Mısır Fetih ve Hamas’ ile ön müzakerelere başladı

“Mısır, Heniyye’nin eşinin seyahat etmesine izin verdi. İştiyye ise hükümetinin yeniden yapılanmayı uygulayacağını vurguladı

Mısırlı işçiler, 8 Haziran’da evlerin ve kulelerin enkazını kaldırıyor (EPA)
Mısırlı işçiler, 8 Haziran’da evlerin ve kulelerin enkazını kaldırıyor (EPA)
TT

Mısır Fetih ve Hamas’ ile ön müzakerelere başladı

Mısırlı işçiler, 8 Haziran’da evlerin ve kulelerin enkazını kaldırıyor (EPA)
Mısırlı işçiler, 8 Haziran’da evlerin ve kulelerin enkazını kaldırıyor (EPA)

Mısır, gelecek cumartesi günü Filistinli grupların çoğunun katılımıyla kapsamlı bir diyalog başlatmadan önce tavırları açığa çıkarma ve uzlaşı çabalarını ilerletme amacıyla bugün (9 Haziran Çarşamba) Fetih ve Hasam hareketlerinin heyetleriyle görüşmelere başlayacak.
Filistinli siyasi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Fetih ve Hamas heyetlerinin, 8 Haziran’da Kahire’ye iki farklı bakış açısıyla geldiğini söyledi. Kaynak, “Fetih, her şeye birlik hükümeti kurarak ve İsrail’de beklenen hükümet değişikliğiyle olası bir genel seçimler yaparak başlamak istiyor. Hamas ise her şeye Kurtuluş Örgütü’nden (FKÖ) başlamak istiyor” dedi.
Kaynak, “Fetih’in vizyonu, İsrail ile yeni bir siyasi müzakere yolu başlatmaya hazırlık olarak kurumları birleştiren ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını denetleyen tek bir hükümet aracılığıyla bölünmeyi sona erdirmektir. Zorunlu olarak bu, bir aşamada yasama, ardından başkanlık ve daha sonra FKÖ’ye bağlı ulusal konsey seçimlerin yapılmasını içerir. Ancak Hamas’ın vizyonu, FKÖ’nün tüm Filistinlilerin meşru bir temsilcisi olarak yeniden etkinleştirilmesi ve kurulması gerektiğidir. Bu yani, FKÖ’ye dahil olması ve bu noktadan da bölünmeyi sona erdirme çalışmasına başlanması anlamına geliyor” diyerek, farkın oldukça büyük olduğunu ve Mısır’ın kabul edilebilir bir yaklaşım bulmasının gerekeceğini vurguladı.
Mısır, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının sona ermesinden bu yana, yani bir siyasi süreç başlatmadan önce Filistin’in iç evini düzenlemek ve kapsamlı bir ateşkese ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına yardımcı olacak bölünmeyi sona erdirecek bir yolun tamamlanmasına izin vermek için çaba sarf etmeye başladı.
Mısır, Filistinli grupları da Kahire’de bu meseleleri görüşmek üzere gelecek cumartesi başlayacak kapsamlı bir diyalog kurmaya davet etti.
Bu çerçevede Fetih ve Hamas heyetleri, 8 Haziran’da Kahire’ye ulaştı. Fetih heyetine Merkezi Komite üyesi Cibril er-Recub başkanlık ederken heyet, üyeler Ahmed Helles ve Ruhi Fettuh’u da kapsadı. Hamas heyetine ise Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye başkanlık etti. Heyet, Heniyye’nin yardımcısı Salih el-Aruri’yi, Siyasi Büro üyeleri Musa Ebu Merzuk’u, İzzet er-Rişk’i, Muhammed Nazzal’ı, Ruhi Muşteha’yı, Hüssam Badran’ı ve Zahir Cabarin’i içerdi.
Fetih hareketi, heyetinin ‘Filistin iç evini düzenlemenin ve bölünmeyi sona erdirmenin yollarını’ ele alacağını aktardı. Hamas ise yaptığı açıklamada, heyetinin ‘Mısır liderliğinin, özellikle Seyfu’l Kudüs Savaşı’nın gölgesinde, çeşitli siyasi ve saha gelişmeleri hakkında diyalog kurma davetine cevaben geldiğini’ belirtti. Hamas, Gazze Şeridi’ndeki son savaşı ‘Seyf’ul Kudüs’ olarak isimlendiriyor.
Hamas heyetiyle birlikte Gazze Şeridi’nden gelenler arasında, İsmail Heniyye’nin eşi Amal Heniyye de vardı. Mısır, Aralık 2019’dan bu yana seyahat etmesi yasak olan Heniyye’in eşine seyahat izni verdi. Amal Heniyye, Gazze’den Refah Sınır Kapısı aracılığıyla bir oğluyla birlikte heyete eşlik etti. Heniyye’nin ailesi, Hamas liderinin uzun süre Katar’da kalmaya karar vermesinin ardından Katar’da daha uzun süre kalmayı planlıyor.
Mısırlıların, İsrail ile esir takası anlaşması yapılmasına ilişkin tartışma nedeniyle Hamas konusunda diğer gruplardan daha fazla zamana ihtiyacı var. İsrail, bu anlaşmanın sürdürülebilir bir sakinlik veya Şeridin yeniden inşasını içerebilecek olası bir uzun vadeli çözümün anahtarı olmasını şart koşuyor. Hamas, takas anlaşmasını tamamlamaya çalışırken, serbest bırakılacak esirlerin niteliğine dair bir anlaşmazlık yaşanıyor.
Mısır, uluslararası bir mekanizma kapsamında yeniden yapılanma ile ilgili herhangi bir çalışmaya ilişkin fon ve denetim hususunda, iktidara ulaşmak için işleri ileriye götürmek isteyen ABD, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler’in (BM) desteğine sahip.
Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, 8 Haziran’da yaptığı açıklamada, Kahire’de gruplar arasında gerçekleşecek toplantıların başarıyla taçlanacağı yönünde umudunu dile getirdi. İştiyye, “Halkımızın elde ettiği uluslararası dayanışma temelinde ve emniyet supabı olan ulusal birliği güçlendirecek şekilde Gazze Şeridi’ndeki halkımızın bölünme sayfasını çevirmesini umuyoruz” dedi.
İştiyye, hükümetinin ‘Gazze Şeridi’ni yeniden inşa etme sürecini uygulayacağını, sağlık, elektrik, ekonomi, tarım ve yerel yönetim kurumları başta olmak üzere tüm sektörlere verilen zararın belirlenmesinin yanı sıra altyapı, konutlar ve kulelerin maruz kaldığı hasarı belirlemeye başladığını’ ifade etti. Filistin Başbakanı, “Yeniden yapılanma sürecini takip etmek üzere bakanlar, sivil toplum ve özel sektörden oluşan bir ekip oluşturulacaktır. Yeniden yapılanmanın Filistin hükümeti aracılığıyla gerçekleştirilmesi konusunda tüm dünya ülkeleri ile mutabık kalınmıştır” ifadelerini kullandı.



DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.