AB’nin Körfez elçisi Patrick Simonnet, Şarku’l Avsat’a konuştu: Körfez ülkelerinin İran’ın faaliyetlerine ilişkin endişelerini anlıyoruz

Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)
Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)
TT

AB’nin Körfez elçisi Patrick Simonnet, Şarku’l Avsat’a konuştu: Körfez ülkelerinin İran’ın faaliyetlerine ilişkin endişelerini anlıyoruz

Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)
Patrick Simonnet (Fotoğraf: Abdullah ez-Zahiri)

Avrupa Birliği’nin (AB) Suudi Arabistan, Umman ve Bahreyn Büyükelçisi Patrick Simonnet, Avrupa’nın, İran’ın bölgedeki faaliyetleri konusunda Körfez’le aynı endişelere sahip olduğunu söyledi. Bugünkü durumun 2015’ten farklı olduğuna dikkat çekerek, ele alınması gereken birçok konu olduğunu kaydetti.
Simmonet, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “AB, Suudilerin sosyal ve ekonomik reformlarını büyük bir hayranlıkla izliyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından üstlenilen reform gündemi ilerici, kapsamlı ve oldukça etkili” şeklinde konuştu.  Büyükelçi, Krallığın terörizme karşı savaşın bel kemiği olduğunu ifade etti.
İşte röportajın tamamı;

Suudi Arabistan ile ilişkiler
Patrick Simonnet, AB'nin Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile ilişkilerinin uzun vadeli olduğunu ve tarihte derin kökleri olduğunu vurguladı. Bu ilişkilerin resmi olarak 1980’lerde başladığına işaret eden Simonnet, Avrupa Birliği’nin o zamanlar sadece 15 ülke olduğunu Körfez’in de 6 devletten oluştuğunu belirtti.
AB Büyükelçisi, “Ortak komşularımız, tarihi ilişkilerimiz ve müşterek sorunlara sahibiz. Körfez İşbirliği Konseyi'ne ilk doğrudan yabancı yatırım sağlayıcısıyız. Çin'den sonra bölgenin ikinci büyük ticaret ortağıyız. Bugün odak noktamız ekonomik ilişkiler. 2030 Vizyonu konusunda Suudi Arabistan ile iletişim halindeyiz. Ekonomik çeşitlendirme, Avrupa Yeşil Anlaşması, iklim değişikliği ve halk sağlığı gibi meseleler üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca Suudi Arabistan’da meydana gelen sosyal açılım, kültür ve eğlence gibi birçok yeni sektörde fırsatlar keşfetmeyi de önemsiyoruz” şeklinde konuştu.
Simonnet ayrıca “Son üç yıldır her ülkenin özelliklerini göz önünde bulundurarak bir takım bireysel anlaşmaları ikili olarak müzakere ediyoruz. Suudi Arabistan'a gelince, dört yıldır müzakere ettiğimiz bir işbirliği anlaşmasına imza atmak üzereyiz. Önümüzdeki Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen Dış Politika Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı’nın ziyareti sırasında bu işbirliği ile ilgili imza atmayı umuyoruz” dedi.
Büyükelçi, Suudi Arabistan ile planlanan anlaşmanın iki taraf arasında gelecekteki işbirliği için yasal bir temel olduğunu vurguladı. Anlaşma, iklim değişikliğinin yanı sıra siyasi, ekonomik ilişkiler ve bölgesel güvenlik konularını da içeriyor. Bunun çok önemli bir siyasi hamle olduğunu ifade eden Simonnet, Suudi Arabistan’ın önemli bir ortak olduğuna işaret etti.

Suudi reformları
Avrupa Birliği'nin Riyad Büyükelçisi’ne göre, Avrupa, Suudi yönetimini ve halkını tamamen gelişmiş ve açık görüyor. Yaşlıların oranının yüksek olduğu Avrupa'nın aksine Suudi halkının çoğunun genç olduğuna dikkati çekerek, “Bu nedenle Avrupa'da kendi geleceğimizi öngörmek için Suudi Arabistan'a bakıyoruz” dedi.
Simonnet, “Suudi Arabistan ile ilişkiler konusunda bizi heyecanlandıran şey, son beş yılda gerçekleştirilen sosyal, ekonomik ve siyasi reformlardır. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından üstlenilen reform gündemi ilerici, kapsamlı ve oldukça etkili. Suudi Arabistan'ın dünyaya açılımı ve ekonomik çeşitlilik gibi konuları takip ediyoruz. Veliaht Prens'in dini reform ve ılımlı İslam konulu TV röportajını ve konuşmasını izledik. Bütün bunlar bizim için önemli. Yeşil Ortadoğu, yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen gibi tüm girişimleri ve 2030 Vizyonu reform gündemini de destekliyoruz” dedi.

