Lenderking, Yemen'de ateşkesi sağlamak için yeniden Riyad’ı ziyaret etti

Yemen hükümeti dosyaların bölünmesine karşı çıkarak Husileri barışı engellemekten sorumlu tuttu.

Timothy Lenderking. (Şarku'l Avsat)
Timothy Lenderking. (Şarku'l Avsat)
TT

Lenderking, Yemen'de ateşkesi sağlamak için yeniden Riyad’ı ziyaret etti

Timothy Lenderking. (Şarku'l Avsat)
Timothy Lenderking. (Şarku'l Avsat)

ABD Dışişleri Bakanlığı, BM Yemen Temsilcisi Martin Griffiths'in BM Güvenlik Konseyi'ne Husileri savaşı durdurarak insani acıları hafifletme ve nihai çözüm istişarelerine devam etme planına ikna etme çabalarının başarısız olduğu konusunda bilgi vermesinin ardından ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking'in yeniden Riyad'ı ziyaret ettiğini duyurdu. 
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, ABD Temsilcisi’nin Suudi ve Yemenli yetkililerin yanı sıra BM Temsilcisi Griffiths ile de Yemen'de ateşkesi sağlama konusundaki çalışmaları görüşmek üzere bir araya geleceği belirtildi. Yemen hükümeti, BM planının dosyalarının bölünmesini kabul etmediğini ve Griffiths tarafından Salı günü Güvenlik Konseyi'ne verilen brifingde Husilerin karşı çıktığı ateşkes planının hükümlerinin uygulanmasına bağlı olduğunu duyurdu. 
ABD, Griffiths'in önümüzdeki ay Yemen dosyasındaki görevinden ayrılması nedeniyle Husileri ateşkesi durdurmaya ikna etme çabalarında Maskat'a güveniyor. Ancak grubun savaşı durdurma ve meşru hükümetle müzakere masasına dönme konusunda ciddi olmadığı şüphesi mevcut.
Griffiths verdiği brifingde, tarafları planına ikna etme çabalarının başarısız olduğunu belirterek Husilerin ateşkesin ve siyasi anlaşmanın başlatılması için Hudeyde Limanı ve Sana Havalimanı konusunda ayrı bir anlaşma üzerinde ısrar ettiğini vurguladı. Grup liderinin bu talebi Sana'daki görüşmede tekrar teyit ettiğini aktardı.
Ayrıca Yemen hükümetinin limanlar, havalimanı, ateşkes ve siyasi sürecin başlatılması ile planın tek bir paket olarak uygulanması gibi konularda anlaşmaya varılmasında ısrar ettiğini de sözlerine ekledi. 
Griffiths, önerdiği uzlaşma çözümlerini iki tarafın onaylamaması nedeniyle kötüye giden bir sürecin yaşandığını kabul ederken Umman ve diğer tarafların çabalarının yakında meyve vermesini umduğunu söyledi. Yakın zamanda Yemen'in kaderinde bir dönüm noktasına şahit olmayı beklediğini kaydetti. 
Diğer yandan Yemen hükümeti, savaşı sürdürdüğü ve bu çabaları engelleyerek başarısız olmasına neden olduğu için durumdan Husi milislerini sorumlu tuttu. Yemen Temsilcisi Abdullah es-Saadi, BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada Yemen hükümetinin halkının güvenlik, barış ve refah içinde yaşamayı hak ettiğine inanması nedeniyle elini barışa uzatmaya devam edeceğini vurguladı. Saadi açıklamasında, hükümetin çatışmayı sona erdirmek için mevcut girişime ve BM’nin Martin Griffiths, ABD yönetiminin de Lenderking aracılığıyla gösterdiği çabalara tam deste verdiğini yineledi. Aynı zamanda Suudi Arabistan Krallığı'nın Yemen krizini sona erdirmek için sunduğu son girişimi ve oynadığı rolü memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Saadi, Sana Havaalanı’nın yeniden açılması, Stockholm Anlaşması uyarınca petrol türevlerinin Hudeyde Limanı’ndan geçişinin kolaylaştırılması ve bu savaşı sona erdirmek için siyasi sürecin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere tüm insani ve ekonomik