WHO: Kovid-19 aşılarının faydaları risklerinden daha fazla

Dünya Sağlık Örgütü, kalp kası iltihaplanması ile aşılar arasında muhtemel bağlantı olduğunu ancak aşıların faydalarının risklerine ağır bastığı belirtildi

Cenevre / Şevki er-Reyyis - Londra/Şarku’l Avsat
Cenevre / Şevki er-Reyyis - Londra/Şarku’l Avsat
TT

WHO: Kovid-19 aşılarının faydaları risklerinden daha fazla

Cenevre / Şevki er-Reyyis - Londra/Şarku’l Avsat
Cenevre / Şevki er-Reyyis - Londra/Şarku’l Avsat

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yaptığı açıklamada, kalp kası iltihaplanması görülen vakalar ile Kovid-19’a karşı mRNA teknolojisi ile geliştirilen aşılar arasında muhtemel bir bağlantı olduğunu, ancak ABD’li uzmanlar tarafından hazırlanan raporlara göre, söz konusu aşıların faydalarının risklerine ağır bastığı belirtildi. WHO Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi’nden uzmanlar yaptıkları açıklamada, başta ABD olmak üzere birçok ülkede kalp kası iltihaplanması (Miyokardit) ve kalp zarı iltihaplanması (Perikardit) vakalarının rapor edildiğini açıkladılar.
Uzmanlar açıklamalarında, bildirilen vakaların genellikle aşılamadan sonraki günlerde, ağırlıklı olarak gençler arasında ve çoğu zamanda Kovid-19’a karşı geliştirilen mRNA aşısının ikinci dozundan sonra olduğuna dikkat çektiler. Mevcut bilgilerin incelenmesinin ardından WHO uzmanları, mevcut verilerin, kalp kası iltihaplanması ile mRNA aşıları arasında olası bir nedensel bağlantıyı gösterdiği sonucuna vardı.

Aşıların Faydaları
Buna karşılık uzmanlar, mRNA aşılarının hastaneye yatışları ve Kovid-19’un neden olduğu ölümleri azaltmaları açısından sağladığı faydalarının, risklere ağır bastığını vurguladılar. WHO uzmanları, mevcut verilere göre aşılama sonrası kalp kası iltihabı ve kalp zarı iltihabı ihtimalinin genel olarak hafif olduğunu ve bu durumun görülmesi halinde tedaviye yanıt verdiğini belirterek, uzun vadeli etkilerinin belirlenmesi için takiplerinin devam ettiğini belirtti. Uzmanlar tavsiyelerini güncellemek için durumu değerlendirmeye devam edecekler.
ABD sağlık yetkilileri, 23 Haziran’da Kovid-19’a karşı geliştirilen aşılar (BioNTech/Pfizer ve Moderna) ile gençlerde görülen nadir kalp iltihabı vakaları arasında olası bir bağlantı olduğunu ancak bu aşıların faydalarının hala risklerinden çok daha ağır bastığını duyurmuşlardı. WHO’nun açıklamasına göre, Avrupa İlaç Ajansı’na (EMA) bağlı Farmakovijilans Risk Değerlendirme Komitesi (PRAC), 5-8 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirdiği toplantıda, Avrupa’dan gelen güncel verileri inceledi ve kalp kası iltihaplanması ile mRNA teknolojisi ile geliştirilen aşılar arasında makul bir nedensellik ilişkisinin bulunduğunu doğruladı. Kalp kası iltihabı, uzmanların genellikle bir virüsten kaynaklandığına inandıkları nadir bir hastalıktır. En yaygın semptomu göğüs ağrısıdır, genelde anti-inflamatuar ilaçlarla veya gerekli görülmesi durumunda oksijen destekleri ile tedavi edilir.

Pfizer ve Moderna
WHO’nun ABD sağlık otoritelerinden aldığı resmi bir rapor, Pfizer ve Moderna aşılarının, iki aşıdan biri olan her bir milyon kişiden 6’sının ölümü önlediğini ancak 42 vakada kalp kasında veya kalp zarında iltihaplanmaya neden oldukları belirtiliyor. Dünyanın dört bir yanındaki sağlık yetkilileri son iki ayda, mRNA teknolojisine dayalı iki aşıdan birini olan kişilerde hafif kalp kası iltihabı gözlemlenen yüzlerce vaka kaydetti. Bilim çevreleri hala bu ikincil semptomların, aşıyı alan insan sayısına kıyasla çok nadir olduğunu (ABD’de, söz konusu iki aşıdan 300 milyon doz uygulanmasının ardından bin 200 vaka kaydedildi) özellikle ikinci dozun uygulanmasının ardından 30 yaş altı erkeklerde görüldüğünü belirttiler. Bu raporun sonuçları, bilim camiasının, çoğu Batı ülkesinde salgının ana dağıtıcısı haline gelen gençlerin aşılanmasını vurguladığı bir zamanda geldi. Zira Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) güncel verileri, gençler arasında koronavirüs yaygınlık oranının, genel yayılma oranının 4 katı olduğunu belirtiyor.
Bazı ülkeler 30 yaş altı gençleri aşılamaya başlarken, bazıları ise bu yaş grubunda aşılarının risklerinin -nadir olmasına rağmen- hastalığın semptomlarının şiddetini aştığına yönelik tartışmalar başladı. Ancak ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) uzmanlarının ulaştığı sonuçlara göre, her bir milyon enfeksiyonda 530 kişinin hastanede tedavi görmesini, 6 kişinin ise hayatını kaybetmesine neden olan virüs ile enfeksiyona karşı aşıların faydaları, risklerine göre net bir şekilde ağır basıyor.
ABD’da hazırlanan raporun dayandığı 4 aylık bir süre boyunca Pfizer ve Moderna aşılarının kadın ve erkeklerde risklerinin ve yararlarının analizlerini yapıldığı çalışmaya göre, iki doz aşının hastanede tedavi gerektiren 4 bin 600 vakayı önlediği ve bir milyon kişide 700 ölümü önlerken, en fazla 4 kalp kası enfeksiyonu vakası ortaya çıktı. WHO uzmanları, pediatrik epidemiyolog Sarah Oliver tarafından yönetilen bu çalışmaların aşı yaptırılmasını tavsiye edilmesini sağlayan iki tıbbi nedeni belirtmediğini söylüyor. Söz konusu iki sebepten ilki koku kaybı, nefes darlığı hissi hastalığın kalıcı etkilerinden kaçınılması ikincisi de çocukların küçük bir yüzdesini etkileyen çoklu inflamatuar sendromdan kaçınılması.

Çocukların aşılanması
CDC’ye bağlı Aşı Danışma Komitesi, 12 yaşın üzerindeki herkesin mümkün olan en kısa sürede aşılanmasını tavsiye etmişti. Komite özellikle yeni viral varyantlarla mücadele ve geniş çapta yayılmalarını önleme açısından gençlerin aşılanmasının son derece önemli olduğunu vurguladı.
Diğer yandan, EMA hala kalp kası iltihaplanması ile Pfizer ve Moderna aşıları arasındaki olası ilişkiyi değerlendiriyor, nihai sonuçlarının önümüzdeki hafta yayınlanması bekleniyor. EMA 11 Haziran’da yaptığı açıklamada, kalp kası iltihaplanması ve bu iki aşı arasındaki nedensel ilişkiyi doğrulamak için henüz yeterli kanıt ve veri olmadığını açıklamıştı. Aşı Danışma Komitesi uzmanları, kalp kası iltihaplarının aşılama sırasında bir virüs veya bağışıklık sistemindeki bir bozukluk nedeniyle ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. WHO uzmanları, çeşitli çalışmaların Kovid-19 hastalığının kendisinin, bazen kalp kası iltihaplarına neden olduğunu gösterdiğini söylüyor.
ABD’de bin 600 sporcu üzerinde yapılan bu araştırmalardan biri, sporcuların yüzde 2,3’ünün Kovid-19 enfeksiyonuna maruz kaldıktan sonra kalp kası iltihaplanması geliştirdiğini gösterdi.



Oscar ödüllü Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis’ten yeni suç serisi: Scarpetta

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
TT

Oscar ödüllü Nicole Kidman ve Jamie Lee Curtis’ten yeni suç serisi: Scarpetta

Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)

Nicole Kidman, Amazon imzalı Scarpetta dizisinin yeni fragmanında Kay Scarpetta rolüyle yeniden izleyicinin karşısına çıkıyor. Dizi, 11 Mart'ta Prime Video'da yayına girecek.

Gerilim dozu yüksek suç dizisi, yetenekli Dr. Kay Scarpetta'nın bir seri katilin izini sürmesini konu ediniyor.

Dizinin resmi tanıtım metninde şu ifadeler yer alıyor:

Usta elleri ve sarsıcı bakışıyla, tavizsiz adli tabip Kay Scarpetta, kurbanların sesi olmaya, bir seri katilin maskesini düşürmeye ve 28 yıl önce kariyerini şekillendiren davanın aynı zamanda kendi sonunu hazırlamadığını kanıtlamaya kararlı.

Yapımda Kidman'a Scarpetta'nın ablası Dorothy Farinelli'yi canlandıran Oscar ödüllü Jamie Lee Curtis eşlik ediyor. 

Kadroda ayrıca Dedektif Pete Marino rolünde Bobby Cannavale, FBI profil uzmanı Benton Wesley'yi canlandıran Simon Baker ve teknoloji meraklısı Lucy Watson'ı oynayan Ariana DeBose bulunuyor.

Hikaye iki zaman diliminde ilerlerken karakterlerin gençlik hallerine Rosy McEwen, Amanda Righetti, Jake Cannavale ve Hunter Parrish hayat veriyor.

1990'da okurla buluşan Kay Scarpetta hikayesi, bugüne kadar dünya genelinde 120 milyonun üzerinde satışa ulaştı.

Dizi, 1990'larda baş adli tıp uzmanı olarak görev yapan Scarpetta'nın yıllar sonra memleketine geri dönüp aynı görevi üstlenmesi ve vahşi bir cinayeti soruşturmasını merkezine alıyor. 

Resmi özetine göre dizi, Scarpetta'nın adalet arayışını, karmaşık aile ilişkilerini, kişisel ve profesyonel hesaplaşmalarını ve tüm kariyerini sarsabilecek sırlarla yüzleşmesini izliyor.

Liz Sarnoff, dizi sorumlusu görevini üstlenirken Kidman ve Curtis'le birlikte yönetici yapımcı olarak projede yer alıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, TV Insider


Zaman Nolan’ı haklı çıkardı: Tartışmalı filmi 12 yılda nasıl modern bir klasiğe dönüştü?

48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
TT

Zaman Nolan’ı haklı çıkardı: Tartışmalı filmi 12 yılda nasıl modern bir klasiğe dönüştü?

48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)
48 yaşındaki Oscarlı yıldız Jessica Chastain, Yıldızlararası'nda başta bir erkek karakter olarak yazılan Murphy Cooper'ı canlandırmıştı (Warner Bros. Pictures)

Christopher Nolan'ın Yıldızlararası (Interstellar) filmi, gösterime girdiğinde yönetmenin en çok tartışılan yapımlarından biri olmuş, eleştirmenler ve izleyicilerden hem olumlu hem de olumsuz tepkiler almıştı. 

Aradan 12 yıl geçtikten sonra Nolan, filmin zaman içindeki itibar dönüşümünü ve bugün birçok kişi tarafından "kıymeti geç anlaşılmış modern bir klasik" diye görülmesini değerlendirdi.

55 yaşındaki yönetmen, oyuncu Timothée Chalamet'yle Variety için yaptığı söyleşide, filmin ilk karşılanışını "biraz muğlak" diye niteledi. 

"Eleştirmenlerin bir kısmı filme burun kıvırdı, benzer bir mesafe izleyicinin bir bölümünde de vardı" diyen Nolan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Özellikle dünya genelinde gişede çok iyi iş yaptı. Ama sanki tam olarak karşılık bulmadı... Bunu söylemek kibirli kaçacak ama, benden böyle bir şey görmeye 'hazır değillerdi'.

Nolan, Yıldızlararası'nı hiç beğenmeyenlere karşı bir kırgınlık taşımadığını da vurguladı. Yönetmene göre bir filmin izleyicide olumlu ya da olumsuz, yoğun bir duygu uyandırması umursamaz bir tepkiden daha değerli.

Nolan, "Yıllarca bir yerde beni görüp yanıma geldiklerinde hep Kara Şövalye'den (Dark Knight) bahsederlerdi. Ama son 10 yılda bu, Yıldızlararası'na dönüştü. Bu harika bir şey" dedi. 

İki yıl önce filmi yeniden gösterime soktuk ve 5 milyon dolar kazandı. Yakaladığı başarı inanılmaz. Bu çok ödüllendirici. Yönetmenlikte tuhaf olan şeylerden biri şu: Bir projeye takıntılı biçimde gömülüyorsunuz. Alabileceğiniz en kötü tepki de insanların 'Eh, fena değil. İdare eder' demesi. Neredeyse şunu tercih edersiniz: Ya tutkuyla nefret etsinler ya da tutkuyla, takıntılı bir şekilde aşık olsunlar.

Nolan, filmin vizyona girdiği ilk dönemde Yıldızlararası'ndan kişisel olarak etkilendiğini söyleyen insanlarla karşılaşmanın kendisini teselli ettiğini belirtti. Yine de filmin zamanının ilerisinde kalmış olabileceğini kabul ediyor.

Sözlerine "Bu ölçekte bir film yaptığınızda..." diye başlayan Nolan, şöyle devam ediyor: 

Filmi tamamladığımız dönemde yaptığımız her gösterimde mutlaka biri gözyaşları içinde olur, çok derinden etkilenirdi. Bu yeter. Kültürün bir şeyi hemen benimsemesini isteyemezsiniz. Bu fazla beklenti olur.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürdü: 

Filme gerçekten derin bir şekilde bağ kuran insanlarla konuştuğunuzda, orada olduğunu anlarsınız. İşinizi yapmışsınızdır. Gerisi zamanın ruhuyla ve sizin onun içinde nereye oturduğunuzla ilgili.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar


307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
TT

307 milyon yıllık fosil, otçul beslenmenin tarihine ışık tuttu

Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)
Tyrannoroter heberti'nin yuva kazan hayvanlardan olduğu düşünülüyor (Hannah Fredd)

307 milyon yıllık kafatası fosilini inceleyen bilim insanları, karada yaşayan ve bitkiyle beslenen en eski omurgalı hayvanlardan birini keşfetti.

İlk omurgalılar yaklaşık 370 milyon yıl önce sudan çıktığında, bitkiler yaklaşık 100 milyon yıldır karada yaşıyordu.

Milyonlarca yıl etle beslenen bu hayvanlar, zamanla bitkilere yöneldi. 

Şikago'daki Field Müzesi'nden evrimsel biyolog Arjan Mann ve ekibi, Tyrannoroter heberti adını verdikleri yeni bir türün bu geçişi yapan ilk hayvanlardan biri olduğunu tespit etti.

Yaklaşık 358 milyon yıl önce başlayıp 299 milyon yıl önce sona eren Karbonifer Dönemi'nde yaşayan bu tür, karada yaşayan 4 ayaklı tetrapodların ilk üyelerindendi. Tetrapodlar, bugünkü amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşların atasıydı.

Bilim insanları, T. heberti'nin kafatasını Kanada'nın Yeni İskoçya (Nova Scotia) eyaletindeki fosilleşmiş bir ağaç kütüğünün içinde buldu. 

Kafatası sadece 10 santimetre olan hayvanın boyunun 25 santimetreyi aşmadığı tahmin ediliyor.

Araştırmacılar bilgisayarlı tomografiyle T. heberti'nin kafatasını ve dişlerini inceleyerek nasıl beslendiğini saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature Ecology & Evolution'da dün (10 Şubat) yayımlanan çalışmaya göre T. heberti'nin dişleri, böcek ve eklembacaklılarla beslenen hayvanlarla benzerlik gösteriyordu.

Ayrıca damağında ve alt çenesinde, daha sonraki dinozor gibi otçullarda da görülen ve sert bitki parçalarını öğütmeye yarayan plakalar vardı.

Mann "Bu, bitkilerle beslendiği bilinen en eski 4 ayaklı hayvanlardan biri" diyerek ekliyor: 

Bu son derece önemli çünkü bugün karşılaştığımız (otoburların hakimiyetindeki) karasal ekosistemlerin temel bileşenlerinin Karbonifer Dönemi'nden beri var olduğunu ve korunduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar T. heberti'nin ilk başta böcekleri yediğini ve daha sonra bitkileri tüketmeye başladığını düşünüyor. Bitkilerle ilk beslenenler böceklerdi. Bu böceklerle beslenen tetrapodlar da, zamanla bitkileri sindirmeye yarayan bağırsak florasını kazanmış olmalı.

Ekip aynı dönemde yaşayan Melanedaphodon adlı bir hayvanın da yumuşak bitkilerle ve böceklerle beslendiğini tespit etti.

T. heberti'nin de bitkilerin yanı sıra karşısına çıkan böcekleri ve eklembacaklıları yediği tahmin ediliyor ancak kafatası, daha sert bitkileri işlemeye Melanedaphodon'dan daha iyi uyum sağladığını gösteriyor.

Mann "Tyrannoroter, yüksek lifli bitki materyalini işleyebilecek adaptasyonlar gösteren en eski ve en eksiksiz omurgalı kara otçulu" diye açıklıyor.

T. heberti'nin keşfi, tetrapodların sanılandan daha uzun zaman önce bitkilerle beslenmeye başladığını göstererek Karbonifer Dönemi'ndeki ekosistemi yeniden şekillendiriyor.

Makalenin yazarlarından Hillary Maddin "Bu keşif, omurgalı hayvanların modern hayvanlara benzer yaşam alanlarına düşündüğümüzden çok daha hızlı yayıldığını ortaya koyuyor" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Reuters, IFLScience, Nature Ecology & Evolution