İnsan hakları
Patrick Simonnet, Avrupa'nın insan hakları dosyasını şantaj için kullanması hakkında söylenenleri yalanladı. Büyükelçi bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Kimseye insan hakları dersi verdiğimizi söyleyemeyiz. Avrupa Birliği'nde birçok sorunumuz var ama devletlerle ilişkiler hukukun üstünlüğü ve kişi özgürlüğü gibi birçok ilkeye dayanıyor. Bu değerlere başkalarının da uymasını istiyoruz. Ancak şantaj yapamaz, başkalarını zorlayamaz veya onlara insan hakları dersi veremeyiz.”
AB Büyükelçisi, “Çalışmamız esas olarak denk ülkeler olarak akranlar arasında diyalog ve tartışma ile sınırlıdır. Tüm ülkelere tamamen saygı duyuyoruz. AB değerlerinin ihlal edildiği, Rusya, Çin ve İran'a yaptırım uyguladığımız bazı durumlarda başa çıkmak için araçlarımız olduğu doğru. Ama biz taraflar arasında karşılıklı saygı ve diyalog temelinde çalışıyoruz. Benim işim bu konuları tanımlama, diyalog ve tartışmaya odaklanıyor. Dünyanın geri kalanına demokrasiyi empoze etmeye çalıştığımızı okuduğumda hep şoke oluyorum ve bu doğru değil” dedi.

Körfez ile serbest ticaret
Büyükelçi Simonnet, Avrupa ile Körfez arasında bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanmasını geciktirmenin sorumluluğunun her iki tarafta olduğunu düşünüyor. Şu ana kadar imzalanmamasının ana nedeninin siyasi dosyalar olmadığına işaret etti.
Simonnet, “Bence karar her iki tarafa ait. Durum, ekonomik meselelerle sınırlı ve önemli bir siyasi boyutu yok (...) Şu anda müzakereleri yeniden başlatmak için teknik görüşmeleri yeniden başlatmaya çalışıyoruz. Çin, Japonya, Pakistan, Hindistan, Birleşik Krallık, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi diğer ülkelerde de ilgi var. Ama unutmayın ki biz bölgenin en büyük ikinci ticaret ortağıyız. Bu stratejik bir seçim ve en yüksek liderlik seviyelerinde akıllıca ve bilinçli bir karara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
AB Büyükelçisi, “Bu anlaşmanın karşılıklı çıkarımız doğrultusunda olduğuna inanıyorum. Karşılaştığımız tüm engelleri aşmaya çalışacağız. Anlaşmanın yüzde 98'i ortak pazar, hizmetler ve mallar gibi ekonomik konular etrafında dönüyor. Önemli ekonomik faydaları olacak (...) Siyasi boyutu çok büyük değil. Gidecek çok yolumuz var. Suudiler ABD ve İngiltere ile iyi ilişkileri olduğunu söylüyor. Ancak, unutmayın ki en büyük doğrudan yabancı yatırım sağlayıcısıyız. Biz sizin eski dostlarınızız ve ilişkilerimiz çok eskilere dayanıyor. Herhangi bir tarafı eleştirmek istemiyorum. Bu anlaşmayı imzalamak için iki tarafın da birlikte çalışması gerekiyor” dedi.

İran’la nükleer anlaşma
Patrick Simonnet, bu konuda çok fazla yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyor. Simonnet, bu konu hakkında şöyle konuştu: “Avrupa Birliği'nin Suudi Arabistan'dan çok İran'la ilgilendiği söyleniyor. Ancak Körfez bölgesinin AB için büyük önem taşıdığını vurgulamak istiyorum. İstikrar, barış ve güvenliği sağlamaya çalışıyoruz. Bölgede istikrar, barış ve güvenliği sağlamaya ve kapsamlı bir bölgesel güvenlik yapısına sahip olmaya çalışıyoruz. Körfez ülkelerinin, İran'ın balistik füze programı gibi bölgedeki faaliyetlerine ilişkin endişelerini ve çekincelerini anlıyoruz.”
AB Büyükelçisi, “Ayrıca bölgedeki tüm taraflarla ilişkiler kurmamız gerekiyor. Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği, İran ile Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) anlaşmasına ilişkin Viyana görüşmelerini koordine ediyor. ABD'nin anlaşmaya dönmesine ve İran'ın anlaşmayı tam olarak uygulamasını sağlamasına ihtiyacımız var. Kolay diyemeyiz ama üzerinde çalışıyoruz ve bahsettiğim tüm bu noktalar asla göz ardı edilemez. 2021 yılındaki dünyanın 2015'teki dünyadan farklı olduğunu anlamalıyız. Pek çok şey değişti. Ortaklarımızla ele almak ve diyalog kurmak istediğimiz birçok konu var” ifadelerini kullandı.

Yemen krizi
Büyükelçi, Avrupa Birliği'nin Yemen krizini çözmek için uluslararası ve bölgesel çabaları desteklediğini vurguladı. Yemen hükümetinin ülkeye geri dönme ve çalışmalarını sonuna kadar yürütme desteğinin de altını çizen elçi, Husileri barış çağrılarına kulak vermeme ve savaşı sürdürmekle suçladı.
Bu bağlamda, "Yemen'deki krizin başlangıcından bu yana AB, Yemen halkına yardım etmek ve siyasi bir çözüme ulaşmak için tüm imkanlarını seferber etti. Avrupa Birliği heyeti, bu yıl Aden'e döndükten sonra hükümeti ziyaret eden ilk delegasyon oldu. Tutumumuzla ilgili birçok yorum duyuyoruz. Yemen hükümetini tam olarak işlemesi, çalışmalarını geri kazanması ve Yemen halkına güvenlik ve hizmetler sağlaması için güçlü bir şekilde desteklediğimizi açıkça belirtmek isterim. Uluslararası çabanın bir parçasıyız. Suudi girişimi gibi girişimler mevcut. Biz Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD ile birlikte çalışıyoruz. Krize çözüm bulmak için tüm çabaları seferber ediyoruz. Ancak Husiler'in Marib'deki saldırılarını yoğunlaştırdığını görüyoruz ve bu konuda iletişim kurmaya çalışıyoruz. Ancak uluslararası toplumun krize gerçek bir çözüm bulmak için istişare masasına dönme çağrılarına kulak vermiyorlar. Tüm diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Terörle mücadele
Patrick Simonnet, Suudi Arabistan'ın birçok ülkenin karşı karşıya olduğu bu küresel sorun hakkında daha fazla bilgi ve deneyime sahip olduğuna işaret ederek terörle mücadelenin önemli konulardan biri olduğunu söyledi. Büyükelçi, “Suudi Arabistan'ın çabalarını destekliyoruz; Çünkü teröre karşı savaşın bel kemiğidir. Ayrıca bölgede yeni bir ılımlı İslam vizyonunu teşvik etme ve sunma çabalarını da destekliyoruz. Bu Avrupa için çok önemli. Terörle mücadele ve siber güvenlik alanında ortak bir çıkara sahibiz” dedi.

Koronavirüs ve Avrupa
Avrupa'nın koronavirüs (Kovid-19) salgını karşısında başarısız olup olmadığını sorduğumuzda Büyükelçi Simonnet'in yüzünün şekli değişti. Büyükelçi, “Soruyu sorma şekliniz heyecan verici, ABD ve Rusya’da durum, Avrupa Birliği'nden daha şiddetliydi. En fazla vaka ve ölümün kaydedildiği blok biz değildik. Hatta en büyük aşı ihracatçısı ve üreticisi olduk. Suudi Arabistan toplam 17 milyon aşıdan 11 milyonunu Avrupa Birliği'nden satın aldı. Aşı satın alıyoruz. Bu konuda iyi, gelişmiş bir sistemimiz var. Hızlı ve erken hareket edebildik. Evet, bir gecikme oldu ama herkes, eşit aşı olma şansına sahip oldu.  Küçük ülkelere yardım ettik, salgını kontrol altına aldık. Başarısızlıktan bahsedecek olursak, herkes başarısız oldu. Fakat diğerlerinden daha fazla mı başarısız olduk? Hayır” şeklinde konuştu.

 


Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.