AB’nin Körfez elçisi Patrick Simonnet, Şarku’l Avsat’a konuştu: Körfez ülkelerinin İran’ın faaliyetlerine ilişkin endişelerini anlıyoruz

Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)
Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)
TT

AB’nin Körfez elçisi Patrick Simonnet, Şarku’l Avsat’a konuştu: Körfez ülkelerinin İran’ın faaliyetlerine ilişkin endişelerini anlıyoruz

Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)
Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)

Avrupa Birliği’nin (AB) Suudi Arabistan, Umman ve Bahreyn Büyükelçisi Patrick Simonnet, Avrupa’nın, İran’ın bölgedeki faaliyetleri konusunda Körfez’le aynı endişelere sahip olduğunu söyledi. Bugünkü durumun 2015’ten farklı olduğuna dikkat çekerek, ele alınması gereken birçok konu olduğunu kaydetti.
Simmonet, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “AB, Suudilerin sosyal ve ekonomik reformlarını büyük bir hayranlıkla izliyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından üstlenilen reform gündemi ilerici, kapsamlı ve oldukça etkili” şeklinde konuştu.  Büyükelçi, Krallığın terörizme karşı savaşın bel kemiği olduğunu ifade etti.
İşte röportajın tamamı;

Suudi Arabistan ile ilişkiler
Patrick Simonnet, AB'nin Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile ilişkilerinin uzun vadeli olduğunu ve tarihte derin kökleri olduğunu vurguladı. Bu ilişkilerin resmi olarak 1980’lerde başladığına işaret eden Simonnet, Avrupa Birliği’nin o zamanlar sadece 15 ülke olduğunu Körfez’in de 6 devletten oluştuğunu belirtti.
AB Büyükelçisi, “Ortak komşularımız, tarihi ilişkilerimiz ve müşterek sorunlara sahibiz. Körfez İşbirliği Konseyi'ne ilk doğrudan yabancı yatırım sağlayıcısıyız. Çin'den sonra bölgenin ikinci büyük ticaret ortağıyız. Bugün odak noktamız ekonomik ilişkiler. 2030 Vizyonu konusunda Suudi Arabistan ile iletişim halindeyiz. Ekonomik çeşitlendirme, Avrupa Yeşil Anlaşması, iklim değişikliği ve halk sağlığı gibi meseleler üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca Suudi Arabistan’da meydana gelen sosyal açılım, kültür ve eğlence gibi birçok yeni sektörde fırsatlar keşfetmeyi de önemsiyoruz” şeklinde konuştu.
Simonnet ayrıca “Son üç yıldır her ülkenin özelliklerini göz önünde bulundurarak bir takım bireysel anlaşmaları ikili olarak müzakere ediyoruz. Suudi Arabistan'a gelince, dört yıldır müzakere ettiğimiz bir işbirliği anlaşmasına imza atmak üzereyiz. Önümüzdeki Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen Dış Politika Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı’nın ziyareti sırasında bu işbirliği ile ilgili imza atmayı umuyoruz” dedi.
Büyükelçi, Suudi Arabistan ile planlanan anlaşmanın iki taraf arasında gelecekteki işbirliği için yasal bir temel olduğunu vurguladı. Anlaşma, iklim değişikliğinin yanı sıra siyasi, ekonomik ilişkiler ve bölgesel güvenlik konularını da içeriyor. Bunun çok önemli bir siyasi hamle olduğunu ifade eden Simonnet, Suudi Arabistan’ın önemli bir ortak olduğuna işaret etti.

Suudi reformları
Avrupa Birliği'nin Riyad Büyükelçisi’ne göre, Avrupa, Suudi yönetimini ve halkını tamamen gelişmiş ve açık görüyor. Yaşlıların oranının yüksek olduğu Avrupa'nın aksine Suudi halkının çoğunun genç olduğuna dikkati çekerek, “Bu nedenle Avrupa'da kendi geleceğimizi öngörmek için Suudi Arabistan'a bakıyoruz” dedi.
Simonnet, “Suudi Arabistan ile ilişkiler konusunda bizi heyecanlandıran şey, son beş yılda gerçekleştirilen sosyal, ekonomik ve siyasi reformlardır. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından üstlenilen reform gündemi ilerici, kapsamlı ve oldukça etkili. Suudi Arabistan'ın dünyaya açılımı ve ekonomik çeşitlilik gibi konuları takip ediyoruz. Veliaht Prens'in dini reform ve ılımlı İslam konulu TV röportajını ve konuşmasını izledik. Bütün bunlar bizim için önemli. Yeşil Ortadoğu, yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen gibi tüm girişimleri ve 2030 Vizyonu reform gündemini de destekliyoruz” dedi.

İnsan hakları
Patrick Simonnet, Avrupa'nın insan hakları dosyasını şantaj için kullanması hakkında söylenenleri yalanladı. Büyükelçi bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Kimseye insan hakları dersi verdiğimizi söyleyemeyiz. Avrupa Birliği'nde birçok sorunumuz var ama devletlerle ilişkiler hukukun üstünlüğü ve kişi özgürlüğü gibi birçok ilkeye dayanıyor. Bu değerlere başkalarının da uymasını istiyoruz. Ancak şantaj yapamaz, başkalarını zorlayamaz veya onlara insan hakları dersi veremeyiz.”
AB Büyükelçisi, “Çalışmamız esas olarak denk ülkeler olarak akranlar arasında diyalog ve tartışma ile sınırlıdır. Tüm ülkelere tamamen saygı duyuyoruz. AB değerlerinin ihlal edildiği, Rusya, Çin ve İran'a yaptırım uyguladığımız bazı durumlarda başa çıkmak için araçlarımız olduğu doğru. Ama biz taraflar arasında karşılıklı saygı ve diyalog temelinde çalışıyoruz. Benim işim bu konuları tanımlama, diyalog ve tartışmaya odaklanıyor. Dünyanın geri kalanına demokrasiyi empoze etmeye çalıştığımızı okuduğumda hep şoke oluyorum ve bu doğru değil” dedi.

Körfez ile serbest ticaret
Büyükelçi Simonnet, Avrupa ile Körfez arasında bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasını geciktirmenin sorumluluğunun her iki tarafta olduğunu düşünüyor. Şu ana kadar imzalanmamasının ana nedeninin siyasi dosyalar olmadığına işaret etti.
Simonnet, “Bence karar her iki tarafa ait. Durum, ekonomik meselelerle sınırlı ve önemli bir siyasi boyutu yok (...) Şu anda müzakereleri yeniden başlatmak için teknik görüşmeleri yeniden başlatmaya çalışıyoruz. Çin, Japonya, Pakistan, Hindistan, Birleşik Krallık, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi diğer ülkelerde de ilgi var. Ama unutmayın ki biz bölgenin en büyük ikinci ticaret ortağıyız. Bu stratejik bir seçim ve en yüksek liderlik seviyelerinde akıllıca ve bilinçli bir karara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
AB Büyükelçisi, “Bu anlaşmanın karşılıklı çıkarımız doğrultusunda olduğuna inanıyorum. Karşılaştığımız tüm engelleri aşmaya çalışacağız. Anlaşmanın yüzde 98'i ortak pazar, hizmetler ve mallar gibi ekonomik konular etrafında dönüyor. Önemli ekonomik faydaları olacak (...) Siyasi boyutu çok büyük değil. Gidecek çok yolumuz var. Suudiler ABD ve İngiltere ile iyi ilişkileri olduğunu söylüyor. Ancak, unutmayın ki en büyük doğrudan yabancı yatırım sağlayıcısıyız. Biz sizin eski dostlarınızız ve ilişkilerimiz çok eskilere dayanıyor. Herhangi bir tarafı eleştirmek istemiyorum. Bu anlaşmayı imzalamak için iki tarafın da birlikte çalışması gerekiyor” dedi.

İran’la nükleer anlaşma
Patrick Simonnet, bu konuda çok fazla yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyor. Simonnet, bu konu hakkında şöyle konuştu: “Avrupa Birliği'nin Suudi Arabistan'dan çok İran'la ilgilendiği söyleniyor. Ancak Körfez bölgesinin AB için büyük önem taşıdığını vurgulamak istiyorum. İstikrar, barış ve güvenliği sağlamaya çalışıyoruz. Bölgede istikrar, barış ve güvenliği sağlamaya ve kapsamlı bir bölgesel güvenlik yapısına sahip olmaya çalışıyoruz. Körfez ülkelerinin, İran'ın balistik füze programı gibi bölgedeki faaliyetlerine ilişkin endişelerini ve çekincelerini anlıyoruz.”
AB Büyükelçisi, “Ayrıca bölgedeki tüm taraflarla ilişkiler kurmamız gerekiyor. Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği, İran ile Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) anlaşmasına ilişkin Viyana görüşmelerini koordine ediyor. ABD'nin anlaşmaya dönmesine ve İran'ın anlaşmayı tam olarak uygulamasını sağlamasına ihtiyacımız var. Kolay diyemeyiz ama üzerinde çalışıyoruz ve bahsettiğim tüm bu noktalar asla göz ardı edilemez. 2021 yılındaki dünyanın 2015'teki dünyadan farklı olduğunu anlamalıyız. Pek çok şey değişti. Ortaklarımızla ele almak ve diyalog kurmak istediğimiz birçok konu var” ifadelerini kullandı.

Yemen krizi
Büyükelçi, Avrupa Birliği'nin Yemen krizini çözmek için uluslararası ve bölgesel çabaları desteklediğini vurguladı. Yemen hükümetinin ülkeye geri dönme ve çalışmalarını sonuna kadar yürütme desteğinin de altını çizen elçi, Husileri barış çağrılarına kulak vermeme ve savaşı sürdürmekle suçladı.
Bu bağlamda, "Yemen'deki krizin başlangıcından bu yana AB, Yemen halkına yardım etmek ve siyasi bir çözüme ulaşmak için tüm imkanlarını seferber etti. Avrupa Birliği heyeti, bu yıl Aden'e döndükten sonra hükümeti ziyaret eden ilk delegasyon oldu. Tutumumuzla ilgili birçok yorum duyuyoruz. Yemen hükümetini tam olarak işlemesi, çalışmalarını geri kazanması ve Yemen halkına güvenlik ve hizmetler sağlaması için güçlü bir şekilde desteklediğimizi açıkça belirtmek isterim. Uluslararası çabanın bir parçasıyız. Suudi girişimi gibi girişimler mevcut. Biz Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD ile birlikte çalışıyoruz. Krize çözüm bulmak için tüm çabaları seferber ediyoruz. Ancak Husiler'in Marib'deki saldırılarını yoğunlaştırdığını görüyoruz ve bu konuda iletişim kurmaya çalışıyoruz. Ancak uluslararası toplumun krize gerçek bir çözüm bulmak için istişare masasına dönme çağrılarına kulak vermiyorlar. Tüm diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Terörle mücadele
Patrick Simonnet, Suudi Arabistan'ın birçok ülkenin karşı karşıya olduğu bu küresel sorun hakkında daha fazla bilgi ve deneyime sahip olduğuna işaret ederek terörle mücadelenin önemli konulardan biri olduğunu söyledi. Büyükelçi, “Suudi Arabistan'ın çabalarını destekliyoruz; Çünkü teröre karşı savaşın bel kemiğidir. Ayrıca bölgede yeni bir ılımlı İslam vizyonunu teşvik etme ve sunma çabalarını da destekliyoruz. Bu Avrupa için çok önemli. Terörle mücadele ve siber güvenlik alanında ortak bir çıkara sahibiz” dedi.

Koronavirüs ve Avrupa
Avrupa'nın koronavirüs (Kovid-19) salgını karşısında başarısız olup olmadığını sorduğumuzda Büyükelçi Simonnet'in yüzünün şekli değişti. Büyükelçi, “Soruyu sorma şekliniz heyecan verici, ABD ve Rusya’da durum, Avrupa Birliği'nden daha şiddetliydi. En fazla vaka ve ölümün kaydedildiği blok biz değildik. Hatta en büyük aşı ihracatçısı ve üreticisi olduk. Suudi Arabistan toplam 17 milyon aşıdan 11 milyonunu Avrupa Birliği'nden satın aldı. Aşı satın alıyoruz. Bu konuda iyi, gelişmiş bir sistemimiz var. Hızlı ve erken hareket edebildik. Evet, bir gecikme oldu ama herkes, eşit aşı olma şansına sahip oldu.  Küçük ülkelere yardım ettik, salgını kontrol altına aldık. Başarısızlıktan bahsedecek olursak, herkes başarısız oldu. Fakat diğerlerinden daha fazla mı başarısız olduk? Hayır” şeklinde konuştu.

 


İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.