Kovid aşılarında üçüncü doz uygulamasına ve kokteyl aşılara dair bilinenler

Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)
Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)
TT

Kovid aşılarında üçüncü doz uygulamasına ve kokteyl aşılara dair bilinenler

Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)
Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 50 yaş üzeri kişilerin ve sağlık çalışanlarının üçüncü doz koronavirüs aşısını olabileceğini duyurdu. Koca, "2 doz aşı olmuş 50 yaş ve üzeri vatandaşlarımızla sağlık çalışanlarımız yarından itibaren istedikleri aşıyla üçüncü doz aşılarını olmak üzere randevu alabileceklerdir" diye konuştu.
Bakan Koca bu önlemlerin, Avrupa'da vaka sayılarının yeniden artmasına neden olan Delta varyantına karşı bir önlem olarak alındığını aktarıldı. Koca'nın açıklamaları bazı kişileri sevindirirken bazılarının aklında ise soru işaretleri yarattı. Bunlar arasında dünya genelinde üçüncü doz aşı uygulamasının yapılıp yapılmadığı ve farklı türden aşıların karıştırılmasının işe yarayıp yaramadığı gibi sorular yer alıyor.
İşte üçüncü doza ve kokteyl aşılara dair bilinenler:

Üçüncü doza ihtiyacımız var mı?
Üçüncü doz tartışmalarında uzmanlar, genellikle grip veya tetanoz gibi aşıları hatırlatıyor. Ömür boyu koruma sağlayan kızamık aşısının aksine bu aşılarda belirli aralıklarla "hatırlatıcı" veya "güçlendirici" dozlar alınması öneriliyor. Grip aşıları her sezon yeniden yapılırken, tetanoz ise 10 yılda bir yapılıyor.
Koronavirüs aşı üreticileri, hatırlatıcı dozlara dair araştırmalarına devam ediyor. Ancak şimdiden uzmanlar, Kovid-19'un da tıpkı grip ve tetanoz gibi hatırlatıcı dozlar gerektireceğini düşünüyor.
Kovid-19 aşıları söz konusu olduğunda, bağışıklık korumasının ne kadar sürdüğü henüz tam olarak bilinmiyor ama aşı geliştiricileri ve sağlık yetkilileri, bu korumanın sonsuza kadar sürmeyeceğini tahmin ediyor.
Delta gibi yeni çıkan varyantların bağışık tepkisinden kaçabilmesi de güçlendirici dozlara ihtiyaç duyulacağı fikrini destekliyor.
Kısacası birçok araştırmacı, Kovid-19 aşılarının sağladığı bağışıklığın zamanla azalmasını bekliyor. Bu beklenti, hafif soğuk algınlığına yol açan diğer koronavirüs türlerinde gözlemlenenlerle tutarlı. Zira insanların bu koronavirüslere karşı geliştirdiği doğal bağışıklık da zamanla azalıyor.
ABD'nin önde gelen sağlık uzmanlarından Dr. Anthony Fauci, "Tarihsel olarak, en azından koronavirüsler için şöyle bir durum var: Hafif soğuk algınlığına neden olan koronavirüslere yakalandığınızda ortaya çıkan korumanın dayanıklılığı çok uzun sürmüyor" diyor.

Üçüncü dozu ne kadar süre sonra yaptırmalı?
Öte yandan, hatırlatıcı dozların ne kadar sıklıkla uygulanması gerektiği de belirsizliğini koruyor.
Şimdiye kadar yapılan araştırmalar, Pfizer ve Moderna'nın mRNA aşılarının, ikinci dozdan 6 ay sonra yaklaşık yüzde 90 oranındaki etkinliğini koruduğunu gösteriyor. Ama aslında aşıdaki bu koruyuculuğun 6 aydan daha uzun süreceği düşünülüyor.
AstraZeneca/Oxford aşısıyla ilgili yeni bir araştırma ise en az 6 aylık aradan sonra uygulanan üçüncü dozun antikor seviyelerini 6 kat artırdığını ve bağışıklık tepkisini koruduğunu ortaya koyuyor.
Bu bulgular, güçlendirici dozların ne kadar sıklıkla yapılması gerektiğine dair fikir verebilir.
Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Bşk. Prof.Dr. İsmail Balık, "Hatırlatma dozunun ne zaman yapılacağı aşıdan aşıya değişir" demiş ve Sinovac aşısında hatırlatma dozunu 2. dozdan 6 ay sonra  yapılmasını önermişti. Balık, mRNA aşılarında bu sürenin bir ya da iki yılı bulabileceğini savunmuştu.
Bakan Koca'nın açıklamasının ardından yurttaşların üçüncü doz aşı randevusunu, ikinci dozu olduktan ne kadar süre sonra olabileceği ise MHRS randevu sistemi üzerinden anlaşılacak.
Öte yandan, Dr. Fauci mayısta Washington Post'a yaptığı açıklamada etki oranında zaman içinde düşüş beklendiğini ama bu düşüşün ne kadar sert olacağının henüz belirlenemediğini söylemişti.
Hatta uzmanlar, deneylerle ölçülen koruma süresinin gerçek hayatta farklılık gösterebileceğini de düşünüyor.

Üçüncü dozu başka hangi ülkeler tercih ediyor: Türkiye öncü ülkelerden
Risk altındaki gruplarda üçüncü doz uygulamasını duyuran ilk ülke Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmuştu. BAE yetkilileri mayıs ortasında yaptıkları açıklamada yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için destekleyici aşıya erişim sağlayacaklarını açıklamıştı.
O dönemde yurttaşların yüzde 73'ünü aşılamış olan ülkede aralarında Pfizer/BioNTech aşısının da bulunduğu 4 aşı acil kullanım izni almıştı. Ülkede Çin'in Sinopharm firmasının geliştirdiği inaktif aşı da yaygın olarak uygulanıyor.
Aynı dönemde Bahreyn de sağlık çalışanları ve diğer acil müdahale ekiplerinin, yaşlıların ve altta yatan sağlık sorunları olanların üçüncü doz aşı olabileceğini duyurmuştu. Sinopharm aşısı, Bahreyn'de de yaygın olarak kullanılıyor.
Bunun yanı sıra, Bakan Koca'nın üçüncü doz açıklaması yaptığı sırada Birleşik Krallık (BK) da güçlendirici dozlara yeşil ışık yaktı. BK Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), eylül ayında üçüncü doz uygulamasını hayata geçirmek için hazırlıklara başladı.
BK yetkililerinden gelen açıklamada 50 yaş ve üstü tüm yetişkinlerin ve grip aşısı olmaya hak kazanan daha genç kişilerin üçüncü doz koronavirüs aşısını olabileceği ifade edildi.
Astrazeneca/Oxford aşısının kullanıldığı BK'de yetkililer, ilk olarak Hindistan'da görülen Delta varyantı nedeniyle Kovid vakalarında meydana gelen artışla mücadele ediyor.
Oxford aşısının yerli üretim versiyonu CoviShield'ı kullanan Hindistan da üçüncü doz uygulamasını değerlendiriyor.
Çinli Sinovac firmasının aşısını kullanan Şili de üçüncü dozu değerlendiren ülkeler arasında. 
mRNA aşılarına verdiği acil kullanım izinleriyle dünyaya öncülük eden ABD ise henüz üçüncü doz uygulaması planlamıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) internet sitesinde "Kovid-19 destek dozlarına duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyacın zamanlaması henüz belirlenmemiştir. Şu anda ek doz önerilmemektedir" ifadeleri yer alıyor.
Ancak ABD'nin önde gelen cerrahlarından Dr. Vivek Murthy, yurttaşların bir yıl içinde aşı takviyesi almaya hazırlanması gerektiğini söylemişti:
"Halk, bir yıl içinde yeniden aşıya ihtiyacımız olabileceği gerçeğine hazırlıklı olmalı."

Kokteyl aşı tartışması: Aşıları karıştırmak işlevli mi?
İkinci ve üçüncü dozlarda farklı türlerden aşıları tercih etmenin ne kadar etkili ve güvenli olduğu sorusu da Bakan Koca'nın açıklamalarının ardından yeniden gündeme geldi.
Koca, "Üçüncü doz aşının hangi aşı türü ile olduğunun herhangi bir kısıtlaması ya da önceliği yoktur. Vatandaşlarımız ve sağlık çalışanlarımız ilk iki dozda hangi aşıyı yaptırmış olurlarsa olsunlar üçüncü doz olarak istedikleri aşıyı olabilirler. Bu konuda tercih sizlere aittir. Gönül rahatlığı ile istediğiniz aşıyı 3'üncü doz olarak yaptırabilirsiniz" ifadelerini kullanmıştı.
Medyada kokteyl aşı diye de bilinen bu uygulama, uzun süredir bilim gündemini meşgul ediyor. Birkaç gün önce Oxford Üniversitesi'nden bilim insanlarının yayımladığı bir araştırmada, birinci ve ikinci dozda farklı aşıların uygulanmasının daha etkili olduğu ortaya konmuştu. Çalışmada BioNTech ve Oxford aşıları incelenmişti.
Mayıs ayında İspanyol bilim insanlarının yürüttüğü bir diğer araştırmada da hem Oxford hem de BioNTech aşılarının kullanılmasının koronavirüse karşı güçlü bir bağışıklık tepkisi ürettiği görülmüştü.
ABD'deki Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu'ndan Dr. William Moss, Kovid aşılarını tetanoz ve grip aşılarıyla karşılaştırıyor.
"Kovid-19 aşılarında küçük bir nüans var" diyen Dr. Moss'a göre diğer hastalıklarda hatırlatıcı dozlar, genellikle daha önce uygulanan aşının aynısını kullanıyor. Ancak Kovid-19 aşılarındaki güçlendiricilerde, farklı aşıların kullanılması mümkün.

Kokteyl aşı uygulayan var mı?
İlk doz Kovid-19 aşısını Oxford'la yaptıran Almanya Şansölyesi Angela Merkel, kokteyl aşıyı gündeme getiren ilk kişilerden olmuştu. Merkel ikinci doz aşıda Moderna'nın mRNA aşısını tercih etmişti.
İtalya Başbakanı Draghi de Alman mevkidaşının yolundan gitmişti. Draghi'nin ilk doz aşısını AstraZeneca olduğu, ikinci dozu ise BioNTech olmayı tercih ettiği bildirilmişti.
Üçüncü doz uygulamasına geçen ilk ülkelerden BAE ve Bahreyn, haziran başında, Türkiye'ninkine benzer bir açıklama yayımlamıştı. İki ülke de ilk dozlarını Sinopharm aşıyla tamamlayan kişilerin hatırlatıcı dozlarında BioNTech tercih edebileceğini duyurmuştu.
Bu Körfez ülkeleri, diğer aşıları uygulamaya koymadan önce yurttaşlarını Sinopharm'la aşılamaya başlamıştı. Ancak aşılama oranının epey yüksek olmasına rağmen iki ülkedeki vaka sayılarında da artış görülüyor.
Bahreyn'in sağlık müsteşarı Waleed Khalifa Al Manea, Sinopharm aşısının yüksek derecede koruma sağladığını söylemişti.
Öte yandan Wall Street Journal'a verdiği demeçte müsteşar, Bahreyn'de 50 yaşından büyük ve kronik hastalıklardan mustarip kişilerin ikinci Sinopharm dozunu aldıktan 6 ay sonra Pfizer takviyesi yaptırmalarını istediklerini bildirmişti.
Independent Türkçe



Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
TT

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor.

İnşaat aşamasından işletmeye kadar

Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı.

Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor.

scdfrgt
Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters)

Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı.

Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti.

Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor.

Yerel inovasyonu hızlandırmak

Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor.

xsdfrgt
Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. (Shutterstock)

Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek.

Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Geniş stratejik ortaklık

Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı.

Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor.

ty
Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. (Getty Images)

Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.


Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Nispeten daha ucuz yeni bir iPhone ve mevcut sürümün sorunlarını gideren bir Siri'nin yakında piyasaya sürüleceği bildirildi.

Şirket, geçen yıl piyasaya sürülen ve daha düşük fiyatlı bir Apple telefon modeli sunmak için eski donanımı kullanan iPhone 16e'nin ardından iPhone 17e'yi piyasaya sürmeyi planlıyor.

Bloomberg'e göre yeni model daha iyi bir işlemci (tam fiyatlı iPhone 17'yle aynı) ve Apple'ın kendi hücresel ve Wi-Fi çiplerini içerecek. Ayrıca daha ucuz modellerde ilk kez kablosuz MagSafe şarj özelliği de sunulacak.

Aynı habere göre 599 dolarlık fiyat değişmeyecek.

Aynı dönemde Apple, 2024 yazında Dünya Geliştiriciler Konferansı'nda ilk kez tanıtılan Siri özelliklerini güncelleyecek bir yazılım güncellemesi yayımlamayı planlıyor. Bu özellikler arasında soruları yanıtlamak için telefondaki başka yerlerden veri alan "kişisel bağlam" kullanma yeteneği ve Siri'nin ekranda olup bitenleri görüp kontrol etmesini sağlayacak bir özellik yer alacak.

Apple, bu özellikleri Apple Intelligence teklifinin bir parçası olarak büyük bir pazarlama ve gösterişle tanıtmıştı. Ancak daha sonra bunları telefona entegre etmekte zorlandı ve bu da aşırı vaatlerde bulunduğu veya yapay zekada geride kaldığı eleştirilerine yol açtı.

Daha sonra yapay zeka bölümünde bir dizi değişiklik yaşadı ve bu bölümden sorumlu yöneticisini kaybetti. Ayrıca asistanı geliştirmek amacıyla Google'la büyük bir iş birliği duyurdu ancak bu çalışmanın sonuçlarının ne zaman ortaya çıkacağı belirsiz.

Independent Türkçe


Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space