Suriye ve Türk özel enerji şirketlerinden Suriye’nin kuzeybatısına elektrik tedariki

Kuzey Suriye'deki güneş enerjisi panelleri. (AFP)
Kuzey Suriye'deki güneş enerjisi panelleri. (AFP)
TT

Suriye ve Türk özel enerji şirketlerinden Suriye’nin kuzeybatısına elektrik tedariki

Kuzey Suriye'deki güneş enerjisi panelleri. (AFP)
Kuzey Suriye'deki güneş enerjisi panelleri. (AFP)

İdlib'de hizmet veren Suriyeli Green Energy (Yeşil Enerji) şirketi, özel bir Türk şirket ile elektrik hatları tedariki konusunda yaptığı iş birliği doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Bu adımla Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib’deki tüm bölgelere elektrik verilmesi hedefleniyor.
Green Energy (Yeşil Enerji) bünyesindeki bir medya çalışanı konuya dair şu açıklamarda bulundu:
“İdlib’e elektrik akımı sağlanması projesinden sorumlu şirket, Türkiye'den Suriye'ye 66 kV voltaj alacak transfer istasyonlarının ve hattıntamamlamasının, bölgedeki yüksek gerilim şebekelerinin ve bakımının sağlanmasınınardından yoğun nüfuslu İdlib, Harem, Salkin, ed-Dana ve Sarmada şehirlerine yüksek kaliteli, verimli ve hızlı elektrik sağlamaya başladı.” 
Vatandaşların evlerine, ticarethanelerine vesanayi tesislerine elektrik almak için abonelik işlemlerine başladığını belirten söz konusu çalışan, bölgede tek ya da üç devreli olmak üzere iki tip sayaç bulunduğu bilgisini verdi. 
Tek devreli sayacın fiyatı 350, abonelik ücreti de 100  Türk lirası. Üç fazlı sayacın fiyatı 900 lirayken abonelik ücreti de 400 lira tutuyor. Şirketin bildirdiğine göre yerli kilovatın fiyatı 90 kuruş, ticari veya endüstriyel kilovatın fiyatı ise bir Türk lirası.
Kaynak, Cisr eş-Şuğur, Ariha, Maaret Mısrin, Binniş ve Armanaz şehirlerinde ve İdlib kırsalındaki Cebel ez-Zaviye’de diğer bölgelerdeki ağların ana ağa bağlanması ve elektrik akımı ile donatılması için bakım çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. 
İdlib sakinlerinden kuruyemişçi dükkanı olan Ebu Musa duruma dair şunları aktardı:
“İdlib’e yaklaşık bir buçuk ay önce elektrik geldi. Ardından abonelik başvurusunda bulundum. Gerekli ücretleri ödedikten birkaç gün sonra evime ve işyerime elektrik bağlandı. Böylece bataryalardan, güneş panellerinden ve pahalı jeneratörden kurtuldum. Şimdi dizel jeneratörlerin maliyetlerinden çok daha düşük fiyatlarla 7/24 kesintisiz elektriğim var.”



Suudi Arabistan'a Husi saldırılarına karşı bölgesel ve uluslararası kınama

Cizan'da bir cami ve araçlarda meydana gelen hasardan bir görünüm (SPA)
Cizan'da bir cami ve araçlarda meydana gelen hasardan bir görünüm (SPA)
TT

Suudi Arabistan'a Husi saldırılarına karşı bölgesel ve uluslararası kınama

Cizan'da bir cami ve araçlarda meydana gelen hasardan bir görünüm (SPA)
Cizan'da bir cami ve araçlarda meydana gelen hasardan bir görünüm (SPA)

Husilerin Suudi Arabistan'daki sivilleri, sivil tesisleri ve İslami kutsal mekânları füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alan saldırılarına yönelik Arap, İslam dünyası ve uluslararası çevrelerden kınamalar salı günü de devam etti. Açıklamalarda Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olunduğu vurgulanırken ülke topraklarının hedef alınması ve egemenliğinin ihlal edilmesi reddedildi.

Ürdün, Katar, Kuveyt, Mısır, Bahreyn, Yemen ve Birleşik Arap Emirlikleri Husilerin saldırılarını kınadı. Bu ülkeler, egemenliğini ve güvenliğini korumak amacıyla Suudi Arabistan'ın alacağı tüm meşru önlemlerde Riyad'ın yanında olduklarını belirterek sivillerin yanı sıra sivil ve ekonomik tesislerin hedef alınmasını reddetti.

Arap ülkelerinden gelen açıklamalarda devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanırken tırmanışın bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu.

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi de Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik sürdürdüğü “günahkâr terör saldırılarını” en sert ifadelerle kınadı. Budeyvi, milislerin balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla sivil hedefleri ve sivilleri kasıtlı ve tekrarlanan şekilde hedef aldığını belirterek tırmanışı, “milislerin terörist yaklaşımını ortaya koyan tehlikeli bir suç eylemi” olarak nitelendirdi.

Dünya Müslüman Ligi, Arap Parlamentosu, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap İçişleri Bakanları Konseyi de Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduklarını açıkladı. Söz konusu kuruluşlar, Riyad'ın saldırganları caydırmak, güvenliğini sağlamak ve vatandaşları ile ülkesinde yaşayanların güvenliğini korumak için alacağı tüm önlemleri desteklediklerini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Babülmendep Boğazı'ndaki gelişmeleri görüşmek üzere düzenlediği acil oturumda Birleşmiş Milletler, Husilerin Suudi Arabistan'daki sivil altyapıya ve enerji sektörüne yönelik saldırılarını kınadı. BM, Kızıldeniz'in güvenliğinin korunması ve Babülmendep Boğazı'ndaki seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin uluslararası hukuk ve ilgili Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda yeniden tesis edilmesi ve bunlara saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

BM Genel Sekreter Yardımcısı'nın Ortadoğu, Asya ve Pasifik'ten sorumlu yardımcısı Halid Hiyari, son günlerde Suudi Arabistan'ın maruz kaldığı saldırılara dikkat çekti. Hiyari, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin uluslararası hukuk ve ilgili Güvenlik Konseyi kararları, bunlar arasında 2722 sayılı karar doğrultusunda yeniden tesis edilmesi ve bunlara saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Hiyari, deniz yollarındaki istikrarsızlığın etkilerinin uluslararası barış ve güvenliğe, küresel enerji piyasalarına, gıda güvenliğine ve en kırılgan ülkelerin ekonomilerine yayılabileceği uyarısında bulundu.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika'dan sorumlu bölgesel medya ve iletişim ofisi de Husilerin Suudi Arabistan'a düzenlediği saldırıyı şiddetle kınadı.

Ofis, resmi X hesabından yaptığı açıklamada, İran yanlısı grupların düzenlediği saldırıların devam ettiği bir dönemde Avrupa Birliği'nin Körfez bölgesindeki ortaklarıyla dayanışma içinde olduğunu bildirdi.

Açıklamada ayrıca AB'nin Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almak ve Orta Doğu'nun istikrarını korumak amacıyla bölgesel ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceği belirtildi. Bunun tüm tarafların çıkarına olduğu vurgulandı.

Söz konusu kınamalar, Husilerin Suudi Arabistan'da 7 bölgeyi hedef alan saldırılarının ardından geldi. Bölgesel gerilimin daha geniş bir alana yayılma riskini artıran saldırılarla ilgili olarak Yemen'deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, salı sabahı erken saatlerde yaptığı açıklamada, Husi milislerinin saldırıları sonucu 13 sivilin hafif ve orta dereceli yaralandığını, 7 konut ile 2 aracın hasar gördüğünü duyurdu.


