmin ediliyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), İdlib'in güney kırsalındaki Cebel ez-Zaviye’de Belyun, el-Bera, el-Fatira, Sufuhan, Felifel, Beyneyn, Kansafra, er-Ruveyha, Maarata ve çevrelerinin yanı sıra Hama’nın kuzeybatı kırsalındaki Gab Ovası'nda yer alan Kuleydin ve ez-Ziyara köy ve kasabalarının çevresinde rejim güçleri tarafından sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun füze atışlarının gerçekleştirildiğini bildirdi. Bombardımanlarda herhangi bir can kaybı olmazken maddi hasar meydana geldi. SOHR dün, rejim güçlerinin İdlib'in güney kırsalındaki Belşun köyüne açtığı top ateşi sonucu muhalif gruplardan bir unsurun öldürüldüğünü belgeledi. SOHR, böylece Ehsim beldesinde yaralanan bir sivilin yanı sıra Cebel ez-Zaviye’nin Meşun köyünde de bir unsurun öldürülmesiyle grupların kayıplarının ikiye yükseldiğine işaret etti.
İdlib kırsalında bir saha aktivisti olan Ömer Hacı Ahmed, İdlib'in güneyinde yer alan Suriye rejim güçleri ve Suriyeli muhalif silahlı gruplar arasındaki temas hatlarına yakın tüm köy ve bölgelerin, son üç gündür rejim güçlerine bağlı askeri mevziler tarafından yoğun top ve füze atışlarıyla patlak veren bir gerginliğe sahne olduğunu söyledi. Bu süre zarfından ölü sayısının dörde ulaştığını belirten Hacı Ahmed, bir çocuk, bir genç kız ve bir kadının aralarında bulunduğu 11 sivilin ağır yaralandığını, sivillere ait çok sayıda mülkün de hasar gördüğünü aktardı.
Suriye rejim güçlerinin, bölgelere yönelik bombalamalar sırasında ciddi ekonomik zararlar vermek amacıyla bilinçli olarak buğday, arpa ve meyve ağaçlarının ekildiği tarlaları hedef alarak ateşe verdiğine dikkati çeken Hacı Ahmed,, Hama’nın kuzeybatı kırsalındaki Gab Ovası’nda çıkan yangınlarda yaklaşık 2 bin dönüm buğday ve arpa ekili alanın tamamen yok olduğunu ifade etti. Aynı zamanda İdlib'in güneyindeki geniş zeytin ve diğer meyve ağaçlarının olduğu bahçeler de zarar gördü. Hacı Ahmed, itfaiye ve Sivil Savunma ekiplerinin, rejim güçlerinin, aralıksız bombardımanları sonucu su sıkıntısı çekilmesi ve yolların hasar görmesi nedeniyle çıkan yangınları söndürmede büyük zorluklar yaşadığını kaydetti.
Hacı Ahmed, silahlı muhalif grupların rejim güçlerine grad füzeleri ve top mermileriyle karşılık verdiğini belirtti. SOHR, muhalif grupların, Hama'nın kuzeybatısındaki Curin’de bulunan Suriye askeri üssünün yanı sıra Kefer Nebil ve Hurş Beyneyn yakınlarındaki başka bir rejim bölgesini hedef aldığını, rejim güçlerinden bir unsurun öldüğünü, çok sayıda unsurun ise yaralandığını bildirdi.
Suriye Sivil Savunma’nın ikinci müdürlüğünde basın ofisi müdürü olan Muhammed Hammade yaptığı açıklamada, “Suriye rejim güçleri, çiftçilerin ürünlerini hasat etmelerini engellemek ve onları kaçmaya zorlamak için hasat mevsiminin başından beri tarım alanlarını hedef alıyor” dedi. Suriye'nin kuzeybatısında ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye Sivil Savunma ekiplerinin 2021 yılının başından bugüne kadar rejim ve Rusya tarafından düzenlenen 520'den fazla saldırıya müdahale ettiğine dikkati çeken Hammade, bu saldırılarda 12'si çocuk, 9'u kadın 56 sivilin öldüğünü, 7'si çocuk olmak üzere 150'den fazla sivilin yaraladığını belirtti. Hammade, bombardımanların özellikle İdlib'in güneyindeki sivil evleri, tarım alanlarını ve bir dizi hayati tesisi hedef aldığının altını çizdi.
Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Halep’in kuzey kırsalında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen bölgelere hava operasyonlar gerçekleştirmeye devam etti. TSK dün, Halep'in kuzeyindeki Deyr Cemal beldesi, çevresi ve diğer bölgelere füzeli yoğun bombardımanlar düzenledi. Ancak bombardımanlar sonucu herhangi bir kayıp olup olmadığı hakkında bilgi verilmedi.
SOHR’un aktardığı bilgilere göre Afrin'den yerinden edilmiş kişiler Deyr Cemal’de ikamet ediyor.
TSK, Pazar günü Tatamraş ve Tenbih Keştiar köylerinin çevresinde ve Halep'in kuzeyindeki Tel Rıfat kentinin eteklerinde SDG kontrolündeki bölgelere yoğun top ateşi başlattı.
Halep'in kuzeybatısındaki Afrin kırsalındaki Şirava ilçesine bağlı Maranez ve Aklemiye köyleri de TSK hava operasyonu düzenledi.
SOHR, TSK’nın rejim güçleri ve SDG tarafından kontrol edilen bölgeler içerisinde kalan Afrin kırsalındaki Şirava ilçesine bağlı Meyasa köyünü hedef aldığını, bombardıman sonucu rejim güçlerinden üsteğmen rütbesinde bir subayın öldüğünü bildirdi.
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, SDG'nin en büyük bileşeni olan Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) altı üyesinin etkisiz hale getirildiği duyuruldu. Açıklamada, Türk komandolarının Fırat Nehri'nin doğusu ve batısındaki ‘Fırat Kalkanı’ ve ‘Barış Pınarı’ harekatlarının yapıldığı bölgelere provoksyon amaçlı ateş açan altı YPG üyesinin etkisiz hale getirildiği belirtildi.
Açıklamada, iki YPG üyesinin Halep'teki Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde, dördünün ise Suriye'nin kuzeydoğusundaki Barış Pınarı Harekatı bölgesinde etkisiz hale getirildiğine dikkat çekildi.
Bakanlıktan yapılan diğer bir açıklamada, Suriye ve Irak'tan Türkiye'ye yasadışı yollardan girmeye çalışan 9 kişinin tutuklandığı bildirildi. Açıklamada, tutuklananlardan birinin YPG üyesi olduğu ifade edildi.
Diğer yandan Türk ve Rus güçleri dün Ayn el-Arab'ın (Kobani) batı kırsalında ortak devriye görevi gerçekleştirdi.
Rusya’ya ait iki askeri helikopterin eşlik ettiği devriye görevine her iki taraftan 8 askeri araç katılırken, araçlar Türkiye sınırındaki Eşme köyünden hareket etti.  Carkali Fevkani, Cubne ve Beyadiye köylerinden geçen devriye, Fırat Nehri'nin doğu kıyısındaki Cerablus'un karşısında kalan Ayn el-Arab'ın batı kırsalındaki Zur Mağar köyüne ulaştı. Devriye görevi burada tamamlandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.