ABD’nin Yemen Temsilcisi Lenderking Husilerle temas halinde

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking Husilerle temas halinde olduğunu üstü kapalı bir şekilde itiraf etti

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

ABD’nin Yemen Temsilcisi Lenderking Husilerle temas halinde

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ile düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Husileri Yemen'de barış sürecine ve barışçıl bir çözüme ikna etmek için ülkesinin Husilerle temas halinde olduğunu üstü kapalı bir şekilde itiraf etti. Marib'de devam eden savaşın kötüleşen insani krizi daha da artırdığını belirten Lenderking, Husi grubunu bundan sorumlu tuttu. 
ABD-Arap İlişkileri Ulusal Konseyi (NCUSAR) tarafından video-konferans yoluyla dün düzenlenen oturumda konuşan Lenderking, Husilerin barışa istekli olduklarını gösterdiğini belirterek, "Husi liderliği içinde bunu destekleyen unsurlar kesinlikle var" dedi.
Lenderking, üstü kapalı bir ifadeyle grupla iletişiminin sürdüğünü şu sözlerle doğruladı:
“Umman gibi birçok ortak aracılığıyla ve Suudi Arabistan gibi diğer aktörlerle ve ABD olarak barışı sağlamak için çabalarımızı sürdürüyoruz. Onları barışa ulaşmaları için teşvik etmeye devam etmeliyiz.”
"Birkaç kez Husilerin meşruiyeti hakkında konuştum. Yani ABD onları meşru bir aktör olarak tanıyor. Onları önemli kazanımlar elde eden bir grup olarak tanıyoruz. Hiç kimse onların çatışmadan çıkmasını ummayı bekleyemez. Bu yüzden sahadaki mevcut gerçeklerle ilgilenme çağrısında bulunduk. Husileri BM liderliğindeki sürece ve siyasi geçiş sürecinde barışı desteklemek için devam eden destek çabalarına katılmaya teşvik edeceği umuduyla bu uluslararası fikir birliğini sağlayalım.”
Yemen'deki insani krizin savaşla ve çatışmaların devam etmesiyle bağlantılı olduğunu belirten Lenderking,  insani krizin daha da kötüleşmeye devam edeceğini, uzun yıllar süren istikrarsızlık göz önüne alındığında her iki süreci de aynı anda iyileştirmenin gerçek bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yemen'de temel hizmetlerin aksamasına, çalkantılı ekonomiye, barışçıl bir siyasi geçiş sürecinin engellenerek yaklaşık yedi yıldır süren bir savaşın patlak vermesine neden olan zayıf yönetim bu eğilimin önemli ölçüde hızlanmasına neden oldu.
İnsani krizi iyileştirmek için kolay bir çözüm olmadığını belirten Lenderking, bağışçıların Yemen'e daha fazla para aktarması gerektiğinin açık olduğunu vurguladı. Lenderking ayrıca, isimlerini açıklamadan Yemen'de kolay çözümler olduğunu öne sürenlere uyarıda bulundu. ABD’li diplomat açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Gördüğüm şeyler, genellikle çatışma aktörlerinin insani durumu silahlandırmaya ve insani krizi siyasi hedeflere ulaşmak için savaşlarında kullanmaya yönelik son çare girişimler. İnsani krizin nedenlerini iyileştirmeye başlamak için tek yol çatışmayı siyasi bir çözüme kavuşturmak olacak. Bu çözüm şu an için en önemli öncelik. Yemen'deki savaşı durdurmak ve ateşkesi sağlama girişimini desteklemek için güçlü bir uluslararası istek var. Ayrıca Riyad'ın girişimine de destek var. Bu da Yemenlilere barışçıl bir çözüm bulmaları için büyük bir fırsat veriyor. Böylece Yemen hükümeti Yemen'e dönüp çalışmalarını yürütebilir.”
Husileri ve Yemen hükümetini insani yardımların ve gerekli ekipmanların ulaştırılması ve benzinin dağıtımındaki krizin sona ermesi için ateşkes sürecine dahil olmaya çağıran Lenderking, Yemen'de Hudeyde ve diğer limanlar aracılığıyla bölgeye ulaştırılmasına rağmen Husilerin gaz ve benzin fiyatlarını manipüle ettiğini ifade etti.
