Yemen: Husiler akaryakıt karaborsasından milyarlar kazanıyor

Sana’da eski şehir sokaklarında yürüyen iki Yemenli (Reuters)
Sana’da eski şehir sokaklarında yürüyen iki Yemenli (Reuters)
TT

Yemen: Husiler akaryakıt karaborsasından milyarlar kazanıyor

Sana’da eski şehir sokaklarında yürüyen iki Yemenli (Reuters)
Sana’da eski şehir sokaklarında yürüyen iki Yemenli (Reuters)

Yemen’in Husi işgali altındaki başkenti Sana’daki petrol kaynakları, Husi milislerinin akaryakıt fiyatlarına yaptıkları zamların ardından kontrol ettikleri bölgelerde büyük bir karaborsa uygulaması sonucunda milyarlarca riyal kazandıklarını aktardı. Husilerin son zamlardan önce resmi fiyat ile açıklanan fiyat arasında fiyat farkı olarak, son yakıt sevkiyatından yaklaşık 6 milyar Riyal (1 dolar = 600 riyal) kazandığı belirtildi. Bu hafta itibariyle akaryakıtın satıldığı gerçek fiyatlardaki artış yüzde 90’lara ulaştı.
Kaynaklar geçtiğimiz hafta Hudeyde Limanı’na 27 bin 800 ton akaryakıt sevkiyatı ulaştığını açıklamıştı. Darbeci Husilerin kontrolündeki petrol şirketinin 20 litrelik bir konteyner fiyatının 8 bin 500 riyal olduğunu açıklamasının ardından, istasyonlar aracılığıyla satış için dağıtılan miktarın yalnızca 200 bin litre olduğu bildirilmişti. Böylece milislerin karaborsada satış miktarındaki farktan elde edecekleri kar 6 milyar riyale ulaşacak.
Kaynaklar, Husi liderlerinin, sözde Ekonomi Komitesi aracılığıyla ve Sea Heart gemisinin kargosunu gizlemedeki başarısızlığının ardından, hükümet tarafının geminin Hudeyde Limanı’na girişine izin verdiğini ve taşıdığı miktarı açıkladığını böylece, 20 litrelik konteyner başına 2 bin 600 riyal benzin olarak fiyat artışı kararı aldıklarını bildirdi. Husilerin söz konusu artışı geminin Hudeyde Limanı’na girişinin gecikmesi noktasındaki para cezası sebebiyle kaynaklandığını söyledi. Söz konusu artışın 2,2 milyar riyal olduğu bildirildi.
Kaynakların aktardığına göre, gemideki 27 bin 893 tonaja ulaşan petrolün 20’şer litrelik konteynerlere aktarılmasıyla ilgili olan iddialar doğruysa, bu 20 litre kapasitesinde 1 milyon 882 bin 912 konteyner olması anlamına geliyor. Eski resmi 5 bin 900 riyal ve 8 bin 500 riyal olan yeni fiyat arasındaki fiyat farkı, 2 bin 600 olan artış miktarı ile çarpılırsa, toplam artış 4 milyar 895 milyon 571 bin 200’e ulaşacak. Geminin Hudeyde Limanı’na girişini geciktirme noktasında milislerin söylediği 2,2 milyar riyallik kesinti uygulandığında, artış farkı 2 milyar 695 bin 571 bin 200 olacak.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, 20 litrelik konteynerlerin gerçek fiyatının 11 bin 500 riyal olduğunu aktardı. Yani asıl artış resmi olarak açıklandığı üzere 2 bin 600 değil, 5 bin 600 riyale denk geliyor. Bu nedenle elde edilen tutarın yaklaşık 6 milyar riyal olduğu bildirildi. Bu da milislerin yalnızca son sevkiyatın satış fiyatlarındaki farkından 4 milyar riyal kazanacağı anlamına geliyor. Bu durumun milislerin Hudeyde limanından geçen tüm yakıt sevkiyatlarına uyguladığı bir yöntem olduğu belirtildi.
Kaynaklar Husi liderlerinin petrol türevleri ticaretini tekellerine almaya devam etmeleri ve Yemenlilere karşı savaşlarını finanse etmek için milyarlarca riyal topladıkları bir karaborsa işletmek için teşvik ettikleri kuşatma yalanını çürüttü.
Ayrıca kaynaklar geçtiğimiz aylarda yakıt gemilerinin girişlerine ilişkin kısıtlamalarının Hudeyde Limanı ile sınırlı olduğunu, büyük miktarlarda yakıt ithal edildiğinden dolayı diğer limanların açık kaldığına işaret etti.
Husi liderleri savaş finansmanına destek sağlama noktasında kara borsada bu miktarları iki katı fiyatına satan tüccarlar için hükümetin kontrolündeki bölgelerden gelen sevkiyatlara el koyuyor.
Kaynaklar petrol şirketinin yönetimi ile Husilere bağlı tüccarlar arasındaki tartışmalardan bahsederek, husi lideri Ahmed Hamid’in yaptığı açıklamada, Sea Heart gemisiyle Hudeyde Limanı’na gelen yakıt sevkiyatının milislere ait el-Fursan şirketine satılması emri verdiğini aktardı. Bu durum akaryakıt istasyonlarına sınırlı miktarda petrol verilmesine ve şirketin açıkladığı fiyatın yaklaşık yüzde 90 üzerinde bir fiyatla dağıtılmasına neden oldu. 20 litrelik konteynerler 11 bin 500 riyalden satılırken petrol şirketi konteynerin fiyatını 8 bin 500 olarak açıkladı.
Başkentteki Sana sakinleri, Husi petrol şirketinin tüm satış istasyonlarında yeni fiyattan benzin sağlama konusundaki yalan reklamlarından şikayet etti. Sanalılar Şarku’l Avsat’a verdikleri demeçte,  petrol istasyonlarında çalışan kimselerin resmi fiyatlarla dalga geçtiklerini, bu durumun sosyal paylaşım sitelerinde tüketim amaçlı yapıldığını ve gerçek fiyatın 11 bin 500 riyal olduğunu aktardı.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.