Sahil yolunun açılışıyla Dibeybe ile LUO arasındaki tartışmalar tekrar gündemde

Mareşal Hafter, sahil yolunun açılmasının ‘propaganda amaçlı’ olduğunu öne sürdü

Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)
Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)
TT

Sahil yolunun açılışıyla Dibeybe ile LUO arasındaki tartışmalar tekrar gündemde

Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)
Dibeybe, Pazar günü sahil yolunu yeniden açmak amacıyla toprak setleri kaldırmak için buldozer kullandı (AFP)

Libya'da geçiş yönetiminin ülkenin doğusu ile batısını birbirine bağlayan sahil yolunun açıldığını duyurmasına ilişkin yerel ve uluslararası iyimser atmosfere rağmen, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), ‘gelişmenin önemini’ küçümseyerek bunu ‘Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe’nin propagandası’ olarak niteledi. Öte yandan 5+5 Ortak Askeri Komite, dün Sirte'de yaptığı, çatışan tarafların ve Birleşmiş Milletler (BM) heyetinin de bulunduğu toplantıda, ‘sahil yolunun resmi olarak açıldığına’ atıfta bulunmaktan kaçındı.
Toplantı sırasında sahada yapılan düzenlemeleri ve atılan adımları inceleyen Ortak Askeri Komite üyeleri, son güvenlik önlemleri kapsamında halen yoldaki hasarların onarılmasını ve geçiş noktalarının konuşlandırılmasının beklendiğini belirtti. Yerel basında yer alan haberlere göre Ortak Askeri Komite’deki LUO heyetinin başkanı, yolun büyük bir bakım çalışmasına ihtiyacı olduğunu ve bu nedenle yolun açılış tarihini açıklamanın mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca Başbakan Dibeybe’nin davranışını ‘düşüncesizlik’ olarak değerlendiren heyet başkanı, bu adımın Ortak Askeri Komite’nin çalışmalarını karmaşıklaştırdığını kaydetti.
LUO Sözcüsü Tümgeneral Ahmed el-Mismari, Pazar günü Dibeybe’nin sahil yolunun açıldığını duyurmasıyla birlikte ortaya çıkan UBH güçlerine bağlı Sirte-Cufra Ortak Operasyon Dairesi komutanı Tuğgeneral İbrahim Ahmed Beytulmal’i ‘saatlik ücretle çalışan işçi’ olarak niteledi. Mismari, “Dibeybe’nin bu sahnede sanki ulusun kurtarıcısı gibi görünmesi devlet bütçesine yaklaşık 8 milyon dinara mal oldu” dedi.
Pazar günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalar sırasında yerel basında dolaşan bir karar metnini değerlendiren Mismari, “Dibeybe, bu parayı yolu açan milislere ödül olarak dağıttı” diyerek açılışı ‘maaş ve nakit sıkıntısı çeken Libyalıların parasıyla yapılan ücretli bir operasyon’ olarak değerlendirdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’nin askeri birliklerin bulundukları yerlerden hareket etmelerini yasaklayan Başkanlık Konseyi açıklamasına imza atmasının gerçekçiliğini sorgulayan Mismari, ordunun istediği yere asker gönderme ve hareket etme hakkına sahip olduğunu söyledi.
Bu arada LUO kaynakları, sahil yolunun halen kapalı olduğunu ve yeniden açılacağına dair söylentilerin gerçeği yansıtmadığını kaydettiler. LUO güçlerinin hayati öneme sahip yoldaki geçişlere izin vermediğini belirten kaynaklar, Dibeybe’nin yolun yeniden açılması için denetlemede bulunmasına ve yolun batı tarafındaki üç toprak seti kaldırmak için buldozeri bizzat kullanmasına rağmen UBH’nin kontrolü altındaki bölgelerdeki toprak setlerin halen durduğunu bildirdiler.
LUO'ya bağlı Sirte Operasyon Odası Komutanı Tümgeneral Ahmed Salim konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yol açılacak, ancak güvenlik önlemlerinin tamamlanması ve vatandaşların yoldan güvenli bir şekilde geçişini sağlayacak karar ve düzenlemelerle ilgilenen tek meşru otorite olan 5+5 Ortak Askeri Komite’nin Sirte'deki toplantısının ardından yolun açılmasına ilişkin talimat vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Dibeybe'nin yolun açılmasına ilişkin ‘bireysel duyuruda’ bulunduğunu söyleyen Tümgeneral Salim, bu duyurunun Ortak Askeri Komite ile koordinasyon olmadan yapıldığının altını çizdi.
