Biden-Putin zirvesinin gündemi mayın tarlası gibi

İki lider, nükleer savaşı önlemeyi amaçlayan ‘ortak bir bildiri’ yayınlanmasını kabul ettiler

Biden ve Putin dün zirve öncesi Cenevre'de bir araya geldiklerinde (EPA)
Biden ve Putin dün zirve öncesi Cenevre'de bir araya geldiklerinde (EPA)
TT

Biden-Putin zirvesinin gündemi mayın tarlası gibi

Biden ve Putin dün zirve öncesi Cenevre'de bir araya geldiklerinde (EPA)
Biden ve Putin dün zirve öncesi Cenevre'de bir araya geldiklerinde (EPA)

ABD Başkanı Joe Biden, Çarşamba günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeleri ‘olumlu’ olarak nitelendirse de, Rus mevkidaşını Washington'ın ABD seçimlerine herhangi bir müdahaleye müsamaha göstermeyeceği konusunda uyardı. Cenevre'deki ikili zirvenin ardından düzenlediği basın toplantısında, tüm toplantının gidişatını ‘iyi ve olumlu’ olarak değerlendiren Biden, “Demokratik egemenliğimizi ihlal etmeye veya demokratik seçimlerimizi istikrarsızlaştırmaya yönelik herhangi bir girişime göz yummayacağımızı ve böyle bir şeyin olması halinde karşılık vereceğimizi açıkça belirttim” ifadelerini kullandı.
ABD’li ve Rus liderler, son yıllarda en yüksek seviyesine ulaşan gerilimi azaltmak amacıyla yaklaşık iki buçuk saat süren bir görüşme gerçekleştirdiler. İki lider, silahlanmanın sınırlandırılması ve son yıllarda kopan diplomatik bağların yeniden kurulması amacıyla yeni bir müzakere turu üzerinde anlaşmaya çalışırken Rus ve ABD'li yetkililer, zirvenin sonucuna ilişkin beklentilerini düşük tuttular. Görüşme sırasında Biden, Putin’e, “Bence yüz yüze görüşmek, ortak çıkarlarımızı tespit etmeye çalışmak, iş birliği yapmak ve bunu yapmasak da öngörülebilir ve akılcı bir yol inşa etmek her zaman en iyisidir” dedi.
Zirveyi yakından takip eden kaynaklara göre ABD Başkanı, şuan Moskova hapishanelerinde bulunan ABD’li eski deniz piyadelerinin tutukluluğu konusunu Rusya Devlet Başkanı ile görüşmesinde gündeme getirdi. Rus lider de bu hafta Rusya'nın ABD hapishanelerinde tutulan vatandaşları için bir takası anlaşmasına varılmasını düşünmeye istekli olabileceğini söyledi.
Cenevre, ABD-Rusya zirvesine ilk olarak 1955 yılında ev sahipliği yaptı. Dönemin ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, Büyük Dörtlü (İkinci Dünya Savaşı'nın galibi olan dört ülke; ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa) toplantısının oturum aralarında Sovyet mevkidaşı Nikita Kruşçev ile bir araya geldi. Bu görüşmeden tam 30 yıl sonra, Cenevre'de Ronald Reagan ve Mihail Gorbaçov arasında, daha sonra Soğuk Savaş'ın sona ermesine yol açacak olan yumuşamanın başlangıcı sayılan ikinci ABD-Rusya zirvesi gerçekleşti. Bugün Çin hükümetine ait olan Su Çiçeği Sarayı'nda yapılan bu tarihi zirve, üç gün sürdü.
Dün ABD Başkanı Joe Biden ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında, 1864 yılında uluslararası hukukun temel taşını oluşturan ilk Cenevre Sözleşmesi'nin imzalandığı konferansa ev sahipliği yapan sarayda gerçekleştirilen ve sadece dört saat süren zirvede ise iki taraf, bu süre zarfında mayın tarlasını andıran bir gündemle uğraştı. Zirve, Washington'ın, daha önce Donald Trump ve Barack Obama ile olan görüşmelerindeki gibi, Putin’in kurabileceği herhangi bir tuzaktan kaçınılması için yaptığı talep üzerine iki liderin ayrı ayrı gerçekleştirdikleri basın toplantılarıyla sona erdi.
Zirve, Putin ve Biden’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un bir araya geldiği ilk ikili görüşmeyle başladı, ardından iki tarafın heyetlerinin katıldığı genişletilmiş bir toplantı olarak devam etti.  İki taraf, Washington ile Moskova arasında onlarca yıldır nedeni tam olarak bilinmeyen bir gerilimin yaşandığı ilişkiler hakkında konuşmak için gerekli hale gelen ‘kırmızı çizgileri’ aşmaya karşı uzun bir suçlama, talep ve uyarı listesi sundu. Biden'ın Cenevre'ye gelmeden önce “Putin, Putin'dir ve onun değişmesini beklemiyorum” açıklamasında olduğu gibi iki taraf da yoğun görüşmelerden bir şey çıkmasını pek beklemiyordu.
Geçtiğimiz Salı günü Brüksel'de yapılan ABD-Avrupa görüşmelerine eşlik eden üst düzey bir diplomatik kaynak şunları söyledi:
“Washington, Avrupa Birliği (AB) ve NATO'daki müttefiklerine Cenevre zirvesinin Moskova'nın düşmanca davranışlarını ve aşırılıklarını meşrulaştırmak için bir fırsat olmayacağına ve Rusya Devlet Başkanı’nın ‘kırmızı çizgileri’ geçtiğinde kendisini ne gibi sonuçların beklediğini Biden'dan duyacağına dair güvence verdi.”
ABD Başkanı'nın Brüksel'den müttefikleri adına konuşma yapması için geniş bir yetki aldığını da sözlerine ekleyen kaynak, “Biden, Avrupalı ​​liderlere, zirvede öncelikleri arasında yer alan; Moskova ile iş birliği ve diyalog kanallarını kapatmama niyetini de dile getirdi” dedi.
Washington'ın, stratejik tesislere yönelik siber saldırılardan ve ABD başkanlık seçimlerine müdahaleden bölgesel nüfuzu genişletmek için güç kullanımına kadar zirveye taşıdığı hassas dosyalara rağmen,  ABD'nin gözü, Moskova ve Pekin arasında yavaş yavaş oluşan ittifaktaydı. En büyük çıkarı, daha güçlü düşmanına karşı elini daha zayıf düşmanına uzatmaya devam ediyor olmasıydı. Bu nedenle, ülkesi sürekli olarak birçok ülkenin içişlerine karışmanın yanı sıra siber saldırılar ve insan hakları ihlalleri yapmakla suçlanan ve ABD ile AB tarafından ekonomik yaptırımlar uygulanan Putin için sadece zirvenin gerçekleşmesi bile bir başarıydı. Kremlin’in lideri ayrıca, Çin'in yıllardır ABD dış politikasına musallat olan bir saplantı haline geldiğinin ve eğer ABD kendisini son zamanlarda stratejik bir tehdit düzeyine yükselttiği Çin'in yükselişini sınırlamaya adamak istiyorsa Moskova ile gerilimi sürdürmenin Washington'ın çıkarına olmadığının da farkında.
Zirvenin sonunda ilk basın toplantısını düzenleyen Putin, görev yerlerinde bulunmayan Rusya’nın Washington ve ABD’nin Moskova büyükelçilerinin yakında görev yerlerine dönmesinin kararlaştırıldığını ve iki tarafın siber güvenlik alanında koordinasyon konusunda anlaştığını açıkladı. Rus lider, tüm tarafların bu alanda üzerine düşeni yapması gerektiğini söyledi. Rus haber ajansı Interfax’ın haberine göre Kremlin, iki liderin görüşmelerinin ardından yaptığı açıklama, Putin ve Biden’ın, Çarşamba günü Cenevre'de nükleer bir savaşı önlemeyi amaçlayan stratejik nükleer istikrar konusunda ortak bir bildirge yayınlamayı kabul ettiklerini bildirdi.
Rus lider, görüşmeleri olumlu ve yapıcı olarak nitelendirdikten ve iki lider arasında doğrudan diyalog için önemli bir kanal açtığını belirttikten sonra, Ukrayna’nın NATO'ya katılımı konusunda hiçbir şeyin tartışmaya gerek olmadığını söyledi. Putin, Rusya'nın ana muhalefet lideri Aleksey Navalni ile ilgili olarak da Navalni’nin yasaları kasıtlı olarak defalarca kez ihlal ettiğini, bu konunun ‘insan hakları konusunda kimseden ders almayan’ Rusya ile tartışmaya yer olmadığını vurguladı.
Rusya'da ifade özgürlüğünün baskı altına alınmasıyla ilgili bir soruya verdiği yanıtta ABD’deki siyahilerin ve diğer azınlıkların başına gelenleri ve bu yılın başlarında ABD Kongre Binası’na (Capitol) yapılan saldırı sırasında olanları hatırlatan Putin, “Orada olanlara sempati duyuyoruz, ancak başkalarının işlerine karışmak istemiyoruz” dedi. Putin son olarak Biden’ın kendisini Beyaz Saray’a davet edip etmediğine ilişkin bir soruyu, “Hayır; Biden beni Beyaz Saray'a davet etmedi. Böyle bir görüşme için uygun koşullar olmalı” diye yanıtladı.



Ukrayna saldırıları, Kırım’daki krizi derinleştiriyor

Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
TT

Ukrayna saldırıları, Kırım’daki krizi derinleştiriyor

Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)
Ukrayna ordusunun Kırım'ın Kerç şehrindeki petrol deposunu vurmasıyla tanklar alev aldı (Reuters)

Ukrayna'nın artırdığı saldırılar nedeniyle Kırım'da kısıtlamalar devreye sokuldu.

Rusya'nın atadığı Sivastopol Valisi Mihail Razvozhayev, Toplu taşımanın ve büyük mağazaların yalnızca belirli saatlerde hizmet vereceğini, bu saatler dışında ise sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu.Geceleri sokak lambalarının çoğunun enerji tasarrufu için kapatılacağını ekledi.

Kırım Spor Bakanlığı da çocuklara yönelik tüm spor faaliyetlerinin, yarışma ve antrenmanların 1 Eylül'e kadar iptal edildiğini bildirdi.

Kremlin'in 2014'te ilhak ettiği Kırım'a atadığı yönetici Sergey Aksyonov, pazar günkü açıklamasında saldırılar nedeniyle en az 4 kişinin öldüğünü, 28 kişinin de yaralandığını söylemişti. Ayrıca akaryakıt satışlarının durdurulduğunu, yakıtın yalnızca bölgedeki temel hizmetlerin sürdürülmesi ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu kamu kurumlarına verileceğini ifade etmişti.

Salı günü Kırım'ın yarısı Ukrayna'nın hava saldırıları nedeniyle elektriksiz kaldı. Guardian'ın aktardığına göre Ukrayna ordusu, bölgedeki demiryollarını ve elektrik tesislerini hedef alıyor.

Ukrayna Güvenlik Servisi'nden (SBU) pazar günü yapılan açıklamada, Kırım ve Krasnodar'daki limanlara, petrol altyapılarına ve hava savunma sistemlerine saldırılar düzenlendiği belirtilmişti.

Kırım Köprüsü'nü korumak amacıyla Rusya'nın konuşlandırdığı S-400 hava savunma sistemine ait dört radar istasyonunun ve iki "Pantsir" hava savunma sistemine ait füze ve topların vurulduğu aktarılmıştı.

Ayrıca Krasnodar'daki Kavkaz Limanı'yla Kerç Boğazı'ndaki "TES-Terminal-1" petrol deposunun da hedef alındığı belirtilmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan bu sabah yapılan açıklamada, ülkenin çeşitli bölgelerinde Ukrayna'ya ait en az 323 drone'un imha edildiği aktarıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım'daki krize doğrudan değinmese de salı günkü açıklamasında, Ukrayna'nın sivil altyapıya yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını Rus toplumunu "sarsmak" amacıyla kullandığını söyledi.

Londra'deki King's College'dan Michael Clarke, Ukrayna'nın Kırım'ı izole edip muhtemel müzakerelerde koz olarak kullanmayı planladığına dikkat çekiyor

Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl ağustosta Alaska'da görüşmüş ancak ateşkese yönelik somut bir adım atılamamıştı. Öte yandan Trump, görüşmenin ardından Donbas bölgesinde toprak tavizleri için Kiev'e baskıyı artırmış, Ukrayna ise buna yanaşmayacağını açıklamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dünkü açıklamasında "Batı'nın Ukrayna'yla arabuluculuk çabalarında başarısız olduğunu" savundu. Alaska'daki zirvenin, ABD'nin "Kiev rejimini yeniden silahlandırmak için zaman kazanmak amacıyla yaptığı bir manevra" olabileceğini öne sürdü.

Lavrov'un yardımcısı Sergey Ryabkov da Beyaz Saray'ı Alaska'da varılan "temel mutabakatlardan" sapmakla suçladı.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Oleg Ignatov, Trump'ın şubatta İsrail'le birlikte İran'a saldırıları başlatmasıyla Ukrayna cephesinin ikinci plana düşmesinin Rusya'yı hayal kırıklığına uğrattığını söylüyor:

Yapılandırılmış bir diplomatik süreç yok, masada bir anlaşma yok, aslında hiçbir şey yok. Ruslar bu durumdan çok hayal kırıklığına uğradı, Amerikalıların müzakerelere katılmasını gerçekten istiyorlar.

Independent Türkçe, Reuters, EuObserver, TASS, Guardian 


Trump: Macron zaafımı biliyordu

Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
TT

Trump: Macron zaafımı biliyordu

Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)
Trump ve diğer dünya liderleri geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komününde üç günlük uluslararası forum için bir araya geldi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Versay'a olan "zaafının" farkına vardığını ve kendisini G7 zirvesine katılmaya ikna ettiğini itiraf etti.

Trump ve diğer dünya liderleri, geçen hafta Fransa'nın Evian-les-Bains komünunde üç günlük uluslararası forumda bir araya gelerek Rusya'nın Ukrayna'yı istilası ve İran'daki savaş da dahil süregelen çatışmaları ele aldı.

Başkan, Axios'tan Marc Caputo'ya verdiği ve cuma günü yayımlanan röportajda, Macron'un "G7'ye ev sahipliği yapmada harika bir iş çıkardığını" söyledi ve Fransız liderin kendisini zirveden bir hafta önce davet ettiğini ekledi.

Trump, "'Bana bir iyilik yapar mısın? Paris'e gelir misin? Seni onurlandırmak isteriz' dedi" diye belirtti.

Başkan, "Bunu ulusu onurlandırmak olarak görüyorum. Ama o, 'Seni onurlandırmak isterim' dedi. Ve Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden pek çok önemli ismi davet etmişti" dedi.

Trump daha sonra, "Aslında gitmeyi düşünmüyordum ama Versay’a zaafım olduğunu biliyordu; orası dünyanın en güzel yerlerinden biri" diye itiraf etti.

Zirve çarşamba günü sona erdikten sonra Trump, Amerika'nın 250. yıldönümünü kutlamak için ABD'nin bağımsızlığını tanıyan 1783 Paris Antlaşması'nın imzalandığı Versay Sarayı'nda görkemli bir akşam yemeğine katıldı.

Trump, Caputo'ya "Bu, her zaman yaptıkları bir şey değil. Anlıyorum. Böyle şeyler yapmazlar. Versay'da akşam yemeği vermezler. Ve harika bir akşam yemeği yedik" dedi.

Akşam yemeğinde Trump, beklenmedik bir şekilde İran'la bölgedeki düşmanlıkları sona erdirecek geçici bir barış anlaşması imzalamıştı. Anlaşma, Hürmüz Boğazı'nı açmış ve iki ülke kalıcı bir anlaşmaya doğru çalışırken ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını sona erdirmişti.

Macron çarşamba günü sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma kalıcı barışa önayak oluyor ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına olanak tanıyor" dedi.

Bu, yurttaşlarımız için doğru yönde atılmış önemli bir adım ve yakında enerji fiyatlarında düşüşe yol açacak.

ABD ve İsrail'in şubat sonunda İran'a saldırılar başlatmasının ardından İran'ın önemli petrol yolunu fiilen kapatmasıyla yakıt fiyatları fırladı.

AAA motor kulübüne göre ABD'de bir galon normal benzinin ortalama fiyatı 4,50 dolardan fazlayken 3,93 dolara düştü. Ancak Associated Press'e göre benzinin fiyatı, savaşın başlangıcında bir galonun 2,98 dolara mal olduğu zamana göre hâlâ önemli ölçüde daha yüksek.

G7 zirvesinde sık sık konu dışına kayan konuşmasında Trump, istediği her şeyi elde ettiğini öne sürerek maliyetli savaşı haklı çıkarmaya çalıştı.

Başkan, "Pazar günü İran'la, başarmayı hedeflediğimiz her şeyi, hatta çok daha fazlasını gerçekleştiren bir anlaşmaya vardık. Mevcut çatışmayı sona erdirmek, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak ve İran'ın asla nükleer silah elde etmemesini sağlamak, her şey bununla ilgiliydi" dedi.

Independent Türkçe


Rubio: İran görüşmeleri gelecek hafta İsviçre'ye geri dönecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
TT

Rubio: İran görüşmeleri gelecek hafta İsviçre'ye geri dönecek

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin, iki taraf arasında imzalanan mutabakat zaptını 60 günlük müzakere süresi içinde nihai bir anlaşmaya dönüştürme çabaları kapsamında, muhtemelen 29 veya 30 Haziran tarihlerinde İsviçre'de yeniden başlayacağını belirtti.

Körfez turu kapsamında Kuveyt'te bulunan Rubio, dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Teknik ekip, yanılmıyorsam, ayın 29 veya 30'unda İsviçre'ye geri dönecek" ifadelerini kullandı.

