FKÖ’den İsrail iktidarına ve muhalefetine yerleşimler konusunda uyarı

Filistin Dışişleri Bakanlığı: Uluslararası sessizliğin bedelini insanlarımız canlarıyla ödüyor

Filistinlilerin geçen ay Batı Şeria'daki Beyt Decen kentindeki yerleşimcilere karşı başlattığı protestolar karşısında göz yaşartıcı gaz kullanıldı. (Arşiv_EPA)
Filistinlilerin geçen ay Batı Şeria'daki Beyt Decen kentindeki yerleşimcilere karşı başlattığı protestolar karşısında göz yaşartıcı gaz kullanıldı. (Arşiv_EPA)
TT

FKÖ’den İsrail iktidarına ve muhalefetine yerleşimler konusunda uyarı

Filistinlilerin geçen ay Batı Şeria'daki Beyt Decen kentindeki yerleşimcilere karşı başlattığı protestolar karşısında göz yaşartıcı gaz kullanıldı. (Arşiv_EPA)
Filistinlilerin geçen ay Batı Şeria'daki Beyt Decen kentindeki yerleşimcilere karşı başlattığı protestolar karşısında göz yaşartıcı gaz kullanıldı. (Arşiv_EPA)

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yaptığı açıklamada İsrail'de iktidardaki sağ cephe ile muhalefet sağı arasındaki yerleşim projesini geliştirmek için yasa ve hizmet çıkarma yarışı konusunda uyarıda bulundu.
FKÖ’nün Toprakları Savunma ve İskana Direnme Ulusal Ofisi yaptığı basın açıklamasında, geçen hafta yeni hükümetin kurulduğunun açıklanmasından bu yana İsrail'de yerleşim, ilhak ve işgal projesi için kimin daha fazla hizmet edeceği konusunda rekabetin arttığını söyledi.
Ofis, Batı Şeria'daki 70 ileri karakolu içeren ve sözde ‘gençlerin yerleşimini’ meşrulaştıran yasanın İsrail Parlamentosuna sunulmasının tehlikesi konusunda uyarıda bulunarak, İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in hükümetinin geçen Pazar Parlamentoda yaptığı güvenoyu oturumu sırasında Batı Şeria'daki C Bölgesi'ndeki yerleşimleri güçlendirmek ve güvenlik korumasını artırmak için çalışacağına dair açıklamasına atıfta bulundu.
İsrail'deki yeni hükümetin ana hatlarında yerleşime yönelik politikalarında herhangi bir değişiklik olmadığını, İsrail'in Batı Şeria'daki C Bölgesi'ndeki çıkarlarını garanti etme yükümlülüğünü, yani Filistinlilerin bina inşasını engelleme, izleme ve sınırlama yükümlülüğünü içerdiğini vurguladı. “Hükümetin yeni vizyonunu sınırlandıran söz konusu iki madde hakkında liderlerinin açıklamalarında, manda yönetiminin artık ne bir ilhak sürecine ne de Filistinlilerle bir yerleşim sürecine tanık olmayacağı ve dolayısıyla mevcut yerleşim inşa etme politikalarının sürdürüleceği vaad edilmektedir” denildi.
Açıklamada, İsrail'in Nablus'un güneyindeki Celud köyü arazisine kurduğu Shivut Rachel yerleşimine 534 yeni yerleşim birimi ekleyerek genişletme planına dikkat çekildi. Planın 376 dönümlük Filistin arazisi üzerine yeni yerleşim birimleri inşa etmeye ve yerleşimin işgal ettiği arazi alanını genişletmeye dayandığı belirtildi. Resmi İsrail kaynakları ise söz konusu plan hakkında yorum yapmadı.
Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 600 binden fazla Siyonist yerleşimci yaşıyor. Siyonist yerleşimler konusu, Filistinlilerin tamamen kaldırılması gerektiğini söylediği nihai çözüm dosyalarından birini oluşturmakta. Filistin Dışişleri tarafından yapılan açıklamada “İsrail işgaline yönelik uluslararası sessizliğin, Filistin sorununa ilişkin Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanmamasının, Güvenlik Konseyi'nin küresel ve bölgesel meseleleri ve çatışmaları halkımızın hakları pahasına kararlar ele alırken izlediği çifte standart politikasının bir sonucu olarak halkımız bunun bedelini hayatları ve gelecekleriyle ödemektedir” denildi.
Bakanlık, İsrail medyasına sızan bilgilere göre ABD tarafından verilen güvene dayalı olarak “işgal suçlarının devam etmesi, yerleşim yerlerinin derinleşmesi ve genişlemesi sonucunda halkımız ağır bir bedel ödedi, yeni işgal hükümetine kalma ve rahatsız edilmeme fırsatı verme bahanesiyle bu bedeli ödemeye de devam ediyor. Bir hükümetin yokluğunda ve yeni bir hükümetin getirilmemesi sonucunda Filistin halkımız bizzat bedel ödemeye devam ediyor” dedi.
Dışişleri Bakanlığı, “İşgal ve Siyonist yerleşimler sona ermedikçe tüm İsrail hükümetleri işgal hükümetleridir” diye ekledi. Yina açıklamada "Uluslararası olarak yapılması gereken, halkımızın başına gelen bu tarihi adaletsizliğe bir son vermek için önlemler almaktır. Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın başlattığı girişime göre, siyasi hareketin 1967'den beri işgal edilen Filistin topraklarındaki işgal ve yerleşime son vermesi, halkımızın barışının sağlanması şartıyla, uluslararası bir barış konferansının toplanmasını hızlandırmak ve başta başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devletin kurulması olmak üzere halkımızın adil ve meşru haklarını kullanmasını sağlamaktır” ifadeleri kullanıldı.
Dışişleri Bakanlığı, “işgal güçlerinin, yerleşimleri reddeden barışçıl yürüyüşlere katılan sivillere karşı uyguladığı acımasız baskı ve şiddeti, Filistin topraklarının işgali ve yerleşimcilerin halkımıza, köylerine ve kasabalarına yönelik sürekli saldırılarını kınıyoruz” açıklamasında bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.