ABD ile AB Kovid-19’un kaynağının araştırılması hakkında hemfikir

ABD ve AB, Çin’e şeffaflık çağrısında bulunan ortak bildiri üzerinde çalışıyor.

WHO heyetinin Ocak ayında Wuhan Laboratuvarı’na gerçekleştirdiği ziyareti takip eden görevliler (Reuters)
WHO heyetinin Ocak ayında Wuhan Laboratuvarı’na gerçekleştirdiği ziyareti takip eden görevliler (Reuters)
TT

ABD ile AB Kovid-19’un kaynağının araştırılması hakkında hemfikir

WHO heyetinin Ocak ayında Wuhan Laboratuvarı’na gerçekleştirdiği ziyareti takip eden görevliler (Reuters)
WHO heyetinin Ocak ayında Wuhan Laboratuvarı’na gerçekleştirdiği ziyareti takip eden görevliler (Reuters)

Avrupa Birliği (AB) Pekin’in tepkisini çekecek bir adım atarak, “Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün kaynağına ilişkin derinlemesine araştırma yürütülmesine yönelik” ABD’nin yaptığı araştırma çağrısına destek verdi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen dün (Perşembe) İngiltere'deki G7 Zirvesi görüşmelerinden önce gazetecilere verdiği demeçte “Koronavirüsün kaynağının öğrenilmesi son derece önemli” ifadelerini kullandı. AB’nin ABD Başkanı Joe Biden’ın daha fazla araştırma yapılması çağrısını destekleyip desteklemeyeceği sorusuna yanıt olarak, AB Konseyi Başkanı Charles Michel, bunların tam bir şeffaflık içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirterek “Dünyanın tam olarak ne olup bittiğini bilmeye hakkı var” dedi.
Konu ile ilgili bilgisi olan Avrupalı diplomatik bir kaynak Şarku’l Avsat’a gelecek hafta Salı günü AB-ABD zirvesi tarafından ortak bir bildiri taslağının yayınlanacağını, söz konusu metinin virüsün kaynağına yönelik araştırmaların ikinci aşamasına geçilmesini, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) liderliğinde herhangi bir müdahale olmadan şeffaf ve kanıtlara dayalı olarak yürütülmesi talebini içereceğini belirtti. Bildiri metninin taslağı şu anda Brüksel’deki üye devletlerin daimi temsilcileri arasında tartışılıyor. Gelecek hafta devlet ve hükümet başkanlarına sunulmadan önce bazı değişiklikler yapılabilir. AB’nin virüsün kaynağına ilişkin araştırma yapılması konusunda Washington ile aynı tarafta olması, salgının laboratuvarlarından birinden sızmış olması ihtimaline yönelik giderek artan Batılı şüpheleri hoşnutsuzlukla takip eden Pekin ile ilişkileri daha da gerilmesine neden olması bekleniyor.
WHO, virüsün kaynağını araştırmak üzere Çin’e uluslararası uzmanlardan oluşan bir heyet göndermiş ardından virüsün doğrudan hayvandan insana geçtiğini veya doğal olarak bulaştığı hipotezini ihtimal dahilinde değerlendirerek salgının kaynağını tam olarak belirtmeden çalışmalarını tamamlamıştı. Ancak geçen ayın ortalarında, Yale, Harvard ve Stanford gibi bir dizi prestijli ABD üniversitesinden bir grup seçkin uzman ve bilim adamı, virüsün bir laboratuvardan kazar sızmış olabileceğine yönelik hipotezinin, nihai olarak ihtimal dışı görüşmesinden önce ciddi bir şekilde incelenmesini talep etti.
Bundan birkaç gün sonra ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin her iki hipotezi de ihtimal dışı görülmemesi için yeterli bilgiye sahip olduğunu ve istihbarat servislerini bu bilgileri derinlemesine analiz ederek üç ayı içinde nihai rapor hazırlamakla görevlendirdiğini duyurmuştu. Pek çok kişi tarafından çeşitli alanlarda küresel liderlik için çekişen Çin ve ABD ilişkilerinde hakim olan gerilimi arttırdığı düşünülen bu krizde AB şimdiye kadar gözlemci tutumuna bağlı kalmıştı.
Avrupalı üst düzey ​​diplomatik kaynak, AB’nin Çin ile açık bir çatışmadan yana olmadığını ve mümkün olduğunca Çin ile iş birliği yollarını açık tutmayı tercih ettiğini söylüyor. Ancak AB virüsün kaynağı konusunda, Pekin’in WHO tarafından gönderilen uzman heyetin faaliyetlerini kısıtlayarak ve araştırmalarına engel olarak uluslararası şüphenin artmasına katkıda bulunduğunu düşünüyor.
Kaynaklar, AB’nin bu adımla Biden’ın Beyaz Saray’a gelişinden 5 ay sonra iki taraf arasında gerçekleştirilecek ilk zirvenin arifesinde yeni ABD yönetimi ile uyumlu olmaya çalışıyor olabileceğini belirtiyorlar. Avrupalılar, Salı günü yapılacak bu zirveyi, Donald Trump dönemindeki çalkantılı 4 yılın ardından ABD-Avrupa ilişkilerinde yeni bir aşamanın başlangıcı olarak görüyorlar. Avrupalı ​​liderler özel oturumlarda, eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde Washington’dan gelebilecek sürprizler nedeniyle sürekli olarak endişe duyduklarını itiraf ediyorlar. Bazıları gergin aşamaların birinde ABD’nin NATO’dan ayrılacağını duyurmasını beklendiğini belirttiler.
Ancak, ABD-Avrupa ilişkilerinin bu yeni aşamasını etkisi altına alan olumlu atmosfere rağmen, iki tarafın tutumlarının farklı olduğu bazı konular kaldı. Bunlardan birini Washington’un da askıya alınmalarına yönelik desteğini açıkladığı aşı patentlerinin fikri mülkiyet hakları konusu oluşturuyor. Avrupalılar, öncelikle aşı ihracatına izin verilmesini sağlamaya çalışıyor. ABD ise hala tüm sakinlerini aşılayana kadar aşı ihracatına engel olmakta ısrar ediyor.  
Gözlemciler AB’nin salgının kaynağına ilişkin yeni bir araştırma açılmasını talebinde Washington’un tutumuna yakınlaşması ile, Dünya Ticaret Örgütü’nde patentler ve WHO’da beklenen reformlar konusunda yapılacak müzakereleri içeren daha geniş bir anlaşmaya da dahil olması ihtimali olduğunu belirtiyorlar.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.