Cezayir’de yürütülen tutuklama operasyonlarına karşı protestolar hız kazandı

‘Vicdan mahkûmu’ sayısının 260’a ulaştığı açıklandı.

Gösterilerde özgürlük ve değişim talepleri ön plana çıkıyor. (AFP)
Gösterilerde özgürlük ve değişim talepleri ön plana çıkıyor. (AFP)
TT

Cezayir’de yürütülen tutuklama operasyonlarına karşı protestolar hız kazandı

Gösterilerde özgürlük ve değişim talepleri ön plana çıkıyor. (AFP)
Gösterilerde özgürlük ve değişim talepleri ön plana çıkıyor. (AFP)

Cezayir halk hareketinden insan hakları aktivistleri, çoğu üniversite profesörü olmak üzere onlarca tutuklunun idari tutukluluk süresinin uzatılmasını protesto ettiler. Ayrıca yetkililerin son iki gün içinde tutuklama operasyonlarına hız vermelerine de tepki gösterdiler.
Tutukluların Serbest Bırakılması Ulusal Komitesi, 23 Haziran’da sosyal medya organları üzerinden yaptığı açıklamada vicdan mahkûmu sayısının 260’ya ulaştığını bildirdi. Komite’ye göre çok sayıda tutuklu hakkında soruşturmalar devam ederken tamamı hareket çerçevesindeki faaliyetleri ve hükümetin iki ay boyunca yasakladığı gösterileri organize etmekte ısrar etmeleri nedeniyle sokakta veya evlerine düzenlenen baskınlarda tutuklandı.
Başkent polisi, bu ayın 17’sinden bu yana hareketin önde gelen insan hakları aktivistlerinden emekli Profesör Fatiha Briki’yi, ailesinin basın organlarına yaptığı açıklamaya göre bilinmeyen nedenlerle gözaltına aldı. Cezayir İnsan Hakları Savunma Birliği Başkan Yardımcısı Said Salihi, Briki’nin eylemcileri harekete geçirme yönünde faaliyetler düzenlediği ve toplantılar nedeniyle tutuklandığını belirtti. Salihi’ye göre Briki’nin bu adımı, özellikle başkentteki tüm aktivistleri takip eden, sosyal medya hesaplarında yaptıkları paylaşımları izleyen ve sokakta gösteri çağrısında bulunmaları ve Cumhurbaşkanı Tebbun’u eleştirmeleri halinde onları hapse atmaktan çekinmeyen yetkilileri rahatsız etti. Avukatlara göre ünlü film yönetmeni Abdurrahman Bukermuh’un oğlu aktivist Bukermuh da geçen pazar günü başkentte gözaltına aldı. Bukermuh, Amazig (Berberi) kültürünü güçlendirme mücadelesiyle tanınıyordu. 17 Haziran’da da yabancı televizyon kanallarında cumhurbaşkanına ve orduya karşı sert tavırlarıyla tanınan İletişim Fakültesi emekli öğretim üyesi Abdulali Razaki, İç Güvenlik tarafından siyasi olaylara dair yorum yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. Razaki, açıklamaları, tavırları ve hareketteki rolü hakkında uzun saatler boyunca sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı.
Bir üniversitede görevli olan Profesör Sarah Ladul da söz konusu kapsamda, geçen salı günü başkentte evinin yakınlarında gözaltına alındı. Ardından polis tarafından başbakanlık binasının yanındaki bir güvenlik merkezine götürüldü.
Sidi Belabbas şehrinde polis, savcılığın emriyle aralarında sendikacı Mustafa Meşab’ın da bulunduğu 6 üniversite hocasını bugün savcılığa çıkarılmak üzere gözaltına aldı. Avukatlar, üniversite hocalarının sahadaki siyasi faaliyetleri nedeniyle gözaltına alındığını belirttiler.
Tutukluları savunan avukatlardan Abdulgani Badi, yönetimin, son aylarda gösterilere katıldıkları için üniversite profesörleri, öğrenciler, gazeteciler ve avukatlar üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.
Badi, tutuklu aktivistlerin çoğunun nerede tutulduklarının aileleri tarafından bilinmediği bilgisini paylaştı.
Ülkenin güneyindeki ‘Liberte’ gazetesi muhabiri gazeteci Rabah Karaş iki ayı aşkın süredir tutuklu bulunuyor. Gazete yönetimi, Karaş’ın tutukluluk sebebinin, bir çöl şehri sakinlerinin idari bölünmeden dolayı öfkesini kaleme aldığı 3 makaleden kaynaklandığına inandıklarını aktardılar.
Savcılık tarafından hazırlanan suçlamalar listesinde ‘kamu güvenliğine ve düzene zarar verecek asılsız haberler yapmak, toplumda ayrımcılığı ve nefreti körükleyecek haberlerin yayılması için elektronik hesap açmak ve yönetmek var. Ayıca kasten yanlış veya kötü niyetli haberleri kamuoyunda yaymak ve milletin birliğinin bütünlüğünü zedeleyecek her türlü harekette bulunmak da suçlamalar arasında yer alıyor.
İnsan hakları aktivistleri, gazetecileri susturmak ve güney halkının acılarını dile getirmelerini engellemek için abartılı suçlamalar yöneltildiğini savunarak bu durumu kınadı. Tamanrasset Mahkemesi, gazetecinin avukatı tarafından iletilen ‘geçici olarak serbest bırakılma’ talebini reddetmişti.
Avukat Abdurrauf Arslan da geçen mayıs ayının sonundan bu yana cezaevinde tutuluyor. Arslan’ın serbest kalması için barolar tarafından sarf edilen tüm çabalar sonuçsuz kaldı. Hükümetin terör listesine aldığı bir İslami eğilimli terör örgütünü övmekle suçlanan Arslan savunmasında iddiaların asılsız olduğunu söyledi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.