Umman Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: “Bölgesel konularda Riyad ile koordineli çalışıyoruz ve İsrail ile normalleşen üçüncü Körfez ülkesi olmayacağız”

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi
TT

Umman Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: “Bölgesel konularda Riyad ile koordineli çalışıyoruz ve İsrail ile normalleşen üçüncü Körfez ülkesi olmayacağız”

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık arasında yarın (11 Temmuz) Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki Neom şehrinde yapılması planlanan zirvenin, iki ülke arasında koordinasyon konseyinin kurulmasına tanık olacağını söyledi. Bedr bin Hamad, bu konseyin, ülkelerin imzalamayı planladığı birçok anlaşmayı şekillendireceğini belirtti.
Bakan, Suudi- Umman Koordinasyon Konseyi’nin iki ülke arasındaki iş birliğinin bir sonraki aşamasını çerçeveleyen şemsiyeyi oluşturacağını söyledi. Bakan, bu iş birliğinin ‘ortak çıkarları ve faydaları destekleyen tüm alanlarda birçok anlaşmanın ve mutabakat zaptının imzalanmasını da içermesi beklendiğini’ ifade etti.
Umman Dışişleri Bakanı, ‘özellikle de iki ülke arasındaki ilk doğrudan kara sınırının beklenen tarihi açılışı ve bunu takip edebilecek gelecek vaat eden lojistik projeler ve bütünleştirici altyapı ışığında’ iki ülke arasındaki ilişkilerin yakın bir gelecekte iş birliği ve ortaklık alanlarında bir sıçramaya tanık olacağını belirtti. Suudi Arabistan Krallığı’nın ve Umman Sultanlığı’nın, başta Yemen meselesi olmak üzere birçok bölgesel konuda yoğun bir şekilde uyum sağladığını aktaran Bedr bin Hamad, Suudi Arabistan’ın Yemen’de ateşkes girişimine, Riyad Anlaşması’na ve uluslararası temsilci ve ABD’nin Yemen Temsilcisinin çabalarına desteğini dile getirdi. Bu çerçevede Busaidi, geçen ay bir Umman heyetinin Sana’yı ziyaretine eşlik eden söylentilere göre Yemen krizini çözmek için bir Umman girişiminin var olduğunu yalanladı. Bakan, Umman girişiminin mevcut olmadığını, aksine tüm tarafları uzlaştırmaya yönelik Umman çabalarının var olduğunu vurguladı.
Umman Dışişleri Bakanı, İbrahim Reisi’nin cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından İran’ın bölgedeki davranışlarına ilişkin değişiklik beklentileri hususunda “İnançlar, buna yönelik siyasi irade diyalog ve anlayış yoluyla toplu ve karşılıklı olarak mevcutsa her davranış, değişime ve gelişmeye tabidir” dedi. Aynı şekilde ülkesinin Tahran ile bölgesel bir diyalog düzenleme girişimini de reddederken, “Biz böyle bir çaba göstermiyoruz. Herhangi bir bölgesel diyalog, bölge ülkelerinin kendilerinden kaynaklanmalıdır” dedi.
Arap düzeyinde ise Dışişleri Bakanı, ülkesinin Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünü desteklediğini söyledi. Umman Sultanı, geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda yeniden seçilmesinin ardından Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’i tebrik eden ilk Körfez lideriydi. Geçtiğimiz Mart ayında Maskat, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ı da kabul etti.
İsrail ile ilişkiler hususuna da değinen Bedr bin Hamad, ülkesinin iki devletli çözüm temelinde adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın sağlanmasını desteklediğini vurguladı. Bakan, aynı zamanda Umman’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’den sonra İsrail ile ilişkilerini normalleştiren üçüncü Körfez ülkesi olduğunu da reddetti.
İşte Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi’nin Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı;

Ortak koordinasyon

Suudi Arabistan- Umman ilişkileri istikrarlı bir koordinasyona tanık oluyor. Bu koordinasyonu, özellikle son aylarda sıklığındaki artışla birlikte, içinde bulunduğumuz dönemde nasıl tanımlarsınız?
Birçok çıkarı paylaşan Sultanlık ve Krallık arasındaki koşullar gibi başta kardeşler, komşu ülkeler veya bir bölgeye ait olanlar arasında koordinasyon ve istişare her zaman gerekli ve zorunludur.

Bu yıl Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan ile birkaç defa görüştünüz. Bunların arasında son iki ayda üç toplantı yapıldı. İki ülke arasındaki artan diplomatik koordinasyon neyi gösteriyor?
Geçtiğimiz haftalarda aramızdaki bu diplomatik hareket ve koordinasyon, esas olarak Suudi Arabistan Kralı ve Umman Sultanı arasında bir zirveye hazırlık olarak geldi.

