Cezayir, Libya’da uzlaşı için hakem olabilir mi?

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, ülkesinin Libya krizine siyasi bir çözümün getirilmesini desteklemek için tüm taraflar arasında uzlaşı toplantıları düzenlemeye hazır olduğunu ifade etmişti

Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)
Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)
TT

Cezayir, Libya’da uzlaşı için hakem olabilir mi?

Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)
Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)

Ali Yahi (Muhabir)
Cezayir’in, Libya’daki taraflar arasında uzlaşıyı tesis edip edemeyeceğiyle ilgili tartışmalar devam ederken veriler, iki kardeş ülke arasındaki yabancılaşmanın, silahlı çatışmaların geri dönüşü korkusunun yeniden ortaya çıkışına kadar süreceğini gösteriyor. Bu da Cezayir’in Libya ile ilgili çabalarının ne kadar işe yarayacağına dair soruları gündeme getiriyor.
Cezayir, olay yerine güçlü bir dönüş yapma arayışı ile Libyalılar arasındaki anlaşmazlıkların sona ermesi arasında, Libyalı taraflar arasındaki uzlaşı gemisine kaptanlık yapma ‘onuruna nail olmak’ için çabalamaya devam ediyor. Bu amaçla Afrika Birliği (AfB) ile iş birliği içinde Libya'daki ulusal uzlaşı projesini başarıya ulaştırmak için çalışamaya hazır olduğunu ifade etti. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramazan Lamamra ile Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis arasında yapılan son telefon görüşmesinde, Cezayir'in daha önce ülkenin 1990’lı yetkililer ve İslamcılar arasında yaşadığı ve çok sayıda kurban verilen ‘kara on yılda’ olduğu gibi Libya’daki krizi sakinleştirme, Libyalıların tokalaştığı, kucaklaştığı, affettiği ve aynı masada oturduğu deneyiminin geliştirilmesi ele alındı.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan Lamamra-Kubis görüşmesine ilişkin yapılan açıklama, bu ayın başlarında göreve başlayan Dışişleri Bakanı Lamamra’nın kardeş Libya halkının, kardeş halkların her zaman özlemini çektiği barışı, kardeşliği, yeniden birleşmeyi ve mevcut krizden demokratik sistemi garanti altına alacak şekilde çıkma yönelimini desteklemeye ve güçlendirmeye odaklandığı, bunun da daha fazla taahhütte bulunulmasını gerektirdiği belirtildi.

Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’nın sonuçlarından duyulan memnuniyet
Bir ay önce Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Libya konulu ikinci konferansın oturum aralarında, dönemin Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum, kardeş ülke Libya'da istikrar ve birliği sağlamak için ulusal uzlaşının tesis edilmesinin önemine odaklandı. Libya Başkanlık Konseyi'nin Ulusal Uzlaşı Komisyonu'nun kurulmasına yol açan çabalarına övgüde bulunan Bukadum, Cezayir'in Libya’daki siyasi sürecin başarısını sağlamak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını vurguladı.
İkinci Berlin Konferansı’nın katılımcıları, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusuna övgüde bulundular. Konferansın BM ve BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) teslim edilen nihai bildirisinde, ‘kapsayıcı ve hak temelli ulusal uzlaşı süreçleri için bölgesel örgütlerin ve komşu ülkelerin desteğinin önemini’ vurgulayan katılımcılar, Libya Başkanlık Konseyi ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBG) tarafından hak temelli, kapsayıcı ve kuşatıcı bir ulusal uzlaşı süreci başlatmaya yönelik ilk adımların atılmasını teşvik ettiler.

Cumhurbaşkanı Tebbun’un Libya uzlaşısı dosyasına verdiği önem
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, selefi Abdulaziz Buteflika’nın engelleme girişimlerine rağmen, cumhurbaşkanlığı görevini üstlendiğinden bu yana Libya'daki uzlaşı dosyasına, büyük ilgi ve dikkate değer bir öncelik verdi. 22 Şubat 2019 hareketinin başlamasıyla ülkenin güvenliğini ve istikrarını neredeyse aşındıran siyasi gerilime sahne olan Cezayir’in iç meselelerine yönelmesi nedeniyle eli boş döndüğü Libyalılar arasında uzlaşı sağlanması meselesi ‘Yeni Cezayir’i bölgesel rolüne geri döndürecek giriş sahnesi olarak görüldü.
Öte yandan taraflardan hiç biri, Cezayir'in, sınır bölgelerinde patlak veren gerilimler çerçevesinde Libya'daki durumu sakinleştirmeyi ve kendisi için stratejik öneme sahip doğu komşusunun güvenlik ve istikrarının yeniden tesis edilmesini amaçlayan adımının samimiyetini sorgulamıyor.
Cumhurbaşkanı Tebbun, ülkesinin Libyalı taraflar arasındaki uzlaşı görüşmelerine hamilik yapmaya ve ülkelerindeki krize siyasi bir çözüm bulmalarını desteklemeye hazır olduğunu ifade etmişti. Tebbun, Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi ile görüşmesinin ardından da ‘Cezayir'in kardeş Libya halkına, Libya devletinin, egemenliğini ve birliğini koruyacak şekilde yeniden inşa etmelerini sonuna kadar desteklediğini’ vurguladı.
Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Cezayir ziyareti sırasında Cezayir’in uzlaşı dosyasını destekleme ve yönetme konusundaki ustalığından ötürü Cumhurbaşkanı Tebbun'dan Libya ulusal uzlaşısına katılmasını istedi. Başbakan Dibeybe, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Cezayir'in son on yıldır Libya’nın iç işlerine karışmadığını ve Libya'nın Cezayir'i bir ağabey olarak gördüğünü söyledi.

“Cezayir sadece bir durumda başarabilir”
Libya Temcilsiler Meclisi (TM) Ulusal Yol Bloğu Başkanı Ali Ahmed el-Tekali, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Cezayir’in Libyalılar arasında sadece bir durumda, iki taraf arasında bir güç dengesi yaratarak uzlaşma sağlayabileceğini ve ancak o zaman uzlaşının çözüm olduğuna dair güçlü bir kanaat oluşacağını söyledi. Belirli bir tarafın uluslararası ve bölgesel güçlerden sınırsız olarak uluslararası destek aldığını öne süren Tekali, bunun da çatışmayı körükleyeceğini belirterek, “Güçlü olan taraf sorunları kendi lehine çözebileceğinden emin olduğu sürece Libya krizi yakın gelecekte sona ermeyecek” ifadelerini kullandı.
Tekali sözlerini şöyle sürdürdü:
“Güç dengesi, Cezayir’in tüm paralı askerleri Libya topraklarından çıkarma, dış müdahalelere son verme, bizi askeri çatışma noktasına getiren hırsları dizginleme ve ülkenin çıkarlarına hizmet etmeyen gündemlerin dayatılmasını engelleme çabaları ile sağlanabilir. Zira Libya’daki durum komşu ülkelerin güvenlik ve istikrarını tehdit ediyor.”

Uzlaşı zemini oluşturma
Afrika meseleleriyle ilgilenen siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Mebruk Kahi ise yaptığı değerlendirmede, “Libyalıların bir çözüm bulması ve krizden çıkması Cezayir’in çıkarınadır. Cezayir, her zaman yardım teklifinde bulunmuştur ve görüşleri yakınlaştırmıştır. Libya dosyasının Cezayir'in değil, BM ve AfB'nin elinde olduğunu iyi bilmeliyiz” ifadelerini kullandı. Bu açıdan bakıldığında Cezayir devleti, BM Libya Özel Temsilcisi’nin Libya'daki çabalarını desteklediği anlaşılabiliyor. Bu durum Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra ile BM Libya Özel Temsilcisi Kubis arasındaki son telefon görüşmesinde açıkça görülüyordu.
Prof. Kahi, Cezayir'in Libya ile siyasi, tarihi ve hatta sosyal bir bağa sahip olduğunu ve ister merhum Albay Muammer Kaddafi döneminde olsun, isterse mevcut yönetim döneminde olsun, Libyalı seçkinlerin güvenine sahip olduğu, bunun da onu Libya krizinin tüm tarafları arasında fikir birliğine varılan yer haline getirdiği yorumunda bulundu. Cezayir'in yalnızca Libyalıların uzlaşmacı bir çözüme ulaşmasına yardım etmekle kalmayıp diplomasisini Libyalıların hizmetine sunarak, gerek AfB’nin, gerek BM’nin ve hatta sivil toplum kuruluşlarının koridorlarında olsun, paralı askerlerin ve yabancı güçlerin Libya topraklarından çıkarılması için bağlayıcı kararlar alınmasına yardımcı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kahi, Libyalı tarafları tek bir masada bir araya getirmenin dış müdahale nedeniyle çok zor bir çaba olduğunu, ancak Cezayir'in bir uzlaşı zemini oluşturabileceğini de sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Kahi son olarak gerçek uzlaşıya, özellikle Kaddafi dönemini yöneten seçkinler ile mevcut bileşenler arasındaki siyasi krizden çıktıktan sonra varılabileceğinin altını çizdi.

 


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.