Suriye’de ‘adıma karşılık adım’ stratejisi

Şam’da Nisan 2019'da düzenlenen gösteride Suriye, Rusya ve İran bayrakları sallandı. (AP)
Şam’da Nisan 2019'da düzenlenen gösteride Suriye, Rusya ve İran bayrakları sallandı. (AP)
TT

Suriye’de ‘adıma karşılık adım’ stratejisi

Şam’da Nisan 2019'da düzenlenen gösteride Suriye, Rusya ve İran bayrakları sallandı. (AP)
Şam’da Nisan 2019'da düzenlenen gösteride Suriye, Rusya ve İran bayrakları sallandı. (AP)

ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanları arasında varılan, Suriye'nin sınır ötesine ve iç hatları aracılığıyla yardım ulaştırma yönündeki uluslararası kararın genişletilmesi hakkındaki ‘insani anlaşma’, Birleşmiş Milletler yetkililerinin ve arabulucuların çekmecelerinden ‘adıma karşılık adım’ stratejisini çıkardı. Bu yaklaşımın Suriyelileri memnun etmeyi mi yoksa İran’ı ülkeden çıkarmayı mı hedeflediği hakında tartışmalar ise sürüyor.

Karşılıklı
Uzmanlar ve eski yetkililer, Biden yönetiminin iktidara gelmesinden bu yana hükümet temsilcileri, muhalefet ve devlet aktörleri arasında yıllar süren müzakerelerdeki fikirlerini ve çalışmalarının sonuçlarını aktarmaya çalıştılar. The Carter Center’ın hazırladığı bir makaleye göre söz konusu adımlar arasında koronavirüs ile mücadele çabalarının yaptırımlardan muaf tutulması, hastane, okul ve sulama tesisleri gibi sivil altyapının yeniden inşasının kolaylaştırılması var. Ancak bunların müzakere edilen somut şartların doğrulanması ardından uygulanmaya başlaması şartı aranıyor. Ayrıca ABD ve Avrupa yaptırımlarının kademeli olarak hafifletilmesi gibi belirli sektörlerde karşılıklı adımlar atılması önerisi de gündemde.
Buna karşılık Şam ise siyasi tutukluların serbest bırakılması, mültecilerin güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşünün sağlanması, sivillerin korunması ve yardımların tüm alanlara engelsiz erişimi ile 2013 anlaşması kapsamındaki kimyasal silahların imhası, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'deki siyasi sürece ciddi katılım da dahil siyasi ve güvenlik reformlarının uygulanması talepleriyle karşı karşıya. Şam, daha fazla ademi merkeziyetçiliğin benimsenmesi gibi ‘adımlar’ atıyor. Avukatlar da başarısızlıktan sorumlu tarafın belirlenmesi için planın kamuoyuna açıklanması önerisinde bulunuyor.
Son aylarda pek de fazla ilgi görmeyen bu öneriler, söz konusu yaklaşım temelinde denendi. Bu yönde Viyana ve Cenevre'de ABD ve Rus tarafları arasında özel görüşmeler yapıldı. Bir yanda Almanya ile Fransa, diğer yanda ise Rusya vardı. Moskova ‘hiçbir şey sunmadı’. Konuya şüpheyle yaklaşanlar, böyle bir yaklaşımın, normalleşmenin ve tavizsiz yeniden yapılanmanın başlayacağı ve yaptırımların kaldırılacağı anlamına geldiği görüşündeler.

Kim başlayacak?
Rusya-ABD anlaşmalarına varılır varılmaz ‘adıma karşı adım’ yaklaşımını harekete geçirmek ve Washington liderliğindeki mini oluşum ve Astana grubu gibi mevcut platformları destekleyecek uluslararası bir formül başlatmak için uğraşan BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, geçtiğimiz ayın 28'inde Roma'daki bakanlar toplantısının kapalı oturumunda bu yönde ayrıntılı bir fikir sundu. Şarku'l Avsat'ın elde ettiği teklif metnine göre Pedersen, bu konunun gündeme getirilmesi ardında üç neden olduğunu söyledi. Bu nedenlerin başında ön saflarda 15 aydır yaşanan durgunluk ve stratejik bir askeri kriz olması geliyor. İkinci olarak ekonomik çöküşün yeni baskı ve korkuları da beraberinde getirmesi var. Son olarak da kimsenin askeri bir zafer elde edemeyeceği veya siyasi bir sonuç dayatamayacağı konusunda herkesin sahip olduğu yeni anlayış mevcut. Nitekim ne Suriye hükümetinin, ne muhalefetin, ne İran’ın ne de Rusya ya da ABD’nin bu çatışmanın sonucunu belirleyemeyeceği düşünülüyor.
Bakanların konuşmalarında gerekli olanın rejim değişikliği değil, hükümetin Suriye halkına yönelik tavrında değişiklik yapılması gerektiğini belirten Pedersen şu ifadeleri kullandı:
“Suriye hükümetinin yabancı güçlerin varlığı, yaptırımlar ve yeniden yapılanma konusunda özel talepleri mevcut. Şahsen onlara bu yönde adım atmanın karşılıksız olmayacağını söyledim. Şam'da yapılabilecek reformların türünü ve neleri desteklemeye istekli olacaklarını daha açık bir şekilde tanımlamaya çağırıyorum. Karşı taraf somut adımlar attığı takdirde atmaya hazır olduğunuz adımları belirtmenizi rica ediyorum.”
Teklife göre başlangıç, belirli alanlarda ilk adımı kimin attığı  yönündeki karışıklığı çözmek için karşılıklı ve paralel olacak küçük somut adımlardan oluşan bir paket üzerinde görüşme başlatmaktan geçiyor. Başlıklar arasında gerginliğin azaltılması ve ülke çapında bir ateşkese varılması, terörle mücadele operasyonları, gözaltına alınanlar konusu, kaçırılanlar ve kayıplara ilişkin işlemler, insani krizin etkilerinin azaltılması, mültecilerin güvenli, gönüllü ve onurlu dönüşü için alan yaratılmasına yardımcı olunması bulunuyor.

Destek ve oyuncular
Bunun için ABD ve Rusya’nın yanı sıra diğer aktörlerden de destek sağlanması gerektiği düşünülüyor. Bu, yeni bir uluslararası-bölgesel temas grubu kurulmasına yönelik ikinci öneriyi ortaya çıkarıyor. Roma’daki görüşme sırasında bu yönde önde gelen Batılı ülkelerin dışişleri bakanları tarafından dile getirilen ilk tepki olumlu sayılmaz. Toplantıya katılan bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Londra, Paris ve Berlin’in siyasi bir çözüm için yeni önerileri değerlendirmeye ve 2254 sayılı kararı uygulamaya hazır olduklarını ancak aynı zamanda yeniden yapılanma, normalleşme ve yaptırımlar olmak üzere üç etki aracından vazgeçmek istemediklerini bildirdi. Yani ABD’nin başını çektiği bu ülkeler yeni yaptırımlar uygulamamak gibi bazı küçük adımları kabul edebilir. Biden yönetiminin iktidara gelmesinden bu yana da olduğu gibi ancak insani konuları yaptırımlardan ayrı tutmak ve kısmi normalleşme adımları atmak ile ulaşılabilir ve doğrulanamayan somut hamleler hayata geçirilebilir.
Washington, Suriye'den daha geniş bölgesel meselelerle bağlantılı olduğu için Tahran'ın sürece katılımını karşı çıkmaya devam ediyor. Moskova ise Tahran ve Ankara'nın da dahil olduğu Astana grubuna bağlılığını koruyor.
ABD ile Rusya arasındaki insani anlaşma Güvenlik Konseyi'nde durgun suyu karıştırdı ve teklifleri çekmecelerden çıkardı. Ancak en önemli sorular bu yaklaşımın nihai hedefiyle ilgili: Gidişat Moskova'nın 2011 öncesine dönüş planında Şam'daki meşru hükümeti destekleme projesiyle mi yoksa rejim değişikliğinden vazgeçilip ülke için kapsamlı bir politika çatısı altında 2254 sayılı kararın uygulanmasına yönelik esnek bir siyasi çözümle yetinmek ile mi kaydediliyor? Ademi merkeziyetçilik başlığı altında, harici oyuncular tarafından destekli üç etki alanı arasında kota üretmek mi hedefleniyor? Yoksa İran, Türkiye, İsrail, ABD ve Rusya olmak üzere beş ülkenin stratejileri doğrultusunda bir hedef mi var?



Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.


Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
TT

Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos dün yaptığı açıklamada, hükümetin önümüzdeki hafta, Litani Nehri'nin kuzeyine kadar uzanan devlet otoritesini ve silah kontrolünü genişletme planının ikinci aşamasını nasıl sürdüreceğine karar vereceğini açıkladı.

Marqus, Arap ülkelerinden bakanlar toplantısına katılmak için bulunduğu Kuveyt'te, kararın bu konudaki silahlı kuvvetlerin yetenek ve ihtiyaçlarını özetleyen Genelkurmay Başkanı’nın sunumuna dayalı olacağını da sözlerine ekledi.

Lübnan ordusu, geçtiğimiz ocak ayında Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgede operasyonel kontrolü ele geçirdiğini duyurdu. Bu ayın başlarında ise Bakanlar Kurulu, ordudan Lübnan'ın diğer bölgelerinde silahsızlandırma sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bilgi vermesini istedi.

Marqus yaptığı açıklamada, “Litani Nehri'nin güneyindeki ilk aşamayı tamamladık ve önümüzdeki hafta hükümet, ordu komutanının bildirdiği ihtiyaçlar ve imkanlar ışığında ikinci aşama hakkında bir karar verecek... Bu açıklamayı dikkate alarak bu konuda bir karar vereceğiz” dedi.

ABD'nin arabuluculuğunda 2024 yılının kasım ayında Lübnan, İsrail ile İran destekli grup Hizbullah arasındaki savaşı sona erdiren ateşkes anlaşması uyarınca, tüm silahları devlet kontrolü altına almayı hedefliyor. Marqus, bugün Lübnan ordusu ile Hizbullah arasında bir çatışma olasılığını reddetti. Hedefin devlet otoritesini genişletmek ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayan Marqus, bu hedeflerin birlikte gerçekleştirilebildiği ölçüde ilerleyeceklerini belirtti.

İsrail, Hizbullah ile savaşın sona ermesinden bu yana Lübnan'da düzenli baskınlar düzenliyor. Lübnan güvenlik kaynakları, bu saldırılarda yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıkladı.

İsrail, Hizbullah'ı Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek yeniden silahlanmaya çalıştığıyla suçlarken Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurguluyor.