Umman Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: “Bölgesel konularda Riyad ile koordineli çalışıyoruz ve İsrail ile normalleşen üçüncü Körfez ülkesi olmayacağız”

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi
TT

Umman Dışişleri Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: “Bölgesel konularda Riyad ile koordineli çalışıyoruz ve İsrail ile normalleşen üçüncü Körfez ülkesi olmayacağız”

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık arasında yarın (11 Temmuz) Suudi Arabistan’ın kuzeybatısındaki Neom şehrinde yapılması planlanan zirvenin, iki ülke arasında koordinasyon konseyinin kurulmasına tanık olacağını söyledi. Bedr bin Hamad, bu konseyin, ülkelerin imzalamayı planladığı birçok anlaşmayı şekillendireceğini belirtti.
Bakan, Suudi- Umman Koordinasyon Konseyi’nin iki ülke arasındaki iş birliğinin bir sonraki aşamasını çerçeveleyen şemsiyeyi oluşturacağını söyledi. Bakan, bu iş birliğinin ‘ortak çıkarları ve faydaları destekleyen tüm alanlarda birçok anlaşmanın ve mutabakat zaptının imzalanmasını da içermesi beklendiğini’ ifade etti.
Umman Dışişleri Bakanı, ‘özellikle de iki ülke arasındaki ilk doğrudan kara sınırının beklenen tarihi açılışı ve bunu takip edebilecek gelecek vaat eden lojistik projeler ve bütünleştirici altyapı ışığında’ iki ülke arasındaki ilişkilerin yakın bir gelecekte iş birliği ve ortaklık alanlarında bir sıçramaya tanık olacağını belirtti. Suudi Arabistan Krallığı’nın ve Umman Sultanlığı’nın, başta Yemen meselesi olmak üzere birçok bölgesel konuda yoğun bir şekilde uyum sağladığını aktaran Bedr bin Hamad, Suudi Arabistan’ın Yemen’de ateşkes girişimine, Riyad Anlaşması’na ve uluslararası temsilci ve ABD’nin Yemen Temsilcisinin çabalarına desteğini dile getirdi. Bu çerçevede Busaidi, geçen ay bir Umman heyetinin Sana’yı ziyaretine eşlik eden söylentilere göre Yemen krizini çözmek için bir Umman girişiminin var olduğunu yalanladı. Bakan, Umman girişiminin mevcut olmadığını, aksine tüm tarafları uzlaştırmaya yönelik Umman çabalarının var olduğunu vurguladı.
Umman Dışişleri Bakanı, İbrahim Reisi’nin cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından İran’ın bölgedeki davranışlarına ilişkin değişiklik beklentileri hususunda “İnançlar, buna yönelik siyasi irade diyalog ve anlayış yoluyla toplu ve karşılıklı olarak mevcutsa her davranış, değişime ve gelişmeye tabidir” dedi. Aynı şekilde ülkesinin Tahran ile bölgesel bir diyalog düzenleme girişimini de reddederken, “Biz böyle bir çaba göstermiyoruz. Herhangi bir bölgesel diyalog, bölge ülkelerinin kendilerinden kaynaklanmalıdır” dedi.
Arap düzeyinde ise Dışişleri Bakanı, ülkesinin Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünü desteklediğini söyledi. Umman Sultanı, geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda yeniden seçilmesinin ardından Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’i tebrik eden ilk Körfez lideriydi. Geçtiğimiz Mart ayında Maskat, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ı da kabul etti.
İsrail ile ilişkiler hususuna da değinen Bedr bin Hamad, ülkesinin iki devletli çözüm temelinde adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın sağlanmasını desteklediğini vurguladı. Bakan, aynı zamanda Umman’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’den sonra İsrail ile ilişkilerini normalleştiren üçüncü Körfez ülkesi olduğunu da reddetti.
İşte Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi’nin Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı;

Ortak koordinasyon

Suudi Arabistan- Umman ilişkileri istikrarlı bir koordinasyona tanık oluyor. Bu koordinasyonu, özellikle son aylarda sıklığındaki artışla birlikte, içinde bulunduğumuz dönemde nasıl tanımlarsınız?
Birçok çıkarı paylaşan Sultanlık ve Krallık arasındaki koşullar gibi başta kardeşler, komşu ülkeler veya bir bölgeye ait olanlar arasında koordinasyon ve istişare her zaman gerekli ve zorunludur.

Bu yıl Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan ile birkaç defa görüştünüz. Bunların arasında son iki ayda üç toplantı yapıldı. İki ülke arasındaki artan diplomatik koordinasyon neyi gösteriyor?
Geçtiğimiz haftalarda aramızdaki bu diplomatik hareket ve koordinasyon, esas olarak Suudi Arabistan Kralı ve Umman Sultanı arasında bir zirveye hazırlık olarak geldi.

Umman Sultanlığı’nın bölgesel sorunlara ortak çözümler bulmak için Suudi Arabistan ile koordine ettiği en belirgin siyasi meseleler nelerdir?
Birçok konu var. Ama ister Yemen düzeyinde, isterse de bölgesel düzeyde ve uluslararası arenada olsun sorunuza cevaben, büyük ilgi gören Yemen meselesine değineceğim. Komşuluk, din, dil, birçok kültürel ve sosyal bağımız olan bu ülkenin barış ve istikrara kavuşması için kardeş Yemen halkının çektiği acıları sona erdirmek, devam eden savaşı sonlandırmak ve ülkeyi mümkün olan en iyi şekilde barış ve istikrara kavuşturmak için durmadan çalışıyoruz.

Geçtiğimiz Ocak ayında Suudi Arabistan’da düzenlenen el-Ula zirvesi, Körfez uzlaşmasına tanık oldu. Uzlaşıyı tesis etmede, ortak Körfez eylemini desteklemede ve bu zirvenin sonuçlarını takip etmede Umman’ın rolü nedir?
Umman’ın rolü, başlangıçtan itibaren, merhum Kuveyt Emiri Şeyh Sabah el‑Ahmed es‑Sabah tarafından yönetilen ve Şeyh Nevaf el-Ahmed es-Sabah tarafından tamamlanan Kuveyt arabuluculuğunu desteklemeye odaklandı. Konsey ülkelerinin halklarına ve geleceklerine hizmette liderlerimizin kararlarında ve direktiflerinde şart koşulan Körfez iş birliğinin çeşitli yollarını desteklemek için şu an Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) dışişleri bakanları ve Konsey Genel Sekreteri olan kardeşlerimizle birlikte çalışıyoruz. Bu adım, Ocak ayında el-Ula’da düzenlenen Sultan Kabus ve Şeyh Sabah zirvesinin sonuçlarını takiben gelişti.

Sultanlık, özellikle ekonomik alanlarda olmak üzere Körfez ortak iş birliğini güçlendirmenin önemini nasıl değerlendiriyor? Ortak ülkeler, petrol fiyatlarındaki düşüşün ve koronavirüs pandemisinin ekonomik etkilerinden mustarip mi?
Evet, koronavirüs pandemisinin ekonomik etkilerinin boyutu ve petrol fiyatlarındaki düşüş kimseden gizlenmiyor. Bu durum, bu aşamada bu krizi ele almak için tek bir Körfez sistemi ve iş birliği çerçevesinde her zamankinden daha fazla odağımızı gerektiriyor. Süreç asla kolay değil. Hepimizin bazı mekanizmaları, politikaları ve öncelikleri gözden geçirmesini ve güncellemesini gerektirebilir. Belki zararlı ve faydalıdır. Ülkelerimizin hükümetlerinin ve halklarının, daha güçlü, daha sağlam, daha kararlı ve başarılı şekilde bu zorlukların üstesinden gelme yeteneğine güveniyoruz.

Birkaç gün önce Suudi ve Ummanlı yetkililer arasında, sanayi ve madencilik sektörlerinde iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirme fırsatlarını görüşmek üzere bir ekonomik toplantı düzenlendi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile yaptığınız görüşmede, iki ülkenin enerji sektörlerine dair ticaret, yatırım, turizm ve iş birliği fırsatlarını destekleyen yeni ufuklar açma yönelimini dile getirdiniz. İki ülke arasındaki ortak iş birliği beklentilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İş birliği olasılıkları büyüktür ve bahsettiğiniz tüm alanlarda olmasa da bir dizi alanda ortaklık temelinde, ciddi ve uygulanabilir bir şekilde yatırım için birçok fırsatın habercisidir. Lojistik alanın, özellikle de iki ülke arasındaki ilk doğrudan kara sınır kapısının beklenen tarihi açılışı ışığında, en önemli iş birliği ve ortaklık alanlarından biri olarak kabul edileceğine inanıyorum. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönemin, Suudi Arabistan 2030 ve Umman’ın 2040 vizyonundan yararlanarak, resmi düzeyde ve özel sektörde önemli bir harekete tanık olmasını bekliyorum. Aynı şekilde iki komşu ülkenin coğrafi konumunun avantajlarından, iki ülke arasındaki bölge içi pazarlardan, bölgesel ve küresel olarak geniş ilişki ağlarından fayda sağlayacağına inanıyorum.

İki ülkenin, Suudi-Umman Yüksek Koordinasyon Konseyi kurduğuna dair haberler çıktı. Bu konseyin özellikleri nelerdir? İki ülke arasındaki ortak iş birliğine ne katıyor?
Evet. Suudi Arabistan ve KİK ülkeleri arasında var olana benzer bir koordinasyon konseyinin olması çok doğal. Bu durum, aramızdaki iş birliğinin bir sonraki aşamasını çerçeveleyen bir şemsiye ve referans sağlayacaktır. Bu iş birliğinin ise kendi içinde, ortak çıkarları ve faydaları destekleyen tüm alanlarda birçok anlaşmanın ve mutabakat muhtırasının imzalanmasını da içermesi bekleniyor.

Bölgesel istikrar

Sultanlık, bölgede güvenlik, istikrar ve barışın temel direklerini sağlamlaştırmak için çalıştığını belirtiyor. Yemen krizinin çözümünde attığınız en önemli adımlar nelerdir?
Krizin çözümüne yönelik en belirgin adımlar, hem BM Genel Sekreteri’nin Yemen Temsilcisi aracılığıyla BM çabaları çerçevesinde, hem de onunla ve ABD Temsilcisi ile daimi koordinasyonumuz çerçevesinde bu konudaki çabalara sınırsız destekte temsil edilmektedir. Aynı şekilde Suudi Arabistan Krallığı’nın çaba ve girişimine ve Riyad Anlaşması’na da destek vermekteyiz. Ortak amacımız, tüm tarafların endişelerine saygı temelinde bu çatışmayı sona erdirmek, istenen istikrarı ve Yemen ile komşu ülkeler arasında bir arada yaşamamızı güvence altına alan uzlaşı anlayışlarına ulaşmaya yardımcı olmaktır.

Haberlerde, özellikle de bir Umman heyetinin geçen ay Sana’ya ziyarette bulunması sonrasında Yemen krizini çözmek için bir Umman girişiminden söz ediliyor. Bu girişim, neye dayanıyor?
Umman girişimi yoktur. Aksine tüm tarafları uzlaştırmaya yönelik Umman çabaları vardır.

Sultanlık, Yemen’deki çatışma taraflarını müzakere masasına oturtmaya ve oradaki krizi çözmeye teşvik etmek için hangi adımları attı?
Tüm tarafların krizi çözmeyi ve barış sağlamayı istediğine inanıyoruz. Bakış açılarını yakınlaştırmaya ve aralarındaki tüm anlaşmazlıkları gidermeye çalışarak bunu başarmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz Nisan ayında Maskat, Husi yetkililerle bir araya gelen İran Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. Yemen krizinde İran’ın rolünü nasıl tanımlarsınız?
İran’ın rolünün, aradığımız barış ve istikrara ulaşma çabalarını desteklediğine inanıyoruz.

ABD yönetiminin değişmesi, İran’da yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesi ve nükleer anlaşmaya dönüşün yaklaşmasıyla birlikte İran’ın bölge ülkelerine yönelik davranışlarında bir değişiklik bekliyor musunuz?
İnançlar, buna yönelik siyasi irade diyalog ve anlayış yoluyla toplu ve karşılıklı olarak mevcutsa her davranış, değişime ve gelişmeye tabidir. Biz, bu kanaatlerin ve bu iradenin artık bölgesel güvenlik ve istikrarın çıkarına geliştiğiniz hissediyoruz.

Umman Sultanlığı, Tahran’la bölgesel diyalog çabalarına öncülük ediyor mu?
Hayır. Biz böyle bir çaba göstermiyoruz. Her türlü bölgesel diyalog, bölge ülkelerinin kendilerinden kaynaklanmalıdır. Uluslarımızın kolektif yararları ve çıkarları için bu durumu destekliyor ve teşvik ediyoruz.

Arap ilişkileri

Arap düzeyinde, Sayın Sultan, yeniden seçilmesinin ardından Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’i tebrik eden ilk Körfez lideriydi. Aynı şekilde geçen Mart ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ı kabul ettiniz ve Umman Sultanlığı, Bakanın ziyaret ettiği ilk Arap ülkesi oldu. Maskat, Suriye’nin Körfez ülkeleriyle ilişkilerini onarmada ve Şam’ı Arap Birliği’ne geri döndürmede çok önemli bir rol oynayabilir mi?
Suriye’nin Arap Birliği’ne geri dönüşünü destekliyor, her zaman ve her koşulda kardeşlik ilişkilerinin yeniden başlaması ve Arap-Arap ortamının sağlanması çağrısında bulunuyoruz.

Birkaç gün önce İsrail’in yeni Dışişleri Bakanı Yair Lapid ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiniz. Umman Dışişleri Bakanlığı, görüşme sırasında, başta ‘başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması’ olmak üzere Umman barış politikasının değişmezlerini vurguladığınızı açıkladı. Öte yandan İbrahim Anlaşmalarını memnuniyetle karşıladınız. Umman, üçüncü Körfez ülkesi olarak İsrail ile ilişkilerini normalleştirme yolunda ilerleyecek mi?
Umman, iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın sağlanması ilkesine inanmaktadır. Arap barış girişimi ve uluslararası meşruiyet tarafından onaylanan tek seçenek budur. Bahsettiğim gibi üçüncü Körfez ülkesi olmayacağız. Filistin halkının meşru haklarının yanındayız ve devletlerin egemen kararlarına saygı duyuyoruz, tıpkı başkalarının bizim egemen kararlarımıza saygı duymasını beklediğimiz gibi.

 


Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.