Geleceğin en büyük gücü olan kişisel verilerinizi nasıl korumalısınız?

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
TT

Geleceğin en büyük gücü olan kişisel verilerinizi nasıl korumalısınız?

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay

Avrupa Birliği’nde 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü (GVKT), kişisel verilerin Avrupa Birliği içinde serbest dolaşımını amaçlayan bir veri koruma mevzuatı. Tüzük olması gerekçesiyle tüm Avrupa Birliği üye devletlerinde eş zamanlı olarak yürürlüğe girdi.
Türkiye’de 2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), 1995 tarihli Avrupa Birliği Direktifi esas alınarak hazırlandı. Bu direktif Avrupa Birliği’nde GVKT’den önce mevcut olan mevzuattı. Daha sonra gelişen teknolojiler ve bireylerin kişisel verileri üzerinde kontrol sağlaması gerekçeleriyle genişletilerek GVKT kabul edildi. KVKK 33 madde iken GVKT 99 madde. Yükümlülükler ve kapsam açısından da KVKK daha az kapsamlı ve daha az yükümlülük öngören bir mevzuat.
Uluslararası veri gizliliği, teknoloji, ticaret ve fikri mülkiyet hukuku alanlarında Almanya ve Amerika’da avukatlık yapan Lothar Determann, bu konularda Amerika’daki çeşitli üniversitelerde dersler veriyor. Baker McKenzie San Francisco ve Palo Alto’da 1998 yılından bu yana uluslararası şirketlere mevzuata uyum konusunda danışmanlık yapan Determann’ın, yazdığı Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu uluslararası şirketlerin veri koruma mevzuatına uyumu konusunda pratik bir rehber.
Independent Türkçe'den Esra Öz'ün haberine göre, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra avukat olarak çalışan ve Türkiye’deki şirketlere veri koruma mevzuatı başta olmak üzere birçok mevzuata uyum alanında danışmanlık veren Hilal Temel, sonrasında Fulbright bursuyla Stanford Hukuk Fakültesi’nde Hukuk, Bilim ve Teknoloji üzerine yüksek lisans yaparak Kaliforniya barosuna girdi. Şu anda Dublin, İrlanda’da veri koruma avukatı olarak çalışan Temel, Lothar Determann’ın Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu’nu Türkiye’de yayınladı.
Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu .png
Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu
Dijital platformlarda bilgileriniz güvenli mi yoksa tehlike altında mısınız? Bu alanda dünyadaki gelişmeler neler? Bir kullanıcı olarak verilerinizin işlenmesine ilişkin ne gibi haklara sahipsiniz? Yeni bir uygulama indirdiğinizde nelere dikkat etmelisiniz? Özellikle Türkiye’deki kullanıcıların hakları konusunda bilmeleri gerekenler neler?  Tüm bu soruların yanıtlarını kişisel verilerin korunması alanında çalışan Almanya ve Amerika’da avukatlık yapan Lothar Determann ve İrlanda’da veri koruma avukatı olarak çalışan Hilal Temel’e sorduk.

"Ülkelerin veri koruma düzenlemelerini uyumlaştırmaları gerekiyor"
Dünyadaki birçok ülkede geçtiğimiz yıllarda kişisel verilerin korunmasını düzenleyen kanunların kabul edilmesine ilişkin olarak Lothar Determann şunları söylüyor:
"Şirketler dünyanın her yerinde veri koruma yasalarının artmasıyla mücadele ediyor. Ülkelerdeki yasa koyucular yalnız yeni yasalar yürürlüğe koymamalı, aynı zamanda mevcut düzenlemeleri birleştirip kolaylaştırıp anlaşılır ve uygulanabilir bir hale getirmeliler."
Özellikle uluslararası ticaret ve dünyadaki teknolojik gelişmeler ile rekabetin artmasının önemine dikkat çeken Determann’a göre ülkelerin veri koruma düzenlemelerini uyumlaştırmaları için birlikte çalışmaları gerekiyor.

"Avrupa Birliği’ndeki Genel Veri Koruma Tüzüğü Türkiye açısından çok önemli"
GVKT’nin Türkiye için önemine dikkat çeken Hilal Temel, "Bir şirket Avrupa Birliği’nde yaşayan kişilerin verilerini işliyorsa bu şirket GVKT’ye tabi olabiliyor. Örneğin Türkiye’de kurulu bir şirket Avrupa Birliği’ne ürün veya hizmet satıyorsa GVKT’ye uyması gerekebilir" diyor.
"Avrupa Birliği veri koruma mevzuatı Türkiye ve dünya için bu kadar önemliyken Türkiye’de maalesef bu konuda akademik olmayan ve pratik olarak bilgi edinebileceğiniz bir kaynak kitap bulunmuyordu" diyen Temel rehberin Türkiye’de yayınlanmasını bu sebeple sağladığını söylüyor. "Dolayısıyla Lothar Determann’ın Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu’nun Türkiye’de yayınlanması bu boşluğun giderilmesi açısından önemli yer tutuyor" şeklinde konuşuyor.

"Geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği’nden Amerika’ya veri aktarımlarını sağlayan program iptal edildi"
Kişisel verilerin korunmasını düzenleyen mevzuatlarda kişisel verilerin yurt dışına aktarımlarına ilişkin düzenlemeler de yer alıyor. Önemli olan hususun, verilerin aktarılmasının bir işleme faaliyeti olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söylüyor:
"Bireylerin verileri üzerinde kontrol sahibi olmaları amacıyla verilerin yurt içindeki veya yurt dışındaki üçüncü kişilere aktarılması da birtakım kurallara tabi. Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan veri aktarımlarına ilişkin halihazırda birçok gelişme gündemde."
Uzun yıllardır şirketlere uluslararası aktarım konusunda danışmanlık vermiş olan Determann bu konuyu şu şekilde açıklıyor:
"Avrupa Birliği, 2015 ve 2020 yıllarında Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne veri aktarımlarını sağlayan Güvenli Liman ve Gizlilik Kalkanı programlarına verdiği desteği iptal etti."
Söz konusu iptal kararlarının altında güçlü bir yasal dayanak bulunmadığına dikkat çeken Determann yeni bir program konusunda anlaşılacağına dair umutlu olmadığını da dile getiriyor. Determann, sözlerine şunları ekliyor:
"Bu programlar,  ABD’nin egemenlik ve politika açısından verdiği önemli tavizlerdi. Aynı zamanda bu programlar iki hukuk sisteminin uluslararası işlerliği açısından da önemliydi. İki program uyarınca da ABD hükümeti, ABD topraklarında ABD hükümeti kaynaklarını kullanarak AB veri koruma düzenlemelerini uyguladı. AB’nin bu programlara olan desteğini iptal ederek bu programlar üzerinde etkili olma ve iş birliğinde bulunma şansını kaçırması büyük bir talihsizlik."

"Türkiye’de yurt dışına kişisel veri aktarımlarına ilişkin çalışmalar sürüyor"
Türkiye’den yapılan veri aktarımlarına ilişkin Temel, şunları söylüyor:
"Türkiye’de halihazırda güvenli ülkelerin yani Türkiye’den veri aktarımı yapılabilecek ülkelerin belirlenmesi çalışmaları sürüyor. Türkiye’de dikkat edilen hususun karşılılık olduğunu görüyoruz. Türkiye bir ülkeyi güvenli olarak kabul ettiğinde Türkiye’nin de söz konusu ülke nezdinde güvenli ülke olarak tanınmasını istiyor."
Türkiye’nin müzakerelere devam ettiğini belirten Temel, "Bu müzakereler konusunda çalışmalar yürütüldüğünü biliyoruz. Ayrıca İnsan Hakları Eylem Planı da bu konuda olumlu bir adım olarak görülebilir" diyor.

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın"
Dijital platformlara üye olurken öncelikle gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğine dikkat ettiğini söyleyen Temel, "Eğer bir şirket ya da uygulama internet sitesinde veya mobil uygulamasında gizlilik politikasına kolayca erişilebilir bir şekilde yer vermediyse gizlilik konusuna verdiği önemi sorgulayabilirsiniz. Gizlilik politikasına kolayca erişebiliyorsam politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına, belirli sekmelere ayrılıp ayrılmadığına bakıyorum. Kullanıcılara okuma kolaylığı sağlanması artık tüm veri koruma mevzuatlarında yer alan yasal bir yükümlülük. Bir de yurt dışına aktarım maddesinin ne denli özenle yazıldığına dikkat ediyorum. Şirket yurt dışına aktarım yaparken gerçekten uygulamada hangi önlemleri aldığından bahsediyor mu?" şeklinde uyarıda bulundu. 

"Belirli bir amaçla paylaştığınız veri uyumsuz bir amaçla kullanılmamalı"
Determann’a göre kullanıcıların dünyanın her yerinde güçlü veri koruma hakları bulunuyor. Determann, yasa koyucuların, şirketlere çok büyük maliyetleri olan kanunların etkisini düşünmeleri gerektiğini söylüyor. Determann ayrıca şunları ekliyor:
"Birçok insan, söz konusu maliyet ve yükümlülüklerin dijital pazarlara girmek isteyen küçük şirketler açısından pazara giriş engelleri yaratacağından ve rekabet, inovasyon ve bedava hizmetleri azaltacağından endişe duyuyor. Kanunlarda öngörülen veri koruma haklarından bağımsız olarak, internet platformlarının kullanıcıları da hangi bilgileri hangi platformda kimlerle paylaşacaklarına dair gittikçe daha bilgili bir hale geliyorlar."
"Bir uygulamayı kullanmak üzere kaydolduğunuzda gizlilik ayarlarınızı muhakkak kontrol edin" diyen Temel, "Aksini tercih etmediğiniz takdirde ayarlarınızı en gizli seçeneği seçecek şekilde değiştirin. Ayrıca kullandığınız işletim sistemlerine yazılım güncellemeleri geldiğinde bunları ertelemeden güncelleyin. Bazı güncellemelerle ihlale yol açabilecek birtakım açıkların giderildiğini biliyoruz. Buna ek olarak kişisel verileriniz üzerindeki haklarınıza ilişkin olarak bilgi edinin. Aklınızda tutmanız gereken önemli husus şu: Belirli bir amaçla paylaştığınız veri söz konusu amaçla uyumsuz bir amaçla kullanılmamalı. Örneğin, telefon numaranızı fatura almak için veriyorsanız kural olarak size ticari veya başka türlü mesajlar gönderilmemeli" şeklinde bilgi veriyor.



Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
TT

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor.

İnşaat aşamasından işletmeye kadar

Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı.

Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor.

scdfrgt
Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters)

Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı.

Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti.

Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor.

Yerel inovasyonu hızlandırmak

Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor.

xsdfrgt
Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. (Shutterstock)

Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek.

Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Geniş stratejik ortaklık

Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı.

Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor.

ty
Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. (Getty Images)

Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.


Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Nispeten daha ucuz yeni bir iPhone ve mevcut sürümün sorunlarını gideren bir Siri'nin yakında piyasaya sürüleceği bildirildi.

Şirket, geçen yıl piyasaya sürülen ve daha düşük fiyatlı bir Apple telefon modeli sunmak için eski donanımı kullanan iPhone 16e'nin ardından iPhone 17e'yi piyasaya sürmeyi planlıyor.

Bloomberg'e göre yeni model daha iyi bir işlemci (tam fiyatlı iPhone 17'yle aynı) ve Apple'ın kendi hücresel ve Wi-Fi çiplerini içerecek. Ayrıca daha ucuz modellerde ilk kez kablosuz MagSafe şarj özelliği de sunulacak.

Aynı habere göre 599 dolarlık fiyat değişmeyecek.

Aynı dönemde Apple, 2024 yazında Dünya Geliştiriciler Konferansı'nda ilk kez tanıtılan Siri özelliklerini güncelleyecek bir yazılım güncellemesi yayımlamayı planlıyor. Bu özellikler arasında soruları yanıtlamak için telefondaki başka yerlerden veri alan "kişisel bağlam" kullanma yeteneği ve Siri'nin ekranda olup bitenleri görüp kontrol etmesini sağlayacak bir özellik yer alacak.

Apple, bu özellikleri Apple Intelligence teklifinin bir parçası olarak büyük bir pazarlama ve gösterişle tanıtmıştı. Ancak daha sonra bunları telefona entegre etmekte zorlandı ve bu da aşırı vaatlerde bulunduğu veya yapay zekada geride kaldığı eleştirilerine yol açtı.

Daha sonra yapay zeka bölümünde bir dizi değişiklik yaşadı ve bu bölümden sorumlu yöneticisini kaybetti. Ayrıca asistanı geliştirmek amacıyla Google'la büyük bir iş birliği duyurdu ancak bu çalışmanın sonuçlarının ne zaman ortaya çıkacağı belirsiz.

Independent Türkçe


Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space