Yemen hükümetinin ekonomik önlemleri başarılı olacak mı?

Yemen Merkez Bankası köklü reformlar gerçekleştirme ve bankaların performansını denetleme sözü verdi.

Aden'deki bir döviz bürosu. (AFP)
Aden'deki bir döviz bürosu. (AFP)
TT

Yemen hükümetinin ekonomik önlemleri başarılı olacak mı?

Aden'deki bir döviz bürosu. (AFP)
Aden'deki bir döviz bürosu. (AFP)

Yemen riyali birkaç gün önce yabancı para birimlerine karşı en düşük seviyesii görürken hükümetin kontrolü altındaki bölgelerde bir ABD doları 1007 riyale kadar yükseldi. Yemenliler, Husi milisleri tarafından dayatılan bankacılık uygulamalarının sona erdirmenin yanı sıra para biriminin hızlanan düşüşünü durdurmak için ekonomi üzerindeki kontrolü yeniden sağlama konusunda hükümete ve Merkez Bankası’na güveniyorlar. 
Yemenli gözlemciler, meşru hükümetin petrol ihracatını geliştirmeden, devletin kamu hazine kaynaklarını iyileştirmeden ve uluslararası ekonomik destek almadan ekonomik durumu yeniden kontrol edemeyeceği görüşündeler. Ayrıca hükümetin, özellikle başta güney valilikler olmak üzere kurtarılmış bölgelerde hükümet kurumları arasındaki mevcut siyasi anlaşmazlığın sona erdirmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Ekonomistler hükümetin ve Aden'deki Merkez Bankası’nın, rezerv para arzı ve talebi dengeleyecek önlemler alma açısından zayıf performansını eleştiriyor. Ülkede Başbakan’ın bir dizi bakanla birlikte ülke dışında yaşaması ve güvenlik endişeleri ve Riyad Anlaşması'nın güvenlik ve askeri maddelerinin uygulanmaması nedeniyle Aden'e dönemedikleri için mevcut durumun gerçek nedenin güneydeki eyaletlerde hükümet bileşenleri arasındaki çatışmadan kaynaklandığını öne sürenler de var.
Aden Merkez Bankası görevleri tamamlama ve ekonomi üzerindeki rolünü uygun bir şekilde etkinleştirmede önemli adımlar atma sözü verdi. 
Yemen Enformasyon ve Bankacılık Kültürü Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre Aden’deki Merkez Bankası uluslararası ortaklar tarafından sağlanan teknik destek programı kapsamında, uzmanların yardımıyla bazı eksiklikleri gidermek için reformlar yapacak. Ayrıca bunlara, ödeme sistemini etkinleştirmek için gerekenleri tamamlamanın yanı sıra daha yüksek bir yönetişim komitesinin ve uyum ile risk yönetimi departmanlar oluşturulmasını da kapsayan temel yapısal hamleler eşlik edecek. Bankaya göre tamamı profesyonel ve ileri düzeyde bankacılık ve idari kontrol görevlerini yürütecek olan sistemler, iç ve dış düzeyde temsil ettikleri önem doğrultusunda ön plana çıkacak.
Banka yaptığı açıklamada, Merkez Bankası'nın talimatlarına uymayan, faaliyetlerini denetlemek için veri ve kabiliyetine erişimini engelleyen bankalara karşı sıkı tedbirler almayı amaçladığını vurguladı. Bankaların denetimine ve bankacılık işlemlerine büyük özen gösterileceği sözü verdi. Aynı durumun borsa şirket ve kuruluşları için de geçerli olacağı belirtilen açıklamada söz konusu kurumların tüm yasal gerekliliklere uymakla yükümlü olacakları ve operasyonlarının gelişmiş denetim plan ve mekanizmalarına göre, Merkez Bankası'na yeni katılan çalışanlardan oluşan seçkin bir ekip tarafından inceleme ve denetime tabi olacağı kaydedildi. 
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Şekib el-Hubeyşi, yerel para biriminin değerindeki son ciddi düşüşe ilişkin yaptığı açıklamada, bunun başta döviz piyasasında yasa dışı spekülasyon olmak üzere birbiriyle bağlantılı birçok nedenden kaynaklandığını söyledi. Hubeyşi, hükümetin net ve istikrarlı maliye politikaları benimsemesini engelleyen kriz koşulları ve ülkedeki istikrarsızlık nedeniyle, Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikalarının başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını vurguladı.
Hubeyşi’nin açıklamalarına göre petrol türevlerinin rastgele bir biçimde ithalatı, döviz üzerinde ani talep ve spekülasyon yaratması nedeniyle olumsuz bir rol oynuyor. Bu nedenle düzensiz bir döviz talebi oluşuyor.
Banka, defalarca akaryakıt ithalatına ilişkin kontrollerin olması gerektiği çağrısında bulunduğunu belirttiği açıklamasında Merkez Bankası’nın bu kontrolleri belirlemeye dahil edilmesinin ve uygulamaları izlemesini sağlamanın önemini vurguladı.
Banka, döviz arz ve talebini düzenlemek amacıyla aldığı son kararlarda Merkez Bankası'nda ödeme sistemleri geliştirme konusunda uzmanlaşmış uluslararası uzmanlar tarafından sunulan bir ulusal ödemeler komitesi kurma projesini onayladığını duyurdu. Ayrıca bileşenleri, uygulama yöntemleri ve çalışma mekanizmaları hakkında da yakın zamanda bir karar verileceği kaydedildi.
Hubeyşi, pazardaki bölünme ve meşru otoritenin kontrolü altındaki bölgelerdeki Yemen para birimi ile Husi milislerinin elindeki alanlardaki döviz kurundaki fark konusuna ilişkin yaptığı açıklamada, Yemen pazarının ve para biriminin tek olduğunu vurguladı. Hubeyşi, “Para basma ve şeklini ve değerini belirleme yetkisi yasal olarak sadece Yemen Merkez Bankası'na ve meşru hükümete aittir” ifadesini kullandı.
Bankanın yönetim kurulunun son zamanlarda söz konusu bölgelerde Yemen para biriminin fiyatlarındaki bozulmalar ile karşı karşıya kaldığına işaret eden Hubeyşi, piyasanın ve para biriminin birliğini ve tüm bölgelerdeki değerini korumak için fiyat bozulmalarını ortadan kaldırmak üzere ciddi bir iyileştirme politikası uygulama kararı aldığı kaydedildi.  
Yemen Bankası Başkan Yardımcısı, kamu çalışanlarının maaşlarının dağıtılması ve ödemelerinin düzensizliği konusunda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Maaşlar da dahil tüm devlet harcamalarının ödenmemesinden bankayı sorumlu tutmak doğru değil. Banka devletin genel gelirlerinden kendisine sağlananlar kadarını ödüyor. Bazı devlet gelir kurumlarının Merkez Bankası'na eşdeğerini sağlamaktan kaçınması durumunda gerekli devlet ödemelerinin yapılamaması doğal bir durum.”
Husi karşıtı güçler arasındaki siyasi farklılıkların şiddetlendirdiği zayıf ekonomik performansın yanı sıra Husi milislerin basılı para biriminin Merkez Bankası aracılığıyla yeni baskısının dolaşımını engellemesi de Yemen ekonomisinin çöküşüne katkıda bulundu. Ayrıca Husiler, ülke içindeki havalelere transfer ücretleri getirmenin yanı sıra hükümet kontrolündeki alanlardan sağlam (rezerv) para birimleri satın alınmasını ve grup yararına toplanmasını dayatıyor.
Yemen hükümeti Merkez Bankası’nı yıllar önce Aden'e taşımış olsa da bankaların çoğunun merkezlerinin Sana'da bulunması, darbecilerin kıskacı altında kalmasına ve grubun zor kullanarak kontrol ettiği paralel bir bankacılık sistemini dayatmasına olanak sağladı.
Yemen riyali, geçtiğimiz yıllarda Aden'de Merkez Bankası'nda bulunan Suudi Arabistan’ın milyar dolarlık mevduatının varlığı sayesinde kısmen değerini korudu. Ancak bu dövizin büyük bir kısmının temel emtia ithalatı lehine azalması, kaynaklar ve sıkı bir para politikasının olmaması son dönemde yaşanan bozulmaya katkıda bulundu.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.