Pereira ile "Yarım kalan hikaye" mutlu sonla bitecek mi?

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter
TT

Pereira ile "Yarım kalan hikaye" mutlu sonla bitecek mi?

Fotoğraf: Twitter
Fotoğraf: Twitter

1 Temmuz'da top başı yapan sarı-lacivertli ekipte yeni teknik direktörün kim olacağı sorusu cevabını buldu.
Fenerbahçe'de 45 gündür beklenen teknik direktör sorunu Vitor Pereira ile çözüldü.
Fenerbahçe Kulübü'nden "Vitor Pereira Fenerbahçe'de: 'Yarım kalan hikaye mutlu bir sona kavuşacak' başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Kulübümüz, 2015-2016 sezonunda futbol A takımımızı çalıştıran Vitor Pereira ile yeniden anlaştı."
Açıklamada, Pereira'nın görüşlerine de yer verilirken, deneyimli teknik direktörün Fenerbahçe'deki ilk dönemini ikinci tamamladığını hatırlatarak, "Yarım kalan işimi tamamlamaya geldim" ifadelerini dikkat çekti.

Pereira'nın Fenerbahçe'deki ikinci dönemi resmen başlıyor
Fenerbahçe'de Aziz Yıldırım'ın başkanlığı döneminde 2015-16 sezonunda takımın başına getirilen Pereira, sarı-lacivertli kulübün en pahalı kadrolarından birine antrenörlük yaptı.
Aralarında Luis Nani, Robin Van Persie, Diego, Simon Kjaer, Raul Meireles gibi yıldız oyuncuların yer aldığı Fenerbahçe ile istatistiklerde oldukça başarılı olan Pereira, aynı başarıyı puan cetvelinde sergileyemedi.
2015-16 sezonunu şampiyon Beşiktaş'ın beş puan gerisinde ikinci sırada tamamlayan Pereira, Türkiye Kupası zaferi de elde edemeyerek sezonu kupasız tamamladı.
Vitor Pereira'nın görev yaptığı Fenerbahçe, söz konusu sezonda 22 galibiyet, 8 beraberlik ile 4 yenilgi elde ederek 74 puan toplamış ve ikinci olmuştu.
Portekizli çalıştırıcı Fenerbahçe'nin ardından 1860 Münih ve Shanghai SIPG'yi çalıştırdı.
Kariyerinde 5'i lig şampiyonluğu olmak üzere toplam 8 kupa kazanan Pereira'nın Fenerbahçe'deki ikinci döneminde nasıl bir performans sergileyeceği merakla bekleniyor.
Spor yazarı ve futbol yorumcusu Faik Çetiner, Fenerbahçe'de ikinci kez teknik direktörlük görevine getirilen Vitor Pereira'yı Independent Türkçe için değerlendirdi.

Çetiner: Şaka gibi, iyi bir teknik direktör olabilir ama...
İstanbul temsilcisinde bugüne kadar birçok ismin dile getirildiğini ancak Vitor Pereira'nın takımın başına geldiğini söyleyen Çetiner, teknik direktör tercihine şu sözlerle tepki gösterdi:
"Gönderdiğin, üstelik mahkemeye verip seni tazminata mahkum etmiş birini getirmek tek kelimeyle şaka gibi... İyi bir teknik direktör olabilir ama etik olarak kulübün bir stratejisi, gelenekleri yok mu? Dünyada başka teknik direktör mü yok kovduğun bir adamı geri getiriyorsun?"

"Çok müthiş bir kadrosu da vardı elinde, o kadroyla başarısız oldu" 
Fenerbahçe Kulübü'nü yönetenlerin en büyük şansının maçların seyircisiz oynanması olduğunu dile getiren Çetiner, "Sosyal medyadan da takip ettiğim kadarıyla taraftar infial halinde. Pereira'nın ilk geldiği dönemde haberini veren kişi bendim. Çok müthiş bir kadrosu da vardı elinde. İki takım çıkıyordu neredeyse. O kadroyla başarısız oldu. İlk döneminde başarılıydı diyenler var ama şampiyon olamıyorsan başarısızsın! Şimdi ise o zamanki daha iyi kadro da yok" şeklinde konuştu.
Pereira'nın mevcut kadroda yer alan Caner Erkin'le önceki döneminde sıkıntılar yaşadığını hatırlatan Çetiner, kadrodaki belirsizliklerden şöyle bahsetti:
"Bir Galatasaray maçı öncesi Caner Erkin'le büyük sorunlar yaşadı. Caner'i kadro dışı bıraktı. Şimdi Caner takımda ve huyu suyu da değişmedi Caner aynı Caner. Her iki bekte de belirsizlik var. Başkan 'Göndereceğim' diyordu, Pereira geldi diye Caner ve Gökhan'ı mı gönderecekler? Gustavo ile Sosa ne olacak? Kalecin Harun gitti, ikinci bir kalecin yok. Berke var ama henüz Fenerbahçe kalitesinde mi belli değil."  

"Her sene aynı, Ali Koç'un böyle şeyleri nasıl yaptığına inanamıyorum" 
Fenerbahçe'de teknik direktör konusunun geç çözüldüğünü ve bu durumun belirsizlik sorununu artırdığına dikkat çeken Çetiner, "Her sene aynı şey... Kamp başladı ama transferleri kim yapacak? Ali Koç'un nasıl böyle şeyler yaptığına inanamıyorum. Çok deneyimsiz biri gelse ve böyle yapılsa tamam anlarsın ama dördüncü yılı artık. Ben bunu şuna bağlıyorum: Ali Koç'a etrafında yardım edecek, yükünü omuzlarından alacak kimse yok ya da başkan dinlemiyor..." değerlendirmesinde bulundu.
Fenerbahçe'de Ali Koç'un geçen dönemki yönetiminin zayıf kaldığını öne süren Çetiner, "Kulübü bilme açısından tarihin en zayıf yönetimiydi. Şimdi ise Aziz Yıldırım döneminden Ahmet Ketenci ve Ömer Temelli var. Onlar dışında yine çok zayıf bir yönetim var" şeklinde görüş bildirdi.

"Kulüp isterse ansiklopedi yayınlasın taraftar Pereira ile ikna olur mu?" 
Vitor Pereira'nın açıklanmasında yayınlanan dört sayfalık metne de değinen Çetiner, şu eleştiriyi getirdi:
"Kulüp isterse ansiklopedi yayınlasın taraftar Pereira ile ikna olur mu? Ne yayınlarsa yayınlasınlar herkesin aklı fikri var. Zaten bu çok kötü bir teknik adam değil. Fenerbahçe için iyi olabilir ancak şeklen yanlış. Kulüp bunu daha önce kovmuş ve sözleşmesi tek taraflı feshedilmiş. 'Beni tehdit ediyorlar' diyerek noter tutmuş, idmanlara çıkmış. Sonrasında FIFA'da tazminat davası açmış ve 2 milyon euro tazminat kazanmış. Ödendi mi ödenmedi mi bilinmiyor belki o parayı da mı içine dahil ettiler bilmiyoruz. Aziz Yıldırım'ın basın toplantısında 'Ben idari personel dahil kimi kovduysam, Sayın Koç hepsini geri aldı' demişti şimdi bir Alex ile Terraneo kaldı. Belki Terraneo'yu da sportif direktör olarak alırlar."

"Temmuzun ilk haftası bitiyor daha gidecek-kalacaklar belli değil, tepeden tırnağa sıkıntı" 
Fenerbahçe'de çözülmeyi bekleyen birçok sorun olduğunu dile getiren Çetiner, "En önemli konu nasıl bir kadro olacak? Sağ bek, sol bek kim? Caulker ile 7 stoper oldu, kim oynayacak? Yeni kurala göre 8 yabancı oynatacaksın ama Fenerbahçe'de 15 yabancı oldu. Kimler gidecek? Fenerbahçe'nin kadro yapısının öncelikle şekle sokulması lazım. Teknik direktör bu şablon içinde ne yapabilir? Takviye yapılacak mı? Temmuzun ilk haftası bitiyor daha gidecekler kalacaklar belli değil! Tepeden tırnağa sıkıntı" yorumunda bulundu.

"Fenerbahçe'nin durumu şimdilik 'ya tutarsa' gibi"
Fenerbahçe'nin gelecek sezonla ilgili şansını da değerlendiren Çetiner, başarıyı getirecek en önemli etkenin şampiyonluk yarışındaki rakipleri Beşikaş, Galatasaray ve Trabzonspor'un durumlarının belirliyici olacağını söyledi:
"Trabzonspor şimdi çok iyi bir takım kurdu. Eğer alınan oyuncularla performans alınırsa en büyük favori olur. Galatasaray'da yönetim ve teknik heyet uyum içinde çalışacak. Aytaç Kara ve Alpaslan Öztürk gibi çok iyi iki yerli oyuncu aldılar. Beşiktaş'ın Ghezzal ve Rosier ne olacak belli değil ama Salih Uçan büyük bir artı oldu. Kaleci Ersin gidecek mi kalacak mı belli değil. Sergen Yalçın arkasında duruyor ama Şampiyonlar Ligi var. Buralardaki belirsizlikler Fenerbahçe'nin avantajı olacak. Tabii ki yarışın içinde olacak ama nereye kadar? Fenerbahçe'nin durumu şimdilik 'ya tutarsa' gibi."   
Fenerbahçe'nin yeni sezonda rakipleriyle rekabeti üst düzeye çıkarabilmesi için yapması gereken takviyeler bulunduğunu belirten Çetiner, şunları kaydetti:
"Aylardır söylenen santrafor transferi yapılmadı. Ayrıca ikinci bir iyi kalecisi yok! Altay sakatlandığında ne olacak? Sağ ve sol bek sıkıntı. Solda Caner maç başladığında direk ileri gidiyor savunma tarafı hiç yok. Sağda Gökhan artık var mı yok mu belli değil. Yaşı da var. Yarı sakat yarı oynuyor. Nazım Sangare yeterli olur mu? Bunlar dışında kadronun iyi olduğunu düşünüyorum."
Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM