SDG, el Hol kampından tünelle kaçmaya çalışan DEAŞ’lı kadınları tutukladı

El Hol Kampı’ndaki DEAŞ’lı kadınlar (New York Times)
El Hol Kampı’ndaki DEAŞ’lı kadınlar (New York Times)
TT

SDG, el Hol kampından tünelle kaçmaya çalışan DEAŞ’lı kadınları tutukladı

El Hol Kampı’ndaki DEAŞ’lı kadınlar (New York Times)
El Hol Kampı’ndaki DEAŞ’lı kadınlar (New York Times)

Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı İç Güvenlik Güçleri el Hol kampının sur duvarlarının dışındaki beşinci bölümü birbirine bağlamaya çalışmak için tünel kazmaya çalışan 15 kişilik bir kadın grubu tutukladı.  Bir güvenlik kaynağı, asayiş güçlerinin çadırlardan birinin içinde delik açılması üzerine DEAŞ militanlarının ailelerine mensup 15 kadını gözaltına aldığını belirterek, güvenlik güçlerinin kampın beşinci bölümündeki çadırlardan birinin içinde delik bulunması üzerine DEAŞ ailelerine mensup 15 kadının tutukladığını kaydetti. Yapılan soruşturmaların ardından, kazının DEAŞ militanlarının ailelerini kaçırmak amacıyla bir yeraltı tünelinin açılmasının amaçlandığı ortaya çıktı.
Operasyon, güvenlik güçlerinin kamp bölümlerinin çoğunu etkileyen ve terör hücresi oluşturmak suçlamasıyla sorgulanmak üzere aralarında 9’u kadın 27 kişinin tutuklanmasının ardından geliyor. Bahsi geçen kişiler geçtiğimiz Nisan ayında sona eren ve kamp içinde işlenen suçlar ile terör operasyonlarıyla bağlantılı olarak önde gelen liderlerin tutuklanmasıyla sonuçlanan yoğun güvenlik kampanyasının sona ermesinden bu yana güvenlik kordonu uygulanmasına tabi tutuluyordu.
DEAŞ’e bağlı aktif grup ve hücrelere karşı ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun desteği ve koordinasyonuyla geçtiğimiz Nisan ayı başında SDG  tarafından yürütülen güvenlik kampanyasına rağmen, kamp sürekli olarak Iraklı mülteci ve yerlerinden edilmiş Suriyelilere yönelik suikastlara tanıklık ediyor.
YPG Sözcüsü Nuri Mahmud, çoğunluğu DEAŞ ailelerinden el Hol kampı sakinlerinin üç ay içerisinde 50’yi aşkın kişinin silah veya kesici aletlerle öldürülmesine tanıklık ettiğini söyledi.
Uluslararası toplumu bu konuyla ilgili yasal ve ciddi bir şekilde ilgilenmeye çağıran Mahmud, el Hol kampının çoğunluğunun Bağuz bölgesin terk eden DEAŞ teröristlerinin aileleri olduğunu vurguladı. Mahmud, özellikle aralarında tehlikeli radikal fikirler taşıyan çocukların olduğunu belirterek, kadınların ise mürted ve kafir ithamlarıyla öldürmeye teşvik ettiğini bildirdi.
Açıklamasında bu yıl işlenen suçlara da değinen Mahmud, Özerk Yönetim ve yönetime bağlı askeri güçlere sorumluluk yüklemenin çok doğru olmadığını belirterek, bu aileler üzerinde denetim olmadığını, uluslararası toplumun atıl ve konuyla ilgili sorumluluk taşımadığını söyledi.
El Hol kampında nüfusunun büyük bölümünü Suriye ve Iraklılarından oluşturduğu çoğu kadın ve çocuktan oluşan 60 bini aşkın kişi bulunuyor. DEAŞ üyelerinin ailelerinden ise yaklaşık 12 bin çocuk ve kadın bulunuyor. Kampta yaşayanların sorumluluğu Özerk Yönetim’e ait. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Batılı ve Arap ülkeleri vatandaşlarını geri almayı reddediyor.
El Hol kampındaki durumun kötüleştiğine işaret eden yüzlerce delil bulunduğuna dikkati çeken Mahmud, kamp içinde yaşayan aileler konusu için uluslararası radikal çözümler alınması gerektiğini ifade ederek, uluslararası toplumu, kamp içerisinde vatandaşları bulunan ülkeleri bu konuyla ciddi bir şekilde ilgilenmeye davet etti. Mahmud, uluslararası anlaşma ve yasalara dikkati çekerek, bu kişilerin ülkelerine tahliye edilerek kendi topraklarında yargılanması ihtiyacına atıfta bulundu.



ABD yetkilileri Bingazi saldırısının kilit isimlerinden birini gözaltına aldı

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
TT

ABD yetkilileri Bingazi saldırısının kilit isimlerinden birini gözaltına aldı

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)

ABD Başsavcısı Pam Bondi, FBI'ın 2012'deki Bingazi'deki ABD konsolosluğuna yapılan saldırının kilit isimlerinden birinin gözaltında alındığını duyurdu.

Bondi, Zubeyr al-Bakouş'un ABD'ye iade edildiğini ve cinayet, kundaklama ve terörle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalacağını açıkladı. Bondi, " Bingazi' saldırısına karışan kilit isimlerden biri yakalandı. Zubeyr el-Bakouş bugün sabah saat 3:00'te Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ne getirildi ve şu anda gözaltında" dedi.

FBI Direktörü Kash Patel, şüphelinin "on yıldan fazla süren bir takibin ardından Virginia'ya getirildiğini, şu anda gözaltında olduğunu ve bugün mahkemeye çıkarılacağını" söyledi.

Columbiya Bölgesi Başsavcısı Jeanine Pirro, el-Bakouş'un birinci derece cinayet, cinayete teşebbüs, kundaklama ve teröristleri destekleme de dahil olmak üzere sekiz suçlamayla karşı karşıya olduğunu belirtti.

11 Eylül 2012 saldırısında Amerikan misyonunun dört üyesi öldürüldü; saldırının daha sonra Libyalı aşırılıkçılar tarafından gerçekleştirilen kasıtlı bir eylem olduğu belirlendi ve bu aşırılıkçılardan bazılarının el Kaide ile bağlantılı gruplarla ilişkisi olduğu ortaya çıktı.

El-Bakouş, saldırıyla ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalan üçüncü kişi. Diğer ikisi, Ahmed Abu Hattala ve Mustafa el-Imam, uzun hapis cezalarını çekiyor; bir diğer şüpheli Ali el-Avni el-Harzi ise 2015 yılında Irak'ta bir hava saldırısında öldürüldü.

ABD konsolosluğuna yapılan saldırıda Büyükelçi Chris Stevens de dahil olmak üzere dört Amerikalı hayatını kaybetti ve bu olay, Ekim 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesi ve öldürülmesinin ardından Libya'yı saran kaosun ortasında gerçekleşti.

Saldırı, Bingazi'deki ve genel olarak Libya'daki kaosun sembolü haline geldi. Bu olay, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir dizi soruşturmaya yol açtı ve bu soruşturmalar sırasında Kongre'deki Cumhuriyetçiler, 2016 başkanlık kampanyası öncesinde Demokrat aday Hillary Clinton ile çatıştı.


Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.