Mancini ile küllerinden doğan dev: İtalya

Roberto Mancini Avrupa Kupası'nı elinde tutuyor (Getty)
Roberto Mancini Avrupa Kupası'nı elinde tutuyor (Getty)
TT

Mancini ile küllerinden doğan dev: İtalya

Roberto Mancini Avrupa Kupası'nı elinde tutuyor (Getty)
Roberto Mancini Avrupa Kupası'nı elinde tutuyor (Getty)

Bu yıl 16. kez düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası'nda zafere uzanan İtalya, 34 maçlık namağlup serisini kupayla taçlandırdı.
11 Haziran'da başlayan ve 11 Temmuz'da Wembley Stadı'nda sona eren organizasyona damga vuran İtalya, 1968'den sonra kupayı ikinci kez müzesine götürmenin mutluluğunu yaşıyor.
Şüphesiz dünyadaki futbol ekollerinin en önemli figürleri arasında yer alan İtalya'nın bu yolculuğu Roberto Mancini ile farklı bir çehreye büründü.
Deneyimli çalıştırıcı, geçen yıl yaptığı açıklamada şu sözlerle milli takımın düştüğü durumu özetlemişti:
"Ben geldiğimde kimse milli takımı çalıştırmak istemiyordu. Birçok kişi zor bir duruma girmekten korkuyordu. Kendinize biraz güvenmeniz ve genç oyuncuların niteliklerine inanmanız gerekiyor."
Uluslararası turnuvaların gediklilerinden İtalya için Mancini öncesi hiç de kolay geçmemişti.
Tarihler 13 Kasım 2017'yi gösterdiğinde İtalyan futbolu, tarihinin en kötü günlerinden birini yaşıyordu.
Rusya'da düzenlenecek 2018 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turunda İsveç'e elenen "Gök Mavililer", 1958'den sonra ilk kez bu organizasyonda finallere katılamamanın üzüntüsünü hissediyordu.
60 yıl sonra İtalya'nın ilk kez katılamadığı organizasyon belki de İtalyan futbolunun kurtuluş reçetesi olacaktı. 
Dönemin İtalya Milli Takımı Teknik Direktörü Gian Piero Ventura'nın görevden ayrılmasının ardından takımın başına Roberto Mancini getirildi.
14 Mayıs 2018'de kolları sıvayan deneyimli antrenör, milli takımın başındaki ilk büyük sınavı UEFA Uluslar Ligi'ne üç hazırlık maçıyla başladı.
Conte ve Ventura döneminde genellikle 3-5-2, 3-4-3 ve zaman zaman da 4-4-2 formatıyla çıkan İtalya Milli Takımı Roberto Mancini ile yeni düzeni 4-3-3'e dönecekti.
Mancini'nin 4-3-3 dizilimindeki yeni İtalya'sı ilk maçında Suudi Arabistan'ı 2-1 mağlup etmeye yeterken Fransa'ya 3-1 mağlup olmaktan kurtaramadı. Yeni formasyonundan vazgeçmeyen deneyimli antrenör Hollanda karşısındaki üçüncü maçında sahadan 1-1'lik beraberlikle ayrıldı.
Kötü günler geçiren ve tarihi bir süreçten geçen İtalya, oynadığı üç hazırlık maçının ardından UEFA Uluslar Ligi'ndeki ilk iki maçından hüsranla ayrıldı.
Buradaki ilk sınavını Polonya karşısında veren Mancini'nin öğrencileri, sahadan 1-1 beraberlikle ayrıldı. Üç gün sonra Portekiz karşısına çıkan "Gök Mavililer" gelen ağır eleştirilerin de etkisiyle formasyonu 4-4-2'ye çevirse de 1-0'lık mağlubiyetten kurtulamadı.
10 Ekim 2018'de Ukrayna ile oynadıkları hazırlık maçında tekrar 4-3-3'e dönen Mancini'nin İtalya'sı sahadan 1-1 beraberlikle ayrılsa da o tarihten sonra "Gök Mavililer" için güneşli günler oldukça yakındı.
Suudi Arabistan galibiyetinin ardından oynadığı 5 maçtan da puan kaybıyla ayrılan İtalya, UEFA Uluslar Ligi'ndeki üçüncü maçında Polonya'yı 1-0 yenmeyi başardı ve yeniden galibiyetle tanıştı. Gruptaki dördüncü maçında ise Portekiz'le 0-0 berabere kalarak grubu ikinci sırada bitirdi.
Portekiz karşılaşmasından üç gün sonra ABD ile çıktığı hazırlık maçından 1-0'lık galibiyetle ayrılan İtalya için iyi günler oldukça yaklaşmıştı.
Mancini ile İtalya inişli çıkışlı bir grafik çizse de gelecek adına umut vadedilmesi, deneyimli çalıştırıcıya olan güveni artırdı.

