Tunus’ta OHAL konusunda anayasal bir bölünme yaşanması bekleniyor

Bu ayın son haftasında parlamentoya sunulacak yasa tasarısı hakkında anlaşmazlık yaşanacağı öngörülüyor.

Tunus Parlamentosu. (AFP)
Tunus Parlamentosu. (AFP)
TT

Tunus’ta OHAL konusunda anayasal bir bölünme yaşanması bekleniyor

Tunus Parlamentosu. (AFP)
Tunus Parlamentosu. (AFP)

Hamadi Mimari
Birçok ülke, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle özel olağanüstü sağlık yasalarını etkinleştirdi ya da salgının yayılmasını önlemek için yenilerini çıkardı. Tunus hükümeti de “sağlık alanında ilan edilecek olağanüstü hal durumu (OHAL) şartlarını ayarlamayı, insanların hayatlarını koruyup güvenliklerini sağlamak ve salgın niteliğindeki hastalıkların yayılmasından kaynaklanabilecek riskleri azaltmak için yayınlanan bildiri ile ilgili olağanüstü tedbirleri belirlemeyi ve kamu tesislerinin ve hayati hizmetlerin devamlılığını sağlamayı” amaçlayan bir yasa tasarısını parlamentoya sundu. Yasa tasarısının dördüncü faslında “Sağlık OHAL’i ilanı bir kararname ve İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile yapılır” ifadeleri yer alıyor. Dokuzuncu fasılda da “Ulusal OHAL, başbakan tarafından ilan edilir. Belli bir bölgeyi ilgilendiren OHAL ise vali tarafından yetki sınırları dahilinde ilan edilir” deniliyor.
Para cezaları
Sağlık OHAL’i “Engellenmesi için acil olağanüstü önlemler gerektiren salgın niteliğindeki hastalıkların yayılmasından veya kamu sağlığını etkileyen bir tehditten kaynaklanan durum” olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda yasa tasarısı, tam veya kapsamlı karantinada sokağa çıkma yasağı veya sınırlaması ile ilgili kurallara uymayanların yanı sıra bulaşıcı bir hastalığı olan veya olduğundan şüphelenilip de ikamet ve seyahatlerine getirilen kısıtlamalara riayet etmeyen kişilere uygulanacak para cezalarının tümünü kapsıyor.

Kamu sağlık OHAL’i cumhurbaşkanı tarafından duyurulacak
Yasa tasarısı, sağlık OHAL’ini başbakanın mı yoksa cumhurbaşkanının mı duyuracağı hakkında tartışmalara yol açtı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan çevirdiği haberde değerlendirmelerde bulunan Anayasa Hukuku Profesörü Abdurrezzak Muhtar konuya ilişkin şunları söyledi:
“Kamu sağlığı politikası, devletin genel politikalarını ayarlayan kişi olması nedeniyle başbakan tarafından belirlenir. Buradan hareketle, başbakanın sağlık konusunda kontrol yetkileri olur. Çünkü idareyi temsil eden ve kamu sağlığını ilgilendiren düzenleme ve uygulamalar sayesinde sağlık durumunu yönetmesini sağlayan genel düzenleyici otoriteye sahip olan kişi başbakandır. Bu yüzden başbakanın sağlık OHAL’ini ilan etme yetkisi olabilir. Ancak Tunus Anayasası cumhurbaşkanının yetkileri dahilinde bir OHAL'i öngörüyor.”

Bu karışıklığın çözülmesi için bir öneri sunan Muhtar sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlan edilecek OHAL’in ulusal nitelikte olması halinde, nihai kararı cumhurbaşkanının vermesi şartıyla başbakan, sağlık bakanından alınan çeşitli raporları inceledikten sonra OHAL ilan etme önerisinde bulunabilir. Belli bir bölgede veya çevredeki sağlık OHAL konusuna gelirsek; başbakan bölgelerin valileri ile koordinasyon sağlayarak bunu ilan edebilir.”

Çekişmeler kavgayı büyütecek
Muhtar, Tunus’ta yürütme organının iki başkanı arasındaki siyasi gerilimlerin baskın olduğu mevcut siyasi durum ışığında OHAL'i kimin ilan edeceği meselesinin sorun yaratacağına dikkat çekti. Ayrıca yetkiler konusunda siyasi müzayede olmaksızın devlet kurumları arasında anayasanın düzenlediği şekilde bir uyum olması gerektiğini vurguladı. “Cumhurbaşkanı, ülkedeki genel durum hakkında aldığı raporlara dayanarak askeri ve güvenlik alanında OHAL ilan etme yetkisine sahip. Ancak başbakanın yetkilerine giren sağlık durumu ve gelişmeleri hakkında yeterli yetkilere değil” ifadesini kullandı.

Zorlu denklem
Tunus Parlamentosu Sağlık ve Sosyal İşler Komitesi Başkanı El-Ayyaşi Zemal basın mensuplarına şu açıklamada bulundu:
“Komite, halihazırda yasa tasarısını inceliyor ve yasa tasarısı hakkındaki bütün gözlemleri değerlendirmek ve tasarıyı genel kurula göndermeden önce yetki çatışmaları yaşanmasını engellemek için hukuk ve sağlık alanındaki bazı uzmanlar ile toplantılar yapıyor. Bir taraftan salgına karşı koymak ve Tunusluların hayatlarını korumak ile diğer taraftan kişisel özgürlüklerin korunması arasında bir denge kurmak zor. Ancak komite, yasa tasarısının uygun olması ve belirlenen hedefleri gerçekleştirmesi için uzmanların ve ilgili kuruluşların tüm değerlendirmelerini toplayacak.”
Başbakanın sağlık OHAL’inin ilan edilmesi durumunda alacağı tedbirlerin parlamento tarafından denetlenmesine ilişkin noktaların eklenme olasılığına işaret eden Zemal sözleirni şöyle sürdürdü:
“Yasa tasarısı, karar alma merciini birleştirmenin yanı sıra, ekipmanlar ithal etmek ve kamu ve özel kurumları salgınla mücadeleye tahsis etmek gibi sağlık kriziyle başa çıkmada idari sürelerin kısaltılmasını ve bürokrasinin azaltılmasını sağlayacak.”
Başbakanın sağlık OHAL’inde diktatörlük yapmasından endişe duyulmasını gereksiz gören Zemal, OHAL’in belli bir süre yürürlükte olacağını ve bu süre zarfında parlamentonun başbakanı denetleyeceğini vurguladı.

Partiler ikiye bölünmüş durumda
Siyasi partiler bir süredir hükümete bu yasa tasarısının parlamentoya sunulmasını hızlandırma çağrısında bulunuyorlardı. Nitekim Tunus'un Kalbi Partisi Bloğu Başkanı Usame el-Halifi, bu kanunun çıkarılması çağrısında bulunarak bloğun “acil sıfatıyla tasarıyı geçirmeye çalışacağına” dair söz verdi. Özgür Anayasa Partisi Bloğu Başkanı Abir Musa “Sağlık OHAL’i yasa tasarısı başbakanın Tunusluların boyunları üzerinde tahakküm kurmasını sağlayacak” dedi.
Yasa tasarısı, Sağlık ve Sosyal İşler Komitesi’ne sevk edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde inceleme işlemi tamamlanacak. Ardından 2021 Temmuz ayının son haftasında tasarının genel kurula sunulması bekleniyor.
Tunus tarihinin en kötü sağlık, ekonomik, sosyal ve siyasi krizini yaşarken sağlık OHAL’i yasa tasarısı, ülkede OHAL ilan edilmesine ilişkin olarak anayasanın öngördüğü yetkiler ve bunların derecesi hakkında başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki çatışmada yeni bir sayfa açıyor.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.