Hüda Trablusi
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi, özellikle Tunus’taki adaletin düzeltilmesi için fon sağlayan uluslararası kuruluşlarla temasa geçti. Tunus’tatüm dünyanın ve ülkenin güvenliğini zedeleyen, çifte standartlı bir adalet sistemi olduğunu bildirdi.
Komite yaptığı açıklamada siyasi suikastlarınve terörün üstünü kapatma suçlarına ilişkin Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun raporunu 5 Temmuz Pazartesi günü resmi sayfasında yayınlayacağını duyurdu. Rapor ayrıca Tunus halkının ülkedeki adalet durumunun geldiği utanç noktasını bilme hakkını savunan dernekler tarafından da yayınlanacak.
İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) güçlendirilmesi
Komite geçtiğimiz çarşamba günü “Tunus’un yargı organları içerisinde İhvan’ın güçlendirilmesi ve üst düzey yargı makamlarında yetkinliklerin yerine sadakatin tercih edilmesi” olarak tanımladığı bir dizi gerçeği açıklamak için başkentte bir basın toplantısı düzenledi. Bu adım, sol kanattan öne çıkan siyasi isimlere düzenlenen suikastlarıngizlenmesini ve Nahda Hareketi’ne bağlı yargıçların Tunus’taki terör davalarının ve teröristlerin gerilim noktalarına gönderilmesine ilişkin davaların üzerlerini örtmekle suçlanmasının ardından atıldı.
Komite üyesi Nasır el-Uveyni terörizmin örtbas edilmesinin ve aklanmasının resmi olarak suç teşkil eden siyasi bir mesele haline geldiğini belirterek Nahda Hareketi’ne bağlı olan ve yolsuzluk ile suçlanan yargıçlar Beşir el-Akrimi ve Tayyip Raşid hakkında Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu raporunda geçen terör dosyalarının gizlendiği belirtti.
Uveyni komitenin herkesin inkar edilemez gerçeklerden haberdar olması için kamuoyunu aydınlatmak üzere Genel Teftiş Kurulu’nun raporunu yayınlayacağını vurguladı. Ayrıca komitenin meseleyi uluslararası boyuta taşımak için raporu Fransızcaya ve İngilizceyeçevirme işini de üstleneceğini duyurdu.
Yargıtay, 9 Mart 2021 tarihli genel oturumunda aldığı ve 11 Mart 2021 tarihinde yayınladığı bir bildiride Beşir el-Akrimi ve Tayyip Raşid adındaki iki yargıç aleyhinde ayrı ayrı yapılan şikayetler hakkında Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun düzenlediği rapor ile ilişkili birtakım kararlarını duyurmuştu.
"Çok ciddi bir mesele”
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi üyesi İman Kazara basın toplantısında şu açıklamada bulundu:
“Tunus’un yargı organları içerisinde İhvan’ın güçlendirilmesinin ve üst düzey yargı makamlarında yetkinliklerin yerine sadakatlerin tercih edilmesinin bir sonucu olarak Eski Başsavcı Beşir el-Akrimi’nin yaptığı şeyler rezalettir ve çok ciddi bir meseledir.”
Terörizmin örtbas edilmesi
Komite, üyeleri tarafından yöneltilen suçlamalara göre yetkililerin gizlemeye çalıştığı Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu raporunun Akrimi’nin baktığı terör davalarında 6 bin 268 adet tamamlanmamış tutanak olduğunu, Terörle Mücadele Yargı Komisyonu’na verilen bin 361 tutanağın kayıtlara geçirilmediğini ve bazı davaların 2016 yılına kadar dayandığını ortaya çıkardığını söyledi. Ayrıca komite Akrimi’yi Nahda Hareketi’nin talimatıyla teröristlerin 2012 yılından bu yana başta Suriye olmak üzere çeşitli gerilim bölgelerine gönderilmesine ilişkin dosyaları gizlemekle suçladı.
Gazeteci yazar Sabri ez-Zagidi, Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin açıklamalarının gerçekleri gizlemek ve yargı organını Nahda Hareketi’nin hizmetine ve güvenliğine tahsis edip siyasi isimlere ve askerler ile güvenlik güçlerine yapılan suikastlara ilişkin davalarda liderlerinin hesaba çekilmesini engellemek için bu organda atama ve yönetim noktasında yapılan sahtekarlığın boyutunu gözler önüne serdiğini ifade etti.
Zagidi açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Beşir el-Akrimi’nin 6 binden fazla terör davasının üzerinde oynama yapması ve güvenlik güçlerine yönelik suikast girişimlerine karışan teröristlere karşı yüzlerce davayı, verileri ve yolsuzluk faaliyetlerini saklaması -ki bu sadece buzdağının görünen kısmı-, Nahda Hareketi’nin, yargıyı kontrol etmeden ve bağlantılarının yolsuzluk ve teröre karışma boyutunu gizlemesini sağlamadan iktidar iplerini elinde tutamayacağına tamamen ikna olduğunu gösteriyor. Tunusluların suikastların perde arkasını, bu olaylarda kimin parmağı olduğunu ve failleri ve planı yapanları gizlemek için siyasi korumayı kimin sağladığını bilme konusunda duydukları susuzluğu gidermeden yargının bağımsızlığından bahsetmenin mümkün olmadığı göz önüne alınırsa komitenin bahsettiği Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun raporu ilk olarak Tunus demokratik girişimine atılmış ölümcül bir kurşundur. Ayrıca tamamen çıplak hale gelen ve kendisini savunmak için tüm gerekçelerini kaybeden Nahda’nın tabutuna sıkılmış bir kurşundur. Bu nedenle Nahda, önümüzdeki dönemde kendisini korumak ve iktidara sımsıkı tutunmaya devam etmek için ittifak ve güç ilişkilerinin yanı sıra muhalifleri ve düşmanlarıyla kavgalarında dişlerini çıkaracak. Ancak bu uzun sürmeyecek. Nahda ile müttefik olanlar etrafından kaybolacak. O ve onunla müttefik kalmaya devam edenler debirlikte dibi boylayacak.”
Zagidi, Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı olarak cumhurbaşkanının bu konudaki tutumunun utanç verici olduğunu belirttiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bu konsey, ulusal güvenlik meselesi olduğu için suikastların sorumluluğunu üstlenme yönünde hareket etmez ve aktifleştirilmezse, bunun siyasi ve ahlaki yansımaları olacaktır. Cumhurbaşkanı da meşruiyetini büyük ölçüde kaybedecektir.”
Komitenin söz ettiği suçların mevcut siyasi, güvenlik ve yargı sahnesini büyük ölçüde değiştireceğini savunan Zagidi, Nahda Hareketi’nin daha çok köşeye çekilerek Tunus deneyiminin altını üstüne getirebilecek bir sürprizin yaşanmasını bekleyeceğini vurguladı.
“İddia sahibine kanıt gerek”
Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin Nahda Hareketi’ne yönelttiği suçlamalara ilişkin Independent Arabia’ya demeç veren Nahda Hareketi liderlerinden avukat Semir Dilu şu ifadeleri kullandı:
“Savunma Komitesi’nin yargı tarafından incelenmekte olan dosyalardan bahsettiğinde pek çok seferde yaptığı hata, verileri sunarken kasten seçici olması, bunları dosyayı bilenler (kanuni yetkisi olanlar) dışında güvenilirliği ve hatta doğruluğu teyit edilemeyecek şekilde değiştirmesi ve basına servis etme zamanını yargı organlarının incelemesi ile kesişecek şekilde denk getirmesidir (Yargıç el-Akrimi’nin dosyasında olduğu gibi, tümevarımsal, yargılayıcı veya cezalandırıcı.)Dahası komite, yüzleşme ilkesine ve sanığın kendini savunma hakkına saygı duymadan suçlamada bulundu ve (24 Haziran’da düzenlenen oturumda tartışılmış ve cevap verilmiş olmasına rağmen) kesin ve değişmez gerçekler olarak sunulanları yalanladı. İnceleme biriminin sunduğu delillerin ve argümanların sağlamlık derecesini değerlendirmek hüküm verenin işidir. Yargıtay üyelerinin kendilerinin bile elinde olmayan sızdırılmış bir rapora ulaşanların işi değil. Yüksek Yargı Kurulu üyelerinin geri kalanı da aslında bu rapordan haberdar değil.”
Nahda Hareketi liderlerinden Dilu’ya göre “tüm bu kasırganın (özellikle el-Akrimi'yi aklamak isteyen tarafların olduğuna dair imalar), Yargıç el-Akrimi'ye yöneltilen suçlamaların çelişkili olduğuna yönelik haberlerin peş peşe gelmesinin ardından Disiplin Kurulu'nun kararını etkilemek için yapılmış proaktif bir eylem” olduğu açık.
Dilu, Nahda Hareketi’ne yöneltilen suçlamalar hakkında şunları söyledi:
“Bunlar yeni şeyler değil. İddia sahibine kanıt gerekmektedir. İddiaları yönelten kişi, kısmen de olsa doğru olduğunu kanıtlamayı başarırsa, hiçbir kişi veya kurum sorgulanamaz değildir” dedi.
Tunuslu Yargıçlar Derneği Yönetim Ofisi, Şükrü Belayid ve Muhammed Brahmi Savunma Komitesi’nin basın toplantısındaki ifadeleri inceledikten sonra şu açıklamada bulundu:
“Savunma Komitesi’nin üyelerinden biri tarafından yapılan açıklamalar ve Yargıçlar Derneği ve Başkanı’nın Tunus Asliye Hukuk Mahkemesi Eski Cumhuriyet Savcısı’nı koruduğu ve aleyhindeki incelemelerin üstünü kapattığına yönelik ifadeler tehlikeli, uydurma ve asılsızdır. Yüksek Yargı Kurulu üyelerinin kendilerinin Adalet Bakanlığı Genel Teftiş Kurulu’nun raporunun bir kopyasını almalarına izin verilmezken bu raporun bir kopyasının elinde olduğunu söyleyen savunma komitesinin aksine raporda geçen ifadelerden elbette haberi yoktu. “
İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)
Kuneytra bölgesine düşen İran füzesinin enkazı (SANA)