Geleceğin en büyük gücü olan kişisel verilerinizi nasıl korumalısınız?

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
TT

Geleceğin en büyük gücü olan kişisel verilerinizi nasıl korumalısınız?

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay

Avrupa Birliği’nde 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü (GVKT), kişisel verilerin Avrupa Birliği içinde serbest dolaşımını amaçlayan bir veri koruma mevzuatı. Tüzük olması gerekçesiyle tüm Avrupa Birliği üye devletlerinde eş zamanlı olarak yürürlüğe girdi.
Türkiye’de 2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), 1995 tarihli Avrupa Birliği Direktifi esas alınarak hazırlandı. Bu direktif Avrupa Birliği’nde GVKT’den önce mevcut olan mevzuattı. Daha sonra gelişen teknolojiler ve bireylerin kişisel verileri üzerinde kontrol sağlaması gerekçeleriyle genişletilerek GVKT kabul edildi. KVKK 33 madde iken GVKT 99 madde. Yükümlülükler ve kapsam açısından da KVKK daha az kapsamlı ve daha az yükümlülük öngören bir mevzuat.
Uluslararası veri gizliliği, teknoloji, ticaret ve fikri mülkiyet hukuku alanlarında Almanya ve Amerika’da avukatlık yapan Lothar Determann, bu konularda Amerika’daki çeşitli üniversitelerde dersler veriyor. Baker McKenzie San Francisco ve Palo Alto’da 1998 yılından bu yana uluslararası şirketlere mevzuata uyum konusunda danışmanlık yapan Determann’ın, yazdığı Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu uluslararası şirketlerin veri koruma mevzuatına uyumu konusunda pratik bir rehber.
Independent Türkçe'den Esra Öz'ün haberine göre, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra avukat olarak çalışan ve Türkiye’deki şirketlere veri koruma mevzuatı başta olmak üzere birçok mevzuata uyum alanında danışmanlık veren Hilal Temel, sonrasında Fulbright bursuyla Stanford Hukuk Fakültesi’nde Hukuk, Bilim ve Teknoloji üzerine yüksek lisans yaparak Kaliforniya barosuna girdi. Şu anda Dublin, İrlanda’da veri koruma avukatı olarak çalışan Temel, Lothar Determann’ın Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu’nu Türkiye’de yayınladı.
Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu .png
Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu
Dijital platformlarda bilgileriniz güvenli mi yoksa tehlike altında mısınız? Bu alanda dünyadaki gelişmeler neler? Bir kullanıcı olarak verilerinizin işlenmesine ilişkin ne gibi haklara sahipsiniz? Yeni bir uygulama indirdiğinizde nelere dikkat etmelisiniz? Özellikle Türkiye’deki kullanıcıların hakları konusunda bilmeleri gerekenler neler?  Tüm bu soruların yanıtlarını kişisel verilerin korunması alanında çalışan Almanya ve Amerika’da avukatlık yapan Lothar Determann ve İrlanda’da veri koruma avukatı olarak çalışan Hilal Temel’e sorduk.

"Ülkelerin veri koruma düzenlemelerini uyumlaştırmaları gerekiyor"
Dünyadaki birçok ülkede geçtiğimiz yıllarda kişisel verilerin korunmasını düzenleyen kanunların kabul edilmesine ilişkin olarak Lothar Determann şunları söylüyor:
"Şirketler dünyanın her yerinde veri koruma yasalarının artmasıyla mücadele ediyor. Ülkelerdeki yasa koyucular yalnız yeni yasalar yürürlüğe koymamalı, aynı zamanda mevcut düzenlemeleri birleştirip kolaylaştırıp anlaşılır ve uygulanabilir bir hale getirmeliler."
Özellikle uluslararası ticaret ve dünyadaki teknolojik gelişmeler ile rekabetin artmasının önemine dikkat çeken Determann’a göre ülkelerin veri koruma düzenlemelerini uyumlaştırmaları için birlikte çalışmaları gerekiyor.

"Avrupa Birliği’ndeki Genel Veri Koruma Tüzüğü Türkiye açısından çok önemli"
GVKT’nin Türkiye için önemine dikkat çeken Hilal Temel, "Bir şirket Avrupa Birliği’nde yaşayan kişilerin verilerini işliyorsa bu şirket GVKT’ye tabi olabiliyor. Örneğin Türkiye’de kurulu bir şirket Avrupa Birliği’ne ürün veya hizmet satıyorsa GVKT’ye uyması gerekebilir" diyor.
"Avrupa Birliği veri koruma mevzuatı Türkiye ve dünya için bu kadar önemliyken Türkiye’de maalesef bu konuda akademik olmayan ve pratik olarak bilgi edinebileceğiniz bir kaynak kitap bulunmuyordu" diyen Temel rehberin Türkiye’de yayınlanmasını bu sebeple sağladığını söylüyor. "Dolayısıyla Lothar Determann’ın Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu’nun Türkiye’de yayınlanması bu boşluğun giderilmesi açısından önemli yer tutuyor" şeklinde konuşuyor.

"Geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği’nden Amerika’ya veri aktarımlarını sağlayan program iptal edildi"
Kişisel verilerin korunmasını düzenleyen mevzuatlarda kişisel verilerin yurt dışına aktarımlarına ilişkin düzenlemeler de yer alıyor. Önemli olan hususun, verilerin aktarılmasının bir işleme faaliyeti olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söylüyor:
"Bireylerin verileri üzerinde kontrol sahibi olmaları amacıyla verilerin yurt içindeki veya yurt dışındaki üçüncü kişilere aktarılması da birtakım kurallara tabi. Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan veri aktarımlarına ilişkin halihazırda birçok gelişme gündemde."
Uzun yıllardır şirketlere uluslararası aktarım konusunda danışmanlık vermiş olan Determann bu konuyu şu şekilde açıklıyor:
"Avrupa Birliği, 2015 ve 2020 yıllarında Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne veri aktarımlarını sağlayan Güvenli Liman ve Gizlilik Kalkanı programlarına verdiği desteği iptal etti."
Söz konusu iptal kararlarının altında güçlü bir yasal dayanak bulunmadığına dikkat çeken Determann yeni bir program konusunda anlaşılacağına dair umutlu olmadığını da dile getiriyor. Determann, sözlerine şunları ekliyor:
"Bu programlar,  ABD’nin egemenlik ve politika açısından verdiği önemli tavizlerdi. Aynı zamanda bu programlar iki hukuk sisteminin uluslararası işlerliği açısından da önemliydi. İki program uyarınca da ABD hükümeti, ABD topraklarında ABD hükümeti kaynaklarını kullanarak AB veri koruma düzenlemelerini uyguladı. AB’nin bu programlara olan desteğini iptal ederek bu programlar üzerinde etkili olma ve iş birliğinde bulunma şansını kaçırması büyük bir talihsizlik."

"Türkiye’de yurt dışına kişisel veri aktarımlarına ilişkin çalışmalar sürüyor"
Türkiye’den yapılan veri aktarımlarına ilişkin Temel, şunları söylüyor:
"Türkiye’de halihazırda güvenli ülkelerin yani Türkiye’den veri aktarımı yapılabilecek ülkelerin belirlenmesi çalışmaları sürüyor. Türkiye’de dikkat edilen hususun karşılılık olduğunu görüyoruz. Türkiye bir ülkeyi güvenli olarak kabul ettiğinde Türkiye’nin de söz konusu ülke nezdinde güvenli ülke olarak tanınmasını istiyor."
Türkiye’nin müzakerelere devam ettiğini belirten Temel, "Bu müzakereler konusunda çalışmalar yürütüldüğünü biliyoruz. Ayrıca İnsan Hakları Eylem Planı da bu konuda olumlu bir adım olarak görülebilir" diyor.

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın"
Dijital platformlara üye olurken öncelikle gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğine dikkat ettiğini söyleyen Temel, "Eğer bir şirket ya da uygulama internet sitesinde veya mobil uygulamasında gizlilik politikasına kolayca erişilebilir bir şekilde yer vermediyse gizlilik konusuna verdiği önemi sorgulayabilirsiniz. Gizlilik politikasına kolayca erişebiliyorsam politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına, belirli sekmelere ayrılıp ayrılmadığına bakıyorum. Kullanıcılara okuma kolaylığı sağlanması artık tüm veri koruma mevzuatlarında yer alan yasal bir yükümlülük. Bir de yurt dışına aktarım maddesinin ne denli özenle yazıldığına dikkat ediyorum. Şirket yurt dışına aktarım yaparken gerçekten uygulamada hangi önlemleri aldığından bahsediyor mu?" şeklinde uyarıda bulundu. 

"Belirli bir amaçla paylaştığınız veri uyumsuz bir amaçla kullanılmamalı"
Determann’a göre kullanıcıların dünyanın her yerinde güçlü veri koruma hakları bulunuyor. Determann, yasa koyucuların, şirketlere çok büyük maliyetleri olan kanunların etkisini düşünmeleri gerektiğini söylüyor. Determann ayrıca şunları ekliyor:
"Birçok insan, söz konusu maliyet ve yükümlülüklerin dijital pazarlara girmek isteyen küçük şirketler açısından pazara giriş engelleri yaratacağından ve rekabet, inovasyon ve bedava hizmetleri azaltacağından endişe duyuyor. Kanunlarda öngörülen veri koruma haklarından bağımsız olarak, internet platformlarının kullanıcıları da hangi bilgileri hangi platformda kimlerle paylaşacaklarına dair gittikçe daha bilgili bir hale geliyorlar."
"Bir uygulamayı kullanmak üzere kaydolduğunuzda gizlilik ayarlarınızı muhakkak kontrol edin" diyen Temel, "Aksini tercih etmediğiniz takdirde ayarlarınızı en gizli seçeneği seçecek şekilde değiştirin. Ayrıca kullandığınız işletim sistemlerine yazılım güncellemeleri geldiğinde bunları ertelemeden güncelleyin. Bazı güncellemelerle ihlale yol açabilecek birtakım açıkların giderildiğini biliyoruz. Buna ek olarak kişisel verileriniz üzerindeki haklarınıza ilişkin olarak bilgi edinin. Aklınızda tutmanız gereken önemli husus şu: Belirli bir amaçla paylaştığınız veri söz konusu amaçla uyumsuz bir amaçla kullanılmamalı. Örneğin, telefon numaranızı fatura almak için veriyorsanız kural olarak size ticari veya başka türlü mesajlar gönderilmemeli" şeklinde bilgi veriyor.



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.