Hal Brands: ABD, Rusya ve İran'ın vekalet savaşlarından rahatsız

ABD’li analist Hal Brands, Washington'ın önündeki alternatifin, hem vekile hem de onu destekleyen ülkeye yanıt vermek olduğunu söyledi

Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)
Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)
TT

Hal Brands: ABD, Rusya ve İran'ın vekalet savaşlarından rahatsız

Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)
Bazı ülkeler adına çalışan vekil gruplar, İsveç'teki Coop süpermarket zinciri yazar kasalarını hedef alan siber saldırılar düzenlediler (EPA)

Devletler, yelkenli gemiler çağında, düşmanlarının gemilerini soymak ve kasalarını boşaltmak için korsanlara başvururdu. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin (British East India Company) resmi olarak özel bir şirket olmasına rağmen, Britanya (İngiliz) İmparatorluğu'nun sömürgecilik yıllarında Britanya’ya Hindistan’da geniş topraklar kazandırdığı biliniyor. Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda Henry A. Kissinger Küresel İlişkiler Merkezi’nden ABD’li analist Hal Brands, Washington ve Moskova’nın, diğer tarafın çıkarlarına zarar vermek için paralı askerleri, isyancıları, eylemcileri ve diğer düzensiz grupları kullandıklarını söylüyor.
ABD’nin kendisini bir kez daha düşman devletlerin, özellikle de Rusya ve İran’ın gayri resmi ve düzensiz gruplarla ve oluşumlarla kendisine karşı yürüttükleri ve çıkarlarına zarar verebilecek olan vekil savaşlarıyla karşı karşıya bulduğunu söyleyen Brands, Irak’ta Şii milislerin ABD’ye ait noktaları hedef alan füze saldırılarının, ABD kurumlarına yönelik siber saldırıların ve Rusya'nın Ortadoğu'daki birçok savaş alanında paralı asker kullanmasının, ABD’nin düşmanlarının ABD’nin çıkarlarına saldırdıklarını reddedebilecek ve bu sorumluluğu üstünden atabilecek gayri resmi grupları kullanarak uyguladığı ve her geçen gün büyüyen bir eğilimin sadece bir parçası olduğunu belirtti.
Brands, Bloomberg News tarafından yayınlanan analiz makalesinde, ABD’nin kendisini her zaman, henüz etkili bir şekilde karşı komayı başaramadığı vekalet savaşıyla karşı karşıya bulduğunu ve vekalet savaşı taktiğinin her zaman yerini koruduğunu yazdı. Brands’ın yazısına göre ABD, DEAŞ terör örgütünü Irak'ta yenilgiye uğratmak ve Suriye'de jeopolitik varlığını sürdürmek için düzensiz oluşumlara başvurdu, ancak çoğu zaman bu taktiğin hedefi haline geldi. Brans’ın İran'ın Ortadoğu'daki daha kapsamlı vekalet savaşı stratejisinin bir parçası olarak Irak’taki Şii milisleri silahlandırdığını ve ABD’nin buradaki üslerini ve çıkarlarını füzeler veya insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef almaya kışkırttığını kaydetti.
Brands, yazısına şöyle devam etti:
“Rusya’da ise Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hükümeti, Moskova'nın çıkarlarını korumak, Suriye ve Libya'daki nüfuzunu artırmak için Rus güvenlik şirketi Wagner'e bağlı paralı askerler ve diğer resmi olmayan kuruluşlardan paralı askerlere başvuruyor. Rus bilgisayar korsanları da ABD'deki kritik öneme sahip altyapı kurumlarına siber saldırılar düzenliyor. Bu saldırıların en göze çarpanı bu yılın başlarında, ABD'nin en büyük boru hattını yöneten Colonial Pipeline’a düzenlenen edilen siber saldırıydı. Bilgisayar korsanlarının fidye istediği saldırı, hatların kesilmesine yol açtı. Kremlin ile bu saldırıları gerçekleştiren bilgisayar korsanları arasında herhangi bir ilişki olup olmadığının belirsiz olsa da Putin, bu saldırılar Rusya’nın çıkarlarına hizmet etmeseydi görmezden gelmezdi.”
Brands, Vekalet savaşının cazibesinin sorumluluktan kaçmanın ‘göreceli’ kolaylığı nedeniyle İran'ın ABD’nin Irak'taki konumunu zayıflatmak veya nükleer anlaşma müzakerelerinde avantaj sağlamak için dünyanın süper gücüne doğrudan bir saldırıya karışmadan Şii milisleri kullanabileceğini, Rus suç gruplarının da Kremlin’in izini göstermeden ABD'de huzursuzluk çıkarabileceğini belirterek, “İran'ı veya Rusya'yı bu uygulamalardan doğrudan sorumlu tutmak ne kadar zorsa, bunlara karşı ciddi cezai tedbirler almak da o kadar zor olacaktır. Bu nedenle vekillerle düzenlenen saldırılar, ABD’ye düşman olanlara belirli sınırlar içinde ona baskı yapma olanağı sağlar. Bu, savaşa girmeden baskı uygulamak için kullanılan geleneksel bir gri alan taktiğidir. Ayrıca bu, Rusya ve İran gibi ülkelere, ABD ile daha büyük bir çatışma durumunda kullanılabilecekleri, toplu siber saldırılar ve Ortadoğu'daki ABD’ye ait noktalara yönelik şiddet içerikli saldırlar gibi taktiklerin etkinliğini test etme fırsatı sunuyor” yazdı.
Aynı zamanda Amerikan Girişim Enstitüsü’nde (American Enterprise Institute/AEI) misafir araştırmacı olan Brands, ABD’nin şimdiye kadar işe yarayacak karşı önlemler almasının zor olacağını düşünüyor. Brands’a göre İran yanlısı Iraklı milislere karşı hassas hava saldırıları düzenlemek veya Rus suç gruplarına karşı mali yaptırımlar uygulamak gibi vekillerin bizzat kendilerine karşı göreceli misillemelerde bulunmak, onları destekleyen hükümetleri rahatsız etmiyor gibi görünüyor. Bu yüzden Washington’ın önündeki en bariz alternatif, hem vekile hem de onu destekleyen ülkeye güçlü bir şekilde yanıt vermektir.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 2018 yılında ABD çıkarlarının bulunduğu bölgelere çok yaklaşan yaklaşık 200 Rus paralı askerini imha etti. 2020 yılı başlarında ise eski ABD Başkanı Donald Trump, İran yanlısı Iraklı milislerin Irak'taki Amerikalılara yönelik saldırılarının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün komutanı General Kasım Süleymani’nin öldürülmesini emretti. Mevcut ABD Başkanı Joe Biden da benzer şekilde, Putin'i, ABD'nin Rus bilgisayar korsanları tarafından herhangi bir geniş çaplı siber saldırıya maruz kalması halinde ekonomik yaptırımlar ve diğer cezai yolların uygulanması da dahil olmak üzere Rus devletinin çıkarlarını hedef alacağı konusunda uyardı.
Bunların mantıklı adımlar olduğunu düşünen Brands, aksi takdirde vekalet savaşlarının, ABD’nin bu saldırılara düşmanlarına daha fazla acı çektirecek bir yanıt vermedikçe durmayacağını, ABD’nin maruz kaldığı saldırıya göre daha agresif yanıt verebileceğini vurguladı. ABD’nin birçok cephede yanıt vermeye hazır olduğunu göstermesinin, düşmanları arasında büyük bir kafa karışıklığına neden olacağına inanan Brands, tıpkı ABD'li analist Michael Knights'ın dediği gibi, Washington askeri operasyonlarıyla ilgili kamuoyundaki tartışmaların yarattığı endişeye direnebilirse, düşmanlarına bu davranışı sürdürebileceklerini hissettirmelerine engel olabileceğini belirtti.
ABD'deki Yale Üniversitesi'nden tarih alanında doktorası bulunan Brands, vekil saldırılarını destekleyen taraflara misillemede bulunmanın her zaman hedefe ulaşamayabileceğini de ekledi. Brands, Trump yönetiminin Kasım Süleymani'yi öldürdüğünü, ancak İran'a sadık Iraklı milislerin kısa bir süre sonra ABD’nin Irak’taki çıkarlarına yönelik saldırılarına yeniden başladığını buna örnek gösterdi. Sorunun, ABD gibi dağınık bir süper gücün, İran ve Rusya gibi hedeflerine bağlı düşmanlara karşı bir savaşı kazanmasının zorluğundan kaynaklandığını vurgulayan Brands, “Şuan ABD'nin dikkati dağılmış durumda, çünkü Çin'e odaklanmaya çalıştığı oldukça açık” yorumunda bulundu.



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.