İran: Reformistler Himmeti’yi destekleme konusunda uzlaşamadı

İran İçişleri Bakanı seçim yarışında ‘rekabetin zayıf olmasını’ ve mitinglerin yapılamayışını eleştirdi. Laricani, seçmenleri sandık başına gitmeye çağırdı

Dün İran'ın başkentinin merkezinde yer alan Tahran Üniversitesi'nin duvarında asılı, seçimlere katılımı teşvik eden pankartların önünden geçen İranlılar (AFP)
Dün İran'ın başkentinin merkezinde yer alan Tahran Üniversitesi'nin duvarında asılı, seçimlere katılımı teşvik eden pankartların önünden geçen İranlılar (AFP)
TT

İran: Reformistler Himmeti’yi destekleme konusunda uzlaşamadı

Dün İran'ın başkentinin merkezinde yer alan Tahran Üniversitesi'nin duvarında asılı, seçimlere katılımı teşvik eden pankartların önünden geçen İranlılar (AFP)
Dün İran'ın başkentinin merkezinde yer alan Tahran Üniversitesi'nin duvarında asılı, seçimlere katılımı teşvik eden pankartların önünden geçen İranlılar (AFP)

Reformist akımdan siyasilerin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin nükleer anlaşma yoluyla Batı'ya açılım siyasetini destekleyen Abdunnasır Himmeti'yi destek konusunda uzlaşı çabaları başarısız olurken eski Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı olan muhafazakar çizgideki aday Muhsin Rızai, ‘güvenlik birimlerindeki kirliliğe’ karşı ‘temizlik’ operasyonları yapma vaadinde bulundu.
Mevcut hükümetin yeniden canlandırmak amacıyla müzakerelerde bulunduğu nükleer anlaşmanın hükümetinin bir önceliği olacağını söyleyen eski Merkez Bankası Başkanı Himmeti, “Ama ABD’nin güveni yeniden sağlama eğilimini benimsediğini hiç görmedik. Nükleer anlaşmayı nasıl ele aldığını ve nasıl bir araştırma yolu izlediği görmeliyiz. İsrail üzerinden bölgede hegemonya kurmak istiyor mu bilmeliyiz. Eğer ABD güven inşa etmek isterse ve bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışmadığını gösterirse neden İran ile ABD arasında bir sorun olsun ki?!” ifadelerini kullandı.
Reformistlere yakınlığıyla bilinen Berna Haber Ajansı’nın aktardığı açıklamasında Himmeti, “ABD’nin, küresel ve bölgesel barışı ilerletmek için olumlu yönde hareket ettiğine dair bir his varsa da önce İran'a ve bölgeye yaklaşımının ne olacağını görmeliyiz. O zaman ABD ile sorunumuz kalmaz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin önceki seçimlerde Batı ile diplomasiye açıklık konusundaki sloganını yineleyen Himmeti, “Ülkemizin dünyayla iletişim halinde olması gerekiyor. Hiçbir ülke dünyayla iletişim kurmadan ilerleme kaydedemedi” dedi.
2011 yılından bu yana ev hapsinde tutulan eski reformist lider Mehdi Kerrubi Himmeti’ye destek çağrısı yaptı. Eski reformist Cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ve Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin yandaşları da reformistlerin Himmeti ya da bir diğer aday Muhsin Mihralizade’yi destek çağrıları yapmışlardı. Himmeti ise seçimlere bağımsız olarak katıldığını vurguluyor.
Öte yandan reformist hareket, fikir birliğine varılamaması nedeniyle Kerrubi’nin çağrısına uymadı. Reformist Cephe Sözcüsü Azer Mansuri’nin yaptığı açıklamada Himmeti, Reformist Cephe Genel Kurulu'nun 46 üyesinden yalnızca 23'ünün desteğini aldı. Ancak Himmeti’nin reformist akımın adayı olması için oyların üçte ikisine yani 31 oya ihtiyacı vardı. Mihralizade’nin ise oyların yüzde kaçını aldığı belirtilmedi.
İki aday da, seçimlere katılması onaylanan aday listesinin açıklandığı ilk andan itibaren reformculara yaklaşmaya çalıştı. Televizyon ekranlarındaki münazaralarda, mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin 2013 ve 2017 seçimlerinde muhafazakarlara karşı kullandığı çeşitli argümanları tekrarlayarak muhafazakar çizgideki beş aday karşısında reformist bir imaj çizmeye gayret ettiler.
İran’da reformist çizgisiyle tanınan Hemşehri gazetesi, Reformist Cephe’nin toplantısının uzun sürdüğünü belirtirken toplantı sonunda reformist hareketin seçimlere aday gösterme konusundaki tutumunun değişmediğini vurguladı. Toplantı, Reformist Cephe'nin, seçimlere aday gösterdiği, aralarında mevcut Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ve eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin oğlu Muhsin Haşimi’nin de olduğu dokuz ismin başvurularının reddedilmesinin ardından cumhurbaşkanlığı seçimlerine kimseyi aday göstermeyeceğini duyurmasından haftalar sonra yapıldı.
Kerrubi'nin oğlu Hüseyin Kerrubi, Pazartesi günü reformistlere yakın haber ajanslarına babasının reformist akıma bir aday göstermeleri çağrısında bulunduğunu açıkladı. Kerrubi ayrıca reformist kanada yakın Etemad gazetesine yaptığı açıklamada, sandık başına gideceğini ve Himmeti'ye oy vereceğini söyledi.
Kerrubi'nin tutumu, müttefiki Mir Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahnaverd'in seçim sürecini bir ‘aşağılama’ süreci olarak niteledikleri ve ‘seçim mühendisliği’ yapıldığı eleştirisinde bulundukları tutumla çelişiyor.
Reformist akımın en önde gelen siyasi gruplarından biri olan Kargozarani Sazendegi, son günlerde Himmeti’nin seçim kampanyasına destek vermiş, Himmeti de son iki hafta boyunca, Haşimi Rafsancani'nin grubuna yakın bir medya kuruluşu olan Sazendegi gazetesinin ön sayfasında sık sık boy göstermişti.
Gazete, dün yayınlanan sayının başyazısında Himmeti'yi destekleyenlerin tutumunu savundu. Sazendegi Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Kotşani, reformistlerin seçimlerden dışlanmasını ‘yalnızca Reformist Cephe için değil, aynı zamanda halk tabanı için de siyasi bir aşağılama’ olarak nitelendirdi. Kotşani, Reformist Cephe’yi bu siyasi aşağılanmadan kurtaracak şeyin, ‘bu sınırlı alanda oyunu iyi oynamak ve buradan muzaffer çıkmak’ olduğunu söyledi. Kotşani, “Gerçekten de, aşağılanmaya verilmesi gereken tepki seçimi boykot etmek değil. Duygulardan ziyade akılla hareket edilmeli. Ön planda olmayan bir reformist ismin, ünlü muhafazakar isimleri alt edebileceğini herkese gösterebiliriz” ifadelerini kullandı.
Birçok kişi, reformist hareketteki muhaliflerin, özellikle de Milli Birlik Partisi’nin, muhafazakar adaylardan birinin yarışı önde götürdüğüne işaret eden anketler çerçevesinde halkın sandık başına gitme konusunda daha önce eşi-benzeri görülmemiş bir isteksizlik göstermelerine karşın reformistlerin eğiliminin etkilenmesinden korktuklarını düşünüyor.
Himmeti dün yaptığı açıklamada, “Ben bir ekonomistim ve geri çekilmeyeceğim, sonuna kadar devam edeceğim. Önde gelen bazı reformistler beni destekliyor ve reformistlerin büyük bir kısmı seçim kampanyamda aktif olarak yer aldı. Güçsüzlerin gücü, sessizlerin sesi olmaya hazırım. Ama halk, seçim boykotlarına son vermezlerse başarılı olamam” dedi.
İranlıları muhafazakarların iktidarı ele geçirmesine karşı uyarmak için son bir hamle daha yapan Himmeti, İran'da internet sitelerinin engellenmesinden kimin sorumlu olduğunu ve VPN programlarının (gerçek IP adresini gizlenip, farklı bir IP adresi üzerinden internete bağlanılmasını sağlayan programlar) satışlarından kimin kazanç sağladığını sorguladı.
Buna karşın muhafazakar çizgideki cumhurbaşkanı adaylarından Ali Rıza Zakani, Ruhani hükümetinde bakan olarak atanmadan önce İran İstihbarat Bakanlığı'ndaki İnternet izleme dosyasından sorumlu olan mevcut İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi’ye atıfta bulunarak, “İnternete erişimi engelleme yetkilisini elinde bulunduran İletişim Bakanı’nı atayanlar özgürlükten bahsediyorlar” ifadelerini kullandı.
Bakan Cehromi, Kasım 2019 protestoları sırasında internet erişiminin iki hafta ile bir ay arasında kesilmesinde çok önemli bir rol oynamıştı. Muhafazakar aday Zakani, Himmeti'nin kendisinin bir diğer muhafazakar aday İbrahim Reisi lehine çekileceğinden bahseden haberlere yönelik yorumlarını tiye aldı.
Himmeti, milletvekili Zakani'yi muhafazakar adaylar arasında ‘kötü polis’ olarak tanımlamıştı. Dün düzenlediği basın toplantısında Himmeti, muhafazakar harekette ‘gölge’ aday olgusunun varlığı konusundaki ısrarını yineleyerek muhafazakar adayları Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi lehine seçimlere katılmakla suçladı.
İran’da gölge aday olgusu yeni ortaya çıkan bir durum değil. Önceki seçimlerde de İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri, münazaralarda yakın müttefiki olan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'den daha iyi performans göstererek dikkat toplamış, ancak daha sonra seçimlerden çekilmişti.
