Yemen ordusu Marib'de eşzamanlı Husi saldırılarını püskürtmeyi başardı

Tuğgeneral Mecli: Grup muharebe yeteneklerinin yüzde 75'ini kaybetti.

Marib’deki hükümet güçleri (EPA)
Marib’deki hükümet güçleri (EPA)
TT

Yemen ordusu Marib'de eşzamanlı Husi saldırılarını püskürtmeyi başardı

Marib’deki hükümet güçleri (EPA)
Marib’deki hükümet güçleri (EPA)

Yemen’de ordu kaynakları, geçtiğimiz günlerde yaşanan göreceli sakinliğin ardından Husi milislerinin dün (Cumartesi) Marib vilayetinin batı ve kuzeybatısındaki farklı bölgelere geniş çaplı saldırılar düzenlediğini bildirdi. Grup, BM’nin ve uluslararası toplumun ateşkes ve sakinlik önerilerini reddederek petrol kentini kontrol etme arayışlarını yeniden sürdürmeye başladı.
Kaynaklar, grubun İran'a bağlı bir dizi üyesinin, özellikle el-Kesara ve el-Muşeccah bölgelerinde düştüğünü bildirdi. Yemen Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Abduh Mecli, basına yaptığı açıklamada, grubun son günlerde savaş yeteneklerinin yüzde 75'ini Marib cephelerinde kaybettiğini söyledi. 
Sana'daki ilgili kaynaklar daha önce yaptıkları açıklamalarda, grubun lideri Abdülmelik el-Husi'nin gruba, Marib'e yeni saldırılar planlamak ve daha fazla savaşçı seferber etmek konusunda emir verdiğini, hükümetin en önemli kalesi olan kentin kaynaklarının kontrolü sağlayacak bir atılım gerçekleştirmeyi umduğunu bildirmişti. 
Yemen Ordu Sözcüsü Mecli, hükümet ve halk direniş güçlerinin, milislerin ikmal yollarını kapatarak önemli yerleri özgürleştirdiğini, Marib ve Cevf’teki çeşitli cephelerdeki tüm düşmanca sızma ve saldırılara karşılık verdiklerini açıkladı. 
Silahlı kuvvetlerin ve halk direniş güçlerinin son günlerdeki en önemli başarılarını değerlendiren Mecli, "Taktiksel yöntemler kullanarak Husi unsurlarına ağır can ve teçhizat kayıpları verdiren savunma ve saldırı operasyonlarına devam ettik” dedi.
Mecli ayrıca, ordunun son iki gün içinde el-Kesara ve el-Muşeccah cephelerinde bir dizi Husi üyesini hedef alarak düşmanca saldırılarını engellediğini ve çeşitli silah ve mühimmatları ele geçirdiğini ifade etti. Mecli’nin açıklamasına göre, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu bir dizi hava saldırısı düzenleyerek el-Kesara, el-Muşeccah, Cebel Murad ve Sırvah cephelerinde Husi darbe milislerine ait birçok zırhlı aracı, tank ve takviye kuvvetlerini imha etti. Ordunun hava savunma kuvvetleri, Cebel Murad'da patlayıcı yüklü bir insansız hava aracını (SİHA) ve Marib şehrinde sivil nesneleri hedef alan başka bir SİHA’yı düşürmeyi başardı.
 Mecli, el-Cevf kentinde ordunun el-Hancar cephesinde bir karşı saldırı başlattığını, bu sırada karada ilerleme ve kazanımlar elde edebildiğini ve milislerin ikmal yollarının kesildiği birkaç yeri özgürleştirdiğini belirtti. Ayrıca grubun konuşlandığı yerleri kontrol altına alarak, üyelerine ağır kayıplar verdirdiğini ve bir dizi savaş ekipmanını imha ettiğini bildirdi.
 Yemen ordu sözcüsü, hükümet güçlerinin Halif ez-Zafur bölgesi ve çevresindeki bölgelerde Husi milislerin saldırılarını ve sızmalarını püskürttüğünü, bunun sonucunda bir dizi milis üyesinin öldüğünü, iki zırhlı aracın ve 3 aracın imha edildiğini belirtti. Ayrıca Koalisyon güçlerinin hava saldırıları ile zırhlı araçları, savaş araçlarını, topçu silahlarını ve bir dizi unsuru cepheye taşıyan muharebe araçlarını hedef aldığını kaydetti.
 
Ordu güçleri, Husi saldırılarını kırmayı başardı
Mecli, El-Cedafir cephesindeki ordu güçlerinin, hassas pusular ve başarılı karşı saldırılar yoluyla Husi saldırılarını ve sızmalarını ortadan kaldırmayı ve patlayıcı yüklü bir insansız hava aracını düşürmeyi başardığını belirterek, Arap Koalisyonu ülkelerinin savaş uçaklarının bir dizi zırhlı aracın imhasıyla sonuçlanan birçok hava saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.
Yemen Silahlı Kuvvetleri resmi sözcüsü, Hab eş-Şaaf bölgesindeki (Cevf kentinin kuzeyinde) Ulusal Ordu'nun mühendislik ekiplerinin, Husi milisleri tarafından geçiş noktalarına, halka açık yollara ve vadilere yerleştirilen, bireysel mayınlar, araç mayınları ve çeşitli mayınların yer aldığı toplam 300 mayını imha etmeyi başardığını belirtti. 
Tuğgeneral Mecli, Hudeyde kentinde ise ordu ve direniş güçlerinin, savaşların milisler için ağır kayıplarla sonuçlandığı Hays, Tuheyta ve Dureyhimi bölgelerinde Husi darbe milislerinin saldırılarını püskürtmeyi ve engellemeyi başardığını doğruladı.
 Taiz Valiliği'ndeki Ulusal Ordu'nun, Makbana cephesindeki Husi saldırılarını ve sızmalarını püskürtmeye devam ederek, Husi milislerinin ağır can ve teçhizat kaybına yol açtığına, mühendislik ekiplerinin, Husi milislerin vatandaşların geçtikleri yollara ve çiftliklere yerleştirdiği bir mayın alanını temizlediğine dikkati çekti. 
 
Husi milisleri sivilleri hedef alıyor
Husi milislerinin Marib şehri ve çevresindeki köyler ve kamplarda balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla sivilleri, sivil nesneleri ve yerinden edilmişleri hedef alarak kasıtlı ve sistematik olarak terör eylemlerini sürdürdüğünü vurgulayan Mecli, Marib şehrine yönelik saldırılarda, aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu bir dizi sivilin öldürüldüğüne dikkati çekti.
Mecli, "Husi milisleri, Hudeyde’deki Dureyhimi, Hays ve Tuheyta bölgelerinde sivilleri ve sivil nesneleri hedef alarak topçu ve füze bombardımanlarına devam ediyor. Ayrıca Hudeyde vilayetinde yüzlerce sakininin hayatına mal olarak yollara ve içme suyu yerlerine mayın yerleştirmeye devam ediyor” dedi.
Ayrıca Husi milislerin, Hudeyde Valiliği'nin kıyı şeridi boyunca vatandaşlara ve balıkçılara zarar vermek ve uluslararası ticareti tehdit etmek amacıyla deniz mayınları yerleştirdiğine, binlerce kara ve deniz mayınının özel mühendislik ekipleri tarafından çıkarıldığına dikkati çekti. 
Mecli, "Husi milislerinin takip ettiği başka bir büyük tehlike daha var. Husiler çocukları kontrolleri altındaki valiliklerde toplamaya devam ediyor. Milisler kontrolleri altındaki bölgelerde binlerce okul öğrencisini saflarına çekmek için yaz merkezleri kurdular Böylece onları eğiterek ölüm cephelerine gönderiyorlar” dedi.
Tuğgeneral Abduh Mecli yaptığı basın açıklamasında, Husi milisleri tarafından kontrol edilen bölgelerdeki sakinlere çocuklarını bu yaz merkezlerine ve cephelere göndermeyerek sorumluluklarını üstlenmeye ve sadece Husilerin çıkarlarına hizmet eden bu eylemleri durdurmak için çalışmaya çağırdı. Aynı zamanda uluslararası topluma, Birleşmiş Milletlere ve insan hakları örgütlerine Husi milislerin terör örgütü olarak yeniden sınıflandırılmasını hızlandırma, liderlerini uluslararası ve yerel olarak yargılama ve terör eylemlerini kınama çağrısını yineledi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.