Özbekistan, Rusya ile askeri ittifaka geri dönmeyeceğini duyurdu

Şanghay Örgütü ülkelerinin dışişleri bakanları, NATO’nun Afganistan'dan çıkışının ardından güvenlik sorunlarını tartışıyorlar.

Afganistan ile sınırın güvenliğinin sağlanması, Rusya dahil komşu ülkelerin başlıca endişeleri arasında yer alıyor. (AP)
Afganistan ile sınırın güvenliğinin sağlanması, Rusya dahil komşu ülkelerin başlıca endişeleri arasında yer alıyor. (AP)
TT

Özbekistan, Rusya ile askeri ittifaka geri dönmeyeceğini duyurdu

Afganistan ile sınırın güvenliğinin sağlanması, Rusya dahil komşu ülkelerin başlıca endişeleri arasında yer alıyor. (AP)
Afganistan ile sınırın güvenliğinin sağlanması, Rusya dahil komşu ülkelerin başlıca endişeleri arasında yer alıyor. (AP)

Sami Amara (Gazeteci yazar)
Özbekistan, Moskova’nın NATO güçlerinin Afganistan'dan çekilmesinin sonuçlarını kontrol altına alma çabalarını sürdürdüğü bir zamanda, daha önce kendisinin yanı sıra Orta Asya ülkelerini ve eski Sovyet uydusu bir dizi ülkeyi saflarına dahil eden Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) geri dönmeyi düşünmediğini duyurdu. RIA Novosti haber ajansının Özbekistan Devlet Başkanı Basın Sözcüsü Şerzod Asadov’dan aktardığına göre ülkesinin yetkili makamları KGAÖ'ne geri dönmeyi düşünmüyor. Ayrıca ülke yeniden katılması yönünde bir davet de almadı.
Asadov, söz konusu karara ilişkin yaptığı açıklamada Özbekistan anayasasının ve kanunlarının askeri ittifakların kurulmasını ve ülke topraklarındaki varlığını yasakladığını belirtti. Bu, Taşkent'in ABD'den Afganistan'daki uluslararası terörizmle mücadele kapsamında 11 Eylül 2001 olaylarından sonra orada kurduğu askeri üssünü kaldırmasını talep ettiğinde de öne sürdüğü gerekçelerin başında geliyordu.
Sovyetler Birliği’nin eski Varşova Paktı’nın dağıldığını açıklamasının ardından NATO’ya benzer bir askeri ittifak olarak 1992’de kurulan bu örgütün kuruluşuna tanık olan Özbekistan, daha önce 1999’da da örgüt üyeliğinden çekildiğini açıklamış ama Haziran 2006’da geri dönmüştü. 28 Mart 2008’de parlamentosu üyelik kararını onaylamış ancak 2012’de bir kez daha üyelikten ayrıldığını deklare etmişti.
Bu bağlamda dikkat çekici olan; Özbekistan, Rusya ve bazı eski Sovyet uydusu ülkeleri bir araya getiren birçok organizasyon ve anlaşma çerçevesinde bu Avrasya ülkeleri arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine rağmen ocak ayında Özbekistan’ın Brüksel'deki NATO temsilciliğinin açılışını duyurmasıydı. Dalir Hakimov’un ülkesinin bu askeri örgütteki büyükelçisi olarak NATO Genel Sekreteri Jans Stoltenberg'e itimatnamesini sunmasıydı.

Moskova için kritik zamanlama
Özbekistan'ın eski Sovyet uydusu ülkelerle askeri ittifaklarına geri dönmeyeceğini açıklaması, Rusya topraklarında faaliyetleri yasaklanan terör örgütleri listesine resmi olarak dahil olmasına rağmen Taliban Hareketi’nin heyeti ile ülkesinde görüşmek zorunda kalan Moskova için çok kritik bir zamanda geldi. Moskova'nın 8-9 Temmuz'da Taliban heyetini kabul etmek zorunda kalmasını, Rusya ve Orta Asya ülkelerinden müttefiklerinin paylaştığı Tacikistan'ın saldırılara veya silah ve uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetlerine maruz kalma olasılığının yanı sıra uluslararası terörizm ve aşırılıkçı hareketler risklerine ilişkin endişelerine bağlayanlar var. TASS haber ajansı, Taliban heyetinin Moskova'ya yaptığı ziyaretin "NATO güçlerinin Afganistan'dan çekilmesiyle eşzamanlı olarak Hareket’in ülkede devam eden ilerlemesi ışığında, Tacikistan'ın KGAÖ ülkelerinden Afganistan ile sınırlarının güvenliğini sağlamak için yardım talep etmesinden bir gün sonra, Tahran'da Taliban ile Afgan hükümeti arasında yapılan görüşmelerin arka planında" gerçekleştiğini aktardı.
Rus kaynakları, Moskova'daki "Taliban" görüşmelerinin, ABD ve Uluslararası Koalisyon’un Afganistan'dan güçlerini çekme kararının ardından Rus başkentinin bölgedeki mevcut değişikliklerle ilgili temasları çerçevesinde gerçekleştiğini belirttiler. Görüşmelerde Rusya’nın askeri üssünde bulunan Rus kuvvetlerinin Afganistan ile güney sınırının güvenliğini üstlendikleri komşu Tacikistan için ne gibi tehdit kaynaklarının bulunduğunun da ele alındığı kaydedildi.
Rusya Devlet Başkanı Putin'in Afganistan Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakanlığı İkinci Asya Departmanı Direktörü Zamir Kabulov, Moskova’nın Taliban'ın daha önce Rusya'da faaliyetleri yasaklanan örgütler ve yaptırımlar listesinden çıkarılması talebine ilişkin açıklamada bulundu. “Bu adımın ancak Afgan taraflar arasında anlamlı müzakereler başladığında, üzerinde uzlaşılmış açık ve kesin bir gündeme varıldığında mümkün olduğu” gerekçesiyle kabul edilmediğini söyledi.
TASS haber ajansı, Taliban Hareketi Siyasi Büro Sözcüsü Muhammed Suheyl Şahin’in, “Afganistan topraklarının Rusya ve komşu ülkelere saldırmak için bir üs olarak kullanılmasına izin vermeyeceğiz” sözlerini aktardı. Şahin, “Taliban tabii ki Afganistan-Tacikistan sınırına saldırmayacak. Rus tarafını politikamızın saldırmamak üzerine kurulu olduğu konusunda temin ederiz” dedi.

Orta Asya güvenlik sistemi
Bu Moskova'nın, barış ve istikrarı sağlama, Orta Asya'da terörün yayılmasını önleme çıkarları açısından KGAÖ ve Şanghay İşbirliği Örgütü de dahil olmak üzere oluşturulan çok taraflı kurum, kuruluş ve ittifakları destekleme konusuna verdiği önemi ortaya koydu. Rusya, bir yandan bu örgütlerin güvenlik sisteminin tek unsuru olmadığını vurgularken diğer yandan da bölgede sürdürülebilirliğin ve istikrarın sağlanmasında kilit rol oynadığını söylediği ikili mekanizmaların önemini beyan ediyor.
Rus siyasi liderliği, Orta Asya güvenlik sisteminde bağımsız ve önemli bir kurum olarak Rusya ile Özbekistan arasındaki ikili ilişkilere özel önem veriyor. Çünkü Özbekistan, 1980’li yıllara uzanan eski deneyimlere dayanarak terörizm, İslami aşırılık ve radikal örgütlerle mücadelede seçkin deneyimlere sahip. Rusya ve Özbekistan, Afganistan'da Orta Asya'yı Afganistan üzerinden İran ve Pakistan'daki limanlarla bağlayacak ulaşım projeleri geliştirmekle ilgileniyorlar. Moskova'daki gözlemciler, "Çin ile ABD arasındaki yoğun rekabetin bir veya iki yıl içinde sona ermeyeceğini, teknolojik bir soğuk savaşa dönüşmesi muhtemel önümüzdeki 10 yılda baskın bir yönelim haline geleceğini" tahmin ediyorlar.
Moskova, bu iş birliğini yoğunlaştırmak ve arzu edilen Afgan uzlaşısını gerçekleştirmek için mevcut tüm formülleri seferber etmeye çalışıyor. Afganistan'da aktif hale gelmelerinden bu yana terörist grupların oluşturduğu artan tehlikelerin farkında olan Moskova, Kuzey Afganistan’a yakın Tacikistan'ın güney sınırları ile eski Sovyet uydusu ülkelerin sınırlarına konuşlanma ihtimaline hazırlık olarak bu tehlikeleri kontrol altına almak için iş birliğine hazır olduğunu duyurdu.
Tacikistan, Taliban'ın NATO güçlerinin ülkeden çekilmesi arka planında Afganistan'da ilerleyişini sürdürdüğünü ilan etmişti. TASS haber ajansı, Tacikistan'ın KGAÖ Daimi Temsilcisi Hasan Sultanov’un geçen hafta sonu yaptığı şu açıklamayı aktardı:
“Afganistan ile en uzun kara sınırına sahip olan Tacikistan, durumu kontrol altına almak, komşu ülke Afganistan'da mevcut risk ve meydan okumalar ile başa çıkmak için gerekli önlemleri alıyor. Afganistan ile sınırının bir kısmı özellikle ulaşılması zor ve engebeli dağlık alanlarda yer aldığından Tacikistan'ın bu hedefe tek başına ulaşması zor olacak.”
Tacikistanlı yetkili ayrıca Afgan hükümet güçlerinin yaklaşık bin 500 üyesinin, Taliban'ın ilerleyişi nedeniyle Tacikistan'a sığınmak zorunda kaldıklarını ve bunun da “Duşanbe'nin ülkenin güney sınırlarını koruma kapasitesinin güçlendirilmesi dahil olmak üzere, KGAÖ çerçevesinde uygun bir karşılık” gerektirdiğinin altını çizdi.

Şanghay İşbirliği Örgütü’nü güçlendirmek
Gözlemciler, bu konuların, Tacikistan'ın dönem başkanlığını yaptığı "Şanghay İşbirliği Örgütü"nün 13-14 Temmuz tarihlerinde başkent Duşanbe'de düzenlenecek dışişleri bakanları toplantısının ve üye ülkelerin dışişleri bakanları ile Afganistan Cumhuriyeti dışişleri bakanı arasında 14 Temmuz'da yapılacak görüşmelerin gündem maddesi olacağını tahmin ediyorlar. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Şanghay Örgütü ülkelerinin dışişleri bakanlarının yaklaşmakta olan toplantısında kabul edilmesi beklenen güçlü bir karar paketi ile çok yönlü iş birliğinin tüm önemli konularını kapsayan diğer belgelerin incelenmesinin beklendiğini bildirdi. Söz konusu belgeler arasında 2022-2024 dönemi terörizm, ayrılıkçı hareketler ve aşırıcılıkla mücadelede Şanghay İşbirliği Örgütü üye ülkeleri iş birliği programları taslağı ve 2018’de imzalanan Şanghay İşbirliği Örgütü üye devletlerinin uyuşturucuyla mücadele stratejisinin uygulanması için eylem programı maddelerinin uygulanmasına ilişkin 2021-2023 eylem planı yer alıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:
"Bir sonraki toplantıda, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 20inci kuruluş yıl dönümü münasebetiyle dönem başkanı Tacikistan tarafından hazırlanan, üye devletlerin küresel ve bölgesel gündemin güncel konularına ilişkin birleşik pozisyonlarını yansıtan Duşanbe Deklarasyonu taslağı ele alınacak.”
Rus kaynaklar, güvenlik konularının Şanghay İşbirliği Örgütü'nün gündemindeki artan önceliğinden hareketle şu değerlendirmelerde bulundular:
“Terörizm, radikalizm, uyuşturucu kaçakçılığı, sınır ötesi sorunlar ve organize suçlar, bilgi alanındaki riskler ve diğer konular da dahil olmak üzere giderek daha fazla iç içe geçen güvenlik sorunları ve tehditler karşısında örgütün kapasite ve gücünün artırılması planlanıyor.”



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe