Sudan sınırlarında Etiyopya çatışmasından endişe duyuyor

Sudan hükümeti, anlaşmazlıkların çözümü için müzakere masasına davet ederken, anlaşmazlıkların bölge üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uyarılarda bulunuyor.

Tigray güçleri tarafından alıkonulan Etiyopya ordusuna mensup tutsaklar, Cuma günü Mekele sokaklarındaki bir geçit töreni esnasında (Reuters)
Tigray güçleri tarafından alıkonulan Etiyopya ordusuna mensup tutsaklar, Cuma günü Mekele sokaklarındaki bir geçit töreni esnasında (Reuters)
TT

Sudan sınırlarında Etiyopya çatışmasından endişe duyuyor

Tigray güçleri tarafından alıkonulan Etiyopya ordusuna mensup tutsaklar, Cuma günü Mekele sokaklarındaki bir geçit töreni esnasında (Reuters)
Tigray güçleri tarafından alıkonulan Etiyopya ordusuna mensup tutsaklar, Cuma günü Mekele sokaklarındaki bir geçit töreni esnasında (Reuters)

Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Etiyopya’daki çatışmanın taraflarını, savaşı durdurmaya ve “ülkenin birliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak için kimseyi dışlamayan, kapsamlı bir ulusal diyalog için” müzakere sürecine katılmaya çağırdı. Ülkesinin “mevcut krizi aşmak için komşusu Etiyopya’ya her türlü desteği sağlayacağını” vurguladı.
Sudan hükümeti dün (Pazar) akşam, Geçici Egemenlik Konsey Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Başbakan, Dışişleri Bakanı Meryem el-Mehdi ve birçok hükümet yetkilisinin katılımıyla üst düzey bir toplantı yaptı. Toplantıda, Etiyopya Federal Hükümeti’nin kontrolü ele geçirmesinden 8 ay sonra Tigray Halk Kurtuluş Cephesi savaşçılarının Mekele bölgesinin başkentini geri almasına dair son gelişmeler tartışıldı.
Hamduk, Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Temmuz ayı başlarında Etiyopya hakkında yaptığı toplantıyı takip ettim. Afrika ülkeleri tarafından dile getirilen, Tigray bölgesinde kapsamlı ve kalıcı bir ateşkes ve bölgeye insani yardımın ulaşmasını sağlamak için Afrika Konseyi kurulmasına yönelik tutumlara katılıyorum” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’a açıklama yapan ve isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Sudan hükümet yetkilisi, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in “Tigray bölgesindeki yenilgisini Sudan’ın el-Faşaga bölgesinde yeni bir zafere dönüştürmek için” güçlerini Sudan sınırına yığmasından endişe duyduğunu ifade etti.
Üst düzey toplantının ardından Sudan, bölgedeki ve komşu ülkelerdeki istikrarı etkileyebilecek bu gelişmelerden derin endişe duyduğunu dile getirdi. Çatışmalardan etkilenen tüm ihtiyaç sahiplerine insani yardım erişiminin kolaylaştırılmasının önemine vurgu yaptı. Bu amaca ulaşmak için komşu ülkeler ve uluslararası camia ile yakın işbirliği içinde çalışacağını duyurdu.
Başbakan’ın medya danışmanı Faysal Muhammed Salih, Şarku’l Avsat’a, Sudan hükümetinin, Etiyopyalı taraflar arasındaki anlaşmazlığı barışçıl bir şekilde çözmek için Afrika Birliği ve IGAD’ın müdahale çabalarını destekleyeceğini belirtti. Tigray bölgesinin Etiyopya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etme olasılığına atıfta bulunarak, Etiyopya’daki mevcut durumun endişe verici ve çok tehlikeli olduğuna işaret ederek “Bu çatışmanın sonu olmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca, “Sudan, tüm tarafları savaşı durdurmaya ve anlaşmazlığı çözmek için müzakere masasına gitmeye davet ederek Etiyopya’daki gelişmelere ilişkin tutumunu ortaya koydu. Bu bağlamda Afrika Birliğini, krizin sona ermesi için daha büyük bir rol oynamaya teşvik edeceğiz" dedi.
Etiyopya, Sudan Başbakanı’nın Tigray anlaşmazlığının çözümü için daha önce yaptığı arabuluculuk teklifini reddetmiş, Afrika Birliği ile Orta ve Doğu Afrika ülkelerinin “IGAD” örgütünün krizi çözmek için yapacağı her türlü müdahaleye karşı kapıları kapatmıştı.
Sudan hükümeti yaptığı açıklamada, “Komşuluk ilişkileri ve çıkarları nedeniyle Sudan, Etiyopya’nın birliğini güçlendiren bir uzlaşmaya varılması için Etiyopyalıların kararlaştırdıkları bir vizyona uygun olarak tüm Etiyopyalı taraflar ile çalışmak için hiçbir çabadan kaçınmayacaktır. Sudan, insani yardım için tüm imkanlarını seferber etmektedir. Etiyopya’daki insani krizin çözümüne katkıda bulunacak her türlü imkânı sağlamaya da devam edecektir” ifadeleri kullanıldı.
Siyaset Bilimi profesörü Dr. Beşir el-Şerif, Sudan Başbakanı’nın, Hedasi (Nahda) Barajı meselesi ve sınırlar üzerindeki anlaşmazlıklardan bağımsız olarak Etiyopya ile stratejik ilişkiler kurmaya çalıştığını söyledi. Bölgesel ve uluslararası durum göz önünde bulundurulduğunda Etiyopya’daki iç çatışmanın derhal sonlandırılması gerektiğini, çatışma uzadığı takdirde bu durumun Eritre’yi de etkileyeceğini ve tüm Afrika Boynuzu bölgesine yayılacak bir savaşın fitilini ateşleyebileceğini ifade etti.
El-Şerif ayrıca, “Sudan’ın Etiyopyalı taraflar ile iyi ilişkileri ve barışçıl bir çözümün gerekliliği konusundaki resmi tutumu, çözümün müzakere yoluyla gerçekleşmesine zemin hazırlıyor. Özellikle Abiy Ahmed’den olumlu işaretler geliyor ve Tigray bölgesinde ateşkes için istekli olduğunu gösteriyor” dedi.
Etiyopya hükümeti ile Tigray bölgesi arasında Kasım 2020’de çıkan savaşın ardından Sudan ordusu, topraklarını korumak ve Etiyopya’daki çatışmanın taraflarının durumu istismar ederek Sudan’a bir askeri operasyon başlatmasının önüne geçmek için güçlerini doğudaki sınır bölgelerine konuşlandırdı.
Sudan ordusu, Etiyopya tarafından işgal edilen topraklarının %90’ından fazlasının kontrolünü yeniden ele geçirdi. Bunların içinde el-Faşaga bölgesi de bulunuyor. Etiyopya ise el-Faşaga bölgesinden dolayı Sudan’ı, ülkenin içinde bulunduğu durumları istismar etmekle ve kendi topraklarına saldırmakla suçluyor. Sudan, Etiyopya ile herhangi bir sınır anlaşmazlığı görüşmesini kabul etmiyor. İki ülke arasında 1902’de imzalanan anlaşmaya göre bu toprakların mülkiyetinin kendine ait olduğunu ifade eden Sudan, uzun yıllar sonra kontrolünü tekrar ele geçirdiği bu topraklardan kuvvetlerini geri çekmeyi reddediyor.
Sudan, sınırlar hususunda ve Hedasi (Nahda) barajı meselesinde Etiyopya ile anlaşmazlıkların giderilmesi için herhangi bir askerî harekâtı reddetmesine rağmen, bu konular iki ülke arasındaki ilişkilere gölge düşürmeye devam ediyor

 


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.