‘Bağdat Kemerleri’nde demografik değişim korkusu

‘Bağdat Kemerleri’nde demografik değişim korkusu
TT

‘Bağdat Kemerleri’nde demografik değişim korkusu

‘Bağdat Kemerleri’nde demografik değişim korkusu

Bağdat Uluslararası Havalimanı’nın çevresindeki on binlerce dönümlük arazilere yatırım konusu, çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu bölge halkının bu uygulamaları kabul etmemesi üzerine kamuoyu gündemine geldi. Ret sebepleri ise farklı, ama tek bir yöne akıyor. Bu bölgenin sakinleri arasında inandırıcı görünen bir bahane olarak zorla yerinden edilme olasılığı artmaya başlayan bir korku.
Başkent Bağdat’ın batısındaki bölge sakinleri arasındaki korkunun haklı gerekçeleri var. Öyle ki hem eyaletteki liderler ve üst düzey yetkililere sundukları itirazlarda ve şikayetlerde hem de demografik değişim olasılığı hakkındaki son gösterileri aracılığıyla uyarıda bulunuyorlar. Bölge sakinleri, kabile liderleri ve siyasi liderler, 2014 yılında teröre destek bahanesiyle DEAŞ’ın geniş arazileri işgal etmesinin ardından halkı yerinden edilen Babil vilayetinin kuzeyindeki Curf es-Sahar bölgesinin hikayesini hatırlıyor.
Sünni liderlerin Curf es-Sahar halkının geri dönüşü için devam eden taleplerine rağmen ve bölge halkının geri dönüşü için yapılan tüm çağrıların başarısız olduğu bir zamanda Sünni ve Şii liderler arasında, halkı ziyaret etmek ve bölgede neler olup bittiğini öğrenmek amacıyla ortak heyetler oluşturma girişimleri başarısız oldu.
Bağdat Uluslararası Havalimanı’nı çevreleyen arazilerin yatırım konusu yeni olmasa da bu mesele, Adil Abdulmehdi hükümeti zamanından bu yana hareketli ve Irak parlamentosu, bu konudaki hükümet prosedürlerini durdurma kararı aldı. Ancak Bakanlar Kurulu, geçen hafta Bağdat Uluslararası Havalimanı’nı çevreleyen yaklaşık 4 bin dönümlük arazinin yatırım için tahsis edilmesi yönünde karar verdi. Kararın aslında, diğer tarım arazileri de yer alırken durum, yatırım bahanesi altında başka amaçlar için kontrol edildiğine dair korkuları yeniledi.
Irak parlamentosunda eski milletvekili ve havalimanını çevreleyen bu bölgenin ileri gelenlerinden İyad el-Cuburi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu eylem, organizedir ve (hem Bağdat Kemerleri hem de Curf es-Sahar bölgesi gibi kemerlerden uzakta olmayan alanlar başta olmak üzere) diğer bölgelerde olduğu gibi mezhepsel amaçlar için demografik bir değişim sağlamayı hedeflemektedir” ifadelerini kullandı. Cuburi, “Bu eylemin arkasında çeşitli taraflar var. Bir de bunun için dışarıdan çok inandırıcı görünen bir bahaneyle fiyat alanlar var ki Irak’ta ihtiyacımız olan bu yatırımdır” dedi. “Ülkemizin ve bölge halklarımızın çıkarlarını biliyoruz. Yatırımın kökenleri ve kuralları vardır ve rastgele bir eylem değildir ve bir şehir veya başkent değil, başkentler inşa edebileceğiniz 106 bin dönümden fazla arazi sağlar” dedi. Bu durum, ancak bu, yasal bir bahaneyle o toprakların kemirilmeye başlamasıyla açıklanabilir. Bir kısmı devlete ait olan havalimanını çevreleyen arazilerin yatırımı fiilen yapılırken, bu duruma yönelik bir itiraz bulunmuyor. Ancak şu anda yatırım kapsamında olan bu araziler ile yatırım adı altında haczedilmek istenen diğer araziler arasında bir sayım yapmak gerekiyor. Bunlar, hiçbir bahane ve gerekçeyle yatırıma konu edilemez” dedi.
Sünni tarafların Bağdat Havalimanı ve ardından Bağdat Kemerleri arazilerine yatırım yapma arzularına ilişkin bir soruya yanıt olarak Cuburi, “Şahsen benim tavrım baştan beri aynıydı, çünkü bir politikacı olmadan önce bölgeden geliyorum. Bu nedenle yüzlerce yıldır kendisinin, babalarının ve dedelerinin yaşadığı topraklara kim sahipse, önce onun bu topraklarda hakkı vardır” dedi. Bölgenin ve hatta Bağdat Kemerleri’nin sakini olmayan aynı Sünni tarafların ve unsurların bu bölgeye girişlerini uzak görmezken, ancak konuyu yasadışı rekabet bağlamında siyasi ve seçimsel olarak istismar etmeye çalıştıklarını vurguladı.
Farklı yönelimlere ve ittifaklara sahip olmalarına rağmen bu bölgelerdeki Sünni liderler, havalimanı tarafından Bağdat Kemerleri bölgesini kamulaştırma kapsamının genişletilmesinin arkasındaki tarafların, yatırım dışında bu alanları boyunduruk altına almak için kullanabilecekleri bir bahane bulamadıkları konusunda hemfikir. Ama Babil’in kuzeyindeki Curf es-Sahar gibi zorunlu yerinden edilmeye maruz kalan diğer bölgeler, silahtan arındırılmak üzere de kışkırtılıyor.
Merkezdeki ve güneydeki vatandaşlar ise Curf es-Sahar’ın Kerbela ve Necef’teki kutsal dini mekanlara, bölgenin her iki vilayete yakınlığı nedeniyle tehdit oluşturmasından çekiniyor.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.