Rubio ayrıca, dünyadaki bütün ülkelerin, İran'ın hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alma fikrine karşı olduğuna inandığını söyledi. Bakan, "Dünyada Hürmüz Boğazı’nın kullanımı için geçiş ücreti veya tarifeler uygulanmasını destekleyen tek bir ülke bile bilmiyorum" dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile salı günü başladığı Körfez turunun ardından dün Kuveyt’e gelen ABD Dışişleri Bakanı, yaptığı diğer açıklamalarda, Washington'un İran ile "iyi ve gerçek bir anlaşmaya" varmaya açık olduğunu vurguladı. Ancak Rubio, Tahran'ın uzlaşmaya yanaşmaması durumunda, Başkan Donald Trump'ın elinde "başka seçenekler" de olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Gelecek müzakerelerin iki ülke arasındaki ilişkilerin en karmaşık konularını ele alacağını belirten Rubio; bu başlıkların İran'ın nükleer programı, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer düzenlemeleri ve halen masada olan diğer bölgesel dosyaları kapsadığını ifade etti.

Müzakerelerin çerçevesi ve temel ilkeler

Washington, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir su yolu olduğu gerekçesiyle seyrüsefer serbestisi ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ediyor. ABD yönetimi, herhangi bir geçiş ücreti veya vergi uygulanmasının uluslararası teamüllere aykırı olduğunu savunuyor.

Rubio, İran'ın Hizbullah'a verdiği desteğin görüşmelerin ilerleyen aşamalarında masaya geleceğini açıkça belirtirken, İsrail ile Lübnan arasında yürütülen müzakerelerin ABD-İran görüşmelerinden tamamen bağımsız, ayrı bir mecra olduğunu kaydetti.

ABD'nin İran ile yürüttüğü müzakerelerde müttefikleriyle "tam bir uyum" içinde hareket edeceğini söyleyen Rubio, Washington'un bu süreçle ilgili kararlarda müttefiklerine danışacağını ve onların güvenliğine zarar verecek hiçbir adım atmayacağını taahhüt etti.

Günün erken saatlerinde, Katar ile birlikte arabuluculuk çabalarına liderlik eden Pakistan tarafından yapılan açıklamada, ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin önümüzdeki hafta, büyük olasılıkla salı günü yeniden başlayacağı bildirilmiş, ancak yeni turun nerede yapılacağı belirtilmemişti.

 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Jared Kushner, İsviçre’nin Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock tatil beldesinde ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında yapılacak dörtlü toplantı öncesinde gelişmeleri takip etti. (AFP)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken; ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Jared Kushner, İsviçre’nin Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock tatil beldesinde ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında yapılacak dörtlü toplantı öncesinde gelişmeleri takip etti. (AFP)

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, "Görüşmeler önümüzdeki hafta yeniden başlayacak" diyerek, tarihin pazartesi, salı veya çarşamba günü olabileceğini işaret etti.

60 günlük kritik takvim ve denetim tartışmaları

Siyasi heyetlerin katılımıyla pazar günü İsviçre'de başlayan ilk tur müzakereler, savaşı sona erdirmeyi ve tarafların onayıyla uzatılabilecek 60 günlük bir müzakere süreci başlatmayı amaçlayan 14 maddelik bir mutabakat zaptının imzalanmasının ardından teknik ekiplerce sürdürülmüştü.

Gelecek görüşmeler; İran'ın nükleer programı, yaptırımlar, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik düzenlemeler ve Lübnan'daki çatışmaların durdurulması mekanizmaları gibi son derece hassas başlıkları içeriyor. Tahran yönetimi daha önce yaptığı açıklamada, ilk teknik turun; yaptırımların kaldırılması, nükleer dosya, yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma ile denetim ve uygulama olmak üzere dört ayrı çalışma grubunun kurulmasıyla sonuçlandığını duyurmuştu.

Bu yeni tur, Washington ile Tahran arasında İran'ın nükleer programına yönelik uluslararası denetimlerin geleceği konusunda tartışmaların arttığı bir dönemde geliyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran'ın nükleer tesislerindeki denetimlerin "kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini" vurgulayarak, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının, nükleer malzeme ve tesislere ilişkin faaliyetlerin açıkça Ajans'ın denetimine tabi olmasını öngördüğünü belirtti. Grossi, yürütülen tartışmaların şu anda tarihler, prosedürler ve erişim mekanizmaları dahil olmak üzere tamamen operasyonel yönlere odaklandığını ifade etti.

Ancak Tahran, herhangi bir yeni denetim düzenlemesini nihai bir anlaşmaya varılması şartına bağlamaya devam ediyor.