Umman Sultanlığı’nın bölgesel sorunlara ortak çözümler bulmak için Suudi Arabistan ile koordine ettiği en belirgin siyasi meseleler nelerdir?
Birçok konu var. Ama ister Yemen düzeyinde, isterse de bölgesel düzeyde ve uluslararası arenada olsun sorunuza cevaben, büyük ilgi gören Yemen meselesine değineceğim. Komşuluk, din, dil, birçok kültürel ve sosyal bağımız olan bu ülkenin barış ve istikrara kavuşması için kardeş Yemen halkının çektiği acıları sona erdirmek, devam eden savaşı sonlandırmak ve ülkeyi mümkün olan en iyi şekilde barış ve istikrara kavuşturmak için durmadan çalışıyoruz.

Geçtiğimiz Ocak ayında Suudi Arabistan’da düzenlenen el-Ula zirvesi, Körfez uzlaşmasına tanık oldu. Uzlaşıyı tesis etmede, ortak Körfez eylemini desteklemede ve bu zirvenin sonuçlarını takip etmede Umman’ın rolü nedir?
Umman’ın rolü, başlangıçtan itibaren, merhum Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el‑Ahmed es‑Sabah tarafından yönetilen ve Şeyh Nevaf el-Ahmed es-Sabah tarafından tamamlanan Kuveyt arabuluculuğunu desteklemeye odaklandı. Konsey ülkelerinin halklarına ve geleceklerine hizmette liderlerimizin kararlarında ve direktiflerinde şart koşulan Körfez iş birliğinin çeşitli yollarını desteklemek için şu an Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) dışişleri bakanları ve Konsey Genel Sekreteri olan kardeşlerimizle birlikte çalışıyoruz. Bu adım, Ocak ayında el-Ula’da düzenlenen Sultan Kabus ve Şeyh Sabah zirvesinin sonuçlarını takiben gelişti.

Sultanlık, özellikle ekonomik alanlarda olmak üzere Körfez ortak iş birliğini güçlendirmenin önemini nasıl değerlendiriyor? Ortak ülkeler, petrol fiyatlarındaki düşüşün ve koronavirüs pandemisinin ekonomik etkilerinden mustarip mi?
Evet, koronavirüs pandemisinin ekonomik etkilerinin boyutu ve petrol fiyatlarındaki düşüş kimseden gizlenmiyor. Bu durum, bu aşamada bu krizi ele almak için tek bir Körfez sistemi ve iş birliği çerçevesinde her zamankinden daha fazla odağımızı gerektiriyor. Süreç asla kolay değil. Hepimizin bazı mekanizmaları, politikaları ve öncelikleri gözden geçirmesini ve güncellemesini gerektirebilir. Belki zararlı ve faydalıdır. Ülkelerimizin hükümetlerinin ve halklarının, daha güçlü, daha sağlam, daha kararlı ve başarılı şekilde bu zorlukların üstesinden gelme yeteneğine güveniyoruz.

Birkaç gün önce Suudi ve Ummanlı yetkililer arasında, sanayi ve madencilik sektörlerinde iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirme fırsatlarını görüşmek üzere bir ekonomik toplantı düzenlendi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile yaptığınız görüşmede, iki ülkenin enerji sektörlerine dair ticaret, yatırım, turizm ve iş birliği fırsatlarını destekleyen yeni ufuklar açma yönelimini dile getirdiniz. İki ülke arasındaki ortak iş birliği beklentilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İş birliği olasılıkları büyüktür ve bahsettiğiniz tüm alanlarda olmasa da bir dizi alanda ortaklık temelinde, ciddi ve uygulanabilir bir şekilde yatırım için birçok fırsatın habercisidir. Lojistik alanın, özellikle de iki ülke arasındaki ilk doğrudan kara sınır kapısının beklenen tarihi açılışı ışığında, en önemli iş birliği ve ortaklık alanlarından biri olarak kabul edileceğine inanıyorum. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönemin, Suudi Arabistan 2030 ve Umman’ın 2040 vizyonundan yararlanarak, resmi düzeyde ve özel sektörde önemli bir harekete tanık olmasını bekliyorum. Aynı şekilde iki komşu ülkenin coğrafi konumunun avantajlarından, iki ülke arasındaki bölge içi pazarlardan, bölgesel ve küresel olarak geniş ilişki ağlarından fayda sağlayacağına inanıyorum.

İki ülkenin, Suudi-Umman Yüksek Koordinasyon Konseyi kurduğuna dair haberler çıktı. Bu konseyin özellikleri nelerdir? İki ülke arasındaki ortak iş birliğine ne katıyor?
Evet. Suudi Arabistan ve KİK ülkeleri arasında var olana benzer bir koordinasyon konseyinin olması çok doğal. Bu durum, aramızdaki iş birliğinin bir sonraki aşamasını çerçeveleyen bir şemsiye ve referans sağlayacaktır. Bu iş birliğinin ise kendi içinde, ortak çıkarları ve faydaları destekleyen tüm alanlarda birçok anlaşmanın ve mutabakat muhtırasının imzalanmasını da içermesi bekleniyor.

Bölgesel istikrar

Sultanlık, bölgede güvenlik, istikrar ve barışın temel direklerini sağlamlaştırmak için çalıştığını belirtiyor. Yemen krizinin çözümünde attığınız en önemli adımlar nelerdir?
Krizin çözümüne yönelik en belirgin adımlar, hem BM Genel Sekreteri’nin Yemen Temsilcisi aracılığıyla BM çabaları çerçevesinde, hem de onunla ve ABD Temsilcisi ile daimi koordinasyonumuz çerçevesinde bu konudaki çabalara sınırsız destekte temsil edilmektedir. Aynı şekilde Suudi Arabistan Krallığı’nın çaba ve girişimine ve Riyad Anlaşması’na da destek vermekteyiz. Ortak amacımız, tüm tarafların endişelerine saygı temelinde bu çatışmayı sona erdirmek, istenen istikrarı ve Yemen ile komşu ülkeler arasında bir arada yaşamamızı güvence altına alan uzlaşı anlayışlarına ulaşmaya yardımcı olmaktır.

Haberlerde, özellikle de bir Umman heyetinin geçen ay Sana’ya ziyarette bulunması sonrasında Yemen krizini çözmek için bir Umman girişiminden söz ediliyor. Bu girişim, neye dayanıyor?
Umman girişimi yoktur. Aksine tüm tarafları uzlaştırmaya yönelik Umman çabaları vardır.

Sultanlık, Yemen’deki çatışma taraflarını müzakere masasına oturtmaya ve oradaki krizi çözmeye teşvik etmek için hangi adımları attı?
Tüm tarafların krizi çözmeyi ve barış sağlamayı istediğine inanıyoruz. Bakış açılarını yakınlaştırmaya ve aralarındaki tüm anlaşmazlıkları gidermeye çalışarak bunu başarmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz Nisan ayında Maskat, Husi yetkililerle bir araya gelen İran Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. Yemen krizinde İran’ın rolünü nasıl tanımlarsınız?
İran’ın rolünün, aradığımız barış ve istikrara ulaşma çabalarını desteklediğine inanıyoruz.

ABD yönetiminin değişmesi, İran’da yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesi ve nükleer anlaşmaya dönüşün yaklaşmasıyla birlikte İran’ın bölge ülkelerine yönelik davranışlarında bir değişiklik bekliyor musunuz?
İnançlar, buna yönelik siyasi irade diyalog ve anlayış yoluyla toplu ve karşılıklı olarak mevcutsa her davranış, değişime ve gelişmeye tabidir. Biz, bu kanaatlerin ve bu iradenin artık bölgesel güvenlik ve istikrarın çıkarına geliştiğiniz hissediyoruz.

Umman Sultanlığı, Tahran’la bölgesel diyalog çabalarına öncülük ediyor mu?
Hayır. Biz böyle bir çaba göstermiyoruz. Her türlü bölgesel diyalog, bölge ülkelerinin kendilerinden kaynaklanmalıdır. Uluslarımızın kolektif yararları ve çıkarları için bu durumu destekliyor ve teşvik ediyoruz.

Arap ilişkileri

Arap düzeyinde, Sayın Sultan, yeniden seçilmesinin ardından Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’i tebrik eden ilk Körfez lideriydi. Aynı şekilde geçen Mart ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ı kabul ettiniz ve Umman Sultanlığı, Bakanın ziyaret ettiği ilk Arap ülkesi oldu. Maskat, Suriye’nin Körfez ülkeleriyle ilişkilerini onarmada ve Şam’ı Arap Birliği’ne geri döndürmede çok önemli bir rol oynayabilir mi?
Suriye’nin Arap Birliği’ne geri dönüşünü destekliyor, her zaman ve her koşulda kardeşlik ilişkilerinin yeniden başlaması ve Arap-Arap ortamının sağlanması çağrısında bulunuyoruz.

Birkaç gün önce İsrail’in yeni Dışişleri Bakanı Yair Lapid ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiniz. Umman Dışişleri Bakanlığı, görüşme sırasında, başta ‘başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması’ olmak üzere Umman barış politikasının değişmezlerini vurguladığınızı açıkladı. Öte yandan İbrahim Anlaşmalarını memnuniyetle karşıladınız. Umman, üçüncü Körfez ülkesi olarak İsrail ile ilişkilerini normalleştirme yolunda ilerleyecek mi?
Umman, iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın sağlanması ilkesine inanmaktadır. Arap barış girişimi ve uluslararası meşruiyet tarafından onaylanan tek seçenek budur. Bahsettiğim gibi üçüncü Körfez ülkesi olmayacağız. Filistin halkının meşru haklarının yanındayız ve devletlerin egemen kararlarına saygı duyuyoruz, tıpkı başkalarının bizim egemen kararlarımıza saygı duymasını beklediğimiz gibi.

 


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.


Suudi Arabistan Medya Forumu ödüllerinin kazananları açıklandı

Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Medya Forumu ödüllerinin kazananları açıklandı

Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Medya Forumu dün akşam Riyad’da düzenlenen törenle ödül kazananları onurlandırdı. Törene çok sayıda medya mensubu katıldı.

Suudi televizyonunda haber spikeri olarak görev yapan Dr. Hüseyin en-Neccar, ‘Yılın Medya Kişiliği’ ödülüne layık görüldü. Şarku’l Avsat ise iki ödül kazandı. Gazetenin yazarlarından Dr. Muhammed Rumeyhi, gazetecilikteki uzun soluklu deneyimi dolayısıyla ‘köşe yazısı’ dalında ödül alırken, gazeteci Abdülhadi Habtur, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı röportajla ‘gazetecilik söyleşisi’ dalında ödüle layık görüldü. Ödüller, forumun kapanışı kapsamında dün akşam düzenlenen törende takdim edildi.

El-İktisadiyye gazetesi, gazeteci Halid el-Bedr imzasını taşıyan çalışmayla ‘gazetecilik dosyası’ dalında ödül kazanırken, araştırmacı Lema es-Sehli ise ‘medya alanlarında akademik araştırma’ dalında ödülün sahibi oldu.

dcf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, Dr. Hüseyin en-Neccar'a ‘Yılın Medya Kişiliği’ ödülünü takdim etti. (Şarku’l Avsat)

İçerik ödülleri kapsamında, ABD’den Luma AI ‘yapay zekâ ile üretilen içerik’ dalında ödüle layık görüldü. Fas’tan Rashid Show programı toplumsal sohbet temalı televizyon programları dalında ödül kazanırken, Podcast 1949 ise söyleşi temalı podcast programları kategorisinde birincilik elde etti.

Suudi Arabistan Ulusal Günü’ne yönelik en iyi medya çalışması ödülü, Turizm Geliştirme Fonu’nun hazırladığı ‘Suudi Arabistan hakkında neler duydunuz?’ adlı çalışmaya verildi. Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘el-Avca’ filmi, Suudi Arabistan Kuruluş Günü için en iyi medya çalışması ödülüne layık görülürken, Vizyon 2030 sosyal medya hesabına ait ‘Bayrağımız bizim adımıza konuşuyor’ çalışması ise Bayrak Günü çalışmalarına yönelik ödülün sahibi oldu.

Forumun özel ödülleri kapsamında, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) Genel Müdürü Dr. Abdullah er-Rebia, ‘Küresel Öncü’ ödülüne layık görüldü.

dcfgthy
Abdulhadi Habtur ‘gazetecilik söyleşisi’ ödülünü aldı. (Şarku’l Avsat)

Karar alıcılar, düşünce liderleri ve dünyanın farklı ülkelerinden 300’ü aşkın yönetici ve uzmanın yoğun katılımıyla düzenlenen 5. Suudi Arabistan Medya Forumu’nda gerçekleştirilen paneller, medya sektörünün yaşadığı hızlı dönüşümleri anlamaya ve geleceği keşfetmeye yönelik kapsamlı bir çalışma platformu niteliği taşıdı.

Suudi Arabistan Medya Forumu 2026, benzeri görülmemiş bir ilgiye sahne oldu. Dünyadaki en büyük medya etkinliği olarak kayda geçen forumu 65 bin 603 kişi ziyaret ederken, bu rakamla Guinness Rekorlar Kitabı sertifikası da elde edildi.