EURO 2020 Elemeleri İtalya'nın çehresini değiştirdi
UEFA Uluslar Ligi'nin ardından en önemli sınavı EURO 2020'ye hazırlanan İtalya, J Grubu'nda Finlandiya, Yunanistan, Bosna Hersek, Ermenistan ve Lihtenştayn'la eşleşti.
Kötü ve moral bozukluğuyla geçen günlerin ardından ilk hedefi gruptan çıkmak olan İtalya, tarihi bir eşikte elemelere başladı.
23 Mart 2019'da Finlandiya ile gruptaki ilk maçına çıkan İtalya, rakibini 2-0 yendi.
26 Mart'taki ikinci maçında grubun en zayıf ekibi Lihtenştayn'ı konuk eden Mancini'nin öğrencileri sahadan 6-0'lık zaferle ayrılarak turnuvaya 2'de 2 yaparak başladı.
8 Haziran'da deplasmanda Yunanistan'ı 3-0, 11 Haziran'da da sahasında Bosna Hersek'i 2-1 mağlup eden Mancini'nin öğrencileri, isimlerinden söz ettirmeyi başardı.
Takip eden müsabakalarda Finlandiya, Yunanistan, Lihtenştayn, Bosna Hersek ve Ermenistan'ı mağlup etmeyi başaran "Gök Mavililer" gruptaki 10 maçını da kazanarak finallere kalmaya hak kazandı.
Gruptaki maçlarında rakip fileleri 37 kez sarsan İtalya, kalesinde sadece 4 gol gördü ve eleme gruplarında Belçika ve Türkiye'nin ardından en az gol yiyen üçüncü takım oldu.
2018 Dünya Kupası'na katılamayarak yaşadığı büyük hayal kırıklığının ardından Mancini ile EURO 2020 finallerine gidecek İtalya'nın "küllerinden yeniden doğuşu" elemelerdeki performansla tescillendi.

Elemelerin ardından UEFA Uluslar Ligi'nde de zirvede
İtalya, EURO 2020 Elemeleri'ndeki performansla tüm dikkatleri üzerine çekse de rakiplerinin "zayıf olduğu" iddiasıyla eleştirilerin hedefi olmaktan kurtulamadı.
Tüm eleştirilerin odağındaki İtalya, UEFA Uluslar Ligi'nde 2020-21 sezonunda Bosna Hersek, Hollanda ve Polonya ile gruptan çıkma mücadelesi verdi.
Grup 1'de oynadığı 6 maçta 3'er galibiyet ve beraberlik elde eden "Gök Mavililer", 12 puanla rakiplerini geride bıraktı.
Söz konusu müsabakalarda rakiplerini birer kez mağlup eden Mancini'nin öğrencileri, birer kez de sahadan beraberlikle ayrıldı.
Altı karşılaşmada rakip fileleri yedi kez havalandıran İtalya, kalesinde iki gol gördü.
Uluslar Ligi'nde başarılı sonuçlar elde eden ve yenilmezlik serisini sürdürmeyi başaran İtalya, 6-10 Ekim 2021 tarihleri arasında ülkelerinde düzenlenecek 4'lü Final'de Belçika, İspanya ve Fransa ile şampiyonluk mücadelesi verecek.

Mancini ve öğrencileri, 2022 Dünya Kupası Elemeleri'nde üçte üç yaptı
EURO 2020'nin Kovid-19 nedeniyle bir yıl ertelenmesi sonrası finaller öncesi İtalya için en ciddi sınavlardan biri de 2022 Dünya Kupası Elemeleri oldu. 
Dünya Kupası Avrupa Elemeleri'nde İsviçre, Kuzey İrlanda, Bulgaristan ve Litvanya ile C Grubu'nda mücadele eden İtalya, organizasyona fırtına gibi başladı.
25-31 Mart tarihlerinde Kuzey İrlanda, Bulgaristan ve Litvanya ile karşılaşan "Gök Mavililer", rakipleri 2-0'lık skorlarla mağlup ederek 9 puanla zirveye oturdu ve bu süreçten de yara almadan ayrılmayı başardı.

EURO 2020'de zafere giden yol
Liglerin tamamlanmasıyla gözünü 11 Haziran'da Roma'da başlayacak EURO 2020 finallerine diken İtalya, turnuva öncesi takımın son durumunu San Marino ve Çekya karşısında görmek için iki hazırlık maçı yaptı.
San Marino'yu 7-0, Çekya'yı da 4-0'la geçen Mancini'nin çalıştırdığı İtalya, 11 Haziran'daki Türkiye maçıyla başlayacak EURO 2020 serüvenine odaklandı.
A Grubu'ndaki ilk maçında ay-yıldızlılarla karşılaşan "Gök Mavililer", sahadan 3-0'lık galibiyetle ayrılarak turnuvaya moralli başladı.
Turnuvadaki ikinci karşılaşmada da İsviçre'yi aynı skorla mağlup eden İtalya, Galler'i de 1-0 yenerek lider olarak bir üst tura çıktı.
EURO 2020'de son 16 turunda Avusturya'yı, çeyrek finalde ise Belçika'yı 2-1'lik skorlarla eleyen "Gök Mavililer" yarı finalde İspanya'nın rakibi oldu.
Normal süresi ve uzatma dakikaları 1-1 eşitlikle sona eren maçta penaltı atışları sonucu rakibini 4-2 mağlup eden İtalya, adını finale yazdırdı.
11 Temmuz'da Londra'daki Wembley Stadı'nda İngiltere ile karşılaşan İtalya, normal süresi 1-1 eşitlikle sona eren maçta rakibine üstünlük kuramadı.
Uzatmalara giden maçta iki taraf da galibiyeti getirecek skoru üretemedi ve maç penaltı atışlarına geçti.
Penaltı vuruşlarında rakibine 3-2'lik üstünlük kuran Mancini'nin öğrencileri, 53 yıl aradan sonra ikinci kez Avrupa'nın en büyüğü olmayı başardı.
Mayıs 2020'de "Ben geldiğimde kimse milli takımı çalıştırmak istemiyordu" diyen Avrupa Şampiyonu apoletli Mancini, final maçının ardından duygularını gözyaşlarıyla ifade etti: 
"Biz bunu hak ettik. Çok mutlu ve gururluyuz. İtalya'ya gurur duyacakları bir ay yaşattık. Bu şampiyonluğu tüm İtalyanlara armağan ediyoruz."
EURO 2020 finallerinde oynadığı 7 maçta rakiplerine 13 gol atan Mancini'nin öğrencileri kalelerinde 4 gol gördü.
Avrupa Şampiyonalarında son zaferini 1968'de elde eden, EURO 2000 ve EURO 2012 finallerini kaybeden, 2018 Dünya Kupası'na katılamayarak 60 yıl aradan sonra büyük bir turnuvada yer alamayan İtalya, teknik direktör Roberto Mancini ile uzun süren suskunluğunu bozmayı başardı. 
İtalya'nın sıradaki hedefi, ekim ayında düzenlenecek 2021 UEFA Uluslar Ligi finalleri.
"Gök Mavililer"i 53 yıl aranın ardından yeniden Avrupa'nın zirvesine taşıyan Roberto Mancini'nin milli takım ile sözleşmesi 31 Temmuz 2026'da sona eriyor.
Independent Türkçe



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM