Putin, Sudan'daki askeri üs anlaşmasını Devlet Duması’na sevk etti

Rus Donanması filosuna ait RFS 494 Borda numaralı Amiral Grigorovich, geçtiğimiz Nisan ayında Sudan Limanı'na demir atmıştı (AFP)
Rus Donanması filosuna ait RFS 494 Borda numaralı Amiral Grigorovich, geçtiğimiz Nisan ayında Sudan Limanı'na demir atmıştı (AFP)
TT

Putin, Sudan'daki askeri üs anlaşmasını Devlet Duması’na sevk etti

Rus Donanması filosuna ait RFS 494 Borda numaralı Amiral Grigorovich, geçtiğimiz Nisan ayında Sudan Limanı'na demir atmıştı (AFP)
Rus Donanması filosuna ait RFS 494 Borda numaralı Amiral Grigorovich, geçtiğimiz Nisan ayında Sudan Limanı'na demir atmıştı (AFP)

Hartum'un Port Sudan'da bir Rus askeri üssünün kurulmasına yönelik Moskova ile yapılan anlaşmayı dondurduğunu açıklamasının üzerinden birkaç hafta geçmişken Moskova, öngördüğü tüm yasal onay mekanizmalardan geçerek belgeyi bağlayıcı bir anlaşmaya dönüştürme yönündeki adımlarını hızlandırdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz hafta Rus hükümetinin resmi onayının ardından anlaşmanın nihai onayının ikinci aşamasında, anlaşmanın Devlet Duması’na sevk edilmesi emrini verdi.
Söz konusu gelişme, Sudan’ın askeri ve diplomatik düzeylerde gerçekleşen temaslar yoluyla kendi tutumu hakkında Moskova'yı doğrudan ve resmi olarak bilgilendirmesine rağmen gerçekleşti. Bu temaslardan en öne çıkanları, Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin başkanlığında Rusya Savunma Bakanlığından bir heyetin iki hafta önce Hartum'u ziyareti, Sudan Savunma Bakanı'nın ise Rusya Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen Uluslararası Güvenlik Konferansı'na katılım için Moskova'yı ziyaretiydi.
Kremlin tarafından yapılan açıklamada, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kızıldeniz'deki Sudan sahilinde Rus donanması için bir lojistik merkez kurulması amacıyla Hartum ile imzalanan anlaşma taslağını, Rus hükümeti tarafından onaylanması ardından Devlet Duması’na havale etti” ifadelerine başvuruldu.
Putin, son onay sürecini tamamlamak üzere Savunma Bakan Yardımcısı Nikolay Pankov'u dosyanın Rusya Devlet Duması ve Federasyon'daki (Senato) temsilcisi olarak atadı. Geçtiğimiz hafta, Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, anlaşmayı onaya sunmak için bir kararname imzalamıştı.
Geçtiğimiz ayın başlarında Hartum, iki tarafın Sudan'daki hükümet değişmeden önce imzaladığı anlaşmayı dondurmuştu. “Hartum, Kızıldeniz'de bir Rus askeri üssü kurma anlaşmasını gözden geçirme niyetinde” ifadelerini kullanan Sudan Genelkurmay Başkanı Muhammed Osman el-Hüseyin, belgenin önceki hükümet tarafından onaylandığını, Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmadığını vurgulamıştı.
Port Sudan'da askeri bir üs kurulması anlaşması, Rusya'ya aynı anda dört savaş gemisinden fazla olmamak kaydıyla savaş gemilerini konuşlandırma hakkı veriyor. Üsteki Rus askeri tümeni sayısının 300 kişi olabileceği, anlaşmanın 25 yıllık bir süre için geçerli olacağı ve uzatılabileceği öngörülüyor.  
Sudan'ın bu tutumuna rağmen, anlaşmanın her iki taraf için de bağlayıcı olduğunu açıklayan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise “Bu anlaşma, 23 Temmuz 2019'da Hartum'da Sudan'daki Askeri Geçiş Konseyi'nden sorumlu bir yetkili tarafından, yani Sudan'daki siyasi sistemin değişmesi ardından imzalandı. Ülkede şu anda bu tür yetkilere sahip bir yasama mercii olmadığı için belge henüz Sudan tarafından onaylanmadı” ifadelerine başvurdu.
Aynı zamanda Rus tarafının anlaşma metnini gözden geçirme konusunda esneklik göstermeye hazır olduğunu ima eden Zaharova, “Belge metni değiştirilebilir. Anlaşma yürürlüğe girse dahi, iki taraf arasında koordinasyon kurulduğu taktirde ve her iki tarafça da bir girişimde bulunulması durumunda metninde önemli değişiklikler yapabilir” dedi.
Şarku’l Avsat’ın bir Rus kaynaktan aktardığına göre Moskova, her iki tarafın çıkarlarını karşılamak için bazı değişiklikler yapmak noktasında Sudan tarafıyla daha sonra müzakere etmek üzere tam yetki istiyor.
Sudan Savunma Bakanı Yasin İbrahim, geçen hafta Moskova'ya yaptığı ziyarette, “Mesele tek bir anlaşma ile ilgili değil, aksine iki ülke arasındaki askeri işbirliğine ilişkin dört anlaşma ile ilgili. Bu anlaşmalar, Rusya Savunma Bakanlığının Sudan'da bir temsilciliğinin kurulmasını, Rus savaş gemilerinin Sudan limanlarına girişinin kolaylaştırılmasını, Sudan'da bir Rus lojistik destek merkezi kurulmasını şart koşuyor. Bu anlaşmalardan üçünün sürdüğünü söyleyen Bakan İbrahim, bunlarla ilgili bazı tamamlayıcı konuların bulunduğunu da belirtti.
Bakan deniz destek merkezi anlaşmasının ise Sudan hükümeti tarafından Temmuz 2019’da, Rusya tarafından Aralık 2020'nin başlarında onaylandığını ifade etti. Aynı zamanda “Temmuz ila Aralık ayı arasındaki dönemde köprünün altından çok sular aktı. Bakanlar Kurulu oluşturuldu; bu kurum Sudan'daki yasal ve yasama yapılarının bir parçası oldu. Anlaşma Hartum tarafından imzalandığında, Egemenlik Konseyi Sudan'daki tek yönetim organıydı, ancak Bakanlar Kurulu kurulunca şartlar değişti. Şu anda onay sürecinde olan anlaşma, Sudan'daki yasama makamlarının prosedürleri altında. Bakanlar Kurulu, ardından Egemenlik Konseyi aracılığıyla onay verilmeli. Nihai onay birçok düzenleme gerektiriyor” ifadelerine başvurdu.
Savunma Bakanı Yardımcısı Aleksandr Fomin başkanlığındaki bir Rus heyetinin Hartum'a yaptığı son ziyaretin gündeminde bu meselenin olduğuna dikkati çeken Bakan İbrahim, Fomin'i ayrıntılardan haberdar ettiğini söyledi.
Hartum'un anlaşmayı gözden geçirme kararının ardında ABD'den herhangi bir baskı olup olmadığına ilişkin ise Bakan İbrahim, Sudan'ın tüm dünyaya açık olduğunu belirterek, Rusya ile ilişkilerin gücünü vurguladı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.