Bağdat Zirvesi’nde güvenlik, terör, su, yatırım ve bölgesel zorluklarla mücadele konuları ele alındı

Irak, Mısır ve Ürdün arasında çalışmaların koordine edilmesine ilişkin bir anlaşma imzalanırken kararların uygulanması için ortak bir sekreterlik kurulması kararlaştırıldı

Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)
Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)
TT

Bağdat Zirvesi’nde güvenlik, terör, su, yatırım ve bölgesel zorluklarla mücadele konuları ele alındı

Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)
Irak Cumhurbaşkanı ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı ve Irak Başbakanı dün Bağdat'ta bir araya geldiler (Reuters)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, dün (Pazar), Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen ve Irak ile Mısır Arap Cumhuriyeti ve Ürdün Haşimi Krallığı arasında en iyi ilişkilerin kurulmasını amaçlayan Bağdat Zirvesi’nin sona erdiğini duyurdu.
Kazımi, zirvenin açılışı sırasında yaptığı konuşmada, “Bu zirve, özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının getirdiği zorluklarla birlikte, bölgede ve tüm dünya ülkelerinde tehlikeli bir tarihi dönüm noktasında ve bir zaman diliminde yapılıyor. Karşı karşıya olduğumuz en önemli zorlukların Kovid-19 salgını, zorlu ekonomik koşullar, güvenlik sorunları ve terörle mücadele olduğu kimse için bir sır değil. Irak'ın terör karşısında çetin bir deneyim yaşadığını ve çağın haricileri olan bu haricilerin bazı küçük sığınma noktaları kalmasına rağmen Allah'a şükür bu grupları ortadan kaldırmayı başardık. Bu zorluklarla yüzleşmek için üç ülke (Irak-Mısır-Ürdün) arasında ortak çalışmalar ve koordinasyon olmalı. Halklarımıza ve bölge halklarına hizmet etmek amacıyla bu grupları ortadan kaldırmak için çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.
Kalkınma alanında çalışmak, bölgeyi ve halklarını kalkındırmak için tutumları birleştirmek ve güçlendirmek amacıyla ortak eylemde bulunulması gerektiğini vurgulayan Kazımi, bölgenin içinde bulunduğu hassas koşullar çerçevesinde, ekonomik alanların yanı sıra sosyal alana da hizmet etmek için üç ülke arasındaki coğrafi iletişimin tüm olanaklarından yararlanmanın önemine dikkati çekti.
Öte yandan zirvede bazı konular üzerinde anlaşmaya varıldı. Irak Başbakanı, Suriye, Libya, Yemen ve Filistin dosyası gibi başlıca bölgesel dosyalarda koordinasyonu sürdürmek için üç ülke arasındaki çalışmaları koordine edecek daimi bir sekreterlik kurulmasının kararlaştırıldığını, böylece bu ülkelerdeki kardeş hakların yaşadıkları zorlukları ve krizleri aşmalarına yardımcı olunmasının ve bu konularda iş birliği ve koordinasyon içinde ortak bir vizyon ortaya koyulmasının amaçlandığını ifade etti.
Daha önce yapılan iki zirvede ortak bir vizyon üzerinde uzlaşılması da dahil, yatırım ve ekonomik iş birliğinin ele alındığını belirten Kazımi, Arap ülkeleri liderlerinin, Bağdat Zirvesi’nde elektrik, tarım ve ulaşım alanlarında bu projeleri uygulama aşamasına gelmeyi başardıklarının altını çizdi. Kazımi, son toplantıda Kral Abdullah'ın gündeme getirdiği gıda güvenliğinin yanı sıra finansal ve bankacılık ilişkileri ve altyapılarının geliştirilmesi konularında da adımlar atıldığını sözlerine ekledi.
Diğer yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ülkesinin ikili veya Mısır-Irak-Ürdün arasındaki üçlü ilişkiler çerçevesinde yapıcı iş birliğinde yeni bir dönem başlatmayı sabırsızlıkla beklediğini söyledi.  Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcü tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, Irak Cumhurbaşkanı Behrem Salih, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Başbakan Kazımi ile katıldığı dörtlü toplantı sırasında özellikle üç ülkenin karşı karşıya olduğu ortak zorluklar çerçevesinde, kapsamlı stratejik ortaklığın geniş ufuklarına doğru birlikte hareket etmenin, sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon ve stratejik bir iş birliği doğrultusunda ortak Arap eylemini güçlendirmeyi amaçladığına işaret etti.
