AB: AB Dönem Başkanı olan Slovenya Başbakanı’nın İran tavrına katılmıyoruz

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçtiğimiz Mayıs ayında Brüksel’de Slovenya Başbakanı Janez Janša ile görüşürken (AP)
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçtiğimiz Mayıs ayında Brüksel’de Slovenya Başbakanı Janez Janša ile görüşürken (AP)
TT

AB: AB Dönem Başkanı olan Slovenya Başbakanı’nın İran tavrına katılmıyoruz

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçtiğimiz Mayıs ayında Brüksel’de Slovenya Başbakanı Janez Janša ile görüşürken (AP)
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçtiğimiz Mayıs ayında Brüksel’de Slovenya Başbakanı Janez Janša ile görüşürken (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Slovenya Başbakanı Janez Janša'nın İran rejimine muhalif Halkın Mücahitleri Örgütü’nün her yıl düzenli olarak düzenlediği konferansa mesaj göndermesi üzerine açıklama yaptı. Borrell, Janša'nın “İran’da insan hak ve özgürlüklerinin desteklenmesi çağrısında bulunduğu” açıklamasının AB’nin tutumunu yansıtmadığını söyledi. 1 Temmuz'da Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını Slovenya'nın devralması sebebiyle Başbakan Janša’nın eski ABD Başkanı Trump benzeri açıklamaları AB kamuoyunda endişe ile karşılanıyor.
İran rejimine muhalif Halkın Mücahitleri Örgütü’nün her yıl düzenli olarak düzenlediği konferansa Batılı siyasetçilerin katılım göstermesi Tahran yönetiminde öfkeye neden olmuştu. Katılımcılar arasındaki Slovenya Başbakanı Janša, İran yönetimi tarafından protesto edildi. İran Dışişleri Bakanlığı, örgütün insan hakları alanında Tahran’a yönelttiği suçlamaların asılsız olduğunu savundu.
AFP’nin haberine göre, geçtiğimiz Pazar günü İran, Janša'nın Halkın Mücahitleri Örgütü'nün düzenlediği konferansa katılımını protesto ederken, ayrıca Slovenya'nın Tahran Büyükelçisi Kristina Radej İran Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.
Ülkesinin hali hazırda 6 aylık bir süre için AB dönem başkanlığını elinde bulunduran Janša, Batılı ülkeleri İran’da insan haklarını desteklemeye çağırdı. Almanya'da düzenlediği bir toplantıya video mesaj gönderen Jansa, “İran yönetiminin insan hakları ihlalleri nedeniyle hesap vermesi gerektiğini” söyleyerek, İran halkının demokrasi, özgürlük ve insan haklarını saygıyı hak ettiğini ve uluslararası toplumdan destek alması gerektiğini bildirdi.
Borrell, Janša’nın açıklamalarının AB'nin resmi tutumunu yansıtmadığını söyledi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, dışişleri bakanlarının Brüksel’de gerçekleştirdiği toplantının ardından yaptığı açıklamada, AB’nin İran politikasının dengeli olduğunu söyleyerek, gerektiğinde baskı, gerektiğinde ise iş birliği yaptıklarını vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı’na göre, geçtiğimiz Pazar günü İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Borrell ile gerçekleştirdiği görüşmede, Slovenya Başbakanı’nın açıklamalarının kabul edilemez olduğunu ve AB’nin pozisyonunu netleştirmesi çağrısında bulundu.
Önceki gün İran medyası, Slovenya’nın Tahran Büyükelçisini İran Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını aktardı. ISNA haber ajansının aktardığına göre Slovenya, “her zaman insan haklarını ve temel özgürlükleri desteklediğini” açıkladı.
AB’nin İran ile ilişkisi şu anda çok hassas bir aşamadan geçiyor. Birlik,  ABD’nin İran nükleer anlaşmasına dönüşüne ve yeniden canlandırılmasına aracılık etmeye çalışıyor.

