Husiler lise sınav sorularını ‘kendi öğrencilerine’ sızdırmakla suçlanıyor

Bir öğretmen Sana’daki bir okulda sınav öncesi öğrencinin üzerini arıyor. (EPA)
Bir öğretmen Sana’daki bir okulda sınav öncesi öğrencinin üzerini arıyor. (EPA)
TT

Husiler lise sınav sorularını ‘kendi öğrencilerine’ sızdırmakla suçlanıyor

Bir öğretmen Sana’daki bir okulda sınav öncesi öğrencinin üzerini arıyor. (EPA)
Bir öğretmen Sana’daki bir okulda sınav öncesi öğrencinin üzerini arıyor. (EPA)

Yemen’in başkenti Sana’daki eğitim kaynakları, Yahya el-Husi’nin kardeşi tarafından yürütülen Eğitim Sektöründen sorumlu Husi milislerinin, milis liderleri ve gruptaki yüksek pozisyonda bulunan kimselerin çocuklarının iyi dereceler elde etmelerini sağlamak amacıyla birkaç gün önce yapılan lise sınavı sorularını sızdırdığını aktardı.
Kaynaklar bu yılki sınavlarda, soru formlarının anlaşılır olmaması, yazım hataları ve yanlış matematik soruları olduğunu belirtti. Ayrıca soruların büyük bir bölümünün müfredat dışı konulardan geldiği ifade edildi.
Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, sınav sorularının bir çoğunun yanlış konulardan geldiğini ve bu durumun öğrenciler için bir tür kafa karışıklığına yol açtığını söyledi. Milis sınav komiteleri tarafından hazırlanan soruların, Fizik, İngilizce, Türev, İntegral ve Biyoloji’den geldiği bildirildi.
Aynı kapsamda, Sana’da eğitim sektöründe çalışan bazı kimseler Şarku’l Avsat’a, Husi bölgelerinde bu yıl yapılan lise sınavlarında bazı hata ve karışıklıkların olduklarını doğruladı. Bu durumun milisler tarafından öğrencilerin heveslerini kırmak ve eğitimden uzaklaşmalarını sağlamak amacıyla kasıtlı olarak yapıldığı bildirildi.
Sana, Ibb, Zimar, Amran, Hacce, Raymah ve Yemen’in diğer birçok şehrinde, husilerin hataları sebebiyle, binlerce öğrencinin sınav salonlarını ağlayarak ve canları sıkkın bir şekilde terk ettiği bildirildi.
Milislerin uygulamalarının cezasız kalmayacağı belirtildi
Milislerin genelde eğitime özelde ise lise öğrencilerine yönelik uygulamalarının cezasız kalmayacağı bildirildi. Bu kapsamda, yetkililere, sınavın iptali, tekrarı için yeni bir tarih belirlenmesi, ve bir önceki sınavda yapılan suistimal ve hatalardan kaçınılması noktasında çağrıda bulunuldu.
Bu sektörde çalışanlar, tüm devlet okullarını, özel okulları, öğrencileri ve velileri eğitim hakkını savunarak, nesillerin geleceğini olumsuz yönde etkileyen milis uygulamaları karşısında durmaya çağırdı.
Konu kapsamında milislerin kontrolünde olan şehirlerdeki sınav merkezlerindeki lise öğrencileri, Husi sınav komitelerinin bu yıl kasıtlı olarak İngilizce ve diğer derslerde müfredat dışı sorular sormasından şikayet etti.
Öğrenciler İngilizce sorularının büyük bir kısmının muaf olunan konulardan geldiğini ve sınav içerisindeki tüm sorularda müfredatta yer almayan İngilizce kelimelerin bulunduğunu söyledi.
Bazı öğrenciler bu yılki sınavların önceki yıllardaki sorulara göre daha farklı üslupta olduğuna dikkat çekti. Soruların müfredat dışından geldiğini söyleyen öğrenciler, sorularda sanki kasıtlı olarak yazım yanlışları yapıldığını ve net ifadeler kullanılmadığını ifade etti.
Öğrenciler husi sınav komitelerinin Fizik ve Biyoloji derslerinde olduğu gibi, diğer derslerde de soruların cevaplarına birden fazla yanlış seçenek ve anlaşılmaz ifadeler koyduklarını söyledi.
Yemen raporları daha önce de çeşitli temel, lise ve üniversite düzeylerinde yapılan sınavlarda farklı yöntem ve metotlar kullanılarak soruların sızdırıldığını ortaya koymuştu. Söz konusu durumların milislerin tüm eğitim alanlarındaki sürekli kontrolünden kaynaklandığı bildirildi.
Bazı raporlar, husi milislerinin kendi destekçilerinin derece kazanmalarını sağlama noktasında soruları sızdırdığını ortaya çıkardı.
Eğitim sektöründeki kaynaklar, önceki yıllarda Husi sınav komitelerini yıl boyunca okula devam etmeyen kendi öğrencilerine, İngilizce dil sınavına ilişkin soruları vermekle suçladı. Bu şekilde söz konusu öğrencilerin final sınavlarına katılmaya hak kazandığı belirtildi.
İran destekli milislerin, Yemen’de, Yemen Devletini, sistemlerini ve çeşitli sektörlerdeki yasalarını tamamen aşındırmasına rağmen, yerel kaynaklar, husilerin, eğitim sürecine yönelik suç ve ihlallerine devam ettiğini ve bunun oldukça tehlikeli olduğunu bildirdi.
Bazı gözlemciler Husilerin eğitim sektörüne karşı işlediği sayısız suçun, bu hayati sektördeki tüm bileşenlerin doğrudan yok olmasına ve ileride korkunç tehlikelere yol açabileceğine işaret etti.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.