Biden’ın görüştüğü ilk Arap lideri Ürdün Kralı olacak

İki devletli çözüm, askeri ve ekonomik iş birliği ve Suriye’deki durum tartışma gündeminin başında yer alıyor

Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)
TT

Biden’ın görüştüğü ilk Arap lideri Ürdün Kralı olacak

Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı 2. Abdullah (Reuters)

Ürdün Kralı 2. Abdullah, ABD Başkanı Joe Biden’ın davetine binaen yarın (Pazartesi) Beyaz Saray’ı ziyaret edecek. Bu ziyaret, Biden’ın Ocak ayında göreve başlamasından bu yana bir Arap liderle gerçekleştirdiği ilk buluşma olacak. Ürdün Kralı’nın ziyareti, eski Başkan Donald Trump döneminde tanık olunan gerginliğin ardından ABD-Ürdün ilişkilerinin yeniden başlatılması açısından büyük önem teşkil ediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’ye göre, söz konusu ziyaret, ABD’nin güvenlik ortağı ve müttefiki olan Ürdün ile arasındaki daimi stratejik ortaklığa ışık tutmayı amaçlıyor. Psaki “Bu ziyaret, Ortadoğu’nun karşı karşıya kaldığı birçok zorluğu tartışmak, Ürdün’ün bölgede barış ve istikrarı desteklemede öncü rolünün öne çıkarılmasının yanı sıra siyaset, güvenlik ve Ürdün’ün ekonomik fırsatları da dahil olmak üzere ekonomik konularda ikili işbirliğinin güçlendirilmesi için bir fırsat.” ifadelerini kullandı.
Ürdün’ün ABD ile ilişkileri, eski Başkan Donald Trump’ın kararları ve politikaları sebebiyle zarar görmüştü. Söz konusu kararlar arasında Aralık 2017’de Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması, İsrail ile Filistinliler arasında tek taraflı bir barış anlaşması önerilmesi, Trump’ın damadı Jared Kushner liderliğinde Yüzyılın Anlaşması’nın teşvik edilmesi ve Trump yönetiminin Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) sağlanan fonu iptal etmesi yer alıyordu. Kral 2. Abdullah, Netanyahu’nun Filistinlilerin Trump’ın barış planını reddetmesi durumunda Ürdün Vadisi’ni bir tarafını ilhak etme planlarını kesin bir dille reddetmişti.
Ürdün Kralı Trump’ın Kasım 2020’deki yenilgisi sayesinde rahat bir nefes aldı ve Joe Biden’ın başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından rahatladı. Biden’ın senatör ve Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olması ve ardından Barack Obama’nın Başkan Yardımcısı olması ile Kral Abdullah ve Biden arasında 20 yıldan fazla bir süreden bu yana bir ilişki bulunuyor. Dolayısı ile Kral Abdullah’ın Biden’ın zaferinin ardından tebrik etmek için arayan ilk Arap lider olması şaşırtıcı olmadı. Bu telefon görüşmesinde Biden, iki devletli çözümü uygulamak için Ürdün ile birlikte çalışacağını belirmişti.
Ürdün Kralı’nın ABD ziyareti üç hafta sürecek ve yönetim yetkilileri, Kongre liderleri, Askeri Hizmetler Komitesi, Dış İlişkiler Komitesi üyeleri, Senato Ödenek Komitesi başkanları ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyeleri ile yapılan toplantıları kapsayacak.
Ziyaret, iki ülkenin 70 yılı aşkın ikili ilişkileri kutlamalarına denk gelirken, Kral 2. Abdullah’a eşi Kraliçe Rania ile Veliaht Prens 2. Hüseyin ve çok sayıda Ürdünlü yetkili eşlik edecek.
Kral 2. Abdullah, Washington ziyaretinden önce Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya gelerek, ABD yönetimini barış sürecini canlandırmaya ve Filistin alanında daha büyük bir rol oynamaya çalışan Hamas’a karşılık Filistin Yönetimi’ni desteklemesine ikna etmek için gerekli adımları görüştü.