Öte yandan UBH güçlerine bağlı Sirte-Cufra Ortak Operasyon Odası Komutanı Tuğgeneral İbrahim Ahmed Beytulmal, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi'ye hitaben yazdığı bir mektupta, mevcut kuvvetlerin Misrata'dan Buveyrat el-Hasvan’a kadar konuşlandırılacağını ve sahil yolunu her iki yönde de 5 kilometre mesafeden takip edeceğini söyledi. Tuğgeneral Beytulmal, Ortak Askeri Komite’nin anlaşmanın şartlarını yerine getirmesini ve paralı askerleri sınır dışı etmesini sağlamak amacıyla yolun sadece asfalt olan bölümünün iki hafta boyunca sabah altıdan akşam altıya kadar açık kalacağını kaydetti. Beytulmal, Ortak Askeri Komite’den ayrıca zorlukları aşmasını, Sirte-Cufra Ortak Operasyon Odası çalışanlarının haklarını ödemesini ve LUO güçlerine bölgenin idari sınırları dışında yeniden konumlandırılması talimat vermesini istedi.
Bu arada Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe yaptığı açıklamada, yıllardır kapalı olan yolun, ordunun başkomutanı sıfatıyla Başkanlık Konseyi için aylardır süren çabaların ve çalışmaların sonucunda yeniden açıldığını söyledi.
Bu adımın ülkenin doğusundaki ve batısındaki vatandaşların çektikleri sıkıntıları hafifleteceğini ve devletin yeniden inşası ve kurumların birleştirilmesinin başlangıcı olarak hareketliliği normal haline geri getireceğini vurgulayan Vehibe, Başkanlık Konseyi’nin 5+5 Ortak Askeri Komite’den sahil yolunun açılmasının tam olarak sağlanması için taraflar arasındaki koordinasyonun sorumluluğunu üstlenmesini ve güvenlik düzenlemelerini takip etmesini istediğini söyledi. Diğer yandan UBH Petrol Bakanlığı, sahil yolunun açılmasını, ‘petrol sektöründe faaliyet gösterenlerin çeşitli petrol sahalarına kolay ve güvenli bir şekilde ulaşmalarını ve hareket etmelerini sağlamak için önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.
Bir diğer gelişmede Libya Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, Bingazi'deki Bloklar ve Siyasi Akımlar Forumu'nda katılımcılarla yaptığı görüşmede, cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin planlandığı gibi 24 Aralık'ta yapılması gerektiğini vurguladı. Başkanlık Konseyi’nin seçimleri belirtilen tarihte yapmak için anayasal temele ve gerekli yasalara sahip olduğuna dikkati çeken Salih, cumhurbaşkanının doğrudan Libya halkı tarafından seçilmesinin Libya'daki krizin çözümüne katkıda bulunacağını belirtti. Bu arada ABD'nin Trablus Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Leslie Ordeman, ülkenin güneyindeki terörle mücadele çabalarını, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların sınır dışı edilmesini, Libyalı siyasi, güvenlik ve askeri kurumlarının birleştirilmesini ve seçimlerin zamanında yapılması ihtiyacını görüşmek üzere parlamentodaki Fizan Bloku temsilcileriyle bir araya geldi.
Öte yandan Mısır’ın Trablus'taki diplomatik misyonunun başkanı Büyükelçi Muhammed Servet Selim dün yaptığı açıklamada, geçtiğimiz Cuma gününden bu yana Trablus'taki yasadışı göç merkezinde tutulan 90 Mısır vatandaşının serbest bırakıldığını duyurdu.
Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yaptığı açıklamada Selim, geçtiğimiz ay çalışmalarına yeniden başlayan Mısır'ın Trablus Büyükelçiliğinin, Libya’daki ilgili makamlarla koordineli olarak meseleyi çözmeyi başardığını söyledi.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.