Kral Selman ve Veliaht Prens’in Lübnan Maruni Patriği ile 2017’deki tarihi görüşmesinin detayları

Kral Selman, Kasım 2017’de Lübnan Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ile görüşmesinde (AFP)
Kral Selman, Kasım 2017’de Lübnan Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ile görüşmesinde (AFP)
TT

Kral Selman ve Veliaht Prens’in Lübnan Maruni Patriği ile 2017’deki tarihi görüşmesinin detayları

Kral Selman, Kasım 2017’de Lübnan Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ile görüşmesinde (AFP)
Kral Selman, Kasım 2017’de Lübnan Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ile görüşmesinde (AFP)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Lübnan Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai’nin 14 Kasım 2017’de Riyad’da bir araya gelmesi, Hristiyan-İslam ilişkilerinde yeni bir çağın başlangıcını temsil eden bir olaydı.
Yazar Abbot Antoine Daou’nun ‘Diyalog ve Ilımlılık Yolculuğu-Suudi Arabistan Krallığı’nda Maruni Patrikhanesi İlişkisi’ isimli kitabı bu tarihi ziyareti detaylı bir şekilde anlatıyor.
Kral Selman, Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ile kardeşçe bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, “Sizin ve tüm Lübnanlıların da Krallığı olan Suudi Arabistan Krallığı’nı ziyaret etme davetine icabet ettiğiniz için size ve beraberindeki heyetinize teşekkür etmek istiyorum” dedi.
Kral Selman, görüşmede ayrıca şu ifadeleri kullandı;
“Lübnan’a ve tüm Lübnanlılara saygımız, takdirimiz ve sevgimiz var. Onları bizim insanımız olarak görüyoruz. Lübnanlıların da Krallığa ve halkına olan sevgisini de biliyor ve hissediyoruz. Sizi, Krallığa davet ettik. Çünkü siz dini rolünüze ek olarak, çok değerli bir Lübnanlı, Arap ve uluslararası şahsiyetsiniz. İslam-Hristiyan ilişkilerinin güçlenmesinde öncü rol oynuyorsunuz. Ayrıca medeniyetler ve kültürler arasındaki diyaloğu geliştirmek için çalışıyorsunuz. Krallıkta bizler medeniyetler, kültürler diyaloğu ve İslam-Hristiyan ilişkileri konusuna büyük önem veriyoruz, çünkü bu konu İslam dinimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün ve siyasetimizin esaslarından biridir.”
Arap ülkeleri ve genel olarak tüm dünyayı etkileyen medeniyetler çatışması ve savaş zamanında ilk tercihlerinin barış olduğunu dile getiren Kral Selman, “Çünkü İslam barış dinidir. Biz ancak adil bir barışla olabiliriz. Bu nedenle Lübnan ve Araplar adına diyalog mesajını tüm dünyaya taşıyan sizlerle bir araya geldiğim için çok mutluyum. Sizi temin ederim ki, Krallık tüm dünyada hoşgörü, adalet ve barıştan başka bir şey istemiyor.”
Kral Selman konuşmasını şöyle tamamladı:
“Gelin, dünyamızda adil ve kapsamlı bir barış için birlikte çalışalım. Krallığınıza hoş geldiniz.”
Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ise, “Maruni Patriği’ni İslam’ın beşiği ve Müslümanların kıblesi olan Suudi Arabistan Krallığı’na davet etmeniz, İslam’ın başlangıcından bugüne kadar tarihte benzeri görülmemiş büyük bir tarihi olaydır. Ayrıca bu toplantı, tüm dünyadaki Müslüman ve Hristiyanlara birbirlerini tanımaya ve Yüce Allah’ın bizi sevdiği gibi birbirini sevmeye bir davettir” diye konuştu.
Maruni Patrikhanesi ve Suudi Arabistan Krallığı’nın, merhum Kral Abdulaziz Al Suud’un döneminden bugüne kadar yakın bir saygı, sevgi ve işbirliği ilişkisine sahip olduğuna vurgu yapan Beşara Butrus er-Rai, “Beni sizinle görüşmeye, İslam-Hristiyan ve Suudi Arabistan-Lübnan ilişkilerinin yanı sıra medeniyetler ve kültürler diyaloğunu güçlendirmek için birlikte çalışmaya davet ederek bu iyi ilişkilerde zirveye ulaştınız” ifadelerini kullandı.
Beşara Butrus er-Rai, Kral Selman’a hitaben konuşmasını şöyle tamamladı;
“Bir araya gelme, açıklık, diyalog, işbirliği, etkileşim, özgürlük, haysiyet, eşitlik, adalet ve güvenlik içinde birlikte yaşamak için İslam-Hristiyan ilişkilerini tüm dünyada iyi niyetle, sıkı ve samimi çalışmayla geliştirmeye, ilerletmeye ve sağlamlaştırmaya davet ediyoruz. Müslümanlar ve Hristiyanlar bu ilişki düzeyine ulaştıklarında, çatışmaları, savaşları, nefreti, terörü ve tekfiri durdurmak için medeniyetler ve kültürler diyaloğu hareketine öncülük edebilir ve kendi ülkeleri ile tüm dünyada adalet, barış ve sevgi medeniyeti kurmak için birlikte çalışabilirler.”
Yazar Abbot Antoine Daou, kitabında bu tarihi ziyaret hakkında şu ifadeleri kullandı;
“Küreselleşmenin her düzeyde büyük dönüşümler ve değişimler meydana getirmesi ve tüm dünyayı ihtiyaçlara ve gelişmelere açık olmaya ve medeniyetler diyaloğu hareketine girmeye yöneltmesi nedeniyle, Suudi Arabistan adalet ve barışı tüm dünyaya yaymak için olumlu rolünü oynamaya, medeniyetler, kültürler ve dinler diyaloğunu pekiştirme, geliştirme, ilerletme sürecine katılmaya karar verdi. Çünkü Suudi Arabistan Krallığı, en iyi ilişkilere sahip olduğu Lübnan’ı Hristiyan-İslam birlikte yaşama anavatanının modeli olarak görüyor. Kalbinde Lübnanlılara karşı özel bir sevgi besleyen Kral Selman, Hristiyan-İslam birlikteliğinin dünyadaki en önemli sembollerinden biri olan Antakya ve tüm Doğu Patriği Beşara Butrus er-Rai’ye bu amaçla resmi davetiye gönderdi.”
Maruni Patriği’nin Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüşmesine de değinen yazar, “Patrik er-Rai, Prens Muhammed bin Selman’ın ofisine gülümseyerek, yüzünde belirgin bir sevinç ve kalbinde sevgiyle girdi. Prens ise, sanki onu uzun zamandır tanıyormuş gibi nezaket, saygı ve sıcaklıkla karşıladı” dedi.
Yazar’a göre Veliaht Prens Maruni Patriği ve beraberindeki heyete hitaben konuşmasında şu ifadeleri kullandı;
“Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ve arkadaşlarınız, hepiniz hoş geldiniz. Ülkenizdesiniz ve bizlerin tüm Lübnanlılara karşı özel bir sevgimiz var. Lübnan’ı ikinci vatanımız olarak görüyoruz ve onun yanında olmak bizim görevimiz. Sayın Patrik, hayatımda ilk kez sizin mevkinizde bir Hristiyan din adamıyla tanıştım. Siz Krallığı onurlandırdıktan sonra, sizin sevginin Patriği olduğunuza, Müslümanlar ve Hristiyanların sevgisinin birlikte olduğuna emin olduk. Bizleri sevgi ailesinden, sizin ailenizden, dünyadaki tüm Arap Müslüman ve Hristiyanların ailesinden sayabilirsiniz.”



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.