Ürdün Kralı 2. Abdullah ise Irak, Ürdün ve Mısır arasındaki ortak iş birliğinin ortak çıkarlara ulaşmak için güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Irak Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Kral Abdullah, Irak Cumhurbaşkanı Salih ile yaptığı görüşmede, Ürdün'ün Irak'ın güvenlik ve istikrarını sürdürmesine verdiği desteği teyit ederken iki ülke arasında ekonomik ve ticari alanlarda imzalanan anlaşmaların önemini ve ortak çıkarlara ulaşmak için Irak, Ürdün ve Mısır arasındaki ortak iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu arada Irak, Ürdün ve Mısır Dışişleri Bakanları, bu ülkelerin liderleri arasındaki üçlü zirvenin oturum aralarında düzenlenen bir basın toplantısı sırasında ‘tüm bölge için en iyisini elde etmek amacıyla’ üç ülke arasındaki ‘ortak iş birliğinin’ önemini vurguladılar.  Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Mısır’ın, Irak ve Ürdün ile birlikte zorluklarla mücadele etmek istediğini’ söyledi. Üç ülkenin liderlerinin ‘ülkelerinin karşı karşıya olduğu sorunları’ ele aldıklarını ifade eden Şukri, aynı zirvenin dördüncüsünün Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılmasının planlandığını ve sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, üçlü zirvede Suriye meselesinin de ele alındığını açıkladı. Suriye'deki çözümün terörden kurtulmaya yönelik siyasi bir çözüm olması gerektiğini belirten Safadi,  Irak'ın bölgesel anlaşmazlıklardan ve yansımalardan arındırılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Amman’ın Bağdat ve Kahire ile ilişkilerinin ‘ortak bir siyasi vizyonla başladığını’ dile getiren Safadi, üç ülke arasındaki siyasi iradeyi verimli bir çerçeveye dönüştürmek için birlikte çalışmaya devam edileceğine işaret ederek, “Üç ülke arasındaki bu iş birliği, tüm bölge için en iyisine ulaşılmasına katkıda bulunacaktır” dedi.
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ise yaptığı açıklamada, görüşmede ilaç endüstrisi alanında ortak bir çalışma yapılmasının ve sanayi şehirlerinin kurulmasının ele alındığını söyledi. Üçlü zirvenin Bağdat'ta düzenlenmesinin üç ülke arasındaki daimi iş birliğini yansıttığını kaydeden Hüseyin, “Herkes çeşitli alanlarda iş birliği ve yatırım fırsatları arıyor” şeklinde konuştu.
Bu arada Iraklılar arasında, gerek milletvekilleri ve politikacılar tarafından yapılan açıklamalarda gerekse sosyal medya aracılığıyla, Arapların Irak'a açılmasını destekleyenler ve karşı olanlar şeklinde bir bölünme olduğu, ancak buna karşın Irak'ın İran ve Türkiye'nin ekonomik imkanlarıyla kurdukları tek taraflı hakimiyetlerinden kurtulması gerektiği konusunda fikir birliği olduğu gözlemlendi.
Irak, Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin geçtiğimiz yıl göreve gelmesinden bu yana Suudi Arabistan’la başlayarak Arap ülkeleriyle ilişkiler kurmaya yöneldi. Öyle ki Irak, üçüncü zirveyi Bağdat'ta gerçekleştirmeyi başardı. Başbakan Kazımi, bir tweette ‘Arap Bağdat’ın Ürdün Kralı ve Mısır Cumhurbaşkanı’nı ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu yazdı.
Irak protokolü, Ürdün Kralı ve Mısır Cumhurbaşkanı’nı ile ilişkilere büyük ilgi gösterirken, iki lider Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih tarafından Bağdat Uluslararası Havalimanı'nda resmi bir törenle karşılandı. Başbakan Kazımi, zirvenin düzenlendiği hükümet sarayında iki lider için verilen resepsiyonu Irak’ın meşhur dabke dansı el-Cubi ile tamamladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.