Janša Konferans’ta ne demişti?
Janša video konferans aracılığıyla katıldığı konferansta “İran halkı demokrasiyi, özgürlüğü ve insan haklarına saygı duyulmasını hak ediyor. Uluslararası toplum tarafından güçlü bir destek görmeliler” dedi. Jansa ayrıca İran rejiminin insan hakları ihlallerinden dolayı soruşturulması çağrısında bulunarak Halkın Mücahitleri Örgütü'nün kurbanların yüzde 90'ının kendi destekçilerinden olduğunu bildirdiğini vurguladı. Ayrıca 1988'deki idamların üzerinden 33 yıl geçtiğine dikkat çekti.
Sloven yetkili açıklamasının devamında 1988’deki katliamda öldürülen 30 bin siyasi mahkumun ailelerinin adaletin yerini bulmasına yönelik taleplerine destek verdi. Birleşmiş Milletler’e (BM) söz konusu suçu gün yüzüne çıkarma çağrısında bulunan Jansa sözlerini şöyle sürdürdü:
“BM komisyonunun soruşturması, özellikle müstakbel İran Cumhurbaşkanı (İbrahim Reisi), 1988'de işlenen korkunç katliamdaki rolü nedeniyle Uluslararası Af Örgütü tarafından insanlığa karşı suç işlemekle itham edildiği için bu katliamın gün yüzüne çıkarılması açısından oldukça önemli.”
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yapılan açıklamalarda da Reisi’nin cumhurbaşkanı olarak seçilmesi insan haklarına vurulmuş bir darbe olarak nitelendi. 1988 yılındaki idamlardaki rolü hakkında kendisine soruşturma açılması çağrısında bulunuldu. İki örgütün yanı sıra Washington da yaptığı açıklamalarda söz konusu süreçte binlerce siyasi mahkumun yargısız olarak infaz edildiğini vurguluyor.
Halkın Mücahitleri Örgütü’ne göre idam edilenlerin sayısı 30 bin. İnsan hakları örgütlerine gör ise 3 bin ila 7 bin kişi idam edildi. Halkın Mücahitleri Örgütü'nün lideri Meryem Recavi yaptığı açıklamada, Reisi'yi 1988’deki katliamdan sorumlu tuttu.
Konferansta özellikle İran yargısından dört üst düzey yetkilinin yer aldığı idamları denetleyen "ölüm komitesinden" sorumlu olan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin rolü vurgulandı.
Konferansa çevrimiçi olarak katılan ABD’nin Eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Reisi’yi kınayarak İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in kendisini "vatandaşlara zarar vermek, onları sindirmek ve hırsızlık ve gasp yapmaya devam etmek" için seçtiğini söyledi. Pompeo, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin “aslında bir boykota tanık olduğunu ve rejimin bunun farkında olduğunu” vurgulayarak “Bu tüm dünyaya göstermelik olarak yapılan açık bir gösteriydi” ifadesini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, temsilcileri konferansa katılan Batılı ülkeleri sert bir şekilde eleştirdi. Hatipzade, Reuter tarafından tarafından aktarılan Twitter paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Pompeo da dahil olmak üzere satılık Batılı politikacılar kendilerini düşük bir fiyat karşılığında Avrupa'nın ev sahipliği yaptığı ve geçmişte merhum Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in desteklediği elleri kana bulanmış bir terörist grubun organize ettiği bir tiyatro için pazarladılar. Dolara duyulan güçlü susuzluk hissi ve İran düşmanlığı hastalığı, Batı'nın utanç verici ikiyüzlülüğüne öncülük ediyor."
Bu yılki muhalefet konferansı, İranlı diplomat Esedullah Esedi'nin 2018 yazında, Paris'in kırsal kesiminde Halkın Mücahitleri Örgütü'nün konferansını hedef alan bir saldırıyı planlamaktan dolayı 20 yıl hapis cezasına çarptırılmasının üzerinden 5 ay geçmişken yapıldı. Söz konusu saldırı dört Avrupa ülkesi arasındaki istihbarat iş birliği sayesinde engellenmişti.
Terörle ve casusluk başlıklarının bir arada görüşüldüğü bu dosya, başta Paris olmak üzere Tahran’ın birçok Avrupa başkentiyle diplomatik gerilim yaşamasın yol açmıştı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.