Libya hapishanelerindeki Eritreli göçmenler: İşkence, aç bırakma ve tecavüz

Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)
Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)
TT

Libya hapishanelerindeki Eritreli göçmenler: İşkence, aç bırakma ve tecavüz

Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)
Afrikalı göçmenlere Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı tarafından ilk yardım sağlanıyor (Libya Sahil Güvenlik Teşkilatı)

Avrupa’ya ulaşma umuduyla yola çıkan Eritreli göçmenler, Libya’nın doğusundaki bir cezaevinde kendilerini serbest bırakmaları karşılığında ailelerinden para talep eden gardiyanların insafına kaldı. Göçmenlerden bazıları AFP’ye yaptıkları açıklamalarda, aşırı kalabalık hücrelerde tutulduklarını, yetersiz miktarda yemek verildiğini ve tecavüz olaylarının yaşandığını anlattı.

Afrika Boynuzu’nda yer alan Eritre’den ayrılan 19 yaşındaki Debesay, ülkesinin 1993’te bağımsızlığını kazanmasından sonra ülkeyi demir yumrukla yöneten Isaias Afwerki’ye atıfta bulunarak, “Hücremizde neredeyse herkes halsizlik ve sağlık sorunları yaşıyor” dedi.

Nüfusu 3,5 milyon olan Eritre’den çok sayıda genç kaçıyor. Ülke, özellikle Birleşmiş Milletler’in kölelik olarak nitelendirdiği süresiz askerlik hizmetinden kaçanlar nedeniyle sıklıkla “Afrika’nın Kuzey Kore’si” olarak tanımlanıyor. Ailesini Eritre’de korumak amacıyla gerçek adının açıklanmasını istemeyen Debesay de bunlardan biri.

Genç asker, 27 Ocak 2025’te ordudan firar ettiğini ve zorlu bir yolculuğun ardından kaçakçıların eşliğinde 10 gün yürüyerek Sudan’a ulaştığını söyledi.

Kaçırılma ve işkence

Libya’ya ulaştıktan sonra kaçırılan Debesay, “tekrarlanan işkencelere” maruz kaldı. Annesi, serbest bırakılması için Eritre’de büyük bir meblağ olan 9 bin doları topladı. Afrika Kalkınma Bankası’na göre ülke nüfusunun yarısından fazlası yoksulluk içinde yaşıyor.

Fidyenin ödenmesinin ardından kaçıranlar Debesay’ı “başka bir gruba” sattı. Ancak borç yükü altında kalan ailesinin artık para gönderecek imkânı kalmamıştı. Üç ay sonra, fidye alamayan kaçırıcıları tarafından polise teslim edildi.

dfrgty
Avrupa'ya gizlice ulaşmaya çalışırken boğulmaktan kurtarılan Afrikalı göçmenler (EPA)

Debesay, tutulduğu cezaevindeki koşulların “son derece kötü” olduğunu belirterek, “Şiddetli açlık ve içme suyu sıkıntısı çekiyorduk. Küçük bir odaya yaklaşık 150 kişi tıkılmıştı. Başta verem ve sıtma olmak üzere bulaşıcı hastalıklar yaygındı ve ilaç bulunmuyordu” dedi. Polislerin kendilerini dövdüğünü ve hakaret ettiğini belirten Debesay, “Bize insan gibi davranmıyorlar” diye konuştu.

AFP, gardiyanların yardım istemeleri ve ailelerinden para almaları için telefonlarını kullanmalarına izin verdiği çok sayıda tutukluyla görüşebildi.

Birleşmiş Milletler’e göre, Muammer Kaddafi rejiminin 2011’de devrilmesinden bu yana Libya’daki istikrarsızlık, insan kaçakçılığının yanı sıra göçmenlerin maruz kaldığı çok sayıda ihlalin, özellikle de şantaj ve köleleştirmenin yayılmasına katkıda bulundu.

Birleşmiş Milletler kısa süre önce, Libya’da göçmenler, mülteciler ve sığınmacıların “cezasızlığın tamamen hüküm sürmesi nedeniyle sistematik ihlallere” maruz kaldığını bildirdi. BM’ye göre bu kişiler, ülke genelindeki yaklaşık 40 “resmi ve gayriresmî gözaltı merkezinde” keyfi olarak tutuluyor.

Avrupa’nın iş birliği eleştirisi

Çok sayıda insan hakları savunucusu, Avrupa Birliği’nin Libya’daki rakip yönetimlerle göçün kontrolü konusunda yürüttüğü “utanç verici” iş birliğini eleştirdi. Savunucular, bu iş birliğinin AB’yi göçmenlere yönelik “yaygın ve sistematik” ihlallerde, “cezasızlık” ortamında, “ortak” haline getirdiğini savunuyor.

Kaddafi’nin devrilmesinden bu yana Libya, iki rakip yönetim arasında bölünmüş durumda. Batıda Trablus merkezli ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümete Abdulhamid Dibeybe başkanlık ederken, doğudaki diğer yönetim Mareşal Halife Hafter ve oğullarının nüfuzu altında bulunuyor.

sdfrgty
İspanyol Sahil Güvenlik tarafından yakalanan Afrikalı göçmenler (EPA)

35 yaşındaki Ziresnay ise yaklaşık sekiz aydır tutulduğu ve kendi ifadelerine göre Eritre ile Etiyopya’dan yaklaşık 700 göçmenin bulunduğu cezaevindeki koşulları anlattı.

“Her gün sabah yalnızca bir parça ekmek, öğle yemeğinde az miktarda pirinç ve akşam da benzer miktarda pirinç veriliyor” diyen Ziresnay, bazı polislerin bir tutukluyu serbest bırakmak için 4 bin dolara kadar para istediğini, ancak çoğu tutuklunun artık parasının kalmadığını söyledi.

Ziresnay, bir gün göçmenlerin hasta olanların tedavi edilmesini talep etmek amacıyla kapıları şiddetle vurduğu sırada polislerin içeri girerek “ateş açtığını” anlattı. Olayda iki göçmenin öldüğünü, onlarcasının yaralandığını ve yaralıların uygun tıbbi müdahale alamadığını belirten Ziresnay, “Onların ağladığını ve acı çektiğini duyabiliyoruz” dedi.

Tecavüz vakaları

Kadın göçmenler ise cinsel şiddete maruz kalıyor. Bunlardan biri, 2022’de Eritre’den Etiyopya’ya kaçmasının ardından geçen mart ayında Avrupa’ya doğru yola çıkan Fiore.

Sudan’daki kaçakçılar, Fiore’nin de içinde bulunduğu grubu ülkenin doğusunda yaşayan Arap Rashaida kabilesine teslim etti.

Daha sonra 9 bin 500 dolar karşılığında serbest bırakılan 25 yaşındaki kadın, “Bir gece, yattığım yere bazı adamlar geldi. Benden yıkanmamı istediler ve ardından beni odadan çıkmaya zorladılar. Daha sonra üç adam bana tecavüz etti” dedi.

Libya’ya girdikten sonra gözaltına alınan Fiore, üç aydır devam eden gözaltı sürecinde cezaevindeki “iki gardiyanın” tecavüzüne bir kez daha maruz kaldığını ve hamile kaldığını söyledi.

Fiore ayrıca kadın tutukluların ilaç sıkıntısı çektiğini, “açlık ve susuzlukla” mücadele ettiğini anlatarak, “Son üç ay içinde temiz hava almama izin verilen tek gün, iki gardiyanın bana tecavüz ettiği gündü” dedi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığı habere göre Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel yaptığı açıklamada, yaşananları “sorumluluğu yalnızca ilgili Libya makamlarına ait olan üzücü eylemler” olarak nitelendirdi.

Libya’nın doğusundaki yetkililer ise AFP’nin yorum talebine cevap vermedi.

Bu sırada Debesay umudunu korumaya devam ediyor. “Hayatta kalmak, Avrupa’ya ulaşmak, eğitim almak, daha iyi bir hayat kurmak ve aileme destek olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.


Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya

Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya
TT

Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya

Ez-Zeydi, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden önce karmaşık sınavlarla karşı karşıya

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Batı ile ortaklıkları genişletme arayışında olduğu bir dönemde, Fransa ve Almanya’yı kapsayan Avrupa turunun ardından dün Bağdat’a döndü. Ez-Zeydi, ülke içinde ise silahların devletin elinde toplanması ve İran’a yakın gruplarla ilişkiler konusunda siyasi baskılarla karşı karşıya.

Ez-Zeydi’nin Fransa ziyareti sırasında Irak, savunma, enerji, sivil havacılık ve ekonomik iş birliği gibi alanlarda 6 mutabakat zaptı ve niyet beyanı imzaladı. Ez-Zeydi daha sonra Berlin’e geçerek Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmelerin yanı sıra enerji, güvenlik ve ulaştırma alanlarındaki iş birliğini görüştü.

Avrupa turu, ez-Zeydi’nin temmuz ayında Washington’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geldi. Ez-Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde Amerikan güçlerinin 30 Eylül’e kadar Irak’tan ayrılacağını açıklarken, Bağdat’ın buna karşılık ABD ile ekonomik bir ortaklık üzerinde çalıştığını duyurdu. Ez-Zeydi ayrıca, hiçbir tarafın devlet kurumları dışında silah taşımasına izin vermeme kararlılığını açıkladı.

Ancak Irak hükümetinin Avrupa ve ABD ile ilişkilerini genişletme çabaları, uluslararası koalisyonun askeri misyonunun sona erme tarihi yaklaşırken ve silahların devletin elinde toplanmasının yöntemi ile zamanlamasına ilişkin anlaşmazlık sürerken, karmaşık bir siyasi ve güvenlik ortamında yürütülüyor.

Ez-Zeydi’nin hedefleri

Ez-Zeydi’nin, Washington ziyareti sırasında başlattığı girişimin üzerine inşa ederek Irak’ın Avrupa’ya açılım alanını genişletmeye ve enerji, sanayi ile altyapı sektörlerinde yatırım ve ortaklık çekmeye çalıştığı görülüyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Iraklı milletvekili, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin, ez-Zeydi’yi hükümeti kurmakla görevlendirdikleri sırada kendisine vermeyi taahhüt ettikleri desteğin seviyesini düşürdüğünü söyledi.

cdfvgthy
Irak Elektrik Bakanı Ali Vehib (solda) ve Siemens CEO’su Christian Bruch (sağda), 15 Eylül 2026 tarihinde Berlin’de bir iş birliği anlaşması imzaladı. (AFP)

Eski milletvekili, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin, başbakanlık görevine kimin getirileceği konusunda yaşanan derin anlaşmazlık nedeniyle ez-Zeydi’nin adaylığını kabul etmek zorunda kaldıklarını, ancak onun güvenlik ve siyasi konulardaki taahhütlerinin sonuçlarından endişe etmeye başladıklarını belirtti.

Eski milletvekiline göre Koordinasyon Çerçevesi güçleri, bu ayın 30’undan sonra silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda ABD yönetiminden açık veya örtülü olarak gelecek mesajları takip ediyor.

Bu güçlerin nihayetinde ABD’nin iradesiyle karşı karşıya gelemeyeceğini söyleyen eski milletvekili, ancak silahlarını teslim etmeyi reddeden gruplarla uzlaşmak üzere oluşturulan komite konusunda şu anda süreci ağırdan aldıklarını ifade etti. Eski milletvekili, bunun amacının Washington’ın uygulayabileceği siyasi baskının boyutunu görmek olduğunu belirtti.

Eski milletvekili, bu güçler açısından asıl sorunun, baskının yalnızca ‘ez-Zeydi’ye verilen desteğin geri çekilmesiyle’ sınırlı kalıp kalmayacağı veya ‘dolar sevkiyatlarının durdurulması gibi sert kararların’ alınıp alınmayacağı olduğunu söyledi. Böyle bir baskının, söz konusu güçleri ez-Zeydi ile aralarındaki sessiz anlaşmazlığın ötesine geçerek halkla karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti.

Washington destek veriyor

Washington’ın tutumuna ilişkin son göstergelerden birinde, ABD Dışişleri Bakanlığı, ez-Zeydi’nin devlet egemenliğini güçlendirme ve Irak topraklarından gerçekleştirilecek saldırıları önleme çabalarını desteklediğini açıkladı. Bakanlık ayrıca Bağdat ile ‘güçlü ve karşılıklı yarara dayalı bir ortaklık’ kurma taahhüdünü yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Washington’ın ez-Zeydi’nin ‘Irak’ın egemenliğini uygulama ve hayata geçirme’ çabalarını desteklediğini belirterek, Irak’ın “Ez-Zeydi’nin liderliğinde, ABD ile tam ortaklık içinde yeni bir yola girdiğini” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce de bu tutumu, 14 Temmuz’da Trump ile ez-Zeydi arasında Beyaz Saray’da gerçekleşen görüşmeyle ilişkilendirmişti. Bakanlık, Washington’ın Irak Başbakanı’nın ‘terörden arındırılmış, tüm Iraklılar için daha parlak bir gelecek’ vizyonunu desteklediğini, bunun yanı sıra Irak içinde veya Irak topraklarından gerçekleştirilecek saldırıların önlenmesini ve güçlü, karşılıklı yarara dayalı bir ABD-Irak ortaklığının kurulmasını desteklediğini bildirmişti.

yjuk
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Elysee Sarayı’nda karşıladı. (AP)

Gazeteci-yazar Felah el-Meşal ise ez-Zeydi’nin ‘Batı’ya yönelmesinin olumlu bir gelişme’ olduğunu belirterek, bunun Irak ile Fransa ve Almanya arasındaki ticari, yatırım ve sanayi ilişkilerinin geçmişine dayandığını ve ABD ile Avrupa arasındaki kaynakların çeşitlendirilmesini sağlayacağını söyledi.

El-Meşal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu yaklaşımın ‘iki ülkenin pazarlarını Irak petrolüne ve petrolün yeniden işlenmesine açacağını, çıkarların ortaklaştırılması ve geliştirilmesine imkân sağlayacağını’ belirtti. Bunun özellikle petrol endüstrisi açısından önem taşıdığını ifade etti.

Ancak el-Meşal, ez-Zeydi’nin gerçekleştirmeye çalıştığı tüm bu hedeflerin, güvenlik istikrarı, bankacılık sisteminin etkinliği ve Irak’ın yatırım mevzuatı açısından teşvik edici bir ortamdan yoksun olan Irak’taki gerçeklerle karşı karşıya kaldığını söyledi. El-Meşal, buna ek olarak ABD ile İran arasında dönem dönem yaşanan bölgesel savaş koşullarına da dikkati çekti.

Yeni strateji

Bu çerçevede siyaset araştırmacısı Dr. Hani Aşur, ez-Zeydi’nin ‘siyasi ve ekonomik alanda aynı anda yeni bir politika izlediğini ve Arap, bölgesel ve uluslararası güçlere açıldığını’ belirterek, bu politikanın ez-Zeydi’nin benimsediği ekonomik yaklaşımın önünü açabileceğini söyledi.

Aşur, bölgesel koşulların yanı sıra ez-Zeydi’nin iş dünyasındaki geçmiş deneyiminin hükümeti ‘özellikle ekonomik alanda yeni bir politika’ benimsemeye yönelttiğini ifade etti. Aşur, bölgesel gelişmelerin Irak’ın petrol ihracatı üzerindeki etkisine de dikkati çekti.

cdfvgh
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Temmuz 2026 tarihinde Beyaz Saray’da Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile el sıkışırken (AFP)

Ez-Zeydi’nin Avrupa’da imzaladığı anlaşmaların yanı sıra hükümetinin Türkiye ve Suriye’ye yönelik tutumunun ve petrolün Akdeniz’e uzanan bir boru hattı üzerinden ihracatını artırma çalışmalarının, kendisine göre, ‘Irak’ı yeniden ayağa kaldırmak amacıyla yeni bir ekonomik yaklaşımı temel alan yeni bir stratejinin’ parçası olduğunu söyledi.