Batman'in Türkiye macerasının yaratıcıları anlattı: "Okurları Nolanvari bir hikaye bekliyor"

Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
TT

Batman'in Türkiye macerasının yaratıcıları anlattı: "Okurları Nolanvari bir hikaye bekliyor"

Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
Bruce Wayne'in, nam-ı diğer Batman'in Türkiye yolculuğunda İstanbul'un yanı sıra farklı güzergahlar da bulunuyor (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)

Kara Şövalye (The Dark Knight), Pelerinli Süvari (Caped Crusader) gibi isimleriyle de bilinen Batman 14 Eylül'de 14 farklı ülkeden yazar ve çizerin yer aldığı çizgi roman antolojisiyle hayranlarının karşısına çıkacak. 
Bu yıl 18 Eylül'de kutlanacak Batman Günü'nden (Batman Day) 4 gün önce yayımlanacak antoloji Türkiye, Kuzey Amerika, Fransa, İspanya, İtalya, Almanya, Çekya, Polonya, Meksika, Brezilya, Güney Kore, Çin, Rusya ve Japonya'dan pek çok önemli ismi bir araya getirecek. 
Popüler kültürün en bilinen karakterlerinden Bruce Wayne antolojide yer alan hikayeler aracılığıyla Gotham'ın dışına çıkarak adalet savaşını farklı ülkelerde sürdürecek. Batman'in çeşitli ülkelerden bilinen mekanlarda yeni suçlarla mücadelesi Batman: Dünya antolojisiyle kapsamlı bir uluslararası hüviyete bürünecek.
Wayne'in Türkiye güzergahındaysa kahramanı Ertan Ergil ve Ethem Onur Bilgiç karşılıyor. Çizimlerini Bilgiç'in hazırladığı hikayesini Ergil'in yazdığı Batman'in Türkiye macerası hem okurlara hem de Wayne'e sıradışı bir deneyim yaşatmaya hazırlanıyor. 
Çizgi roman müptelalarını ve Batman tutkunlarını heyecanlandıran projeyi konuştuğumuz Ergil ve Bilgiç; antolojinin üretim sürecini, projenin en heyecan verici yanlarını ve Batman'in kendileri için ifade ettiklerini Independent Türkçe'ye anlattı. 

"Hayatımda başıma gelen en özel anlardan biriydi"
JBC Yayıncılık'ın kurucularından Ertan Ergil projenin vücut bulma sürecinin 2018'e uzandığını söylüyor. Batman yayınlarını 2014'ten itibaren okurlarla buluşturduklarını aktaran Ergil, DC Comics yetkilileri ve editörleriyle farklı projeler için sık sık bir araya geldiklerini ve antoloji projesine de bu görüşmelerden biriyle dahil olduklarını belirtiyor.
"2018 ve 2019'da DC Comics'le yaptığımız yoğun toplantılarımızdan birinde kendilerine ülkemizle alakalı bir proje sunmuştuk. Bu projeyi şimdilik bekletmemizi istediklerini söyleyip bize Batman: Dünya projesinden bahsettiler. İki proje de birbirine çok benziyordu. Paralel projeler oldukları için DC Comics'le beraber Batman: Dünya'nın başından sonuna kadar tüm üretim sürecini sorunsuz şekilde yürüttük."

Başlangıçta ellerinde iki öykü bulunduğunu söyleyen Ergil hikayenin ortaya çıkış sürecinde aklına gelen farklı bir fikri yazma kararı aldığını ve bu sürpriz maceranın da nihayetinde projede yer alan öyküye evrildiğini ifade ediyor.
"Yıllardır aklımda sadece basit bir sekans olarak bekleyen ama bir türlü hikaye haline getiremediğim fikir tekrar aklıma geldi. Kendi kendime 'Neden olmasın?' dedim ve gerekli araştırmalarımı tamamladıktan sonra fikri hikayeleştirip, hem editörlerimize hem de daha sonra DC Comics'e yazarların isimleri saklı kalacak şekilde sunduk. Yazdığım hikayeyi DC Comics editörleri çok beğendi ve bu seçimle devam etme kararı alındı. Hayatımda başıma gelen en özel anlardan biriydi diyebilirim."

"Çocukluk kahramanlarımdan birini çizmek büyük mutluluk"
İllüstratör ve grafik tasarımcı Ethem Onur Bilgiç ise Ergil'in kendisiyle iletişime geçmesinin ardından projeye dahil olduğunu belirtiyor. DC Comics'e önerilen birkaç çizerden biri olduğunu aktaran Bilgiç planın değişmesinin ardından kapakla birlikte iç tasarımları da üstlenmiş.
"Çocukluk kahramanlarımdan birini çizmenin yanında böyle bir antolojide bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum açıkçası. Projede benim hayranlıkla takip ettiğim çizer ve yazarlar var. Bu isimlerle aynı kapak altında bulunmak da heyecanımı kat kat artırıyor. İlk konuşmalarımız benim sadece Türkiye hikayesinin kapağını yapmam yönündeydi. Kapak ve çizgi roman iç çizeri farklı olsun diye planlanmıştı. Sonra iş biraz daha değişti ve bana, çizgi romanın iç çizimlerini de benim yapmak isteyip istemediğimi sordular. Sonunda da benim ismimde mutabık kalındı."

İlk kez Indepedendent Türkçe'de yayımlanan özel Batman: Dünya iç çizimi (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
"Asıl amaç Batman'in farklı yorumlarını ortaya çıkarmaktı"
Bununla birlikte yoğun ve detaylı bir üretim sürecinden geçtiklerini aktaran Ergil ve Bilgiç esasen DC Comics'in çok fazla müdahalede bulunmadığı aksine yaratım aşamasının bireysel ilerlediğini söylüyor. Projenin esas amacının "Batman'in farklı yorumlarını" ortaya çıkarmak olduğunu belirten Ergil bunun da özgün yaratımları beraberinde getirdiğini şu şekilde ifade ediyor:
"Her ülke kendi isteği doğrultusunda bireysel bir üretim süreci yönetti. Antolojinin asıl amacı zaten her ülkenin kendi etnik ve kültürel bakış açısıyla Batman'i yorumlamaları üzerineydi. Her hikaye katılımcı ülkelerin kendi ülkelerinde geçecek şekilde hazırlandı."
Ergil söz konusu yaklaşımın yeni karakterler yaratmaya da olanak tanıdığını söylüyor.

"Sadece Batmobile'ın tasarımına dair istek geldi"
Bilgiç ise çizimlerin üzerinden tek tek geçtiklerini ve hayli detaylı çalışmalar yaptığını aktarıyor. Ülkelerin hikayelerinin birbirinden bağımsız olması nedeniyle üretim sürecinde diğer ekiplerle temas halinde olmadığını belirten Bilgiç şu ifadeleri kullanıyor:
"Çizimler kısmında ben, JBC ve DC Comics ortak ilerledik. Ben eskizleri yapıp paylaşıyor, ortak yorumları alıyordum. Büyük değişiklikler olmasa da hemen hemen her panel üzerinde ince ince tartışıp geliştirdik."
Kendisine yalnızca Batmobile'ın tasarımına dair istek geldiğini, geri kalan kısımda özgürce çizimler yaptığını söyleyen Bilgiç, DC Comics'in koyu bir çerçevesinin olmadığını aktarıyor. 

"Batman; hüzün, nefret veya aşk gibi duyguları iliklerine kadar yaşayan bir karakter"
Batman karakterinin kendisi için anlamını "duygularını iliklerine kadar yaşayan bir karakter" diye özetleyen Ergil, Bruce Wayne'in bu açıdan diğer süper kahramanlardan ayrıldığını düşündüğünü ifade ediyor.
"Adalet duygusu çok güçlü, hatta çoğu zaman hem hikayelerinde bulunan karakterler hem de okurlar tarafından bu yüzden eleştirilebiliyor. Bence onu tüm süper kahramanlardan ayıran en büyük özelliği duygularını çok yoğun şekilde yaşaması. Bunun en büyük nedeni de kendisinin hiçbir güce sahip olmaması, yani gerçekten bizler gibi olması. Hüzün, nefret veya aşk, her birini çok yoğun, tabiri caizse iliklerine kadar yaşayan bir karakter."
Bilgiç ise Batman'i kendi bakış açısından şu ifadelerle tanımlıyor:
Batman benim için 'beklenen' adaleti temsil ediyor. Korkusuzca suçla savaşmak zorunda olduğumuzu anlatıyor. Bunu yaparken de hep hazırlıklı olmayı, yani çok çalışmayı öğütlüyor. Ayrıca kişisel kuralların, sağlam duruşların önemini gösteriyor."

"Batman'in gerçek şehirlerde suçla yüzleşmesi beni heyecanlandırıyor"
Batman'in Gotham'ın dışına çıkarak gerçek şehirlerde kötülerle karşı karşıya geldiği daha önce pek çok örneğin olduğunu belirten Bilgiç bu tür hikayelerin kendisini epey heyecanlandırdığını ve bu tarz anlatıların daha fazla olmasını umduğunu söylüyor.
"Batman'in kurgusal bir şehir olan Gotham'dan çıkıp gerçek şehirlerde suçla yüzleşmesi beni heyecanlandıran bir konsept. Bu hikayelere şimdi o ülkelerin yazar ve çizerinin dokunuyor olması meraklandıran bir durum. Batman'in küreselleşmesi günümüzde beklenen bir durum sanırım. Ben yaşadığım şehirde Batman'in eksikliğini hissediyorum mesela. Umarım daha sık ziyaret eder."

Öte yandan Ergil ise projenin kapsamı nedeniyle bir ilk olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
"DC Comics daha önce de yerel sanatçılarla çalıştı. Batman: Dünya bu konuda bir ilk değil ama bu kadar farklı kültürü bir araya getirmesinden dolayı bir ilk diyebiliriz. 14 hikayenin tamamında da farklı bir Batman okuyacağız."

"Antolojide bulunan en uzun hikaye bizim"
Batman: Dünya antolojisine dair heyecan verici bir diğer unsursa toplamda 184 sayfa olacak çalışmada en fazla alanın Wayne'in Türkiye macerasına verilmesi. Ergil bu durumun kendilerini çok mutlu ettiğini şu şekilde ifade ediyor:
"Hikayelerle ilgili en nefes kesici anımız herkesten fazla sayfa sayısına sahip olmamızdı. Her ülke 8-10 sayfaya sahipken bize 14 sayfalık yer verildi. Antolojide bulunan en uzun hikaye olması bizi çok mutlu etti. DC Comics yetkilileri bu konuda bize çok destek oldu."

"İstanbul'un yanı sıra iki şehir daha var"
Projenin içeriğine yönelik büyük bir gizlilikle hareket ettiklerini belirten Ergil ve Bilgiç, hikayenin yalnızca İstanbul'da geçmediğini aktarıyor. Şu ana kadar yayımlanan görsellerden İstanbul dışında Ankara'nın da bu macerada yer aldığı anlaşılıyor. Her ne kadar hikayenin geçtiği mekanlara dair detaylı bilgi vermeseler de Bilgiç sürpriz bir şehrin daha olduğunu ifade ediyor.

İlk kez Indepedendent Türkçe'de yayımlanan özel Batman: Dünya iç çizimi (Ethem Onur Bilgiç/DC Comics/Independent Türkçe)
Türkiye bölümünü "gerçek mekanlarda geçen, kurgu karakterleri olan bir dedektiflik hikayesi" diye niteleyen Bilgiç, okurların hikayede Batman'in birden fazla düşmanla karşı karşıya gelmesine tanık olacağını söylüyor. 
Antolojinin geri kalan bölümlerini kendisinin de yayımlandığında göreceğini söyleyen Bilgiç, "Kore, Amerika, İtalya, Çekya ve Brezilya" öykülerini çizer ve yazarlarından ötürü epey merak ettiğini ifade ediyor.

"Hikayede esintiler, göndermeler, saygı duruşları bulunuyor"
En sevdiği Batman çizgi romanlarının "Batman: Kara Şövalye Dönüyor", "Batman: Öldüren Şaka", "Batman: Pelerinli Süvari'ye Ne Oldu?" ve "Batman: Noel" olduğunu söyleyen Ergil, "Esintiler, göndermeler ve saygı duruşları, hepsi hikayelerimizde bulunuyor" ifadelerini kullanıyor.

Hem Ergil hem de Bilgiç, "Batman: Kara Şövalye Dönüyor"un özel bir yere sahip olduğunu söylüyor (DC Comics)
Bilgiç de hem çizgi roman hem de film olarak "Batman: Kara Şövalye Dönüyor"u çok sevdiğini, "Batman: Öldüren Şaka" ve "Batman: İlk Yıl"ın da diğer favorileri olduğunu belirtiyor.
Bununla birlikte Christopher Nolan'ın Batman üçlemesini çok sevdiğini söyleyen Bilgiç tamamen sübjektif bir yorum olduğunun altını çizerek antolojideki Türkiye hikayesinin Nolan'ı anımsattığını düşündüğünü ifade ediyor.
"Tamamen subjektif bir yorum olarak hikâyeyi biraz Nolanvari buluyorum."

Batman: Dünya'nın uluslararası ekibinde yer alan isimler
Antolojinin açılış hikayesi "Batman: Damned", "Joker", "Lex Luthor: Man of Steel", "Batman/Deathblow" gibi projelerde birlikte çalışan ödüllü ikili yazar Brian Azzarello ve çizer Lee Bermejo'nun imzasını taşıyor. 
"Küresel Şehir" (Global City) başlıklı öyküde Batman, şehrini ve sakinlerini her türlü tehdide karşı korumak için Gotham'da geçirdiği zamana dair düşüncelere dalar. Ancak Kara Şövalye köprülerin, sokakların ve gökdelenlerin ötesine baktığında her yerde düzeltilmesi gereken yanlışlar olduğunu ve adalet çağrısının sınır tanımadığını fark eder.
Batman'in adalet mücadelesini farklı ülkelere taşıyacak uluslararası yaratıcı ekibin tam listesi şu şekilde:

Independent Türkçe



307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
TT

307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)

307 milyon yıllık kafatası fosilini inceleyen bilim insanları, karada yaşayan ve bitkiyle beslenen en eski omurgalı hayvanlardan birini keşfetti.

İlk omurgalılar yaklaşık 370 milyon yıl önce sudan çıktığında, bitkiler yaklaşık 100 milyon yıldır karada yaşıyordu.

Milyonlarca yıl etle beslenen bu hayvanlar, zamanla bitkilere yöneldi. 

Şikago'daki Field Müzesi'nden evrimsel biyolog Arjan Mann ve ekibi, Tyrannoroter heberti adını verdikleri yeni bir türün bu geçişi yapan ilk hayvanlardan biri olduğunu tespit etti.

Yaklaşık 358 milyon yıl önce başlayıp 299 milyon yıl önce sona eren Karbonifer Dönemi'nde yaşayan bu tür, karada yaşayan 4 ayaklı tetrapodların ilk üyelerindendi. Tetrapodlar, bugünkü amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşların atasıydı.

Bilim insanları, T. heberti'nin kafatasını Kanada'nın Yeni İskoçya (Nova Scotia) eyaletindeki fosilleşmiş bir ağaç kütüğünün içinde buldu. 

Kafatası sadece 10 santimetre olan hayvanın boyunun 25 santimetreyi aşmadığı tahmin ediliyor.

Araştırmacılar bilgisayarlı tomografiyle T. heberti'nin kafatasını ve dişlerini inceleyerek nasıl beslendiğini saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature Ecology & Evolution'da dün (10 Şubat) yayımlanan çalışmaya göre T. heberti'nin dişleri, böcek ve eklembacaklılarla beslenen hayvanlarla benzerlik gösteriyordu.

Ayrıca damağında ve alt çenesinde, daha sonraki dinozor gibi otçullarda da görülen ve sert bitki parçalarını öğütmeye yarayan plakalar vardı.

Mann "Bu, bitkilerle beslendiği bilinen en eski 4 ayaklı hayvanlardan biri" diyerek ekliyor: 

Bu son derece önemli çünkü bugün karşılaştığımız (otoburların hakimiyetindeki) karasal ekosistemlerin temel bileşenlerinin Karbonifer Dönemi'nden beri var olduğunu ve korunduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar T. heberti'nin ilk başta böcekleri yediğini ve daha sonra bitkileri tüketmeye başladığını düşünüyor. Bitkilerle ilk beslenenler böceklerdi. Bu böceklerle beslenen tetrapodlar da, zamanla bitkileri sindirmeye yarayan bağırsak florasını kazanmış olmalı.

Ekip aynı dönemde yaşayan Melanedaphodon adlı bir hayvanın da yumuşak bitkilerle ve böceklerle beslendiğini tespit etti.

T. heberti'nin de bitkilerin yanı sıra karşısına çıkan böcekleri ve eklembacaklıları yediği tahmin ediliyor ancak kafatası, daha sert bitkileri işlemeye Melanedaphodon'dan daha iyi uyum sağladığını gösteriyor.

Mann "Tyrannoroter, yüksek lifli bitki materyalini işleyebilecek adaptasyonlar gösteren en eski ve en eksiksiz omurgalı kara otçulu" diye açıklıyor.

T. heberti'nin keşfi, tetrapodların sanılandan daha uzun zaman önce bitkilerle beslenmeye başladığını göstererek Karbonifer Dönemi'ndeki ekosistemi yeniden şekillendiriyor.

Makalenin yazarlarından Hillary Maddin "Bu keşif, omurgalı hayvanların modern hayvanlara benzer yaşam alanlarına düşündüğümüzden çok daha hızlı yayıldığını ortaya koyuyor" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Reuters, IFLScience, Nature Ecology & Evolution


Uzmanlardan uzun Kovid uyarısı: Alzheimer'a benziyor

Dr. Monika Brunner-Weinzierl, uzun süreli Kovid-19 örneği işleme sırasında Kovid-19 hücre kültürleri içeren test tüplerini tutuyor. Yeni araştırmalar, uzun süreli Kovid-19 geçiren bazı hastaların, beyin sisi ve bilişsel gerileme de dahil Alzheimer hastalarında görülenlere benzer semptomlar yaşayabileceğini öne sürüyor (AFP)
Dr. Monika Brunner-Weinzierl, uzun süreli Kovid-19 örneği işleme sırasında Kovid-19 hücre kültürleri içeren test tüplerini tutuyor. Yeni araştırmalar, uzun süreli Kovid-19 geçiren bazı hastaların, beyin sisi ve bilişsel gerileme de dahil Alzheimer hastalarında görülenlere benzer semptomlar yaşayabileceğini öne sürüyor (AFP)
TT

Uzmanlardan uzun Kovid uyarısı: Alzheimer'a benziyor

Dr. Monika Brunner-Weinzierl, uzun süreli Kovid-19 örneği işleme sırasında Kovid-19 hücre kültürleri içeren test tüplerini tutuyor. Yeni araştırmalar, uzun süreli Kovid-19 geçiren bazı hastaların, beyin sisi ve bilişsel gerileme de dahil Alzheimer hastalarında görülenlere benzer semptomlar yaşayabileceğini öne sürüyor (AFP)
Dr. Monika Brunner-Weinzierl, uzun süreli Kovid-19 örneği işleme sırasında Kovid-19 hücre kültürleri içeren test tüplerini tutuyor. Yeni araştırmalar, uzun süreli Kovid-19 geçiren bazı hastaların, beyin sisi ve bilişsel gerileme de dahil Alzheimer hastalarında görülenlere benzer semptomlar yaşayabileceğini öne sürüyor (AFP)

Yeni araştırmaya göre uzun süreli Kovid geçiren kişilerden bazılarında Alzheimer olan bireylerde görülenlere benzer semptomlar ortaya çıkabiliyor.

New York Üniversitesi Langone Sağlık Merkezi'nin son bulguları, uzun süreli Kovid'in (ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezleri'ne göre semptomların üç aydan fazla sürmesi) beyinde yol açtığı değişikliklerin uzun süreli yorgunluk, beyin sisi, baş dönmesi, koku veya tat kaybı, depresyon ve diğer semptomlara yol açabileceğini gösteriyor.

Yale Medicine'a göre yaklaşık 20 milyon Amerikalıya uzun Kovid teşhisi kondu.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi Radyoloji Bölümü'nde profesör olan, çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Yulin Ge yaptığı açıklamada, "Çalışmamız, ilk Kovid enfeksiyonundan sonra bazı vakalarda ortaya çıkan uzun süreli bağışıklık reaksiyonlarının, koroid pleksustaki kritik bir beyin bariyerine zarar veren şişmeyi beraberinde getirebileceğini gösteriyor" dedi.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'ne göre koroid pleksus, beynin ventriküllerinde beyin-omurilik sıvısı üreten ve bariyer işlevi gören kan damarlarından oluşan bir yapı. Beyin-omurilik sıvısı, beyin ve omurilik için tampon görevi görüyor ve onları yaralanmalardan koruyor. Ayrıca atıkları uzaklaştırıp besinleri beyin ve omuriliğin hayati bölgelerine taşıyor.

Dr. Ge, araştırmada "fiziksel, moleküler ve klinik kanıtların, daha büyük bir koroid pleksusun gelecekteki Alzheimer benzeri bilişsel gerilemenin erken uyarı işareti olabileceğini gösterdiğini" belirtti.

Alzheimer Derneği'nin Alzheimer's & Dementia adlı akademik dergisinde yayımlanan çalışmada nörolojik semptomlar gösteren 86 uzun süreli Kovid-19 hastası, Kovid-19'u kalıcı semptomlar yaşamadan tamamen atlatan 67 kişi ve hiç enfekte olmamış 26 sağlıklı birey izlendi.

Araştırmacılar, uzun Kovid-19 geçiren katılımcıların, uzun süreli semptomlar yaşamadan iyileşenlere göre yüzde 10 daha büyük bir koroid pleksusa sahip olduğunu buldu.

Araştırmaya göre, daha büyük bir koroid pleksus, kronik nöroinflamasyon ve nörodejenerasyonun göstergesi. Ayrıca, ilerleyen Alzheimer hastalarında görülen kandaki biyobelirteçlerle de ilişkili olabilir.

Araştırma ayrıca, daha büyük bir koroid pleksusa sahip hastaların 30 puanlık bilişsel testte yüzde 2 daha düşük skor aldığını da gösterdi.

Araştırmacılar, uzun süreli Kovid'in, koroid pleksustaki kan damarlarının kalınlaşmasına yol açan kronik inflamasyona neden olabileceğini öne sürdü.

Dr. Ge, New York Post'a, "Bu değişikliklerin geri döndürülebilir olup olmadığı halihazırda bilinmiyor. Bu soruyu ele almak için takip verilerini aktif olarak analiz ediyoruz" diye konuştu.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi'nden, çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Thomas Wisniewski yaptığı açıklamada, ekibin bir sonraki adımlarının, "belirlediğimiz beyin değişikliklerinin uzun vadeli bilişsel sorunlar geliştirecek kişileri tahmin edip edemeyeceğini" görmek için hastaları izlemek olacağını söyledi.

Independent Türkçe


Orman yangınlarının çocuk sağlığına etkisi solunumla sınırlı değil

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Orman yangınlarının çocuk sağlığına etkisi solunumla sınırlı değil

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Avustralyalı araştırmacılar yeni bir çalışmada, orman yangını dumanının çocuklarda ruh sağlığı krizleri riskini artırabileceği uyarısında bulundu.

Araştırmacılar, orman yangınlarından kaynaklanan kirliliğe maruz kaldıktan sonraki 6 gün içinde çocukların ruh sağlığıyla ilgili başvuruların arttığını ve bunun, diğer kaynaklardan hava kirliliğine maruz kaldıktan sonra görülen etkiden daha güçlü olduğunu tespit etti.

Bulgular, özellikle de yangınlar daha sık ve şiddetli hale gelirken, orman yangınlarının sağlık üzerindeki etkisinin solunum hastalıklarının çok ötesine uzandığına dair artan kanıtlara bir yenisini ekliyor.

Araştırmada orman yangınlarının ardından havadaki partikül kirliliği seviyeleri incelenerek bunlar, trafik ve endüstriyel faaliyetler gibi yangın dışı kaynaklarla ortaya çıkan kirlilikle karşılaştırıldı. Orman yangınları kaynaklı kirliliğin, benzer yoğunluklardaki diğer hava kirliliği türlerine kıyasla, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı sorunları nedeniyle acil servise başvurma sayısının artmasıyla bağlantılı olduğu saptandı.

Monash Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü analiz, geçen çarşamba Nature Mental Health'te yayımlandı.

Araştırmacılar orman yangınlarından kaynaklanan ince partikül madde bileşimlerinin, kentsel kirlilikten farklı olabileceğini ve genellikle tahliye, okulların kapatılması ve uzun süre kapalı mekanlarda kalma gibi diğer stres faktörleriyle birlikte deneyimlendiği için genç nüfustaki psikolojik tahribatı artırabileceğini belirtiyor.

Önceki çalışmalar hava kirliliğini yetişkinlerdeki ruh sağlığı sonuçlarıyla ilişkilendirse de çocuklarla ilgili kanıtlar daha az.

Bu analiz, çocuk ve ergenlerin duman olayları esnasında ve sonrasında bilhassa savunmasız olabileceğini ve etkilerin maruz kaldıktan sonra birkaç haftada değil, birkaç gün içinde hızla ortaya çıktığını gösteriyor.

Bulgular, iklim krizinin etkisiyle Avustralya'nın daha uzun ve şiddetli orman yangını sezonları yaşadığı, aşırı sıcaklıkların daha sık kaydedildiği bir dönemde yayımlandı. Büyük grupların haftalarca süren uzun süreli duman olaylarına giderek daha çok maruz kalmasıyla çocuk gelişimi ve sağlığı üzerindeki kümülatif etkilere dair endişeler artıyor.

Araştırmacılar bu sonuçların, evde kalma çağrısı yapan kısa vadeli tavsiyelerin ötesine geçen halk sağlığı önlemlerinin alınması gerektiğini vurguladığını söylüyor. Orman yangını dumanına müdahale eden yetkililerin, özellikle daha az savunma mekanizmasına sahip olan ve maruziyetten kaçınma becerisi daha düşük çocuklar için fiziksel sağlığın yanı sıra ruh sağlığı risklerini de dikkate alması gerektiğini savunuyorlar.

Bilim insanları şöyle yazıyor:

Orman yangınlarının yol açtığı hava kirliliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmak ve artan orman yangınları karşısında gelecek nesillerin sağlığını korumak için acil önlem alınması gerekiyor.

Çalışma ayrıca hazırlık sürecindeki bir eksikliğin de altını çiziyor. Hava kalitesi uyarıları genellikle solunum ve kardiyovasküler risklere odaklanırken araştırmacılar, özellikle iklim değişikliği tekrar maruz kalma olasılığını artırdığı için, orman yangını kirliliğinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi tanıyıp azaltmaya acil ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Independent Türkçe