ABD ve Rusya Suriye’ye insani yardım konusunda uzlaştı

Rusya-ABD arasında Suriye'deki insani yardım dosyası konusunda fikir birliğine varıldı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2017'de, Suriye Hmeimim üssünde Rus askerlerine hitap ediyor (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2017'de, Suriye Hmeimim üssünde Rus askerlerine hitap ediyor (AFP)
TT

ABD ve Rusya Suriye’ye insani yardım konusunda uzlaştı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2017'de, Suriye Hmeimim üssünde Rus askerlerine hitap ediyor (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2017'de, Suriye Hmeimim üssünde Rus askerlerine hitap ediyor (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden'ın göreve başlamasından bu yana ilk Rus-Amerikan zirvesi Cenevre’de yapıldı. Bu görüşmeden birkaç gün sonra, yaklaşık 4 saat süren müzakereler turunun gündem maddeleri gün yüzüne çıkmaya başladı. Müzakereler iki lider arasında bire bir görüşmeyi ve iki ülke delegasyonlarının da hazır bulunduğu sırada gerçekleşen kapsamlı tartışmaları içerdi.
Rus kaynakları, zirvenin hemen ardından ortaya çıkan verileri Şarku'l-Avsat'a aktardı. Bu verilere göre, Rus-Amerikan görüşmelerinde Suriye'deki siyasi boyutun ve siyasi çözümün geleceği konuşulmazken, görüşmenin odak noktasının Suriye’deki insani durum ve yaşam durumu olduğu ortaya çıktı. Görüşmede, Moskova, insani yardım dosyasını ilerletmeye önem verirken, ekonomik yaşam krizinin yansımalarını hafifletmek amacıyla ABD'nin Suriye'ye uyguladığı tek taraflı yaptırımların kaldırılması için talepte bulundu. Rusya, insani yardımın tüm Suriye bölgelerinde sadece Suriye hükümeti aracılığıyla gerçekleştirilmesine ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
Görünen o ki bu mesele, iki tarafın genel olarak Suriye krizine ilişkin müzakerelerde ilerleme kaydetme kabiliyetine yönelik ciddi bir sınav unsuru oluşturuyordu. Bu durum, Rus tarafının zirveden önce yaptığı açıklamalarla kanıtlandı. Putin, zirveden önce ülkesinin Washington ile ortak eylem gerçekleştirmeye verdiği öneme dikkat çekmişti.
Rusya'nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentiev, Cenevre'ye kadar Putin’e eşlik etti. Putin, Suriye'deki tüm bölgelerde yaşayanlara ayrım gözetmeksizin insani yardım sağlamanın “öncelikli bir zorunluluk” olduğunu ifade etti.
NBC News'e konuşan Putin, "Batı'daki, yani ABD ve Avrupa'daki müttefiklerimiz Esed'e yardım etmeyeceklerini söylüyorlar. Peki, Esed'in bu konuyla ne ilgisi var? Yardıma ihtiyacı olan insanların en temel ihtiyaçlara sahip olmalarına yardımcı olun! Ancak, koronavirüs pandemisinin koşullarına rağmen tıbbi ekipman ve ilaç tedarikindeki kısıtlamaları bile kaldırmıyorlar. Bu insanlık dışıdır ve insanlara yapılan bu zalimane muamele hiçbir şeyle meşrulaştırılamaz.” açıklamalarında bulundu.
Bir Rus diplomatik kaynağın bildirdiğine göre, bu yaklaşım ABD tarafının ısrarıyla karşılık buldu. Washington, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed hükümetinin meşru olduğunu ve onunla birlikte hareket edilebileceğini düşünmüyor. Washington ayrıca, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinin meşruiyetine ve şeffaf bir şekilde gerçekleştiğine inanmıyor. Diğer yandan Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamalarda, Washington'un, ABD ile Rusya arasında Suriye konusunda ortak eylem olasılığını test etme niyetinde olduğu belirtildi. İki ülke önümüzdeki ay Birleşmiş Milletler bünyesinde Suriyelilere yardım ulaştırmak için insani koridorların genişletilmesine ilişkin görüşmeler gerçekleştirecek. İnsani yardımın sınırdan Suriye'ye ulaştırılması mekanizmasına ilişkin BM Güvenlik Konseyi'nin 2533 sayılı Kararının etkinliğini genişletmek için 11 Temmuz'da (Temmuz) görüşmeler yapılacak.
Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vasily Nebenzia, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “Sınır ötesi yardım mekanizmasını sürdürmenin aynı zamanda teröristleri desteklemeye devam etmek anlamına geleceğine şüphe yoktur. Teröristler gasp ettikleri ve kaçakçılığını yaptıkları şeylerle hayatta kalıyorlar. Bu koridordan gelen insani yardımlar teröristlerin eline geçiyor.”
İki lider arasındaki Suriye konulu görüşmelerin insani yardım sağlanması konusuna odaklandığını söyleyen ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “Biden, kuzeydoğu ve kuzeybatı Suriye'de "milyonlarca aç insanın" desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı.” dedi.
Bu kapsamda Rus diplomatik kaynak, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Moskova, zirvede görüşülen tüm dosyalarda olduğu gibi, Suriye konusunda da ABD tarafıyla bir anlaşmaya varma olasılığı hususunda hiçbir yanılgıya sahip değildi. Washington, Suriye'deki durumla başa çıkmak için hâlâ "tamamen farklı yaklaşımlar" önermede ısrar ediyor. ABD, halihazırda Suriye yönetimi tarafından davet edilmeden bu ülkede var olan bir işgal gücüdür ve askeri güçlerinin olduğu alanlarda ayrılıkçı eğilimleri desteklemektedir. Putin, insani yardım dosyasından ve yaptırımların kaldırılmasını dile getirirken, sadece Suriye halkını etkileyen tek taraflı Batı yaptırımlarından bahsediyor, pratikte rejimi etkilemeyen yaptırımlardan değil.”
Buna rağmen, Rusların, olumlu bir havanın ortaya çıkmasından ve bir dizi dosyada ilerleme kaydetme arzusundan duyduğu memnuniyeti dile getiren Rus kaynak, “İnsani yardım dosyası da tartışmalı dosyalar arasında yer aldı, ancak iki taraf, daha sonra mutabakata varmak üzere dosya üzerinde yeni görüşmeler yapılacağı konusunda fikir birliğine vardı. Bu olumlu hava, Güvenlik Konseyi'nde gelecek ay yapılması beklenen görüşmelere yansıtılmalı ve kabul edilebilir formülasyonlar veya bir tür fikir birliğine varmak için çalışma yürütülmelidir. Diğer yandan, Suriye’nin yeniden imar edilmesi konusu, Moskova ile Washington arasında gelecekteki görüşmelerin gündeminde yer alacak. ABD tarafı, yeniden imar konusunun gelecekte, Amerikan şirketleri de dahil, uluslararası toplumun sürece katılması açısından faydalı ve önemli olacağı fikrini öne sürerken, şu anda bu dosyadan bahsetmek için erken olduğunu dile getiriyor.”
Suriye'deki barışın geleceğine ilişkin siyasi dosyaların görüşmelerde yer almadığını söyleyen Rus diplomat, sözlerini şöyle sürdürdü: “İran'ın Suriye'deki varlığı meselesi de dahil olmak üzere, son dönemde Moskova ve Washington arasında sert tartışmalara konu olan diğer dosyalar da Cenevre Zirvesi’nde gündeme gelmedi. Çünkü iki lider, İran'ın nükleer dosyasını tartıştı ve diğer gündem maddeleri için “zaman yetmedi".”
Ayrıca, ABD'nin Suriye'deki varlığı ve Washington'un bu varlığı güçlendirmek için son zamanlarda attığı adımlar da görüşmelerde ele alınmadı.
Rus verilerine göre, sahadaki askeri meseleye ilişkin, Suriye'deki Rus ve Amerikan güçleri arasında yeni sürtüşmelerin önlenmesi adına askeri koordinasyon kanallarının sürdürülmesinin önemi ve terörist grupları veya onlardan geriye kalanları takip etmek ve faaliyetlerini baltalamak için ortak eylem mekanizmalarını görüşmek konuları masaya yatırıldı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.