Libya'nın Fizan bölgesi, büyüyen sorunlarına çözüm bekliyor

Dibeybe, 13 Temmuz'da güney belediyelerinin belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda (Devlet Medya Ofisi)
Dibeybe, 13 Temmuz'da güney belediyelerinin belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda (Devlet Medya Ofisi)
TT

Libya'nın Fizan bölgesi, büyüyen sorunlarına çözüm bekliyor

Dibeybe, 13 Temmuz'da güney belediyelerinin belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda (Devlet Medya Ofisi)
Dibeybe, 13 Temmuz'da güney belediyelerinin belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda (Devlet Medya Ofisi)

Libya'da göreve gelen her yeni hükümetle birlikte, güneydeki Fizan şehirlerinin sakinleri on yıllardır devam eden krizlerine bir çözüm bulunmasını umuyorlar, ancak bu sorunlar sayıca fazla ve kökleşmiş durumda. Bu nedenle, güney şehirlerinde yaşayan insanlara göre “üst düzey yetkililer bu sorunlarla başa çıkamayacak ve çözüm bulamayacak” konuma düşüyor.
Güneydeki Sebha, Ubari ve Merzuk kentlerindeki vatandaşlardan bazıları, bölgelerinin Libya'da zenginliğin kaynağı olduğunu, ancak halkın yoksulluktan kırıldığını, bunun yanı sıra yakıt kıtlığı sorunuyla karşı karşıya kaldıklarını ve yakıtlarını karaborsada gerçek fiyatının birkaç katı fazlasına aldıklarını ileri sürdüler. Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti, son zamanlarda bölgeye yakıt yüklü bir dizi kamyon gönderse de halk yakıt kıtlığı sorununun devam ettiğini söylüyor.
Sebhalı Avukat Ali Milemdi, güney bölgesinin yaşadığı bir dizi krizi Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şöyle özetledi: “Kriz yıllardır vatandaşları zor durumda bırakıyor. Güney bölgeleri, vatandaşların ticaret, turizm ve hatta bölgeler arası seyahatte dahi hayatlarını sürdürme yeteneklerini sınırlayan suç ve suçluların yayılmasından muzdarip. Bankalardaki likidite eksikliği ve devlete ait istasyonlardaki yakıt kıtlığı krizlerimizi şiddetlendiriyor. Petrol Bakanlığı akaryakıt yüklü tırlar gönderse bile vatandaşlar, istasyonlarda uzun kuyruklarda beklemek ve daha sonra karaborsaya başvurmak zorunda kalıyor.”
Vatandaşların şikayetleri üzerine Dibeybe, başkentteki hükümet binasında güney bölgesindeki belediyelerin belediye başkanlarıyla bir araya gelerek, bölgelerinin karşılaştıkları güçlükleri görüştü. Akaryakıt eksikliği, bir dizi ana yolun kullanılamaz hale gelmesi ve koronavirüs salgınının yayılması ışığında aşıların yetersiz kalması gibi konular bu güçlüklerin başında geliyor.
Dibeybe, toplantıda hükümetin güney bölgelerin yaşadığı krizleri çözmeye çalıştığını belirtti ve vatandaşlara bu konuda güvence verdi. Toplantıya, Kabine İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil Cuma da katıldı. Toplantının yapıldığı binanın önünde toplanan vatandaşlar krizlerini daha da derinleştiren uzun süreli elektrik kesintisi nedeniyle yaşadıkları sıkıntının boyutunu dile getirdiler. Libyalı Çiftçi Ebu Süleyman İbrahim, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Artık hayatın zorluklarına dayanamıyoruz, güneyde on yıldır çile çekiyoruz ve kimse bizi dinlemiyor. Karaborsadan sık sık akaryakıt alıyoruz, bankalarda nakit bulamıyoruz. Ayrıca sürekli elektrik sıkıntısı da çekiyoruz.”
Yürütme makamı ülke işlerinin yönetimini üstlendiğinden beri, gerekli desteği almada güneydeki şehirleri öncelik ilan etti. Dibeybe, son zamanlarda güneye öncelik verilmesi ve çeşitli bakanlıklar aracılığıyla temel hizmetlerin sağlanması ihtiyacı doğrultusunda güneyi desteklemek için 500 milyon dinar tahsis etti.
Koronavirüsle mücadelede gerekli malzeme sıkıntısı çeken güneydeki sağlık sektörünün şikayetlerine yanıt olarak, Libya Sağlık Bakanı Dr. Ali el-Zanati, bölgedeki izolasyon merkezleri için bakanlığın acil ihtiyaçları karşılamaya hazır olduğunu söyledi ve bakanlığın dağıtımını yapacağı bir miktar aşının geleceği konusunda belediye başkanlarına güvence verdi.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve yardımcıları Abdullah el-Lafi ve Musa el-Koni, çalışmalarının başında daha önce güneydeki şehirleri ziyaret etmiş ve oradaki vatandaşların acılarını öğrenmek için bölgenin akil adamları ve ileri gelenleriyle bir araya gelmişlerdi. Ancak bu ziyaretin ardından, halkın durumunda değişen bir şey olmadı.
Bölgede durumun daha da kötüye gitmesini önlemek için, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakan Yardımcısı Ramazan Ebu Cenah, Libya'nın başkenti Trablus'taki Denetim Bürosu Başkanı Halid Şakşak ile Büro’nun Trablus'taki genel merkezinde güney bölgesindeki yakıt, nakit ve sağlık krizlerini ele almak üzere yaptığı bir görüşmede pratik önlemler üzerinde anlaştı.
Devlet Denetleme Bürosu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Toplantı, güneyin yaşadığı sorunları tanımlama, bu sorunları çözme ve vatandaşların yaşamlarında olumlu bir fark yaratmaya yönelik çalışma yollarına odaklandı.” Şakşak ve Ebu Cenah, yakıt kıtlığı ve kaçakçılık olgusunun ağırlaşması sorunlarını derhal çözmeye karar verdiler. Bu sorunlar tüm ilgili taraflarla koordineli olarak, akaryakıt taşıma araçlarının alıcı istasyona ulaşmak üzere programlanması ve izin verilen yolu aşması durumunda tankerin devre dışı bırakılabilmesi için kurulu bir sistemin etkinleştirilmesi ile çözülecek.
Toplantıda ayrıca, güneyin yaşadığı sağlık sorunlarının ele alınmasının yollarına da değinildi. Şakşak, işletme ve idarenin özelleştirilmesi yoluyla Büro'nun giriştiği deneyin önemine dikkat çekti. Bu deneyin Sebha Tıp Merkezi'nde uygulanmasını ve vatandaşlara en iyi sağlık hizmetlerinin bir an önce sunulmasını sağlamak amacıyla Sağlık Bakanı ile acil bir toplantı yapılıyor. Toplantının sonunda, üzerinde mutabık kalınan tüm hedeflere ulaşılması durumunu takip etmek için hedef ve tarihlerin yer aldığı belirli bir takvimin belirlenmesine ve engellerin güney halkının krizlerinin çözümünü garanti edecek şekilde ortadan kaldırılması için gerekli notların alınacağı toplantılar düzenlenmesine karar verildi.
2011'de eski rejimin devrilmesinden bu yana, Libya'nın güneyi, hükümet hizmetlerinin eksikliği, yakıt kıtlığı ve fiyatlardaki keskin artıştan mustarip.
Dibeybe, güney bölgesini güvence altına almak için bölgedeki "terörist grupların" hareketlerini takip etmeyi, bu grupları kovuşturmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan ortak bir büro açtı. Bu girişim, yasadışı göç, insan kaçakçılığı ve emtia kaçakçılığını takip etmenin yanı sıra bu fenomenleri engelleyecek pratik planlar geliştirmeyi de amaçlıyor.
Başbakanlığını Abdulhamid Dibeybe'nin yaptığı Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) iktidara gelmesinden bu yana ilk kez Fizan bölgesinin merkezi Sebha’da toplandı.
Başbakan Dibeybe, Bakanlar Kurulu’nun beşinci toplantısını yapmak ve şehri incelemek amacıyla gittiği Fizan’ın Sebha kentinde “Libya tarihinde ilk kez Bakanlar Kurulu toplantısının Sebha'da yapılmasına karar verdik. Tüm hükümet ekibiyle burada olmamız yıllarca süren savaş ve bölünmenin bir sonucu olarak acısını çeken güneye yardım etmeye gitme kararlılığımızın bir kanıtı. Bugünden sonra Libya, Sebha veya başka bir yerde savaş yok” ifadelerini kullandı.
Fizan Libya’nın güneybatısında bulunuyor. Sebha ise bölgenin en büyük şehri. Açıklamasında ülkenin güneyinde yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele, güvenlik ve yakıt sağlama, seçimleri güvence almanın önemli öncelikler olduğuna değinen Dibeybe, hükümetin o bölgede terör ve suçla mücadele planlarını tamamlayacağına söz verdi.
İsviçre'nin Cenevre kentindeki Birleşmiş Milletler (BM) sponsorluğunda yürütülen siyasi diyalogun sonuçlarına UBH’nin dün Sebha’da gerçekleştirdiği toplantısı geçtiğimiz Mart ayında iktidara gelmesinden bu yana türünün ilk örneği olma özelliği taşıyor. Ziyaret, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrezzak en-Nazuri ve bir grup askeri lider tarafından yönetilen ortak askeri komitenin, Libya’nın güneyi ve tüm askeri kampları içeren saha turlarına başladığını duyurusuyla aynı zamana denk geldi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.