Lübnan'da yakıt sübvansiyonlarının azaltılması yaşamı zorlaştırıyor

Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)
Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)
TT

Lübnan'da yakıt sübvansiyonlarının azaltılması yaşamı zorlaştırıyor

Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)
Arabalar ve motosikletler dün Beyrut'ta bir benzin istasyonunun önünde sırada (Reuters)

Lübnan hükümeti, akaryakıt sübvansiyonlarını azaltma kararını ve akaryakıt fiyatlarındaki artışı açıklar açıklamaz ülkede birçok gıda ürününün fiyatları yükseldi. Bazı şirketler yeni akaryakıt fiyatlarına göre yeniden fiyat planlaması yapmak için mağazalara mal teslim etmeyi durdurdu.
Lübnan Enerji Bakanlığı, dün 45 bin Lübnan lirası (lbp) civarında olan bir bidon benzinin (20 litre) fiyatını 61 bin 100 lbp’ye (40 dolar) yükseltme kararı aldı. Böylece bir bidon benzin fiyatında yüzde 35 oranında bir artış yaşandı. Bir bidon dizel de yüzde 38'lik bir artışla 46 bin 100 lbp oldu.
Zam kararı, Lübnan hükümetinin geçen hafta yakıt sübvansiyonlarını üç aylık bir süre için azaltmayı kabul etmesi sonrasında geldi. Lübnan Bankası tarafından desteklenen yakıt ithalat dolarının değeri dolar başına bin 500 Lübnan lirasından (resmi fiyat) üç bin 900 lbp’ye yükseldi. Şarku’l Avsat’a konuşan bir piyasa kaynağı, üç ay sonra benimsenecek olası seçeneğin yakıt sübvansiyonunu yüzde 40 oranında artırmak olduğunu (yani ithalatçı, karaborsa dolar fiyatına dayalı olarak yakıt fiyatının yüzde 40'ını ödüyor), dolayısıyla bir bidon benzinin fiyatının 95 bin lbp civarında olabileceğini öngörüyor. Desteğin tamamen kaldırılması durumunda ise bir bidon benzin fiyatı 194 bin liraya ulaşabilir.
Gıda, Tüketim Ürünleri ve İçecek İthalatçıları Sendikası Başkanı Hani Bohsali’ye göre, akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle gıda maddelerinde oluşabilecek artış oranını belirlemek mümkün değil. Şarku’l Avsat’a konuşan Bohsali konuya ilişkin şunları söyledi: “Her şirketin, ihtiyacı olan taşıma hacmine ve jeneratörler için kullandığı akaryakıt miktarına bağlı olarak, yakıtların belirli bir yüzdesini oluşturduğu bir üretim maliyeti vardır. Akaryakıt fiyatları tablosu yayınlandıktan sonra şirketler bu yüzdeyi hesaplamaya başladı ve bu biraz zaman alıyor.”
Bazı dükkanlar, bazı şirketlerin dün gıda maddelerini teslim etmediğinden şikayet etti. Bunun nedeni, fiyatları yeniden planlamalarıdır. Bir gıda mağazasının sahibinin Şarku'l Avsat'a aktardığına göre, diğer şirketler fiyatları direkt yüzde 6 oranında artırdı.
Bazı özel jeneratör şirketleri (alternatif elektrik şebekesi) dün abonelerine, yüksek dizel fiyatı nedeniyle aylık abonelik maliyetinin iki katına çıktığını belirten mesajlar gönderdi. Yaklaşık 250 bin lira olan 5 amperin maliyeti 500 bin lira oluyor ki bu da 675 bin lira olarak belirlenen asgari ücrete yaklaşıyor.
Lübnan Fırıncılar Birliği Başkanı Ali İbrahim de akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle bir paket ekmeğin fiyatını artırma eğiliminde olduklarını açıkladı. Lübnan'da bir paket ekmeğin fiyatı son zamanlarda yüzde 100'den fazla artmıştı.
Bohsali, akaryakıt maliyetinin gıda ürünlerinin genel maliyetine oranının sınırlı kaldığına ve fiyatlarda önemli bir farklılık göstermediğine dikkat çekti. Dolar fiyatındaki istikrarsızlık ışığında günlük olarak gıda ürünlerinin fiyatları ve Lübnan'daki bulunabilirliği hakkında konuşmanın daha iyi olabileceğini ifade eden Bohsali, “Fiyatların yükselmesinin, ülkedeki kaosun, mazot ve benzin krizinin, yolların trafiğe kapanmasının ve ülkeyi bu noktaya getiren ve herhangi bir reform önlemi almayan bir sistemin varlığının birinci nedeni budur.” diye konuştu.
Bu bağlamda, ekonomi uzmanı Casim Acaka, Lübnan'daki tüccarların satın aldıkları malzemeleri sübvansiyonlu dizel ve benzin döviz kuru üzerinden bin 500 lbp’den satın alıp dünden bu yana yeni kur üzerinden vatandaşa satarak 100 milyon dolardan fazla kar elde ettiklerini belirtiyor. Sorunun, vatandaşı koruması gereken ve tüccarların bu karları elde etmesine izin vermeyen bir otoritenin olmaması olduğunu dile getiren Acaka, “Akaryakıt fiyatlarındaki artış, tüm emtiaların fiyatını yükseltecek çünkü hepsi “birbiriyle bağlantılı” ve en tehlikelisi tüccarın yüksek kar oranlarına ulaşmasının yolunu açıyor.” dedi.
Lüban İstatistik İdaresi ise geçtiğimiz hafta Lübnan'da Mayıs ayı tüketici fiyat endeksinin 2021 Nisan ayına göre yüzde 6,06 artış kaydettiğini açıklamıştı. Bu rakamların sahada daha yüksek olabileceğine dikkat çeken Acaka, istatistiklerin genellikle tüccarlar ve dükkan sahipleri tarafından açıklanan ve genellikle yanlış olan fiyatlara dayandığını belirtiyor.
Uluslararası Veriler Kuruluşu'nda (bağımsız bir Lübnan araştırma kurumu) araştırmacı olan Muhammed Şemseddin, emtia fiyatlarının şu anda yüzde 15 ila 20 arasında artacağını belirtiyor. Akaryakıt fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklanan zammın etkisinin yüzde 3'ü geçmediğini ifade eden Şemseddin, geri kalan zammın ise iki ana faktörden kaynaklandığını kaydetti. Bunlar; doların lira karşısında artış göstermesi ve dünya genelinde emtia fiyatlarının yükselmesi. Bu durum, yüzde 20'nin bile sabit bir oran olmadığı ve daha da yükselme ihtimalinin olduğu anlamına gelir.
Bekaa Çiftçiler ve Köylüler Derneği Başkanı İbrahim Tarşişi Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, yakıt maliyeti üretim maliyetinin yüzde 20'sini oluşturduğundan, belki de en büyük artış yerel tarım ürünlerinin fiyatlarında olacak. İki katına çıkan nakliye maliyetinin yanı sıra özellikle de devlet elektriğinin olmaması ve dizelle çalışan jeneratörlere neredeyse tamamen bağımlılık ışığında, en büyük artışın yerel tarım ürünlerinin fiyatlarında olması bekleniyor.
Tarşişi, “Çiftçi için en büyük endişe devletin belirlediği yeni mazotun fiyatı değil, bu fiyata bulunabilirliğidir. Yeni fiyat tarifesinden önce bir bidon mazot 60 bine hatta yeni fiyatından daha fazla rakama kadar karaborsada satılırdı. Resmi olarak zammın gelmesiyle birlikte bugün karaborsada bir bidon mazot 90 bine satılıyor. Yakıt ne olursa olsun, dolar istikrarsız ve yükselme eğiliminde olduğu sürece sebze ve meyve fiyatları yükselecek. Bunun çok basit bir nedeni var; dolar krizi üretimdeki düşüşe katkıda bulundu, çünkü çok sayıda çiftçi artık üretim maliyetini karşılayamıyor ve sonuç olarak arz talep karşısında azaldı. Devlet tarafından sübvansiyon konusunda alınan tüm tedbirler bir sonuç vermeyecektir. Çiftçinin üretim maliyetini karşılayamayacağı gibi tüketici de karşılayamayacaktır. Çözüm, üretim sektörlerinin desteklenmesi ve akaryakıt kaçakçılığı ve depolanmasıyla mücadele yoluyla olmalıdır” dedi.

Lübnan’da devlet iflas etti
2019’dan bu yana Lübnan, benzeri görülmemiş bir ekonomik ve finansal krize tanık oluyor. Dolarda likidite eksikliği ve çoğu sektörün çöküşüne yol açan ulusal para biriminin değerinde rekor bir bozulma yaşandı. Beyrut Amerikan Üniversitesi’ndeki Kriz Gözlemevi, “Lübnan’ın başarısız devletler arasında düşme tehlikesi gerçek oldu. Beş yılda 36 sıra geriledikten sonra ülke, 2021’de 179 ülke arasında en başarısız 34 ülke arasında yer alıyor” dedi.
Dünya Bankası’na (WB) göre, 1850’den bu yana dünyada yaşanan en kötü krizler arasında yer alan krizin ülkede 2019 sonbaharında başlamasından bu yana, Lübnan para birimi lbp karaborsada dolar karşısında yüzde 90 değer kaybetti. Doların fırlaması tüm fiyatların aşırı zamlanmasına, akaryakıtın karaborsaya düşmesine neden oluyor. Elektrik santralleri ve jeneratörlerin akaryakıtla çalışması sebebiyle de ülke çapında elektrik kesintileri yaşanıyor.
Yaklaşık 10 aydır hükümet kurulamayan Lübnan’da, ciddi bir yakıt ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre Lübnan halkının yarısı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Fransa, hükümetin kurulmasını engelleyen ve yolsuzluk olaylarına dahil olan Lübnanlı siyasetçilere Nisan ayında ülkeye girişlerine kısıtlama getirmeye başladı.
Lübnan, Numbeo Ülkelere Göre Yaşam Kalitesi 2021 Endeksi’ne göre 83 ülke arasında 73’üncü sıraya geriledi. Ülke 2019’da 55 2020’de ise 60’ıncı sıradaydı.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.