ABD, Irak-Suriye sınırı yakınlarında İran yanlısı iki grubu hedef aldı

Bölgeden gelen haberler, ölenler arasında Seyyid eş-Şuheda Tugayları liderlerinin de olduğunu bildirirken Haşdi Şabi Washington'ı tehdit etti

Hedef alınan noktalar (Şarku’l Avsat)
Hedef alınan noktalar (Şarku’l Avsat)
TT

ABD, Irak-Suriye sınırı yakınlarında İran yanlısı iki grubu hedef aldı

Hedef alınan noktalar (Şarku’l Avsat)
Hedef alınan noktalar (Şarku’l Avsat)

Irak, ABD’nin Pazartesi günü şafak vakti Irak-Suriye sınırının her iki tarafında İran'a yakın iki gruba ait bölgelere yönelik düzenlediği saldırıları resmen kınadı. Öte yandan ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan kısa açıklamada, silahlı grupların Irak’taki Amerikan personeline ve tesislerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ile gerçekleştirdikleri saldırılara yanıt olarak Irak ve Suriye’de söz konusu gruplara ait silah depolama tesislerinin hedef alındığı belirtildi.
ABD’nin düzenlediği bombardımanlarda ölü ve yaralı sayısı açıklanmazken, bazı silahlı gruplara yakın internet siteleri, Haşdi Şabi’ye bağlı 14. Tugay’dan dört unsurun öldüğünü bildirdiler. Aynı gruplara yakın diğer kaynaklar ise Irak'ın Suriye sınırındaki El-Kaim kentinde bombalanan bölgeye yakın bir köyde iki sivilin öldürüldüğünü aktardılar.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye’deki askeri üslerini ve İran yanlısı Iraklı milislerin Suriye topraklarındaki mevzilerini hedef alan bombardımanlarda en az yedi Iraklı milisin öldürüldüğünü belirtirken Suriye resmi haber ajansı SANA, bombardımanlar sırasında bir çocuğun öldüğünü bildirdi.
İran'a yakın silahlı gruplar, ABD’ye yönelik tehditler içeren öfkeli açıklamalar yaparken ölenlerin kimliklerine dair herhangi bir açıklamada bulunmadılar. Fakat diğer kaynaklar, ölenlerden ikisinin Seyyid eş-Şuheda Tugayları’nın (Ketaib Seyyid'ül Şuheda) liderleri olduğunu söylediler. Aynı kaynaklar, hedef alınan diğer grubun, Haşdi Şabi çatısı altında yer alan ve İran'a en yakın gruplardan biri olan Hizbullah Tugayları (Ketaib Hizbullah) olduğunu ifade ettiler.
Öte yandan Irak, Washington’ın bu gruplara özellikle de Haşdi Şabi’ye bağlı olan 14. ve 64. tugayların bölgelerine yönelik saldırılarını resmi olarak kınadı. Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Mustafa el-Kazımi'nin Askeri Sözcüsü Yahya Resul, yaptığı açıklamada, ABD'nin söz konusu noktaları hedef alan saldırısını kınarken, Irak Dışişleri Bakanlığı bu saldırılara ilişkin soruşturma başlatıldığını duyurdu. Haşdi Şabi’den yapılan açıklamada ise, ‘menfur bir saldırı’ olarak nitelendirdiği olayı kınarken ‘ABD saldırılarına yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu’ vurguladı.
ABD’nin düzenlediği saldırılara, Irak’ta Haşdi Şabi’den koalisyonlara kadar çok sayıda Iraklı siyasi güç ve partiden tepki geldi. Bunlar arasında öne çıkanlar ise Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Koalisyonu, eski Başbakan Haydar el-İbadi liderliğindeki Nasır (Zafer) Koalisyonu ve eski Başbakan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu oldu.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin düzenlediği saldırıların bölgenin güvenliğini istikrarsızlaştırmayı amaçladığı öne sürüldü. Hatibzade açıklamasında, ‘bölgedeki güvenlik istikrarsızlığının kurbanlarından birinin bizzat ABD'nin ta kendisi olacağını’ vurguladı.
Güvenlik dosyasıyla ilgilenen Iraklı uzmanlar ise ABD'nin silahlı gruplara ait bölgelere yönelik saldırılarının bir süredir beklendiğini ve iki taraf arasındaki angajman kurallarının bir parçası olduğunu belirttiler. European Centre for Counterterrorism and Intelligence Studies (Avrupa Terörle Mücadele ve İstihbarat Çalışmaları Merkezi/ECCİ) danışmanı emekli Tuğgeneral İmad Allu, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, ABD’nin silahlı gruplara yönelik bombardımanının şaşırtıcı olmadığını, hatta Washington'ın Erbil Havalimanı yakınındaki Amerikan askeri üssünün yanı sıra Victory ve Ayn el-Esed askerleri üsleri başta olmak üzere ABD’ye ait noktaları hedef alan saldırılara yanıt vermemesi nedeniyle ABD Başkanı Joe Biden’a yönelik artan eleştiriler göz önüne alındığında bu bombardımanların haftalar önce beklendiğini söyledi. Tuğgeneral Allu, ayrıca Amerikan kuvvetlerine karşı İHA’ların kullanılmasının ABD tarafında büyük endişe uyandırdığını da sözlerine ekledi. ABD yönetiminin bu askeri müdahaleyi birkaç haftadır planladığına dikkati çeken Allu, silahlı grupların liderleri ve yetkililerinin yaptığı açıklamaların, Irak’ın el-Kaim bölgesinde ve Suriye’nin Elbukemal bölgesinde söz konusu silahlı gruplara yönelik saldırıların iki taraf arasında çatışmaya yol açacağına işaret ettiğini ve bu doğrultuda bir takım karşı adımların atılmasının beklendiğini söyledi.
Konuya ilişkin Şarku'l Avsat'a konuşan strateji uzmanı Maan el-Cuburi, “Bu saldırılar, ABD’nin son dönemde Irak'ta ve Suriye’de maruz kaldığı saldırılar sonucunda uluslararası meşru müdafaa ilkesi çerçevesinde gerçekleşirken ABD ulusal güvenliği perspektifinde angajman kurallarına dayanıyor” şeklinde konuştu. ABD’nin Irak hükümetinin bu rolü ABD’nin istediği şekilde üstlenemeyeceğini çok iyi bildiğini ve bu nedenle her zaman Suriye veya Irak'ta bu tür bombardımanlar düzenlemek yapmak zorunda kaldığını belirten Cuburi, Washington'ın bu tür saldırıların Irak hükümeti için kritik bir durum ve Irak'ın ulusal egemenliğinin ihlali olduğunun farkında olduğunu taraflar arasında imzalanan anlaşmalar uyarınca iki taraf arasında koordinasyon sağlanması gerektiğini bildiğini vurguladı.
ABD’nin düzenlediği askeri operasyonun beklenip beklenmediğine ilişkin bir soruya yanıt olarak ise Cubur şunları söyledi:
“ABD’nin çok sayıda saldırıya maruz kalması ve buna uzun süre seyirci kalamayacağı için evet, bu operasyon bekleniyordu. Washington, özellikle Viyana'daki ABD-İran müzakerelerinin tökezlemesi ve İran tarafının emellerine ulaşamamasından ötürü bu gruplara her an yanıt verebileceğine dair bir mesaj göndermek istedi. Bu da tüm olasılıklarda ve yönlerde gerginliğin olduğu anlamına geliyor.”



Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


«كبلر»: حركة الشحن عبر مضيق هرمز لا تزال دون متوسط 10 أيام

أرشيفية لناقلة نفط في أثناء سعيها لعبور مضيق هرمز (رويترز)
أرشيفية لناقلة نفط في أثناء سعيها لعبور مضيق هرمز (رويترز)
TT

«كبلر»: حركة الشحن عبر مضيق هرمز لا تزال دون متوسط 10 أيام

أرشيفية لناقلة نفط في أثناء سعيها لعبور مضيق هرمز (رويترز)
أرشيفية لناقلة نفط في أثناء سعيها لعبور مضيق هرمز (رويترز)

أظهرت ‌بيانات شحن أولية، اليوم (الأربعاء)، أن ثلاث سفن تحمل سلعا أولية عبرت مضيق هرمز أمس الثلاثاء، انخفاضا ​من أربع سفن في اليوم السابق وأقل من المتوسط المتحرك لعشرة أيام البالغ نحو 15 سفينة.

وقد تتغير هذه الأرقام إذ إن بعض السفن تعمد عادة إلى إيقاف أجهزة الإرسال والاستقبال الخاصة بها خلال إبحارها.

وأظهرت بيانات شركة كبلر لتتبع السفن، أن السفن ​الثلاث، ‌ومنها ⁠ناقلة ​من فئة ⁠باناماكس، كانت تغادر المضيق.

وأشارت بيانات «كبلر» ومجموعة بورصات لندن إلى أن ناقلة الغاز الطبيعي المسال «المفير» عادت للظهور داخل المضيق أمس الثلاثاء، بعدما شوهدت آخر مرة خارج الممر المائي في 19 سبتمبر (أيلول).

وكان مضيق هرمز ⁠ينقل خُمس إمدادات النفط والغاز العالمية ‌قبل بدء الصراع بين ‌الولايات المتحدة وإيران.

وحذر الرئيس ​الأميركي دونالد ترمب، ‌أمس (الثلاثاء)، من أنه قد يبيد إيران إذا ‌لم يتسن التوصل إلى اتفاق لإنهاء الحرب، لكنه أشار أيضا إلى أن اتفاقا قد يُبرم قريبا وسط تحرك دبلوماسي في الأمم المتحدة.

وفي الوقت ‌نفسه، عبرت 22 سفينة تحمل سلعا أولية مضيق باب المندب أمس الثلاثاء، ⁠وهو ⁠نقطة اختناق بحرية أخرى عند الطرف الجنوبي الغربي لليمن وطريق تجاري حيوي لنقل النفط بين البحر الأحمر وخليج عدن.

وأظهرت البيانات أن 14 سفينة كانت متجهة نحو البحر الأحمر وثماني سفن نحو خليج عدن. وشملت هذه السفن خمس ناقلات من فئة باناماكس وستا من فئة سوبراماكس وأربعا من فئة أفراماكس وناقلة من فئة سويزماكس وناقلة نفط ​خام عملاقة.

ويقارن هذا ​العدد بمتوسط يبلغ نحو 26 سفينة أبحرت عبر المضيق خلال الأيام العشرة الماضية.


ترمب يلتقي رئيسة فنزويلا بالوكالة في أول اجتماع مباشر بينهما

صورة مركبة للرئيس الأميركي دونالد ترمب والرئيسة الفنزويلية بالوكالة ديلسي رودريغيز (ا.ف.ب)
صورة مركبة للرئيس الأميركي دونالد ترمب والرئيسة الفنزويلية بالوكالة ديلسي رودريغيز (ا.ف.ب)
TT

ترمب يلتقي رئيسة فنزويلا بالوكالة في أول اجتماع مباشر بينهما

صورة مركبة للرئيس الأميركي دونالد ترمب والرئيسة الفنزويلية بالوكالة ديلسي رودريغيز (ا.ف.ب)
صورة مركبة للرئيس الأميركي دونالد ترمب والرئيسة الفنزويلية بالوكالة ديلسي رودريغيز (ا.ف.ب)

التقى الرئيس الأميركي دونالد ترمب، اليوم، الرئيسة الفنزويلية بالوكالة ديلسي رودريغيز على هامش اجتماعات الجمعية العامة للأمم المتحدة، في أول لقاء مباشر بينهما، بحسب البيت الأبيض.

وقال مسؤول في البيت الأبيض إن عددا من كبار المسؤولين الأميركيين شاركوا في الاجتماع إلى جانب ترمب، بينهم كبير مستشاريه ستيفن ميلر، وكبيرة موظفي البيت الأبيض سوزي وايلز، ووزير الخزانة سكوت بيسنت، ووزير الخارجية ماركو روبيو.

ومن المقرر أن تلقي رودريغيز كلمة أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة اليوم.

وكان ترمب أشار إلى فنزويلا في خطابه أمام الجمعية العامة، قائلا «عندما نجمع الولايات المتحدة وفنزويلا معا، فإننا نمتلك أكثر من 60 في المائة من نفط العالم». وأضاف «الغنائم تؤول إلى المنتصر».