-Öne çıkan konular
Ürdün Kralı’nın Washington’daki görüşmesindeki gündem konuları başında, Filistin konusu, Ürdün’ün iki devletli çözümü desteklemesve İsrail-Filistin çatışmasını sona erdirmedeki tarihi rolünün yeniden sağlanması yer alıyor. Görüşmede ayrıca Yüzyılın Anlaşması’ndan ve birkaç Arap ülkesiyle barış anlaşmalarının yapılması ve iki devletli çözüme karşı çıkan Naftali Bennett liderliğindeki yeni koalisyon hükümetinin kurulmasın ardından bölgenin tanık olduğu dönüşüm, değişim ve jeopolitik gerçeklerin dikkate alınması bekleniyor.
Analistler, Bennett’in Amman’a yaptığı sürpriz ziyaretin ardından İsrail ve Ürdün arasındaki yumuşama ve sakinliğinin yanı sıra Ürdün’e ilave 50 milyon metreküp su sağlama anlaşması ve Bennett’in Amman’ın Batı Şeria’ya olan ihracatını 160 milyon dolardan 700 milyon dolara çıkarmasını onaylamasına dikkat çekiyorlar. Analistler, bu anlaşmaları, çatışmanın çözülmesi müzakerelerinde Ürdün’ün daha ağır bir rolü olacağına yönelik iyiye işaret olarak değerlendirdi.
İsrail’de yeni bir hükümetin kurulmasıyla, ABD Başkanı’nın yönetimi büyük bir memnuniyetle karşılama ve eski Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yılların gerilimlerini geçmişin sayfalarına koyma arzusuna sahip görünüyordu.
İsrail’in yeni Başbakanı Naftali Bennett, çatışmaların azaltılmasına yönelik bir yaklaşımı benimsiyor ve bu konuda İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid de onunla aynı fikirde bulunuyor. Bennett Avrupalı ​​yetkililerle yaptığı görüşmelerde yeni hükümetin iki devletli çözümü desteklediğini ancak zamanlamanın şu an doğru olmadığını belirtti. Başbakan gelecekte barış olasılığını sağlayacak adımların atılması gerektiğini ve Filistinlilerin yaşamlarının iyileştirilmesi için ekonomik önlemler alınmasına yönelik bir gereklilik olduğunu düşünüyor. Ürdün ve Mısır, İsrail ile Hamas arasındaki hassas ateşkesi desteklemek, iki devletli çözüm fikrine ivme vererek daha fazla dikkat çekmek ve Kudüs’ün tarihi ve yasal statüsünü koruyan adil ve kapsamlı bir yol sunmak istiyor.
Biden yönetimi ise, İsrail’i iki devletli çözüm konusunda uzlaştırıcı adımlar atmaya teşvik etmeye ve tarafları nihai bir çözüme ulaşmak ve yapıcı diplomatik girişimlerin yolunu açmak için müzakerelere davet etmeye çalışacak.
Ürdün Kralı’nın Başkan Biden ile yapacağı görüşmelerinin, özellikle Başkan Biden’ın gelecek ay yeni İsrail Başbakanı Bennett ile planladığı görüşme sayesinde İsrail yönetimi iki devletli çözüme yönelik net adımlar atmaya yönlendireceğine inanılıyor. ABD’nin Ortadoğu’daki varlığını sınırlamaya yönelik hızlandırdığı adımların ışığında durum belirsiz görünüyor ve durum İsrail ile Filistinliler arasında yeni bir barış sürecini başlatmak ve desteklemek için hazır olmayabilir.
Ürdün Kralı’nın ziyareti, Ürdün içinde ve çevresinde bir dizi olayın ardından geliyor. Söz konusu olaylarda, bölgedeki istikrarın bir işareti niteliğinde Ürdün’ün imajını sarsan kraliyet ailesi içerisinde iniş çıkışlarla karşı karşıya kalındı. Kraliyet ailesi içindeki kargaşadan ardından, hem ABD hem Ürdün Krallığı’nın istikrarını ve Ürdün monarşisinin konumunun güçlendirilmesi konusunda kararlı görünüyor. Washington, Ürdün’deki istikrarsızlığın ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarlarına zarar verdiğine ve İran’ın bölge işlerine müdahale etme girişimlerine yol açtığına inanıyor.
Kral Abdullah’ın, Biden yönetimiyle görüşmek istediği başka konularda bulunuyor. Bunlardan en önemlisi ise ekonomik sıkıntılar, zira Ürdün kamu borcunun artması ile yoksulluk ve işsizlik oranında ciddi bir artış sebebiyle zorluk çekiyor ayrıca Ürdün hükümetine yönelik, yaşam koşullarının iyileştirilmesi, sosyal ve ekonomik çözümler sağlaması için baskı artıyor. Ürdün Caesar Yasası uyarınca, Ürdün ihracatının güney Suriye’ye girmesine izin verilmesi dahil olmak üzere, ABD yaptırımlarından özel bir muafiyet elde etmeyi istiyor.
Öte yandan Başkan Biden’ın, Ürdün’ün geniş kapsamlı siyasi ve ekonomik reformları benimsemesinin önemine ve Krallık’taki insan hakları sicilini ve ifade özgürlüğünü iyileştirmenin önemini vurgulaması kesin olarak görülüyor. İki ülke lideri arasındaki görüşme, özellikle Pentagon’un Afganistan ve Katar’daki askerlerini Ürdün askeri üslerine yeniden konuşlandırmayı planlamasının ardından güvenlik, istihbarat ve askeri iş birliğinin geliştirilemesine odaklanacak.
Washington’daki Birleşik Devletler Barış Enstitüsü’ne bağlı İsrail-Filistin Çatışma İdaresi Müdürü Lucy Kurtzer, söz konusu ziyaretin amacının ilişkileri geliştirmek ve Ürdün’ün bölgesel rolünü yeniden öne çıkarmak olduğunu, Ürdün Kralı’nın yönetimi İsrail-Filistin ihtilafına bir çözüm bulmaya yönlendirmeye çalıştığını ayrıca Gazze’yi yeniden inşa etmeyi ve Batı Şeria’daki altyapıyı onarmayı planladığını belirtti. Kurtzer “Ürdün, Doğu Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarının koruyucusu olarak özel bir rol oynadı. Ürdün, özellikle de Filistinli ailelerin tahliyesi ve Mescid-i Aksa’ya yapılan baskının ardından Mescid-i Aksa ve İslami kutsal mekanların çevresinde nihai bir durum düzenlemeleri yapma konusunda devam eden zorluklarından endişe ediyor.” dedi. Kurtzer sözlerine şu ifadeleri de ekliyor:
“İsrail Yüksek Mahkemesi, Mayıs ayında çıkan savaşın ve son çatışmaların kıvılcımlarından biri olan Filistinli ailelerin Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesinden tahliyelerine yönelik 2 Ağustos’ta bir duruşma yapacak. Tahliyeleri desteklemek ve sürdürmek için bir kararın yayınlanmasının, durdurulmuş İsrail-Filistin diplomasisine yönelik umut ışığını ortadan kaldırabilecek yeni şiddetin ortaya yol açacağı konusunda endişeler bulunuyor.”



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.