Umman'ın rolüne ve Yemen krizinin çözümünü desteklemedeki önemine övgüde bulunan Lenderking, "Bu destek açık bir şekilde görüldü. İki hafta önce barışı teşvik etmek ve  Husileri ikna etmede önemli bir rol oynamak için Sana'ya bir heyet gönderdiler" dedi. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre Marib'de bir milyon yerinden edilmiş insan olduğunu ve savaş durumunun devam ettiğini kaydeden Lenderking, “Bu saldırının harap olmuş insani altyapı için son derece olumsuz sonuçları olacaktır” dedi.
Lenderking ayrıca şunları kaydetti:
“Güneyin daha fazla istikrara kavuşturulması çabası olan Riyad Anlaşması'nın yeniden uygulandığını görmekten mutluyum. Bu, Yemenliler için temel hizmetlerin iyileştirilmesine yol açacaktır. Riyad Anlaşması'nın süreci ilerlettiğine, Yemen hükümetinin Aden'e dönerek temel hizmetleri sağlaması ve güneydeki altyapının tüm temel unsurlarını geliştirmesi için daha fazla fırsat yaratacağına inanıyoruz.”
Diğer taraftan, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü David Gressley, mali kaynak sıkıntısı ve Yemenlilere ulaşan yardım konusundaki ciddi yetersizliğe dair uyarıda bulunarak, “Önümüzdeki Temmuz ve Ağustos ayına kadar bağışçılardan fon alamazsak bazı faaliyetlerimiz duracak. Acilen iki milyar dolara ihtiyaç var” dedi.
Gressley, konferansta yaptığı konuşmada, Yemen ekonomisinin savaş nedeniyle yüzde 50 küçüldüğünü, her bir dakika bir Yemenli çocuğun hayatını kaybettiği geçtiğimiz ayın Yemen'deki en kanlı ay olduğunu belirterek, “Yemen vilayetlerinin yüzde 82’sinde sağlık hizmetleri yok. Geriye kalanlar da çöküşün eşiğinde” dedi.
Gressley ayrıca, "Yemen'deki insani kriz dünyanın en kötü krizi. Yemen'de barıştan başka bir alternatif yok ama buna ulaşmak da kolay olmayacak. Husilerin bombalamaları Marib'deki ortaklarımızı tehlikeye atıyor” diye konuştu. 
ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Müdür Yardımcısı Sarah Charles, Husilere ve güneydeki yetkililere seslenerek, insani yardımların ulaştırılmasını engellemeyi bırakmaları çağrısında bulundu ve bunun devam etmesinin Yemen'de kıtlığa yol açabileceğini söyledi.
Dün video-konferans yoluyla katıldığı oturumda konuşan Charles, Yemen'in hala dünyadaki insani krizden mustarip en kötü ülkelerden biri olduğunu ve ülke nüfusunun üçte ikisinin şu anda acil insani yardıma ihtiyacı olduğunu belirtti. Ayrıca 20 milyondan fazla Yemenli’nin her gün hayatta kalma mücadelesi verdiğine dikkati çekti.
Bu yıl 2 milyondan fazla Yemenli çocuğun ölümcül yetersiz beslenmeyle karşı karşıya olduğunu belirten Charles, “Şu anda yedinci yılına giren bu savaş boyunca ailelerin acılarının çatışma çizgisi değiştikçe tekrar tekrar arttığını gördük. Kaçmak zorunda kaldıkları her zaman daha savunmasız hale geliyorlar. Bunun şimdi daha da vahim olduğuna tanık oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Marib'deki sivillere yönelik son Husi saldırısının yüz binlerce insanı yerinden etmekle tehdit ettiğini, yıllarca süren çatışma ve artan yoksulluğun ardından Yemen'in istikrarsız bir duruma geldiğini belirten Charles, uluslararası toplum tarafından sağlanan yardımın yetersiz kaldığına ve şimdiye kadar nüfusun savunmasız gruplarının kıtlık yaşamasının bu yardımlar sayesinde engellediğine dikkati çekti. Son olarak Charles şu ifadeleri kullandı:
“İnsani yardım kuruluşları, çatışmalardan kaçmak zorunda kalan yaklaşık 14 bin aileye barınak, sağlık, temizlik malzemeleri, temiz su ve para dahil olmak üzere acil yardım sağladı. Geçen Ocak ayından bu yana yardım çalışmaları son derece tehlikeli ve lojistik açıdan zor bir hale geldi. Kuzeydoğuda sivil nüfusa yönelik rastgele saldırılar, sahadaki ortaklarımızın cesur personelini riske atıyor. İnsani yardım çalışanlarına yönelik gözaltı veya şiddet ve güvenlik güçleri tarafından taciz edildiğine dair haberler alıyoruz. Onların daha fazla riske sokulması, acil yardımın kapsamını da daha da engelliyor.”



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.