konuların ele alınmasına katkıda bulunan adımlar atarak özellikle insani yardımların ulaştırılması amacıyla kapsamlı bir ateşkes için kardeş Umman tarafından oynanan role övgüde bulundu. Saadi açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Hükümet, Yemenlilerin kanının akmaması için birbiri ardına daha fazla esneklik göstererek ve daha fazla taviz vererek, bu önerilere ve tüm bu diplomatik ve siyasi çabalara olumlu katılım gösterdi. Ayrıca, insani acıların sona ermesi ve KİK’in Körfez Girişimi, Ulusal Diyalog Konferansı’nda alınan kararlar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararını içeren üç referansa dayalı siyasi çözüm yoluyla Yemen krizini sona erdirme yönündeki kararlı tutumunu vurguladı. Ancak Husiler tüm bu olumlu adımları yerinden edilenlerin en yoğun yaşadığı yer haline gelen Marib'e vahşice saldırılarını artırarak karşılık verdi. Bu şehirdeki sivil yerleşimleri ve yerinden edilenlerin kamplarını balistik füzeler, insansız hava araçları ve çeşitli bombalarla hedef almaya devam ettiler. Ayrıca Suudi Arabistan Krallığı'ndaki sivilleri de hedef aldılar ve Suudi Arabistan ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından sunulan ve Yemen hükümeti ve Arap Koalisyonu tarafından memnuniyetle karşılanan ateşkes bildirgesini kabul etmediler.”
Husileri İran rejimine bağlı olmak, kaos ve savaşa yol açmak ve krizler yaratmakla suçlayan Saadi, grubun Marib, Taiz ve Hudeyde'de işlediği vahşi suçlara ve insan hakları ihlallerine atıfta bulundu. “Marib'e yönelik vahşi Husi saldırısını ve 2018'de Stockholm Anlaşması'na dahil edilen Taiz ve Hudeyde şehirleri de dahil olmak üzere Yemen'in geri kalan şehirlerinin maruz kaldığı korkunç koşulları unutmamalıyız" ifadesini kullandı. Sadi, Taiz'in 6 yıldan uzun bir süredir Husi kuşatması altında olduğunu belirten Saadi, sakinlerinin özgürce hareket etmekte ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çektiğini vurguladı.
Yemen’in BM Temsilcisi açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"Husi milisler kontrolü altındaki bölgelerde binlerce çocuğu askere almaya ve onları ailelerinin evlerinden ve okullarından zorla kopartarak ölüm cephelerine itmeye devam ediyor. Ayrıca binlerce çocuğun zihnini yaz kampı adını verdikleri kurslar aracılığıyla nefret ve terör kültürüyle besliyor.”
Uluslararası toplumu petrol tankeri Safer’in oluşturduğu tehdide son vermeye çağıran Saadi, Husi grubuna söz konusu tankerin bakımına izin vermesi ve yaklaşık 1,1 milyon varil ham petrolün Kızıldeniz’e dökülmesi sonucu yaşanacak felaketten kaçınmak amacıyla baskı yapmasını talep etti. 
Saadi konuşmasını şu sözlerle bitirdi:
“Husilerle yaşanan deneyimler ve önceki müzakere turları, bu milislerin diyalog dilinden anlamadığını ve uluslararası toplumun ve BM’nin Safer petrol tankerinin patlaması veya batması sonucu olası ekonomik, insani ve çevresel felaketlerden kaçınmak için yaptığı çağrılara ve uyarılara önem vermediğini gösteriyor. Bu milisler, geçtiğimiz yıllarda ve son aylarda Birleşmiş Milletler'in petrol tankerini daha güvenli hale getirmek ve dökülecek petrolü önlemek amacıyla  gerekli ve acil reformları yapıp rezervuarı boşaltarak tankeri inceleme ve taşıma çabalarını engelledi. Ayrıca taahhütlerinden defalarca geri çekildiler ve bu dosyayı pazarlık ve şantaj için kullandılar.”



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.