Diğer yandan eski DMO Genel Komutanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) Genel Sekreteri Muhsin Rızai, dün bir televizyon kanalına verdiği röportajda, ‘güvenlik birimlerini tepeden tırnağa temizleme’ vaadinde bulundu. Açıklamalarının İranlıları endişelendirip endişelendirmeyeceğine dair bir soruya verdiği yanıtta Rızai, Natanz Nükleer Tesisi’nde geçtiğimiz Nisan ayında düzenlenen bombalı saldırının ardından ortaya çıkan ‘güvenlik kirliliğinin’ ciddiye alınması çağrısında bulundu.
Güvenlik birimlerinde bozulma olduğuna dair iddiaların ‘yüzde 100 doğru’ olduğunu söyleyen Rızai, “Natanz’a saldıranlar başarılı bir operasyon gerçekleştirerek ülkeyi terk ettiler. Bu konudaki her türlü taviz tehlike arz eder” dedi.
Rızai, DMO’nun İstihbarat Servisi tarafından finanse edilen, diplomatik adımların ve özellikle nükleer anlaşmaya ilişkin müzakerelere katılan ekibin Batılıların etkisi altındaymış gibi gösterildiği, ancak geçtiğimiz Mart ayında birkaç bölümü yayınlandıktan sonra İran hükümeti ve İran Dışişleri Bakanlığı'ndan gelen eleştiriler nedeniyle yayından kaldırılan bir televizyon dizisine övgüde bulundu.
Öte yandan eski Meclis Başkanı Ali Laricani yaptığı açıklamada, halka cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılma çağrısında bulundu. Laricani, “İçerideki ve dışarıdaki bir takım yanlış davranışlar, halkın bazı kesimleri arasında rahatsızlıklara neden olsa da sizin iradeniz onlardan çok daha güçlüdür” diye konuştu. Laricani, onurlu ve yasalara saygılı vatandaşların meşru taleplerinin ve yetkililerin kararlılığının, halkın güvenini sarsacak yanlış eylemlerin düzeltilmesine yol açmasını umduğunu ifade etti.
Cuma günü yapılacak olan seçimlerin ‘halkın kendi kaderini tayini adına milli bir gün’ olmasını istediğini ifade eden Laricani, “Cezanın zorluklarına sabredenler,  Allah'ın izniyle zafer yakındır” ifadelerini kullandı. Ancak Laricani, adaylardan birini destekleyip desteklemediğini açıklamadı.
Twitter hesabından Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne (AKK) yönelik eleştirilerini yineleyen eski Meclis Başkanı, “AKK, resmi taleplere rağmen, seçimlere uygunluğumun neden onaylanmadığına dair herhangi bir açıklamada bulunmadı” dedi.
İran İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli, Laricani’nin açıklamalarından birkaç önce, valilerle yaptığı görüşmede İran seçimlerindeki ‘zayıf rekabeti’ eleştirdi. İran'ın yarı resmi ajansı ISNA’nın haberine göre Fazli, “Adayların, bu dönemde seçim merkezlerinde ve birçok ilde destekçileri ve partileri için etkinlikler düzenleyememeleri talihsiz bir durumdur” ifadelerini kullandı.
Seçim merkezlerinde etkinliklerin düzenlenememesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren İçişleri Bakanı, “Genel merkezin olmadan toplantı yapılmaz. Tüm bunlar, nispeten zayıf bir rekabetle karşı karşıya olduğumuz gerçeğine katkıda bulundu. Bunun bedelini Radyo ve Televizyon Kurumu (IRIB), valiler ve halk ödedi” şeklinde konuştu.
İran Öğrencileri Anket Ajansı (ISPA) tarafından yapılan bir anket, İranlıların seçimlere katılım konusundaki tutumunda, adaylar arasında ekonomik durumu iyileştirmeye yönelik büyük vaatlerin verildiği tartışmaların yaşandığı münazaralara rağmen fazla değişiklik olmadığını gösterdi.
ISPA’nın anketine göre seçimlere katılacağını söyleyen seçmen sayısı yüzde 42 olurken, muhafazakar çizgideki adaylardan İbrahim Reisi, şimdilik yarışı önde götürüyor. Buna karşın Himmeti oyların yüzde 3,7’sini aldı. 59 milyon seçmenden 15 milyonunun Reisi'ye oy vermeyi düşündüğü tahmin ediliyor.
Ankete katılanların yüzde 65’i, üçüncü münazarayı izlemediklerini söylediler. ISPA geçtiğimiz Çarşamba günü, İranlıların yüzde 70'inin münazaraları izlemediğini bildirmişti.
İran siyasal sistemi siyasi partilerin genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmalarını engelliyor. İran’da her üç seçimde de adaylar bireysel olarak seçime giriyorlar. Ülkedeki siyasi parti ya da oluşumlar ise dışarıdan bireysel adaylara destek verebiliyor.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı