ABD ordusu, Haseke'nin güneyindeki askeri üssünü genişletiyor

El-Hol Mülteci Kampı’nda işlenen cinayet sayısındaki artışın ardından kampa baskın düzenlendi

Geçtiğiniz Mart ayında Kamışlı kırsalında çocuklarla hatıra fotoğrafı çektiren ABD askerleri (Şarku’l Avsat
Geçtiğiniz Mart ayında Kamışlı kırsalında çocuklarla hatıra fotoğrafı çektiren ABD askerleri (Şarku’l Avsat
TT

ABD ordusu, Haseke'nin güneyindeki askeri üssünü genişletiyor

Geçtiğiniz Mart ayında Kamışlı kırsalında çocuklarla hatıra fotoğrafı çektiren ABD askerleri (Şarku’l Avsat
Geçtiğiniz Mart ayında Kamışlı kırsalında çocuklarla hatıra fotoğrafı çektiren ABD askerleri (Şarku’l Avsat

ABD ordusu ve Uluslararası Koalisyon güçleri, Haseke’nin güney kırsalındaki Şeddadi ilçesindeki askeri üssü, Amerikan askeri araçları, zırhlı araçlar ve lojistik teçhizat taşıyan 75 tırlık bir askeri konvoyun gelişinin ardından genişletmeye başladı. Öte yandan Haseke'nin doğusundaki el-Hol Mülteci Kampı’nda, Iraklı mültecileri ve yerinden edilmiş Suriyelileri öldürdüklerinden şüphelenilen bir hücreye baskın düzenlendi, çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Üst düzey yetkili bir kaynak, Irak’ın Suriye’ye açılan el-Velid Sınır Kapısı’ndan geçen ve Amerikan nakliye araçları, zırhlı araçlar ve lojistik teçhizat taşıyan 75 tırlık askeri konvoyun gelmesinden sonra ABD güçlerinin Haseke’ye bağlı Şeddadi ilçesindeki askeri üssünü genişletmeye başladığını söyledi. Şeddadi Askeri Üssü, ABD kuvvetleri ve karada yapılan askeri devriyeler için bir konuşlanma noktasıdır. Aynı zamanda Deyrizor'un kuzey ve doğu kırsalındaki Irak sınırları da bu üsten kontrol ediliyor. Petrol kaynakları ve gaz yatakları bakımından zengin bir bölge olan Şeddadi ilçesinde, aşırılık yanlısı DEAŞ terör örgütünün tutuklu üyeleri için bir de hapishane bulunuyor. Bu çöl bölgesi, son zamanlarda İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) sadık gruplar tarafından Deyrizor'un doğu kırsalındaki Ömer Petrol Sahası ve Koniko Gaz Sahası’na gerçekleştirilen füze saldırılarının yanı sıra DEAŞ’ın uyuyan hücrelerinin faaliyetlerine tanık olan Haseke, Rakka ve Deyrizor’da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altındaki şehirleri ve bölgeleri Irak sınırına bağlayan coğrafi bir bağlantıdır.
ABD ordusunun üssü genişletme adımının, DEAŞ'a bağlı gruplar ve uyuyan hücreler tarafından gerçekleştirilen terör faaliyetlerini durdurmak amacıyla Şeddadi Askeri Üssü’nü Uluslararası Koalisyon’un Suriye'nin doğusundaki en önemli üssü haline getireceğini belirten kaynak, “Uluslararası Koalisyon üslerinin dağılımı, bu geniş alanın sağlamlığı bakımından, Irak sınırına kadar her yöne saldırı gücü ve kontrol sağlıyor” dedi.
Şeddadi Askeri Üssü’nün yanı sıra Haseke'nin kuzeyindeki karayolu üzerinde bulunan ve savaş helikopterlerinin inişi için özel bir piste de sahip olan Tel Beyder Üssü başta olmak üzere Haseke'de ABD ordusu ve Uluslararası Koalisyon güçlerine ait çeşitli askeri üsler bulunuyor. Bunlara Simalka Sınır Kapısı ve petrol sahalarını kontrol eden Haseke'nin kuzeydoğusunun en uç bölgesinde yer alan Rumeylan Petrol Sahası’ndaki üs de dahil. Haseke Üssü ise DEAŞ’lı tutukluların tutulduğu en büyük hapishane olan es-Sinaa Hapishanesi’ni korumakla görevli. Kamışlı kırsalında da askeri devriyeler gerçekleştirmek ve Rus güçleriyle temas alanlarında herhangi bir sürtüşmeyi engellemek için ABD güçlerine ait birkaç üs bulunuyor.

el-Hol Mülteci Kampı’na baskın
Öte yandan İç Güvenlik Güçleri (Asayiş), Suriye'nin doğusundaki el-Hol Mülteci Kampı’nın birinci ve ikinci bölümlerinde biri kadın olmak üzere üç Iraklı mültecinin öldürülmesinin ardından kampa baskın düzenleyerek çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. İç Güvenlik Güçleri, bu yılın başlarından bu yana içerisinde işlenen cinayet sayısı 70'e yükselen kampta, yerinden edilmiş Suriyelilere yönelik cinayetleri işlediğinden şüphelenilen bir hücreyi yakalamayı başardı.
Şarku’l Avsat’a konuşan kamp yönetiminden bir güvenlik kaynağı açıklamasında, “Asayiş güçleri, son cinayetlere karıştığı düşünülen üç şüpheliyi kampın birinci bölümünde, DEAŞ hücrelerine üye olmak ve cinayet işlemek suçlamasıyla gözaltına aldı” dedi. SDG tarafından Uluslararası Koalisyon güçleri ve ABD ordusunun desteğiyle geçtiğimiz Nisan'da düzenlenen büyük güvenlik baskınından sonra işlenen cinayet sayısının arttığını söyleyen kaynak, “Nisan ayından bu yana işlenen cinayet sayısı 19'a yükseldi. Baskından önce, kampta bu yıl 50'den fazla cinayet işlenmişti. Kamp, Iraklı mültecileri ve yerinden edilmiş Suriyelileri hedef alan toplam 70 cinayete tanıklık etti” dedi.
El-Hol Mülteci Kampı’nda 14 Temmuz sabahı 14 yaşındaki Türk uyruklu bir çocuk, Iraklı bir mülteciyi kasten öldürdü. Kampın birinci bölümünde işlenen bu cinayetin ardından güvenlik güçleri çocuğu tutukladı. 29 Haziran’da ise bir Iraklı mülteci ve yerinden edilmiş bir Suriyeli, kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. Bundan sadece bir gün önce yani 28 Haziran’da da Suriyelilerin kaldığı kampın beşinci bölümünde 23 ve 17 yaşlarındaki iki Suriyeli kız kardeş öldürülmüştü.
Hol Mülteci Kampı, yüzde 90'ını kadın ve çocukların oluşturduğu 62 binden fazla kişiyi barındırıyor. Kamp nüfusunun çoğunluğunu ise Suriyeliler ve Iraklılar oluşturuyor.

 


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.