Avrupa'da Delta varyantı alarmı: Oranı yüzde 90'a çıkacak

Sağlık uzmanları, kısıtlamaların hafifletilmesine rağmen maskelerin kullanılmaya devam edilmesinin önemine vurgu yapıyor.

Amsterdam’da maske takan insanlar (AFP)
Amsterdam’da maske takan insanlar (AFP)
TT

Avrupa'da Delta varyantı alarmı: Oranı yüzde 90'a çıkacak

Amsterdam’da maske takan insanlar (AFP)
Amsterdam’da maske takan insanlar (AFP)

Avrupa’da hükümetlerin açık havada ve sokaklarda maske kullanım zorunluluğunu kaldırma kararlarının ardından Avrupalılar maske kullanmayı bırakmaya başlarken, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), bu kararın uygulanmasında dikkatli olunması, aşamalı olarak ilerlenmesi, net şartlar ve zaman çizelgeleri belirlenmesi çağrısında bulunan bir genelge yayınladı.
ECDC tarafından yayınlanan genelge, vatandaşların evden her çıktıklarında yanlarında koruyucu maske bulundurmaları gerektiğini zira mağazalarda, kapalı mekanlarda, kalabalık caddelerde, açık kafelerde, ulaşım araçlarında ve gerekli mesafenin sağlanmadığı açık alanlarda maske kullanımının zorunlu olmaya devam ettiğini vurguladı.
Söz konusu genelge, ECDC’nin Delta varyantının Ağustos ayı sonuna kadar Avrupa Birliği'ndeki (AB) yeni koronavirüs (Kovid-19) vakalarının yüzde 90’ını oluşturacağı tahmini ile aynı zamana denk geldi. ECDC şu anda bölgede ilk kez İngiltere’de gözlemlenen Alfa varyantı baskın durumda olsa da, Avrupa İlaç Ajansı (​EMA) modellerine göre ilk kez Hindistan’da tespit edilen Delta varyantının Ağustos ayı başlarında AB’deki yeni vakaların yüzde 70’ini oluşturacağını, aynı ayın sonuna ise yüzde 90’ını oluşturacağını tahmin edildiğini belirtti.
Uzmanların çoğu, koruma ve virüsü kontrol altına alma kısıtlamalarını hafifletme zamanının geldiği konusunda fikir birliğine sahipken, ECDC vatandaşların koruyucu maske kullanımına devam edilmesin, gerektiren birçok vakanın bulunduğunu anlamamaları durumunda maske zorunluluklarının kaldırılmasının sonuçlarının çok vahim olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. ECDC bununla ilgili olarak, kısıtlamaları kaldırma ve normal hayata dönme tarihini ertelemek zorunda kalan İngiltere’de ve yeni bir salgın dalgasının işaretlerinin yeniden ortaya çıktığı İsrail’de olanları örnek gösteriyorlar.
ECDC uzmanları, Kovid-19’a karşı tedavi edici olmayan koruyucu temel kuralın, maske kullanımı, yeterli havalandırma ve sosyal mesafe kurallarından en az ikisinin aynı anda yerine getirilmesi olduğunu söylüyor.
Fransa gibi sokaklarda zorunlu maske kullanımının kaldırılması kararını uygulamaya başlayan ülkelerin yanı sıra İtalya ve İspanya gibi bu uygulama için bu hafta sonunu bekleyen ülkelerde vatandaşlar arasında memnuniyet havası hakimken, uzmanlar ve sağlık yetkilileri için açık havada maske takmanın etkili olup olmadığı hala büyük bir tartışma konusunu oluşturuyor. Bazı uzmanlar pandeminin başlangıcından bu yana maskelerin açık alanlarda kullanımlarının gerekli olmadığına düşünürken, çoğu uzman yeterli havalandırma sağlanmadığında ve gerekli sosyal mesafeye uyulmadığında koruyucu maske kullanımının son derece gerekli olduğu konusunda ısrar ediyor.
ECDC uzmanları, koruyucu maske kullanımının birçok bölgede yeterli aşılama kapsamına ulaşılana ve virüsün yayılma oranı maske kullanımını bırakacak kadar yani nüfusun yarısının aşı doz tamamlanması ve vaka sayılarının 14 günlük sürede her 100 bin vatandaşta 50 vakanın altına düşene kadar zorunlu olmaya devam etmesi gerektiğini ancak bu durumun şu anda hiçbir AB ülkesinde gerçekleşmediğini belirtiyorlar.
ECDC’nin genelgesi, ülkelere salgında düşüş yaşanılan bu aşamadan yararlanarak toplumsal farkındalık kampanyaları yürütme, ihtiyati tedbirleri uygulamaya devam etmenin önemine odaklanma ve ihtiyati önlemlerin gerekli olduğu yerlerdeki şartları belirlemeleri çağrısında bulunuyor. Uzmanlar, aşı olmayan kişilerin ve yaşlıların ardından enfekte olma olasılığı en yüksek aday olan gençlerin, maske kullanımıyla ilgili direktifle uyması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanların vurguladığı direktifler arasında mağazalarda, kalabalık alanlarda ve toplu taşıma araçlarında maske kullanımının zorunlu tutulması, uzun bir aradan sonra sokaklarda buluşurken sarılmaktan kaçınılması yer alıyor zira virüs hala tetikte ve yayılıyor.
Bunun yanı sıra, ECDC dün, bir doz aşı olan kişilerin ve enfeksiyondan iyileşen kişilerin, koroanvirüs ile enfekte olan bir kişi ile temas kurmaları durumunda temastan hemen sonra PCR testi yaptırma şartı ile zorunlu karantinadan muaf tutulmasına ve ilk testten 24 gün sonra PCR testinin tekrarlanması prosedürüne yeşil ışık yaktı. Uzmanlar bunun sebebinin, aşılanan veya enfeksiyondan iyileşen kişilerin enfekte olma risklerinin çok düşük olması ve enfekte olmaları durumunda genellikle belirgin bir semptom göstermeseler de İngiltere, Fransa ve Hollanda’da yapılan birkaç araştırmaya göre, virüsü aşı olmayan kişilere aktarmaları olduğunu belirtiyorlar. Harvard Tıp Fakültesi de son altı ay içinde iki milyondan fazla vaka üzerinde yürüttüğü bir araştırmada benzer sonuçlar aldığını açıklamıştı.
Uzmanlar, virüs bulaşmış bir kişiyle temas etmiş olan aşılı kişilerin, temastan sonraki iki hafta boyunca virüse karşı savunmasız kişilere yaklaşmaktan kaçınmasını tavsiye ediyorlar ve enfekte kişi ile aynı yerde bulunulması durumunda iki metrelik mesafe bırakılması ve 15 dakikalık bir süre sınırının korunması gerektiğini belirtiyorlar.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.