Partisindeki gücü azalan Netanyahu resmi konuttan ayrıldı

Netanyahu’nun resmi konutunun önü geçtiğimiz ay gösterilere sahne oldu. (Reuters)
Netanyahu’nun resmi konutunun önü geçtiğimiz ay gösterilere sahne oldu. (Reuters)
TT

Partisindeki gücü azalan Netanyahu resmi konuttan ayrıldı

Netanyahu’nun resmi konutunun önü geçtiğimiz ay gösterilere sahne oldu. (Reuters)
Netanyahu’nun resmi konutunun önü geçtiğimiz ay gösterilere sahne oldu. (Reuters)

İsrail eski Başbakanı Binyamin Netanyahu, görevde kalmak için yaklaşık iki yıldır verdiği siyasi mücadelenin ardından dün resmi konuttan ayrıldı. Netanyahu eşyalarını taşıyan kamyonları izlerken partisindeki çatlak ve boynunun artık büküldüğü de ortaya çıktı. Parti liderliğinden çevreler, Netanyahu’nun partiden ayrılması, yeni liderlerin koşullarını düzeltmesi ve iktidara gelmesine izin vermesi gerektiği değerlendirmesinde bulundular.
Netanyahu, aleyhindeki olumsuz atmosferden duyduğu endişe nedeniyle uzun süre resmi konutunda ayrılmayı ertelemeye çalıştı. İsrail’in yeni Başbakanı Nafali Bennett ile konuttan ayrılacağı tarihi müzakere etmesinden dolayı söz konusu erteleme kabul edilmişti. Tarih 11 Temmuz olarak belirlenirken Netanyahu son ana kadar konutta kaldı ve gece yarısına kadar da ayrılmadı. Netanyahu ve ailesinin son eşyaları ise dün öğleden sonra konuttan çıkarıldı.
Başbakanlık resmi konutu genel olarak hükümetin sembolü olarak kabul ediliyor. Ancak Netanyahu döneminde otoriter yolsuzluğun bir sembolü haline geldi ve son iki yılda binlerce insan her hafta konutun önünde ve çevresindeki sokaklarda gösteriler düzenledi. İsrailliler, yolsuzlukla suçlanan Ariel Şaron ile Omri Şaron’un yanı ardından 22 ay hapis cezasına çarptırılan eski Başbakan Ehud Olmert sebebiyle bu konutu yolsuzluk merkezi olarak görüyor. Resmi konut son dönemde de Netanyahu’nun görevini kötüye kullanma, yolsuzluk ve rüşvet gibi üç ayrı yolsuzluk suçlamasıyla gündeme geldi.
Resmi konutta bu hafta içerisinde bazı değişikliklerin yapılması bekleniyor. Düzenleme, yenileme, restorasyonun yanı sıra Şin Bet güvenlik servisi de koruma araçlarının geliştirilmesi için bir takım çalışmalar yapacak. Düzenlemenin maliyetinin 8 milyon dolar olması tahmin ediliyor. İstihbarat Sözcüsü, tadilatların bir yılı aşkın süredir planlandığını ancak Netanyahu'nun izin vermemesi dolayısıyla yürürlüğe girmediğini söyledi. Netanyahu’nun ilk tadilatın sahil kenti Kayserya’daki özel villada yapılmasını şart koştuğunu bildirdi.
Başbakan Bennett, eşi ve çocukları Tel Aviv’in kuzeydoğusundaki Ra’anana’da bulunan evlerinde kalmaya karar verdiler. Bennet resmi konutu, üst düzey yetkililerle görüşmek amacıyla kullanacak. Haftada yalnızca birkaç gününü konutta geçirecek.
Netanyahu'nun hükümet merkezinden ayrılması Likud partisinde oldukça önemli bir an olarak kabul ediliyor. Parti üyeleri hükümeti kaybettiklerini ve Netanyahu’nun partinin iktidara gelmesine engel olduğunu anlamaya başladı. Bazı partililer ise Netanyahu’nun partiye yük olduğundan şikayet ediyorlar.
Maarib gazetesi dün Likud parti liderlerinin popülaritesine dair yapılan bir anketin sonuçlarını yayınladı. Ankete katılanların sadece yüzde 11'inin desteğini alan Netanyahu'nun popülaritesinin düştüğü ortaya çıktı. Ankette Netanyahu’yu yüzde 9 ile Nir Barkat takip etti. Listede sırasıyla Miri Regev yüzde 4, Yuval Steinitz yüzde 3 ve Yisrael Katz, Tzachi Hanegbi ve Ofir Akunis de yüzde 2 oranında oy destek aldı.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.