Fetih, Hamas’ı İsrail ile anlaşıp bölünmeyi körüklemekle suçluyor

Fetih Hamas-İsrail anlaşmasını bölünmeyi körükleme olarak değerlendirirken, gelişmeleri takip edenler arabulucuların Filistin Otoritesi ile daima iletişim halinde olduklarını vurguluyor

Gazze Şeridi'ni ziyaret eden Mısırlı arabulucularla bir araya gelen Fetih ve Hamas liderleri (Independent Arabia)
Gazze Şeridi'ni ziyaret eden Mısırlı arabulucularla bir araya gelen Fetih ve Hamas liderleri (Independent Arabia)
TT

Fetih, Hamas’ı İsrail ile anlaşıp bölünmeyi körüklemekle suçluyor

Gazze Şeridi'ni ziyaret eden Mısırlı arabulucularla bir araya gelen Fetih ve Hamas liderleri (Independent Arabia)
Gazze Şeridi'ni ziyaret eden Mısırlı arabulucularla bir araya gelen Fetih ve Hamas liderleri (Independent Arabia)

İzzeddin Ebu Ayşe
2014 yılında İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısını durduran ateşkes anlaşmasında, Fetih Hareketi bunun bir parçasıydı. O zamanlar Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ateşkes kararına ulaşıldığını duyururken, geçtiğimiz mayıs ayındaki son askeri çatışmada Fetih Hareketi iki taraf arasında sukunetin sağlanmasına ilişkin kararın alınmasında doğrudan yer almadı. Bu da Filistinlilerin meşru temsilcisi olan Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) yönetmesi itibariyle Fetih’i öfkelendirdi ve bölünmenin sebebinin bu olduğuna işaret etti.
Aslında geçtiğimiz mayıs ayında İsrail ile Hamas Hareketi arasındaki askeri çatışmayı durdurmaya yönelik uzlaşmalar üzerinde bir anlaşma icra edilmedi. Yapılan şey sadece koşulsuz bir ateşkesti. Tüm Filistinli grupların katılımıyla, sükunetin yeniden sağlanmasına yönelik anlaşmalar daha sonra düzenlenecek.

Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya es-Sinvar, Fetih liderlerinden Ahmed Hales’e, Gazze Şeridi’nin çektiği acıyı sona erdirmek için birlikte çalışmaya kararlı olduklarına dair güvence verdi (Independent Arabia)
Hamas bölünmeyi körüklüyor

Aslında 10 Haziran’da Mısır, Fetih Hareketi de dahil olmak üzere Filistinli grupları başka konuların yanı sıra ateşkes anlaşmalarını tartışmak üzere başkent Kahire’ye davet etmişti. Ancak toplantı Hamas ve Fetih heyetleri arasındaki siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle ertelendi. O sırada Hamas durumu tek başına yürütmeye kalkıştı. Akabinde Hamas heyeti ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Gazze Şeridi’nin başta kuşatma olmak üzere çektiği sıkıntıları hafifletecek uzlaşmaların düzenlenmesi için birden fazla kez Kahire’yi ziyaret etti. Ancak Fetih Hareketi bu ziyaretlere katılmadı. Hatta Mısır’ın gözetiminde ne gibi konuların tartışıldığı ve ne sonuca varıldığı hakkında bilgilendirmedi. Fetih Hareketi’ne göre Hamas’ın bu adımı Filistin’deki bölünmeyi körüklüyor. Hamas FKÖ'yü meşru bir temsilci olarak tanımıyor ve Gazze Şeridi'ni Filistin birliğinden ve Mahmud Abbas'ın uğruna savaştığı devlet kurma hayalinden uzaklaştırmaya çalışıyor.
Bu konuda Fetih Hareketi Devrim Konseyi Genel Sekreteri Macid el-Fityani “Hamas, Gazze Şeridi'ndeki her şeyi İsrail saldırısından önceki haline döndürmeye çalışıyor. Sınırdaki halk protestoları (Büyük Dönüş Yürüyüşü) sırasında Tel Aviv ile Filistin Otoritesi'nin gözetimi olmadan varılan 2018 anlaşmalarını uygulamaya çalışıyor” şeklinde konuştu.
Fityani “Hamas’ın İsrail ile varmaya çalıştığı anlaşma, siyasi bölünmeyi ve coğrafi parçalanmışlığı körükleme ve Gazze'deki kuşatmayı sürdürme çerçevesinde geliyor. Bu bizim ulaşmaya çalıştığımız ulusal birlik taleplerini karşılamıyor” dedi.

Fetih Hareketi, Hamas’ın FKÖ ve Filistin Otoritesi’nin katılımı olmadan İsrail ile anlaşmaya gittiğini iddia ediyor (Independent Arabia)
Kuşatmanın güçlendirilmesi
Siyasi sahadaki konuşmaların Hamas'ın Gazze şeridindeki kuşatmayı kırma, burayı yeniden imar etme ve insanların yaşamsal ve ekonomik şartlarını iyileştirme çabaları hakkında olduğu görülüyor. Hamas bu çabalarını gerçekleştirmek için İsrail ile anlaşma yapmaya çalışıyor. Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya es-Sinvar’ın ateşkesin ardından söylediği şey de buydu. Sinvar “Kuşatmayı tamamen kaldırmaya çalışıyoruz ve bu yakında olacak. Kuşatma kaldırılmazsa hiç şüphesiz bir patlama yaşanacak. Hamas ve tüm gruplar, bu meseleyi tutuklu esirlerle ilişkilendirmeden ateşkesi imzalamaya hazır” ifadelerini kullanmıştı.
Fityani “Gazze halkının acılarını dindirmek ve Gazze Şeridi’nde hayatın normale dönmesi için temel denklem, bölünmeyi sona erdirme ve haksız kuşatmayı kaldırma üzerine kurulu. Bu, ülkenin idari, siyasi ve güvenlik düzeyinde birliğinin tekrar sağlanması ile gerçekleştirilebillir. Bölünmeyi körükleyecek şekilde İsrail ile bir anlaşma imzalayarak değil” dedi.
Fityani’ye göre Hamas Hareketi İsrail ile yaptığı anlaşmayla, mali açıdan fayda sağladığı için kuşatmayı güçlendirmeyi ve devam ettirmeyi amaçlıyor. Hamas "Geri dönerseniz geri döneriz" denklemini, İsrail'e Gazze'ye para ve yakıtın girmesine izin verilmesi gerektiği mesajını vermek olarak yorumluyor. Bu yüzden Hamas, en nihayetinde Tel Aviv politikasına karşı tek bir siyasi programa götürecek ulusal birlik ve Filistin ortaklığını gerçekleştirmeye çalışmazken sukuneti korumakta ısrarcı.

Hamas birlik çağrısında bulunuyor, aksini yapmıyor
Hamas Siyasi Büro Üyesi Suheyl el-Hindi “Fetih Hareketi’nin, Hamas’ın bölünmeyi körüklemeye çalıştığına ilişkin sözleri bulanık suda balık avlamak ve herhangi bir doğruluk payı yok. Hamas’ın tavrı Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Kudüs'ün Filistin topraklarının birer parçası olduğu konusunda net. Batı Şeria'nın içinde veya dışında bir devletin kurulması kabul edilemeyeceği gibi Gazze'de veya Gazze'siz bir devletin kurulması da kabul edilemez” dedi.
Hindi “Hamas’ın ayrılıkla veya bölünmeyi körüklemekle suçlanması yanlış. Çünkü biz Fetih Hareketi ile gerçek bir ortaklık yapılması için uğraşıyoruz ve her fırsatta bunun çağrısını yapıyoruz. Hala tüm grupların siyasi katılımını garanti edecek ve siyasi ihtilafların yansımalarına son verecek özgür ve adil seçimlerin yapılmasından yanayız” dedi.
Hamas’ın İsrail ile 2018 yılında yapılan anlaşmalara geri dönmesine ilişkin Hindi böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ve tüm meselenin hareketin kuşatmayı sona erdirme arzusu olduğunu söyledi. Hindi Tel Aviv ile anlaşmaların olmadığını, herhangi bir sözleşmede imzalarının bulunmadığını ve İsrail ile diyaloğun Gazze Şeridi sakinlerinin şartlarını ve isteklerini yerine getirmek zorunda bırakan ateş üzerine olduğunu söyledi.
Hindi’ye göre Hamas Filistin halkının birleştirilmesi, bölünmenin sona erdirilmesi, kuşatmanın kaldırılması ve ulusal birliğin sağlanması ile ilgileniyor. Bunların dışındaki her türlü iddianın yalan ve iftira olduğunu ifade eden Hindi, Fetih’in Gazze Şeridi’ni yönetmeye hazır olmadığını ve 2017 yılından beri bundan kaçtığını söyledi.

Arabulucular Filistin Otoritesi ile temas halinde
Her halükarda, özellikle Hamas Gazze Şeridi’ni yönetmek için bir idari komitesi kurduğundan ötürü Fetih, Gazze'deki kuşatmayı kırmak amacıyla yapılan görüşmelerde payı olmadığını ve ateşkesin Kalıcılaştırılması Konusunda Saf Dışı Bırakıldığını Düşünüyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre  gelişmeleri takip eden yerel kaynaklar, ateşkesin sağlanmasını denetleyen arabulucuların, sükuneti yeniden sağlama kararı alınmadan önce ve sonra Filistin Otoritesi ile sürekli temas halinde olduklarını vurguluyorlar. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen mayıs ayında Ramallah'ı ziyaret etmiş ve burada Abbas ile bir araya gelerek kendisine ateşkes düzenlemelerine ilişkin bilgi vermişti. Ayrıca Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri de Filistin ve İsrail topraklarına yaptığı ziyarette, aralarında Ebu Mazen'in (Mahmud Abbas) de bulunduğu Filistinli yetkililerle bir araya gelerek Gazze anlaşmalarının dosyalarını paylaşmıştı.
Ayrıca Gazze'de tüm Filistinli gruplar eşliğinde Mısır Dışişleri Bakanı ile görüşen heyetin başında Fetih liderlerinden Ahmed Hales vardı. Ancak Fetih, bunun ardından Hamas’ın Mısırlılarla yaptığı toplantıları, ulusal birliği sağlama ve bölünmeyi sona erdirmekten ziyade durumu kendi başına yönetme ve 2018'deki anlaşmaları yeniden gündeme getirme girişimi olarak görüyor.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.