Husiler, Beyda’da ilerleyen Yemen ordusu karşısında alarma geçti

Yemen ordusuna bağlı kuvvetler (Arşiv-AFP)
Yemen ordusuna bağlı kuvvetler (Arşiv-AFP)
TT

Husiler, Beyda’da ilerleyen Yemen ordusu karşısında alarma geçti

Yemen ordusuna bağlı kuvvetler (Arşiv-AFP)
Yemen ordusuna bağlı kuvvetler (Arşiv-AFP)

Amalika Tugayları tarafından temsil edilen Yemen ordusu dün (Çarşamba), savaşı sona erdirme ve Beyda kentinin merkezini kontrol altına alma amacıyla aşiret mensuplarının ve Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun desteğiyle Beyda kentindeki kuvvetlerini artırdı. Husiler ise son günlerde birden fazla cephedeki yenilgilerinin ardından alarm durumuna geçerek kendilerine tabi aşiret liderlerinden destek istedi.
Saha kaynakları, halk direniş güçleri ve Amalika Tugayları'nın dün Beyda şehrinin merkezine doğru yeni ilerlemeler kaydettiğini bildirirken, hükümet kaynakları özellikle Husi milislerinin savunma hatlarının sürekli çöküşüyle birlikte, savaşların hızının kentin ve valiliğin diğer bölgelerinin kurtarılmasına kadar devam edeceğini beklediklerini dile getirdi. 
Yemen Enformasyon Bakanlığı Vekili Abdulbasit el-Kaidi, ordunun ve halk direniş güçlerinin ez-Zahir ve Soma bölgesinin çoğunu özgürleştirerek Beyda şehrinin eteklerine kadar ilerlemesinin ardından Husilerin varlığının kırıldığını vurguladı.
Şarku'l Avsat'a konuşan Kaidi, "Beyda savaşları, Husi milislerinin bazılarının hayal ettiğinden daha zayıf olduğunu ve saflar ve iradeler birleştiğinde yetenekler sınırlı olsa bile, bunun bir fark yarattığını kanıtladı. Ordu ve halk direniş güçleri tarafından desteklenen kabileler, kurtuluş savaşına karar verdi ve sonuç Husi milisleri için ezici bir yenilgi oldu. Husi milisleri her cepheyi ayrı ayrı savunmaya çalışıyor, ancak tüm cephelerde bir savaşa giremiyor. Hükümet güçleri tüm cephelerde işbirliği yaptığında, bu hızlı ve kesin bir zaferle sonuçlanacak” ifadesini kullandı.
Beyda'daki savaşların bölgenin Husi milislerinin kıskacından kurtuluşuna kadar devem etmesini bekleyen Kaidi, savaşı hükümet ve onu destekleyen Arap Koalisyonu’nun bu stratejik kenti ele geçirmesi için bir fırsat olarak değerlendirdi. Kaidi “Bu savaş, devleti yeniden kurma ve darbeyi sona erdirme savaşında gerçek bir dönüm noktası olabilir” dedi.
Yemenli yetkili, kurtarılmış bölgelerde ve Husi milislerinin kontrolündeki bölgelerde, halkın Beyda'daki son zaferlere eşlik eden sevincine dikkat çekerek bunun Yemenlilerin bu çeteden kurtulma özlemini kanıtladığını vurguladı. Ayrıca halkın onları milislerin kibir ve küstahlığından kurtarmak için her türlü çabanın etrafında toplanacağını söyledi.
Amalika Tugayları’na bağlı birlikler tarafından desteklenen aşiret üyeleri, Cumartesi günü “Karanlığı Delip Geçen Parlak Yıldız" adını verdikleri bir operasyon başlattılar. Operasyon,  ez-Zahir bölgesi ve merkezinin kurtarılmasının yanı sıra, şehrin idari başkenti olan Beyda’nın eteklerine kadar ilerleme ile sonuçlandı. Bu başarı ile eş zamanlı olarak doğu tarafında da ilerlemeler kaydeden güçler, Soma’yı ele geçirerek yüzde 90’ını özgürleştirdi. Numan, Natı ve Masvarah müdürlükleri de geri alındı.
Saha kaynakları, söz konusu operasyonlardaki son gelişmelere ilişkin Şarku’l Avsat’a dün (Çarşamba) yaptıkları açıklamada, aşiret mensupları ve Amalika Tugayları’ndan oluşan ortak kuvvetlerin, Beyda kentinin batı tarafındaki Al Muzaffer aşiretlerinin yaşadığı el-Adiy bölgesinde birçok yeri kontrol edebildiğini bildirdi. 
Kaynaklar, Husilerin çok sayıda ölü ve yaralı verdiği savaşların ardından ordu güçlerinin Beyda şehrine hakim iki stratejik dağ olan Müslim ve Sevde dağlarının kontrolünü ele geçirdiğini söyledi.
Kaynaklar ayrıca, bölgedeki savaşları desteklemek için Amalika Tugayları 5’inci Tümeni’nin batı kıyısından bölgeye geldiğini belirtirken, gözlemciler ise batı kıyısındaki ortak kuvvetlerin güçleri takviye etmek ve kurtarılan bölgeleri güvence altına almak için ek kuvvetler göndermesini bekliyor.
Saha kaynaklarına göre aşiret mensupları ve ordu güçleri, Soma ilçesinin bulunduğu Beyda kentinin doğu cephesinde Husi milislerinin Abyan valiliğine komşu Mukayras ilçesine giden ikmal hatlarını kesme umuduyla saldırılara devam ediyor. 
Yemen ordusunun resmi internet sitesinde yer alan habere göre, Soma bölgesindeki aşiretlerin ve ordu unsurlarının yer aldığı ortak güçler, Salı günü Mashar, Birm, Hizan ve Medrese bölgesini ele geçirerek Küçük Akrame ve Büyük Akrame bölgeleri ile ed-Dahaki bölgesine ilerledi.
Bu ilerleme, güçlerin Cebel el-Cemacim’in stratejik bölgeleri, Şevkan Dağları, Vefa, es-Sus ve eş-Şaride bölgeleri ve el-Medahi ve Al Duman köyleri ile eş-Şecera ve Şebaa bölgelerinin kontrolünü ele geçirmesinden sonra geldi.
Batı cephesinde ise Pazartesi günü ortak kuvetler ez-Zahir bölgesinin merkezini ve aynı bölgedeki el-Hilva ve er-Ravda bölgelerini kurtardı. Arap Koalisyonu savaşçıları da ez-Zahir  bölgesindeki farklı yerlerdeki Husi noktalarını ve takviyelerini hedef aldı.
Geçtiğimiz günlerde Husilerin saflarında yaşanan hızlı çöküş, milis liderlerini üyelerini harekete geçirmeye ve Zimar ve Ibb valiliklerinden savaşçılar getirmeye sevk etti. Yerel ve hükümet kaynaklarına göre grup liderleri Beyda şehrindeki hükümet bankalarını yağmalayarak aileleriyle birlikte Sana'ya kaçtı.
Sana'daki Husi liderleri, Beyda’da kontrolleri altındaki bölgelerdeki aşiret şeyhleriyle temaslarını yoğunlaştırma yoluna giderek, para ve makam vaatleri karşılığında kendilerine savaşçılarla destek vermelerini istediler. Ayrıca, Husi unsurlarının kaçmasını önlemek için Beyda şehrine giden tüm yollarda kontrol noktaları kurdular.
Bu gelişmeler yaşanırken, Yemen Ordusu Ortak Kuvvetler Komutanı Genelkurmay Başkanı Korgeneral Sağir bin Aziz'in tüm cephelerde muharebeleri tamamlama sözü verdi. Korgeneral Aziz yaptığı açıklamada, “Halk direniş güçleri tarafından desteklenen Silahlı Kuvvetler,  Arap Koalisyonu'nun desteğiyle, tüm toprakların İran destekli Husi darbe milislerinden kurtarılması için savaşları tamamlamaya devam ediyor” dedi.
Yemen ordusunun resmi internet sitesinde (September Net) yer alan habere göre Korgeneral Aziz, tüm cephelerdeki ordu kuvvetlerinin kendilerine verilen görevleri çizilen planlar doğrultusunda yerine getirdiğini ve büyük başarılar elde ettiğini vurguladı. Ayrıca Yemen halkının artık Husi milislerinin Yemen'i yıkmak ve Yemenlileri öldürmekten başka bir amacı olmadığını anladığını ve bunu açıkça dile getirdiklerini ifade etti.
Yemen Ordusu Genelkurmay Başkanı, "Önümüzdeki günler iyi haberlerle dolu ve zafer yakında elde edilecek. Başkent Sana'da İran destekli Husi milislerine karşı gerçek bir Yemen Arap zaferini kutlayacağız” dedi.



DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.